İşletmeci olmak, bize gerekli esnekliği vermiyor??

Bu yazıyı paylaş

Tweet It! Facebook

ya da

Kobitek Takip Servisi

Geçen yıl “İŞ PLANI – GEREKLİ Mİ ? GEREKSİZ Mİ ?” başlıklı yazıyı yazdığımda, gerekli olmadığını söyleyen bazı yabancı kaynaklardan yola çıkmış ve “Gerek yok diyenlere baktığımız zaman, çoğunun İş Planı’nı oluşturan ögeleri değişik bir şekilde adlandırdıklarını veya İş Planı tanımını kendi görüşleri doğrultusunda yaptığını gözlemliyorum.” şeklinde bir saptamada bulunmuştum.

Nihayet söz konusu tartışma ülkemize de sıçradı ve bu sabah iş planını, zaman kaybı ve psikolojik kaçış olarak yorumlayan bir yazı okudum ve ister istemez tekrar bu konuya dönmek gereğini duydum.

İlginç saptamalar var yazıda. Öncelikle, iş planı yapmayı psikolojik bir kaçış olarak yorumlayan yazar, iş modelinin, iş planından önce kurgulanması ve çeşitli modeller arasından birinin seçilmesi gerektiğini söylüyor ki, bu çok doğru ve herkesin hemfikir olduğu bir akış.

Yazar, sadece yürüyen veya kurulu işlerin iş planının sağlıklı yapılabileceğini, henüz fikir aşamasında olan işler için yeteri kadar veri olmadığından bir iş planının söz konusu olamayacağını iddia ediyor.
Sanırım iş planının tanımını, iş planı çeşitlerini ve iş planının kimler için (öncelikle kendin için) yazıldığını bilmek gerek.

Yani aslında, İŞ PLANI – GEREKLİ Mİ ? GEREKSİZ Mİ ? başlıklı yazıda söylediğim şeye geri geliyorum. İş Planı’nın önemsiz veya gereksiz olduğunu söyleyen herkes, süreci bir şekilde doğru olarak irdelerken, iş planı tanımını ya parçalara bölerek, ya da genelleyerek ele alıyor.

Ancak bu yazıda takıldığım başka bir nokta var ki, bunu sert bir şekilde ele almakta yarar görüyorum. Çünkü, burada yazarın kullandığı bir irdeleme benim mesleğim ve de çok sevdiğim mesleğim ile ilgili. Bu irdelemeyi 30 yıllık meslek yaşamımda, 4-5 yıllık akademik yaşantımda, 35 yıldır kesintisiz konu ile ilgili okuma sürecimde ilk kez duyduğumu söylemek zorundayım. Ve mesleğim (yani uyguladığım – elimde diplomaların olduğu – bitirmediğim bir doktora süreci yaşadığım mesleğim) İŞLETMECİLİK ile ilgili bu irdeleme beni rahatsız ettiği gibi, konudan uzak kalanlara da çok yanlış bir bilgi aktarımıdır.

Yazar “ilk başta değindiğim noktaya geri dönersek, işletmeci formasyonunda olmak bize gerekli esnekliği ve çevikliği vermiyor. Çünkü işletmeci olarak, tanımladığımız iş planına ve stratejilere sadık kalmamız gereklidir. Bu da belirsizlikler ortamında iş kurmamıza engel teşkil ediyor.” demiş. (yazısına buradan ulaşabilirsiniz)

Öncelikle bir işletmeci esnek olmaz ise işletmeci olamaz. Plana ve stratejilere körü körüne SADIK kalanlar, sadece ve sadece yeteneksiz işletmeciler veya baskı altında çalışan emir kullarıdır. Bir işletmeci, tüm planların, yapıldığı andan itibaren yanlış olduğunu bilen, bu planları ve stratejileri, gelişmeler doğrultusunda sürekli değiştiren, gerektiğinde tamamen silip baştan yaratan ve bunu yapmasını bilen kişidir.

Eğer belirsizlik ortamı, iş kurmamıza engel teşkil ediyor ise, belirsizlik ortamında her türlü kararı vermekten kaçmamız gereği vardır. Bir işletmeci her türlü ortamda, her şart altında, gerektiği noktada karar vermek zorundadır. Bunu beceremeyenler başarısız olur veya bundan kaçanlar bu mesleği yapamazlar.

Yazarın mesleğini bilmiyorum, ancak yaptığı irdelemeden, işletmeci veya yönetici olmadığını tahmin ediyorum. Özellikle de, işletmeci olduğunu duymaktan korktuğum için araştırmaktan kaçınıyorum.

Aslında bu yazıda benim ve konu ile herkesin üzerinde durduğu bir çok ortak konu var :

  • Fikre veya projeye aşık olmak,
  • Business model generation,
  • İş planı,
  • İş modeli gibi

Bunlar üzerinde tartışmak, sürekli yeni yaklaşımlar geliştirmek, yararlı ve gerekli. En azından, ben kendi açımdan bunlardan çok şey öğreneceğime inanıyorum. Ancak, konusunda lisansüstü çalışmaların yapıldığı, üniversitelerde 4 yıllık lisans eğitimlerinin verildiği, konu ile ilgili sayısız kitap, makale, yazı ve tez yazılmış, Peter Drucker’lar, Tom Peters’lar Dünyası için yapılan geçersiz bir irdeleme ister istemez beni rahatsız ediyor.

4785 kere okundu

Tufan Karaca

1954 doğumlu olan Karaca eğitimini Kadıköy Maarif Kolejini tamamladıktan sonar Virginia Polytechnic Institute and State University’de tamamlamıştır. 32 yıllık profesyonel yaşamının yaklaşık 15 yılını çeşitli ülkelerde, yabancı firmalarda üst düzey yöneticilik yaparak geçirmiştir.

Türkiye ve Azerbeycan'ın ilk yapı marketlerinin, Romanya ve Montenegro'nun ilk AVM'lerinin kuruluşunda yöneticilik yapan Karaca aynı zamanda Türkiye'deki ilk kitap ve müzik mağazalarının kuruluşunda da yer almıştır. 

Önceki yıllarda Yeditepe Üniversitesi, İşletme Fakültesi’nde 2 dönem MBA dersi de vermiş olan Karaca halen Özyeğin Üniversitesinde Girişimcilik dersi vermekte, yönetim danışmanlığı yapmakta ve yönetim eğitimleri vermektedir.

http://blog.tkaraca.com

yazarın diğer yazıları için tıklayın

ücretsiz hizmetlerimizden faydalanmak için üye olun

DIŞ TİCARET

Yurtdışı KOBI Kredileri

Yurtdışı KOBI Kredileri

Bankalar yurt dışı mali piyasalardan veya Uluslararası kuruluşlardan gerek borçlu gerekse Türkiye Cumhuriyeti garantörlüğünde aracı banka sıfatı ile temin edilen orta ve uzun vadeli yabancı kaynakların yatırımcı firmalara kullandırılmasına aracılık etmektedir.

OFİS VE İNSAN

Hayatı Ertelemeden Yaşamak, Zamanın Öneminin Farkına Varmak

Hayatı Ertelemeden Yaşamak, Zamanın Öneminin Farkına Varmak

Toplum olarak işlerimizi en son ana bırakmaya yatkınız. Ya Hayat? Onu yaşamayı niye son ana bırakıyoruz. Gülmeyi bile öteleyen ve taksitlendiren bir hayat yaşıyoruz. Her sabah 24 saati peşin alıyoruz ama taksit taksit gülüyor ve mutluluğu da aylarca erteliyoruz.

Ofiste Ergonomi

Ofiste Ergonomi

Günümüzde ergonomi kavramı yapılan iş ve insanın çalışma gücünün maximum düzeyde dengelenmesi ve bir yandan çalışanın sağlığını korurken, bir yandan da verimliliğin artmasını da içermektedir.

İŞ DÜNYASI

Artık Büyük Balık Küçük Balığı değil, Hızlı Balık Yavaş Balığı yutuyor-2

Artık Büyük Balık Küçük Balığı değil, Hızlı Balık Yavaş Balığı yutuyor-2

şirketler artık küçük ve hızlı balık olmanın avantajlarını anladılar ve kendilerini çaresiz görmüyorlar

HUKUK / MUHASEBE

Doğum İznindeki İşçi İçin İzin Süresince Sigorta Primi Ödenmesi Gerekir mi?

Doğum İznindeki İşçi İçin İzin Süresince Sigorta Primi Ödenmesi Gerekir mi?

4857 sayılı İş Kanunu gereğince kadın işçilere doğumdan önce 8 ve doğumdan sonra 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta izin verilmesi esastır.