Yönetim Kurulu Üyeleri Kriz Ortamında Risk Yönetimine Ağırlık Verecek

Bu yazıyı paylaş

Tweet It! Facebook
Kobitek Takip Servisi
Yönetim Kurulu Üyeleri Kriz Ortamında Risk Yönetimine Ağırlık Verecek

Deloitte Türkiye, Capital Dergisi işbirliği ile hazırladığı, “Yönetim Kurulu 2008 Araştırması”nın sonuçla

Deloitte Türkiye, Capital Dergisi işbirliği ile hazırladığı, “Yönetim Kurulu 2008 Araştırması”nın sonuçlarını yayımladı. Yönetim kurulunun etkinliği, düzeni, yapısı, süreçleri, dinamikleri ve risk yönetimi gibi konuları ele alan araştırma “Modern Dünyaya Ayak Uyduran Yönetim Kurulları” üst başlığını taşıyor. 136 yönetim kurulu üyesinin katılımıyla gerçekleştirilen çalışmada yönetim kurullarının daha etkili olabilmeleri için bazı alanlarda iyileştirmelere gerek olduğu vurgulandı.

Yapılabilecek iyileştirmeler arasında yönetim kurulu üyelerinin performanslarının daha etkin değerlendirilmesi, bağımsız üye sayısının artırılması, yönetim kadrolarıyla daha sık bir araya gelinmesi gibi noktalar ön plana çıktı.

İyi kurumsal yönetişim ve yüksek kurumsal performans arasındaki denge

Deloitte Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi M.Sait Gözüm, “Yönetim Kurulu 2008 Araştırması”nın Türkiye’deki kurumsal yönetişim performansına önemli bir bakış açısı getirdiğini ifade ederek şunları söyledi:

“Bu araştırmamızla Türkiye’de kurumsal yönetişimin portresini çizmek istedik. Yönetim kurulu üyeleri, danışmanları, üst düzey yöneticiler ve yatırımcıların güvenilir verilere ihtiyaç duyduğunu gözlemliyoruz. Yönetim kurulları ve yöneticiler, hem yüksek kurumsal performans hem de kusursuz kurumsal yönetişim gerektiren bir ortamda doğru dengeyi kurmaya çalışıyorlar. Deloitte olarak başarıya giden yolun kurumsal yönetişimi uygulamaktan geçtiğini biliyoruz. Bu alandaki küresel bilgi birikimimizi ve konuya ışık tutan araştırmalarımızı kurumlarımızla, yöneticilerimizle paylaşmaya devam edeceğiz.”

Yönetim Kurulları büyük katkı sağlıyor, ama performansları etkili denetlenmiyor

Katılımcılar, yatırımcıların çıkarlarının temsili, uzun vadeli stratejilerin biçimlendirilmesi, finansal performansın denetlenmesi ve şirket satın alma/birleşmeleri konusunda tavsiyede bulunma gibi konularda yönetim kurullarının şirketlerine büyük bir katkı sağladığına inanıyor.

Soruları yanıtlayan yönetim kurulu üyelerinin %86,1’i kendilerini öncelikle uzun vadeli yatırımcılara, %77,1’i kurumsal yatırımcılara, %52,5’i ise çalışanlara karşı sorumlu hissettiğini belirtiyor.

Katılımcıların çoğunluğu CEO’nun performansının etkili bir şekilde değerlendirildiğini ancak yönetim kurulunun, üyelerinin ve komitelerinin performansları için uygulanan değerlendirme süreçlerinin daha az etkili olduğunu belirtiyor.

Kadınlar ağırlığını koyuyor

Araştırmaya konu olan şirketlerin yarısında yönetim kurulunda kadınlar da görev yapıyor. Şirketlerin %44,2’sinin yönetim kurullarındaki üye sayısı 3 ile 5 arasında değişiyor. Bu şirketlerin yönetim kurullarının %81’inde CEO’lar, %35’inde ise CFO’lar yönetimde yer alıyor.

Çalışmaya katılan şirketlerin %75’inin yönetim kurullarında bağımsız üye bulunmuyor. Yönetim kurullarının bağımsızlığı konusunda büyük bir çoğunluk hemfikir olmakla birlikte, katılımcıların %15’i “şirket dışı yöneticilerin yönetim ile yakın bir ortaklık içinde çalışmadığını” dile getiriyor. Katılımcıların sadece %25’i yönetim kurullarında bağımsız üye bulunduğunu söylüyor. 2007’de yapılan çalışmada ise bu oran %35 olmuştu.

Ankete katılan yönetim kurullarının %92’sinde üyeler için yaş, %66’sında ise çalışma süresi sınırlaması bulunmuyor. Katılımcıların %58’i birden fazla yönetim kurulunda görev aldığını belirtiyor. Bu oran 2007’de yapılan çalışmada %95 olarak çıkmıştı.

Yönetim kurullarının %42’sinde yabancı uyruklu üye, %53’ünde ise mutlaka şirketin ana hissedarı olan aileye mensup bir üye bulunuyor. Araştırmaya yanıt veren yönetim kurulu üyelerinin % 63’ü ise farklı şirketlerin yönetim kurullarında çalışabileceklerini ifade ediyorlar.

CEO’ların işi kolay değil

Yönetim Kurulu 2008 Araştırması’na katılan yönetim kurulu üyelerinin %67’si bağlı bulundukları yönetim kurullarının yılda 4 defadan fazla toplandığını ve planlamayı çoğunlukla yönetim kurulu başkanının yaptığını ifade ettiler. Buna paralel olarak ise yönetim kurullarının ancak yarısı yönetim kadroları ile yıllık stratejik yönetim toplantıları gerçekleştiriyor.

Katılımcıların %78'i yönetim kurullarının her zaman genel müdüre yeterli hareket özgürlüğü verdiğini söylüyor.

Rapora göre yönetim kurullarının %61’i, yönetim kadrosunun performansını değerlendirirken CEO’ları bu değerlendirmenin dışında tutuyor. Bu arada katılımcıların %40’ı, yönetim kurulunun düşüncelerinin CEO'nun düşünceleriyle az ölçüde çeliştiğini, %43’ü ise büyük veya çok büyük ölçüde çeliştiğini söyledi.

Risk yönetimi

Yönetim Kurulu 2008 Araştırması’na katılan üyelerin %66’sı yönetim kurulu üyelerinin strateji belirlemeye ağırlık verdiğini ifade etti. Ancak yönetim kurullarının şirket riskinin yönetiminde de önemli rolü bulunuyor. Son yıllarda yapılan yasal düzenlemeler de risk yönetimi konusunda yönetim kurullarına bazı sorumluluklar getiriyor.

Örneğin, yasalaşması beklenen yeni Türk Ticaret Kanunu tasarısında, pay senetleri borsada işlem gören şirketlere “Tehlikelerin (risklerin) Erken Teşhisi Komitesi” kurması zorunluluğu getiriliyor.

Katılımcıların %80’i bağlı bulundukları yönetim kurullarının riski etkin bir şekilde yönetebildiğini ifade ediyor. Çalışmaya katılanların %58’i, risk yönetiminde yeni değer yaratma ve varolan değerleri koruma konusuna öncelik verildiğini kaydediyor. Ayrıca Deloitte araştırmasındaki katılımcıların hemen hepsi yönetim kurullarında bir risk komitesi bulunduğunu bildirdi. Bu oran 2007 yılında %27 gibi çok düşük bir düzeydeydi.

ücretsiz hizmetlerimizden faydalanmak için üye olun
6549 kere okundu

Bu Kategorideki Diğer Yazılar

Çalışma hayatında Durduk Yere Çıkan Çatışmalar, Çatışma Maliyeti
Çalışan Hakları, İşçinin Korunması ve İşverenin Sorumlulukları
KGF (Kredi Garanti Fonu) A.Ş.
İşletmelerde Doğru Çalışanlar
Yükselen Sermaye Bulma Modeli; Private Equity, Yani Girişim Sermayesi (Özel Sermaye)
İş Hayatının Gerçekleri
Uygun Başlıklarla Yazıların Etkisini Artırma
Buy-ology, satın alma bilimi
Yatırım teşviki ve yatırım teşvik belgesi nedir
Mükemmel bir sistemin 3 Temel Unsuru
İnternet ve Telefon Bankacılığı Müşterileri Bankalardan Uzaklaştırıyor
Franchising
SWOT Analizine Analitik Bakış
Dünya İnsan Çağı’na giriyor
Güvenin ama kontrol edin!

BİLİŞİM VE TEKNOLOJİ

DIŞ TİCARET

KOBI Teşvik Belgesi

KOBI Teşvik Belgesi

KOBİ kalkınma planları ve yıllık programlarda öngörülen hedefler ile Avrupa Birliği normlarına ve uluslararası anlaşmalara uygun olarak desteklenmelerini, uluslararası düzeyde rekabet edebilmelerini teminen üretim, kalite ve standartlarını artırmalarını, istihdam yaratmalarını sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.

OFİS VE İNSAN

Kağıtsız ofise geçiş: Elektronik Doküman Yönetimi

Kağıtsız ofise geçiş: Elektronik Doküman Yönetimi

Ofis içi iş akışının en önemli unsurlarından biri, yaratılan ya da elde edilen belge ve dokümanlardır. Bir bakıma faaliyetlerinizin somut göstergesi, iş akışı hacminizin, hızının ve çeşitliliğinin birer delilidir bunlar.

Ofiste Ergonomi

Ofiste Ergonomi

Günümüzde ergonomi kavramı yapılan iş ve insanın çalışma gücünün maximum düzeyde dengelenmesi ve bir yandan çalışanın sağlığını korurken, bir yandan da verimliliğin artmasını da içermektedir.

İŞ DÜNYASI

Yükselen Sermaye Bulma Modeli; Private Equity, Yani Girişim Sermayesi (Özel Sermaye)

Yükselen Sermaye Bulma Modeli; Private Equity, Yani Girişim Sermayesi (Özel Sermaye)

Günümüzde alternarif yatırım yöntemlerinden biri olarak kabul edilen private equity (okunuşu: pırayvıt ekuti), Türkçe'de özel sermaye veya girişim sermayesi anlamlarına gelmektedir.

HUKUK / MUHASEBE

Doğum İznindeki İşçi İçin İzin Süresince Sigorta Primi Ödenmesi Gerekir mi?

Doğum İznindeki İşçi İçin İzin Süresince Sigorta Primi Ödenmesi Gerekir mi?

4857 sayılı İş Kanunu gereğince kadın işçilere doğumdan önce 8 ve doğumdan sonra 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta izin verilmesi esastır.

KOBİMOBİL

Krizde Satış Geliştirme

Faruk Şener ile Ekonomik Kriz Yönetimi

Tufan KARACA ile YÖNETİM VİZYONU

Tufan Karaca

ARKAM YOK MARKAM VAR

  • İleri Marka Yönetimi

    Bu yazımın başlığını İleri Marka Yönetimi koydum. Bildiğim kadarı ile ülkemiz literatüründe bu başlıkta bir yazı yok. Ülkemizde marka yönetimi konusundaki çalışmalar konumlandırma teorisi ve çevresinde şekillenir. Konumlandırma, bir markanın inşaası sürecinin belki en önemli aşamasıdır ama tek aşaması da değildir.