İş Dünyasında Ben Yaptım Olduculuk

Bu yazıyı paylaş

Tweet It! Facebook
Kobitek Takip Servisi
İş Dünyasında Ben Yaptım Olduculuk

Başlıktaki tabir, size hiç yabancı gelmedi, değil mi? :-) Efendim? / Hiç duymadınız mı? / O zaman bu yazı tam size göre!..

İsterseniz, İnternette bir araştırma yapabilirsiniz! Ben yazıya başlamadan önce yaptım. Birçok doğru veya nüktedan tanımlamalar içinde, “Bir ukalalık biçimi... Üstünlüğünü karşısındakilere kanıtladığını, onların beceriksizliği ile ifade eden bir anlayıştır!” tanımı çok yoğun ve doğru bir şekilde karşıma çıktı.

Şimdi; çalışma hayatınızda birlikte olduğunuz veya sosyal çevrenizdeki kişilere - dikkatle şöyle bir yakından baktığınızda - onları fark eder gibi, olduğunuzu zannediyorum.

Aslında; bu tür tanıma uygun insanların, egoları dışında çok belirgin ortak bir özellikleri, yok gibi! Ama onlara, yani “Ben yaptım oldu”culara; her yerde rastlamak mümkün!..

"Ben yaptım oldu"’culuk, doğuştan gelen bir özellik değil. Sonradan olma bir özellik. :-)

Çünkü onları, biz o hale getiriyoruz. Nasıl mı? Olur - olmaz, her yaptıklarını destekleyerek!

Konumuz itibarıyla iş dünyamızdaki, iş sahibi ve üst düzey yöneticiler arasında tavan yapmış, klasik ego belirtilerine kısaca bir göz atarsak, ne demek istediğimi çok rahat anlayacaksınız!..

Nedir? Bu belirtiler derseniz;

  • Genellikle her konuda bilgi sahibidirler ve her şeyi bilirler.
  • Soru veya sorunlarınızı, tam dinlemeden hemen konuşmaya başlarlar.
  • Bencil davranırlar. Motive edici takdir duygularını geliştirdikleri pek söylenemez.
  • Biraz saygısız ve patavatsızdırlar. Teşekkür etmek de, belleklerinde kolay kolay yer almaz.
  • Hatalarını asla kabul etmezler. Mutlaka kendilerince çok çok önemli bir mazeretleri vardır.
  • Aman dikkat! Eleştirilmeye hiç tahammülleri yoktur. (Yalnızken de olsa fark etmez!)
  • Hiç sıcak karşılamasalar da... Başkalarının dedikodularını yapmaktan pek hoşlanırlar.
  • Her şeyi, sizden çok çok önceden, zaten onlar mutlaka düşünmüşlerdir.
  • Her zaman ön planda olmak, aralıksız “Show Yapmak” onlar için olmazsa olmazdır.
  • Ekiplerine pek değer vermezler. “Onlar söyleneni yapsın yeter!” ana ilkeleridir.
  • Esip kükredikleri zaman yanlarına yaklaşılmaz. Empati yapmak da pek işlerine gelmez.
  • Kendilerine yapılan iyilikleri çok çabuk unutsalar da, yanlışlıkları kolay kolay unutmazlar.
  • Çalışanların Mutluluğu / İşveren Markası - gibi bir olgu, onları pek ilgilendirmez.
  • İSG ve Mobbing konularında, taraflı davranma yetkinliklerinin olduğunu zannederler.
  • İnatlaşmak ve iddiaya girmek onlar için çok olağandır. Ama kaybetmeye gelemezler.
  • Abartılı methiyeler ve sürekli pohpohlanmak, çok hoşlarına gider.
  • Genellikle, kendilerini “Bulunmaz Hint Kumaşı” zannederler.
  • Her görüşlerine katılmak zorundasınız. Aksini düşünmeye sizin gücünüz yetmez.
  • Değişim ve inovasyona yönelik aykırı düşünceleriniz, zaten olamaz. Ve olmamalı da!

Bu belirtileri daha da çoğalmak mümkün...

Eğer arzu ederseniz, siz de; çevrenizdeki kendi örneklerinize göre, bu şıklara istediğiniz kadar ilave yapabilirsiniz.

Aslında daima “Biz” kavramına önem verdiğini savunan, ancak “Ben... Ben... Ben...” sözlerini dillerinden düşürmeyen ve “Küçük Dağları Ben Yarattım...” edasıyla ortalıklarda salınan bu tip yöneticilerden, zannedersem hepimize gına gelmiştir.

Ben yaptım oldu’culuk, geldikleri veya bulundukları noktayı elde ediş şekilleri, ne olursa olsun statülerine değer katamayan veya hasbelkader elde ettikleri mevkii bir türlü hazmedemeyen, çok sevgili iş sahipleri veya üst düzey yöneticilerimizin, istisnalar dışındaki ortak problemidir.

Neticede, ülkemizde ve dünyada her yıl yepyeni misyonlarla ve vizyonlarla kurulan ve de özellikle kurumsallaşmaya (Doğrusu “Kurumlaşma”dır!..) çok önem verdiğini öne süren, her 100 şirketten 80 tanesi... İlk 5 yıl içinde, bu tip belirtileri gösteren üst düzey yöneticiler veya iş sahipleri sayesinde, tarihe karışıyor.

Aslında, sizlerinde çok iyi bildiği gibi; kurumiçi iletişim ve geri bildirim kuralları çerçevesinde, liderlik ve yöneticilik sanatının en büyük gayesi, belirlenen ilke ve hedefler doğrultusunda (!) “Amaçlarımıza” özgün ve özgür düşüncelerle katılımcı bir şekilde tüm ekip olarak ulaşmaktır.

Pardon! Birdenbire girişimci bir iş sahibi veya üst düzey yönetici adayı olarak, sizin sesinizi ve sorunuzu duyar gibi oldum. Yanılmıyorsam... “İyi, güzel de!.. Burada önemli olan, liderlik veya üst düzey yöneticilik merdivenlerini çıkarken ‘Ben Yaptım Oldu’culuğa yakalanmamak için, bağışıklık sistemimizi nasıl güçlendirmeliyiz” diyorsunuz değil mi?

Önce, işte size “olmazsa - olmaz” her derde deva :-) 4 ipucu;

  1. Kendinizi tanıyın. (Swot yapın)
  2. Haddinizi bilmeyin. (Özellikle yeri geldiğinde)
  3. Kendinizi geliştirin (TED ve Youtube Videoları izleyin)
  4. Kendinizi iyi ifade edin (Kısa ve öz)

Sonra da;

  • Amaç ve hedeflerinizi çok açık olarak belirleyin ve tüm ekiple paylaşın!
  • Organizasyon şeması ve görev tanımları konusunda herkes ile mutabık kalın!
  • Kurum içinde ve dışında, iletişim ve etkileşim kurallarına uyun. Sistem belirleyin!
  • Popüler tanımlarla, bir “Yönder” olarak, “Yönetişim” standartlarında bilgi sahibi olun!
  • Ön yargılı davranmayın. Kuralları belirleyin ve herkese eşit mesafede olmaya çalışın!
  • Kişisel ve özel zamanlara saygı duyun. Ekip arkadaşlarınızdan aşırı taleplerde bulunmayın!
  • Başkalarının düşüncelerine kendi fikrinizmiş gibi sahip çıkmayın. Onların başarılarını övün!
  • Normal zamanlarda çok sıkı kontrol sistemleri uygulamayın. Empati yapmaya çalışın!
  • Ekip arkadaşlarınızla ilgili özel konuları, onlar yokken kesinlikle başkalarıyla paylaşmayın!
  • Dedikodu yapmayın. Yapılmasına izin vermeyin. Yapanlarla da ilişkilerinizi gözden geçirin!
  • Arkadaşlarınızın yaptıkları iş’te katma değer yaratmalarına fırsat tanıyın. Onları sıkmayın!
  • Güzel çalışmaları takdir edin. Onları ödüllendirin, motivasyon için verdiğiniz sözleri tutun!

Tabi ki, bu önerilere; girişimcilik + liderlik + üst düzey yöneticilik yolunda, sizler de iş konunuz ve çalışma arkadaşlarınıza göre, değişik maddeler ekleyerek, çok güzel bir ekip organizasyonu yapabilirsiniz!

“Ben Yaptım Oldu’culuk” tan uzak yapacağınız kariyer planlamalarınızda, şimdiden kolaylıklar ve başarılar diliyorum.

Daha mutlu bir gelecek için...

ücretsiz hizmetlerimizden faydalanmak için üye olun
1262 kere okundu

Ali Rıza Değer

1955 İstanbul doğumlu, evli ve 1 çocuk babasıdır. Öğrenimini Kabataş Lisesi'nden sonra İ.T.İ.A. Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Marmara Üniversitesi - Maliye Bölümleri’nde sürdürdü. 

Çalışma hayatına 1973 yılında pazarlama ve halkla İlişkiler sektörlerinden başlayıp, 1977 den 2003 yılına kadar, kendi şirketlerinde devam etti. (Ajans Ardaş Reklamcılık Limited.) 

Bu alanlarda yaklaşık 30 yıl; T.İş Bankası, Paşabahçe, Aygaz, İzocam, Lombardini, Honda, Rowenta, JVC, KİP, IBM, Pimaş, Sandoz, Kaleterasit, Kalebodur, Kalekim, Kaledekor, Kalevit, Çanakkale Seramik v.s. gibi birçok şirkete, özellikle Türkiye'nin her yerinde, KKTC de ve Almanya'da, reklamcılık ve halkla ilişkiler başta olmak üzere, çeşitli hizmetler verdikten sonra, kendi isteği ile emekli oldu. 

Yurtiçinde ve yurtdışında katıldığı eğitim çalışmaları...

ISO 9001 14001 Toplam Kalite Yönetimi, Permission Marketing, Inovasyon, Motivasyon, Performans, Network Marketing, Satış ve Pazarlama Eğitimleri ile birlikte...  KKTC Girne Amerikan Üniversitesi / 118 - Y Lions Akademisi Başkanlığı ve Chicago, Indianapolis, Newyork / Uluslararası Lions Kulüpleri Birliği Genel Yönetmenlik ve "Stratejik Liderlik Eğitimi" sonrasında ilaç, otomotiv ve kozmetik gibi sektörlerde Koordinatörlükler yaparak, Sivil Toplum Kuruluşlarında görevler aldı.

1980 den itibaren üyesi olduğu STK'lar ve aldığı görevler…

  • Marmara Yelken Kulübü. Yönetim Kurulu Üyeliği (2011)
  • Sporturist Su Sporları A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeliği (2009)
  • Caddebostan Balıkadamlar Kulübü. Üyeliği (2004)
  • Feneryolu Tenis Kulübü. As Başkanlığı ve Baş Hakemliği (1999)
  • Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü. Üyeliği (2005)
  • Veteran Tenisciler Birliği. Üyeliği (2006)
  • Beşiktaş JK Genel Kurul Üyeliği (1986)
  • Trafik Mağdurları Dayanışma Derneği. Onursal Üyeliği
  • Türk Lions Beceri Kazandırma Vakfı. Başkan Yardımcılığı (1992) *Ethemefendi Lions Kulübü. Onursal Üyeliği
  • Sahrayıcedit Lions Kulübü. Onursal Üyeliği
  • Erenkoy Lions Kulübü. Başkanlığı (1992 - 1993)
  • Lions Akademisi. Başkanlığı (1994 - 1995)
  • Uluslararası Lions 118.Y Yönetim Çevresi. Genel Yönetmenliği *Liay.Lions İstanbul Anadolu Yakası Sosyal Hizmet Vakfı. Başk.
  • Uluslararası Lions 118.Y Federasyonu. Onur Kurulu Başkanlığı
  • Uluslararası Lions Türkiye Konfederasyonu. Konsey Üyeliği
  • Yılbak + Sporturist + Day Grup - ArGe & ArdAkademi Başkanlığı

Halen; ilaç, aşı, kozmetik, gıda, temizlik ve tanıtım sektörlerinde ki 3 şirketler grubunda; danışmanlık, eğitmenlik, koordinatörlük ve yönetim kurulu üyelikleri görevleriyle birlikte... 
Sosyal Sorumluluk Projeleri, BM Küresel İlkeler Sözleşmesi & Kurumsal Sosyal Sorumluluk & Sürdürülebilirlik gibi konularda “Proje Başkanı” olarak çalışmalarına devam etmektedir.  

ar.deger@yilbak.com
www.yilbak.com

yazarın diğer yazıları için tıklayın

Bu Kategorideki Diğer Yazılar

Sürdürülebilir İş Yapış Şekli Geliştirmek Şart
İş Hayatının Gerçekleri
Kobi Kurumsal Kimlik Çalışmaları İçin “ Brif “ Ve Brifin Kullanılması
Internet Reklamcılığına Bir
İnternet ve Telefon Bankacılığı Müşterileri Bankalardan Uzaklaştırıyor
Joint Venture (Ortak Girişim)
Şirketinizin Yansıması ve Çalışanlarınız İçin İç ve Dış Destekler
Geleceğin Yöneticileri Branşlarını Belirleyerek Mesleklerini Seçiyor!
Şikayet Yönetimi
21.Yüzyılın Rekabet Silahı; Müşteri İlişkileri Yönetimi
Mükemmel bir sistemin 3 Temel Unsuru
Klasik yöneticiden e-yöneticiye
Kobi Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş. nedir?
Devreden İşverenin Yıllık İzin Ücretinden Sorumluluğu
Gümrük Yönetmeliğindeki değişiklikler

BİLİŞİM VE TEKNOLOJİ

DIŞ TİCARET

İhracat türleri

İhracat türleri

Dış satım, yani ihracat farklı türlerde gerçekleştirilebilmektedir. Özellik arz etmeyen, kayda bağlı, kredili, konsinye, serbest bölgelere vs. pek çok ihracat türü bulunmaktadır.

OFİS VE İNSAN

Vakit Nakit midir? Vaktin Önemi Nedir?

Vakit Nakit midir? Vaktin Önemi Nedir?

Vakit nakittir derler. Oysaki vakit nakitten daha fazla bir değere ve öneme sahiptir. Nakit denilen şey, elde tutulabilen, saklanabilen, depolanabilen ve elden ele dolaşabilen bir nesne.

İnsan Değiştikçe Gelişmeli, Geliştikçe Değişmeli

İnsan Değiştikçe Gelişmeli, Geliştikçe Değişmeli

İnsan Değiştikçe Gelişmeli, Geliştikçe Değişmeli

İŞ DÜNYASI

Buy-ology, satın alma bilimi

Buy-ology, satın alma bilimi

“Buy-ology – Satın alma davranışı hakkında yalanlar ve gerçekler” adlı kitabının yazarı Lindstrom, insan davranışının yüzde 15'lik bölümünün bilinç, yüzde 85'lik bölümünün ise bilinçaltında şekillendiğini söylüyor

HUKUK / MUHASEBE

Doğum İznindeki İşçi İçin İzin Süresince Sigorta Primi Ödenmesi Gerekir mi?

Doğum İznindeki İşçi İçin İzin Süresince Sigorta Primi Ödenmesi Gerekir mi?

4857 sayılı İş Kanunu gereğince kadın işçilere doğumdan önce 8 ve doğumdan sonra 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta izin verilmesi esastır.

KOBİMOBİL