Şirketlerin Devlete Olan Borçları ve Ortakların Sorumlulukları

Bu yazıyı paylaş

Tweet It! Facebook
Kobitek Takip Servisi
Şirketlerin Devlete Olan Borçları ve Ortakların Sorumlulukları

Devlete Olan Borçlarda Şirket Ortaklarının Sorumluluğunu Biliyor Musunuz?

Ekonomik krizler yanlış ticari kararlar gibi birçok unsur nedeni ile vergi mükelleflerinin vergilerini ödeyemez hale geldiği veya gelebileceği hepimizin bildiği bir şeydir. Birçok şirketin vergi borcunu ödeyememesi üzerine şirket ortakları hakkında takibat yapıldığını duymuşuzdur.

Ancak; şirket vergi borcundan dolayı takibat yapılabilmesini yasalar belli koşullara bağlanmış bulunmaktadır. Limitet şirketler ticari hayatta en yaygın görülen sermeye şirketleridir. Bunların malvarlığından tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borcu, vergi cezası, usulsüzlük cezası, gecikme faizi, gecikme zammı gibi borçların ödenmesi bakımından özellik göstermektedir.

Şirket ortağı, şirket müdürü; ,yönetim kurulu üyesi, genel müdür vb. şirketi temsil ve ilzam yetkisinden sonra kanuni temsilci olarak şirketin tüm borçlarına mal varlığı ile sorumlu bulunmaktadır.

Bu konuda şirket ortağı ya da kanuni temsilcisi olarak sorumluluklarımızı bilerek hareket etmek önem arz etmektedir. Biz bu makalemizde kısaca şirket ortaklarının vergi borçlarından dolayı sorumluluklarını anlatacağız.

Ortakların sorumluluğu; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun'un 35'inci maddesinde belirtildiği üzere limitet şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumludurlar. Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur şeklinde tanımlanmıştır.

Konu Türk Ticaret Kanunu'na göre ise; Anonim ve Limitet şirketlerde ortakların sorumluluğu şirkete koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlıdır. Yani ortaklar, şirketin borçlarından dolayı taahhüt ettikleri sermaye miktarı kadar sorumludurlar. Bunu aşan kısım dolayısıyla hiçbir sorumlulukları yoktur. Ancak konuyu borcun türüne göre ayırmak gerekir. Kamu borçlarından sorumluluk açısından, Anonim şirket ortakları ile Limitet şirket ortaklar arasında ise farklar vardır

Anonim şirket ortaklarının, şirketin kamu borçları açısından sorumluluğu, ortakların şirkete koymayı taahhüt ettikleri sermaye dışında hiçbir sorumlulukları yoktur. Şirket malvarlığından alınmayan kamu borçlarından sorumluluk ise yönetim kurulu üyelerine aittir. Yönetim kurulu üyeleri, şirketin kamu borçları dolayısıyla ikinci derecede, bir başka deyişle şirket mal varlığından tahsil edilememesi kaydıyla şahsi mal varlıklarıyla da sınırsız ve müteselsil olarak sorumludurlar

Ayrıca; Limitet şirket ortakları üçüncü şahıslara olan şirket borçlarından dolayı sadece şirkete karşı taahhüt etmiş oldukları sermaye miktarları ile sınırlı sorumlu tutulmuşlardır

Yargıtay 10 Hukuk Dairesinin 2006 / 2884 sayılı kararında “…Limitet şirket ortakları, şirketten tahsil imkânı olmayan kurum alacaklarından sermaye hisseleri oranında sorumlu…” şeklinde karar vermiştir. Yani bir limitet şirketin tahsil olanağı bulunmayan kamu alacaklarından ortakların sorumlulukları sermaye oranları dâhilinde olacaktır.

Buna bir örnek verecek olursak;

5.000. TL sermaye ve eşit paylara sahip X ve Y iki ortaklı kurulmuş bulunan bir limitet şirketindeki ortakların hisseleri % 50 olacaktır. Bu durumda ortaklar Türk Ticaret Kanunu tanımı ile sermaye miktarı bakımından her bir ortak 2.500 TL sorumlu olacakken, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 35. maddesindeki hükümleri gereğinde şirketin kamu borcunun %50 oranında her bir ortak sorumlu tutulabilecektir.

Ancak şirket borçlarından dolayı ortaklara gidilebilmesi için şirkette bulunan menkul ve gayrimenkuller ile varlıkları amme alacağını karşılamayacak durumda ise ve bu doğrultuda yasada belirtilen şekilde bütün tahsil yolları kapanmış ve şirketin aciz durumda olduğu belirlenebilmiş ise; önce şirketin kanuni temsilcilerine gidilmesi gerekir, kanuni temsilcilerinden de tahsil olanağı kalmamış ve aciz durumları tespit edilmiş ise bu durumda artık şirket ortaklarının şirkete karşı taahhüt etmiş oldukları sermayeleri oranında şirket ortakları nezdinde kamu idaresi, tahsil yoluna gidilmek üzere harekete geçecektir.

Bu anlattıklarımızı özetleyecek olursak Kamu alacakları öncelikli olarak şirket tüzel kişiliğinde aranır. Kamu alacağının şirket tüzel kişiliğinden tahsil olanağının kalmaması ve şirketin aciz durumumun tespit edilmesi halinde;

  • Kamu idaresinde şirket tüzel kişiliğe ait mal varlığının 6183 sayılı kanun hükümlerine göre yapılacak değerleme sonucu amme alacağını karşılamayacak durumda ise,
  • Şirketin haczi kabil başka her hangi bir mal varlığı ile üçüncü şahıslardan hak ve alacakları tespit edilmemiş ise;
  • Tüzel kişiliğin iflasının istenmiş ya da iflasının açılmış olması hallerinde amme alacağının iflas yoluyla takip sonucunda da tahsil edilemeyeceği anlaşılmış ise,
  • Bütün araştırma ve incelemeler sonucunda şirketin adresi tespit edilememiş ya da bulunamamış ise bu durumda şirket ortakları veya kanuni temsilcileri nezdinde kamu alacağının tahsil cihetine gidilebilecektir.

Yukarıdaki açıklamalarımızı destekler niteliğini taşıyan Danıştay 3.Dairesinin 1995/2034 sayılı kararında özetle şirket takip edilerek kamu alacağının, şirketini mal varlığından tahsiline olanak kalmadığı saptanmadıkça, limitet şirket ortaklarının takip edilemeyeceği hükmüne varmıştır.

Burada irdelenmesi gereken bir konu da, borcun doğumu ile tahsil olanaksızlığının ortaya çıkması arasında geçen zaman içerisinde hisse devirlerinin olması halinde, hangi tarihteki ortağın sorumlu olacağıdır. Ortağın sorumluluğu borçların takibi tahsil imkânsızlığı koşuluna bağlı olduğundan, bu tarihte, yani tahsil imkânsızlığının hukuken ortaya çıktığı tarihte ortak olanların borçtan sorumlu tutulması gerekir. Devirlerinde hisseler devir tarihi itibariyle mevcut tüm hak, alacak ve borçları ile devredildiğinden, sorumluluğun devralana ait olduğunu kabul etmek doğru sonuçtur.

Konuya ilişkin bir Danıştay kararında:

"Limitet şirketteki hissesinin tamamını noter tasdikli hisse devir sözleşmesi ile devrettiği ve bu durumun Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanarak tescil ve ilan edildiği hususlarının taraflar arasında ihtilafsız bulunması karşısında, şirketle hiçbir hukuki bağı kalmayan davacı, hisse devrinden sonraki dönemlere ait vergi borçlarından sorumlu tutulamaz." denilmiştir.

Kanuni temsilcilerin sorumluluğu;

Kanuni temsilcilerin kamu alacaklarından sorumluluk altına alındığı 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10 maddesinde; “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir” şeklinde tanımlanmıştır.

Yukarıda kanun maddesinden alıntı yaptığımız yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanunî ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınır.

Sonuç olarak;

Özellikle kamu alacakları bakımından şirketler kamu borçlarından dolayı bütün mal varlıkları ile gerçek kişilerden farklı olmadan sorumluluk taşımaktadırlar, ancak tüzel kişiliği itibari ile kamu borçlarını karşılayamayacak aciz durumda bulunmaları, ya da kamu alacağının bu tüzel kişiliklerden tahsil olanağının kalmadığı hallerde, kanuni temsilcileri ile ortaklarından tahsili cihetine gidilebilmektedir.

Kamu alacaklarının tahsiline öncelikle şirket tüzel kişiliğinden aranacak olup, tahsil olanağının kalmaması halinde ikinci sırada kanuni temsilcilerin takibe konu edilebilecektir. Ancak kanuni temsilcilerinin şahsi mal varlıklarından kamu alacağının kısmen ya da tamamen tahsil edilememesi halinde bu kez şirket ortakların şirkette mevcut olan hisse oranları göz önüne alınmak şartıyla ortakların şahsi mal varlıklarına gidilebilecektir.

Şirket kanuni temsilcilerinin temsil süresi dolması ve yeniden bir kanuni temsilci seçilmemiş olması halinde ise TTK 540 maddesindeki düzenleme gereği bütün ortaklar şirketi temsil etmiş sayılacaklarından bütün ortaklar kanuni temsilci sıfatı ile de şahsi mal varlıklarından kamu alacaklarına karşı tamamen sorumlu duruma gelmektedirler.

Kaynak:makalemarketi.com

ücretsiz hizmetlerimizden faydalanmak için üye olun
167118 kere okundu

Etiketler: vergi şirket

Nevzat Erdağ

1967 yılı Kars doğumlu ERDAĞ, Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesini bitirdikten sonra Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesinden öğretmenlik formasyon eğitimi aldı...
Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde İnsan Kaynakları Yüksek Lisans Programına Katıldı. Profesyonel olarak çeşitli firmalarda muhasebe, finans, dış ticaret departmanlarında üst düzey yönetici olarak çalıştıktan sonra 1999 yılından beri Konvoy Danışmanlık adlı firmasında farklı sektörlerde firmaların mali müşavirliğini, Mali danışmanlığını ve yönetim danışmanlığını yapmaktadır.
Erdağ; ayrıca muhasebe, vergi ve diğer uzmanlık konularında danışmanlıklarının yanında yaklaşık on yıldır muhtelif eğitim kurumlarında 3500’e yakın kişiye eğitimler, panel ve konferanslar vermiştir.

Erdağ’ın yayınlanmış Kitapları;
• Türk vergi sistemi
• Şirketler
• Vergi idaremiz ve denetim müessesi
• Tekdüzen hesap planı uygulamaları
• Marka tescil işlemleri
• E Ticaret
• Kayıt dışı kara para yolsuzluk
• İhracatta KDV uygulamaları
• Canözüm deryaya döndü (şiir)
• Sahibini bilen şiirler
• Duygularla söyleşi(makaleler)

Erdağ’ın ayrıca sosyal ve mesleki içerikli 150 nin üzerinde yayınlanmış makalesi ve yayın aşamasında 3 yeni kitabı bulunmaktadır

yazarın diğer yazıları için tıklayın

Bu Kategorideki Diğer Yazılar

İşçi ve İşveren açısından İş Akdinin Feshi
Yeni Türk Ticaret Kanununda işte bunlar var
İş Kanununa Göre İş Sağlığı ve Güvenliği
Yeni Borçlar Kanunundaki bazı değişiklikler
İş Kanununda Çalışma Süreleri
Şirket Ana Sözleşmelerinin Türk Ticaret Kanunu’na Uyumlu Hale Getirilmesi
Kişisel Verilerin Korunması Hakkındaki Kanun ile Getirilen Yükümlülükler
Değişen Türk Ticaret Kanununda Önemli Konular: Teknoloji
Yeni Türk Ticaret Kanununa Genel Bakış
Rakibinize Karşı Dava Açmak İster misiniz?
Türk Ticaret Kanununda tutulacak Resmi Defterler ve saklama süreleri
İkale (Bozma) Sözleşmesi ile Çıkarılan İşçinin İşe İade Davası Açmasını Engellemek Mümkün mü?
TTK'ya göre Ortaklar şirketten para çekemez
Aile Anayasası ile Hem Şirketinizi Hem Ailenizi Koruyun
Yeni Türk Ticaret kanununda Şirket kuruluşuna ilişkin değişiklikler

DIŞ TİCARET

Ticaret Fuarları

Ticaret Fuarları

İster ulusal, ister uluslararası olsun, ticaret fuarlarının günümüzde pazarlamanın en önemli araç ve işlevlerinden biri olduğu bilinmektedir.

OFİS VE İNSAN

Ofis çalışma verimliliğini etkileyen faktörler

Ofis çalışma verimliliğini etkileyen faktörler

Ergonomik ofis kurulumunun, teknolojik gelişim sayesinde değişen iş yaşamı koşulları nedeniyle artık bir zorunluluk

Ofis aydınlatması nasıl olmalıdır?

Ofis aydınlatması nasıl olmalıdır?

Ofislerde, aydınlatma ihtiyacı, mekanda yapılan işin gerekliliğine göre farklılık gösterir. İhtiyacımız olan aydınlatma, iki yol ile sağlanır: doğal ışık ve yapay ışık. Yeşil binaların arttığı ve enerji tasarrufunun çok önemli olduğu günümüzde doğal aydınlatmanın önemi büyüktür.

İŞ DÜNYASI

İş Fikri Nasıl Bulunur? -2

İş Fikri Nasıl Bulunur? -2

Öyle bir zaman olur ki; ne beyin fırtınası yapacağımız bir iklimimiz ne de birlikte araştırma yapacağımız bir ekip bulabiliriz. Başlangıç noktası niteliğinde bir odak bile bulmakta zorlanabiliriz. Yine tanımlı bir hedef kitle ya da müşteri tarafından ihtiyacı ortaya çıkmış bir ürün/hizmet belirleyemeyebiliriz.

HUKUK / MUHASEBE

Doğum İznindeki İşçi İçin İzin Süresince Sigorta Primi Ödenmesi Gerekir mi?

Doğum İznindeki İşçi İçin İzin Süresince Sigorta Primi Ödenmesi Gerekir mi?

4857 sayılı İş Kanunu gereğince kadın işçilere doğumdan önce 8 ve doğumdan sonra 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta izin verilmesi esastır.

KOBİMOBİL

Krizde Satış Geliştirme

Faruk Şener ile Ekonomik Kriz Yönetimi

Tufan KARACA ile YÖNETİM VİZYONU

Tufan Karaca

ARKAM YOK MARKAM VAR

  • KOBİ’ler için 10 adımda marka yaratma

    Türkiye’nin ilk marka danışmanı ve marka yönetiminin duayeni Güven Borça yıllar önce “Marka İnşaasının 9 Basamağı” başlıklı bir yazı yazmıştı. İlk okuduğumda çok heyecanlandığımı hatırlıyorum. Kısa ve öz bir yazıydı. Ancak hala yüzlerce şirket bu perspektiften yoksun bir şekilde iş yapıyorlar. Güven Borça’nın bu yazısının ana başlıklarını (bir başlıkta –segmentasyon- ben ekledim) son on yılda oluşan gözlem ve deneyimlerimin ışığında yorumlayarak aktarıyorum.