KOBİ Nedir?

Bu yazıyı paylaş

Tweet It! Facebook
Kobitek Takip Servisi
KOBİ Nedir?

Bir ekonominin gerçek dinamosu nedir diye sorulduğunda buna verilecek yanıt "KOBİ"ler olacaktır.

Buna rağmen "KOBİ nedir?" diye sorulduğunda ise ortaya net bir yanıt çıkmamaktadır. "Küçük ve orta boy işletme" ana tanımı içinde, KOBİ´lere değişik ülkeler, hatta aynı ülke içindeki farklı birimler farklı farklı özellikler yüklemektedirler. Bu nedenle çoğu zaman tanımlamada karışıklık yaşanmaktadır.

Bunda temel etken, tanımlamada kullanılan ölçütlerin değişik olmasında yatmakta elbette. Tanımlamada genel olarak 3 ölçüt öne çıkmaktadır: 

  • Firmanın çalıştırdığı personel ya da işçi sayısı, 
  • Bilanço değerleri
  • Bağımsızlık
Bağımsızlık ölçütünden kasıt, bir firmanın sermayesi ve hissesinin %25 ten fazlasının bir büyük sermaye grubuna ait olmamasıdır. Yani, ancak hisse payı içinde büyük sermayenin payı %25´ten az olan firmalar KOBİ kategorisine girebilirler. 

Ölçütlerdeki farklılık, değişik sektörlerde ve faaliyet alanlarında bile görülmektedir. Örneğin bilişim sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin KOBİ olması için 50 ya da daha az bilgisayar sahibi olması gibi bir eğilim söz konusudur. Burada görüldüğü gibi temel ölçüt, üretim aracının yani bilgisayar sayısının tanımda kullanılmış olması. 

Yine aynı şekilde, imalat sanayinde ise çalışan sayısı devreye girmekte fakat ölçütler aynı olmasına rağmen sonuç değişmektedir. Dış Ticaret Müsteşarlığı imalat sektöründe KOBİ olabilmenin üst sınırını 200 işçi olarak verirken, Hazine Müsteşarlığı ise bu sınırı 250´ye çıkarmaktadır! Bu durum bir çok uzman ve ekonomi yazarı tarafından ortak KOBİ tanımı yaratmada büyük bir sorun olarak kabul edilmekte, hatta istihdamda üst sınırın 250 çalışan olmasını bile büyük bir yanlışlık olarak ifade etmekteler.

Ayrıca KOBİ denildiğinde tek parça ve bir bütün olarak ifade edilen bir üretim biriminin olmaması da tanımı daha da zorlaştırmaktadır. Çünkü KOBİ kapsamı içine 3 farklı birim girmektedir. Bunlar;

  • mikro ölçekli işletmeler, 
  • küçük ölçekli işletmeler, 
  • orta ölçekli işletmeler 
olarak sınıflandırılmaktadır. Kendiliğinden bölünen canlı hücreler gibi, KOBİ bünyesi içinde oluşan bu sınıflamalar, tanımlama yapmayı daha da zorlaştırmaktadır. Bununla birlikte  yapılan ayrımlar arasındaki sınırların ne olduğu (Örneğin mikro işletme ile küçük işletme arasındaki istihdam, ciro, hisse payı vs. ölçütleriyle oluşan sınırın ne olacağı gibi) konusunda oluşan ayrılık ve ihtilaflar daha da çeşitlenmektedir.

Örneğin bu durum, AB-Türkiye çerçevesinden bakıldığında daha net anlaşılabilir. Avrupa Birliği mikro işletmeler için yıllık ciro sınırını 2 milyon euro olarak kabul ederken, Türkiye´de Devlet İstatistik Enstitüsü rakamlarıyla bu sınır 1 milyon euro olarak belirtmekte. 

Benzer şekilde Avrupa Birliği, orta ölçekli işletme olma ölçütünü, yıllık cirosu 40 milyon euro´nun altında kalan işletmeler olarak belirlerken, Türkiye´de DİE ölçütlerine göre bu rakam 25 milyon euro olarak gösterilmektedir. (Küçük işletmeler için de aynı durum mevcuttur, AB 10 milyon euro´nun, Türkiye ise 5 milyon euro´nun altında yıllık ciro yapanları küçük işletme olarak kabul etmektedirler.)

Görüldüğü gibi, net bir KOBİ tanımı yapmak oldukça güç ve karmaşık. Birbiriyle kimi yerde uyuşan kimi yerde çelişen rakamlar, değişik kuruluşların, dernek ve odaların kullandıkları ölçütlerin farklılığı, tanımlamayı yapan kuruluşların benzer kurumlar olmasına rağmen bambaşka sonuçlara ulaşmasına ve tanımlamada bir standarda ya da net yanıta ulaşmalarına engel olmaktadır.

Durumu, rakamlardan bağımsız düşünerek, hatta rakamları yadsıyarak, biraz sübjektif olarak, yani düşünsel ve bir iç bakışıyla değerlendirirsek çok daha net bir KOBİ tanımına kavuşabiliriz. Bizce şöyle ki;

  • Kısıtlı sermaye ve pazarlama olanaklarına rağmen, kendi çabasıyla ayakta duran, bu çabayla gerek kendi ülkesinin gerekse diğer ülkelerin piyasalarına mal ve hizmet üretip sunan,
  • O ülkede oluşabilecek herhangi bir ekonomik buhranda, ülkenin geniş kesimleri, yani işçi, memur, çalışanlarla birlikte yoğun olarak olumsuz etkilenen,
  • Büyük işletme ve firmalar, ekonomik sistemde oluşan bunalımlar sonucu yatırımlarını rahatlıkla transfer edip, siyasi sorunu ve ekonomik problemi olmayan ülkelere ve pazarlara kaydırabilirken, ekonomik olumsuzluğu finans darlığı, sermaye azlığı, kısıtlı kapasite ve pazar daralması nedeniyle olanca şiddetiyle hisseden,
  • Bunun sonucu ağır yaralar alabilen, iflas kelimesiyle yaşayan ama buna rağmen yine de üreten,
  • Ekonomik gelişme ve büyüme dönemlerinde ise sınırsız başarı hikayeleri yaratan,
  • Toplam ve oransal olarak o ülke için büyük işletmelerden çok daha fazla katma değer yaratabilen

tüm ticari, sınai ve hizmet işletmeleri birer KOBİ´dir diyebiliriz.

Ülkemizde artık KOBİ destekleri oldukça tatminkar büyüklüklere ulaştığı için, KOSGEB, TEYDEB, Kalkınma Ajansları vb. pek çok kurum ile muhatap olunmaktadır. Bunlar büyük ölçüde KOSGEB'in tanımını benimsemektedir. 

KOSGEB ise, her yıl doldurulması gereken KOBİ Beyannamesi ile işletmenin KOBİ olduğunu onaylamakta ve tüm destek işlemlerini bu adımın ardından yürütmektedir.

Son dönemde, büyüklük ve bağımsızlık dışında farklı ölçütler de KOBI tanımına dahil olmuştur. Örneğin önceden ithalatçı firmalar KOBİ sayılmazken, KOBİ tanımında üretim şartı da aranmakta iken, bu durum değişmiş ve bu tarz ticari işletmeler de KOBİ olarak tanınmıştır. 

yazının devamı için tıklayın

ücretsiz hizmetlerimizden faydalanmak için üye olun
468283 kere okundu

Etiketler: kobi

Bu Kategorideki Diğer Yazılar

Şirketinizin Yansıması ve Çalışanlarınız İçin İç ve Dış Destekler
İş Dünyasında Çatışmaları, Yapanlar Değil İsteyenler Kazanır
Ödünç İş İlişkisi
Kobi Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş. nedir?
İş Hayatında Pozitif Düşünce
Geleceğin Yöneticileri Branşlarını Belirleyerek Mesleklerini Seçiyor!
Yatırım teşviki ve yatırım teşvik belgesi nedir
Çalışan Hakları, İşçinin Korunması ve İşverenin Sorumlulukları
KGF (Kredi Garanti Fonu) A.Ş.
Pazarlama Planı Örneği
Güvenin ama kontrol edin!
Pazarlama Sektörüne Genç Bakış
Internet Reklamcılığına Bir
Yatırım Teşvik Belgesi kapatma işlemleri için istenen belgeler
Sektörel Bazlı ve Devlet Destekli Projeler Üzerine Bir Betimleme

DIŞ TİCARET

Nazi Almanya'sından Bugüne

Nazi Almanya'sından Bugüne

Savaş kaybetmiş Almanya'nın başarı hikayesinin altında yatan ticaret anlayışını ve Almanya pazarına giriş için gerekenleri Dış Ticaret uzmanı Didem Aydoğan yazdı.

OFİS VE İNSAN

Yeni Nesil Ofisler

Yeni Nesil Ofisler

Uykuda geçirdiğimiz zamanları çıkardığımızda günümüzün büyük bir kısmını çalışarak geçirdiğimizi görüyoruz. Ofis binaları da bu yoğun tempoya ayak uyduruyor ve değişim gösteriyor.

LED Nedir, Ne Yarar Sağlar?

LED Nedir, Ne Yarar Sağlar?

Yüzyılın devrim yaratan aydınlatma teknolojisi ile elektrik harcamalarında yüksek tasarruf sağlanıyor. Rengarenk ışıklar ile elde edilen görsel efektler de cabası.

İŞ DÜNYASI

İşletmelerde Doğru Çalışanlar

İşletmelerde Doğru Çalışanlar

İşletmelerin, kuruluş aşamalarından itibaren en büyük savaşı ayakta kalmak; ilerleyen dönemlerde ise kalite, verimlilik, ürün, müşteri ve diğer pazar dengelerini gözeterek sürdürülebilir bir başarı sağlayabilmektir.

HUKUK / MUHASEBE

Şirket Ana Sözleşmelerinin Türk Ticaret Kanunu’na Uyumlu Hale Getirilmesi

Şirket Ana Sözleşmelerinin Türk Ticaret Kanunu’na Uyumlu Hale Getirilmesi

2012 yılı Temmuz ayında (yeni) Türk Ticaret Kanunu’nun (“Kanun”) yürürlüğe girmesi ile birlikte şirketlerde bir telaş başladı. Herkes kanunun getirdiği yeni yükümlülükleri ve bunları hangi süre içinde yerine getirmekle yükümlü olduğunu tartışır, avukatlarına ve mali müşavirlerine danışır oldu.

KOBİMOBİL

Krizde Satış Geliştirme

Faruk Şener ile Ekonomik Kriz Yönetimi

Tufan KARACA ile YÖNETİM VİZYONU

Tufan Karaca

ARKAM YOK MARKAM VAR

  • KOBİ’ler için 10 adımda marka yaratma

    Türkiye’nin ilk marka danışmanı ve marka yönetiminin duayeni Güven Borça yıllar önce “Marka İnşaasının 9 Basamağı” başlıklı bir yazı yazmıştı. İlk okuduğumda çok heyecanlandığımı hatırlıyorum. Kısa ve öz bir yazıydı. Ancak hala yüzlerce şirket bu perspektiften yoksun bir şekilde iş yapıyorlar. Güven Borça’nın bu yazısının ana başlıklarını (bir başlıkta –segmentasyon- ben ekledim) son on yılda oluşan gözlem ve deneyimlerimin ışığında yorumlayarak aktarıyorum.