Rakiplerinize Yalınkılıç dalar mısınız?

Bu yazıyı paylaş

Tweet It! Facebook
Kobitek Takip Servisi
Rakiplerinize Yalınkılıç dalar mısınız?

Bu yazının önceki bölümü için tıklayın

Bir önceki yazımızda rekabete kafa üstü dalmamanız gerektiğini anlatmaya çalışmıştık. Şimdi aynı konuyu yeni bir yorumla yeniden ele alacağız. Nasıl rekabet edeceksiniz? Rakiplerinizin karşısına olduğu gibi mi çıkacaksınız? Sizden daha kuvvetli ve yerleşik rakipleriniz varsa pazarda kendinizi nasıl yer açacaksınız? Nasıl var olacaksınız? İşte bütün sorun bu…

Bir pazarlama faaliyeti rakiplerinizi ve rekabet şartlarını düşünerek başlamalıdır. Sadece iyi bir ürün üreterek bunun rakiplerinizden daha iyi olduğunu anlatmaya odaklanacaksanız hemen vazgeçin. Bu rekabet savaşına yalınkılıç dalmak anlamına gelecektir. 


Pazarlamada asıl olay sizin  ne yapmak istediğiniz değil , rakiplerinizin ve rekabet şartlarının ne yapmanıza imkan tanıdığıdır. 


Çıkış noktanız ürününüz, markanız değil rekabet şartları olmalıdır. Bunu yaparken rekabet alanına üç perspektiften bakabilirsiniz.

  • Rakiplerinizin boş bıraktığı bir fayda/özellik alanı var mıdır?: Rakipleriniz ürün sınıfı içinde sahiplendiği alanların dışında yeni bir özellik/fayda bularak sahiplenebilirsiniz. Tabii bu özellik ve faydayı talep eden bir tüketici kesimi olmalıdır.
  • Rakiplerinizin istismar edebileceğiniz bir zayıflığı var mıdır?: Güçte zayıflık vardır. Rakibinizin en güçlü olduğu yer onun aynı zamanda en zayıf olduğu yer olabilir. Bu güce odaklanarak rakibinizin zayıflıklarını tespit edebilirsiniz. Toyota Türkiye’ye giriş yaptığında güçlü rakipleri Tofaş, Renault vb. karşısında yüksek kalitede ve uygun fiyatlı servis hizmeti ile çıktı. Otomotivde çok satan marka aynı zamanda servis hizmeti en zayıf marka olabilir ki öyleydi. Toyota bunu iyi değerlendirmiştir.
  • Rakiplerinizin tam karşısında konumlanabileceğiniz bir yer var mıdır?: Bunun en klasik örneğini  Amerika’dan Seven Up vermiştir. Coca Cola ve Pepsi cola’nın karşısına “uncola” (kolasız) olarak çıkmıştır. Kolalı içecekleri sevmeyenlere alternatif olmuştur. Bu reklamın görselleri için tıklayınız
  • Rakibinizi yeniden tanımlayabilir misiniz?: Bunun en başarılı örneğini ülkemizde Audi vermiştir. Audi , Marka reklam ajansının geliştirdiği mükemmel bir strateji ile üst segmentin lider markaları Mercedes ve BMW’i yeniden tanımlamıştır. “Hiçbir yerde bulamayacağınız aksesuarlar” kampanyası ile  A SES grubundan hatırı sayılır bir tüketiciyi kendisine çekmiştir. Bu reklamın görselleri için tıklayınız

Bir ticari iş güçlü rakiplerin bulunduğu alanda inşa edilemez. Bu nedenle rekabet şartlarının neye imkan tanıdığının analiz edilmesi hayati derecede önemlidir. Güçlü rakiplerinizin karşısına yalınkılıç çıkarsanız kaybetme ihtimaliniz yüksektir. 

ücretsiz hizmetlerimizden faydalanmak için üye olun
7232 kere okundu

Etiketler: pazarlama konumlandırma

Faruk Şener

İ.T.Ü.İşletme Mühendisliği mezunu olan A.Faruk Şener yaklaşık 20 yıldır satış&pazarlama işinde. Enerji sektöründe ulusal ve uluslararası şirketlerin satış ve pazarlama gruplarında görev aldı. Hem aktif saha satışta çalıştı hemde pazarlama stratejileri geliştirdi. 10 yıl önce marka dünyası ile tanıştı ve bir daha çıkamadı.  Güven Borça’nın “Bu Topraklardan Dünya Markası Çıkar mı?” kitabını okudu ve bütün iş yaşamı değişti. O gün bugündür en büyük hevesi pazarlama ve marka stratejileri oldu. Bir yandan öğrendi bir yanda da öğrendiklerini işinde kullandı. İşinde her zaman cilalanmış stratejilere değil pazarda karşılığını bulan, işleyen, sonuç veren stratejilerin geliştirilmesi ve uygulanmasına odaklandı. Ona göre marka canlı, yaşayan ve şirketleri, bu şirketlerin patron ve yöneticilerini aşan , onların üstünde ve ötesinde varolabilen ve tüketicileri kuşatan bir varlıktı. Marka gerçeğini sadece kitaplarda değil sıcak satış ve Pazar mücadeleleri içinde yaşayarak öğrendi.

Profosyonel iş hayatının rutin temposu artık tatmin etmeyince 2012 yılında pazarlama danışmanlığına başladı. Farklı sektörler, farklı ürünler, farklı markalar için stratejik çalışmalar yapmak üzere kollarını sıvadı.  

faruk@faruksener.com
www.faruksener.com

yazarın diğer yazıları için tıklayın

Bu Kategorideki Diğer Yazılar

Markalaşmak Reklam Yapmak Değildir
Rekabete Kafaüstü Dalar mısınız?
Rakiplerinize Yalınkılıç dalar mısınız?
Pazarlama ile Stratejinin Kesişimi
KOBİ’lerin Sık Yaptığı Pazarlama Hataları

BİLİŞİM VE TEKNOLOJİ

DIŞ TİCARET

Nazi Almanya'sından Bugüne

Nazi Almanya'sından Bugüne

Savaş kaybetmiş Almanya'nın başarı hikayesinin altında yatan ticaret anlayışını ve Almanya pazarına giriş için gerekenleri Dış Ticaret uzmanı Didem Aydoğan yazdı.

OFİS VE İNSAN

Dijital baskı kalıcı olacak

Dijital baskı kalıcı olacak

Dijital baskı, 1990’lı yıllarda büyük ilgi ve heyecan uyandırdı; ama esas atılım sonrasında gerçekleşti. Günümüzde dijital baskı, pek çok baskı işi için uygun bir alternatif haline geldi.

Önyargı Nedir? Önyargılı Olmanın Zararları Nelerdir?

Önyargı Nedir? Önyargılı Olmanın Zararları Nelerdir?

Önyargı Nedir? Önyargılı Olmanın Zararları Nelerdir?

İŞ DÜNYASI

Yönetim Kurulu Üyeleri Kriz Ortamında Risk Yönetimine Ağırlık Verecek

Yönetim Kurulu Üyeleri Kriz Ortamında Risk Yönetimine Ağırlık Verecek

Deloitte Türkiye, Capital Dergisi işbirliği ile hazırladığı, “Yönetim Kurulu 2008 Araştırması”nın sonuçla

HUKUK / MUHASEBE

Kişisel Verilerin Korunması Hakkındaki Kanun ile Getirilen Yükümlülükler

Kişisel Verilerin Korunması Hakkındaki Kanun ile Getirilen Yükümlülükler

Kişisel verilerin korunması konusu 80’li yıllardan itibaren uluslararası belgelerde yer almaya başlamıştır.

KOBİMOBİL

Krizde Satış Geliştirme

Faruk Şener ile Ekonomik Kriz Yönetimi

Tufan KARACA ile YÖNETİM VİZYONU

Tufan Karaca

ARKAM YOK MARKAM VAR

  • Marka bilinirliği Nasıl Sağlanır?

    Geçen bölümde marka bilinirliği seviyelerini ve neden önemli olduğunu aktarmıştık. Yazımıza bilinirliğin nasıl sağlanacağı konusu ile devam edeceğiz.

tümü

PATRONA TAVSİYELER

Kurumsallaşabilenlerden misiniz, Yoksa...

Kurumsallaşabilenlerden misiniz, Yoksa...

Böyle bir soru olur mu şimdi demeyin lütfen. Hem de bir Yönetim Danışmanı böyle bir soruyu sormamalı diyebilirsiniz. 23 yıllık profesyonel iş hayatımın büyük bir kısmını KOBİ'lerde “kurumsallaşma” çalışmalarına harcamış biri olarak, tüm şirketlerin ve özellikle de KOBİ'lerin öncelikle bu sorunun cevabını düşünmeleri gerektiğine inanıyorum.