Ofislerdeki ilk iş günü acemilikleri

Bu yazıyı paylaş

Tweet It! Facebook
Kobitek Takip Servisi
Ofislerdeki ilk iş günü acemilikleri

İlk iş günü, çalışanları okula yeni başlayan bir çocuğun heyecanı sarar. Deneyimli çalışanlar bile ilk günün verdiği heyecanla acemilik çekebilir. Yenibiris.com çalışanların başından geçen ilginç iş günü olaylarını bir araya topladı.

Kimisi genel müdürü çaycı zannetti, kimisi aç kaldı. Yenibiris.com yaptığı anketle çalışanlara işyerindeki ilk günlerinin nasıl geçtiğini sordu. İşte ilginç ilk gün hikayeleri...

“Genel müdürü çaycı sandım”

Göksu (28), Sosyal medya uzmanı: “İşteki ilk günümde firma büyük olduğundan çalışanların tamamıyla tanışma fırsatım olmamıştı. Yeni masamda oturmuş şirketin sitesini incelerken yan tarafımdakiler "Ne içsek?" diye konuşuyorlardı. Bu sırada yanıma bir adam yaklaştı. Ben de "Ben bir kahve alayım, sütlü olsun" dedim. Daha sonra, sesini çıkarmadan gidip sütlü kahvemi getiren adamın genel müdür olduğunu öğrendim! Artık nasıl şanslı bir insansam, o gün bugündür aramız çok iyi.”

“6 saat tuvalete gidemedim”

İlknur (24), Çağrı merkezi temsilcisi: “İlk gün daha işe gitmeden çok heyecanlıydım. Tanımadık yüzler, ‘acaba herkese uyum sağlayabilecek miyim?’ sorusu aklımdaydı. Çalıştığım ortam çok kalabalıktı ve herkes çok yoğundu. Binamız da oldukça büyük ve karmaşıktı. Tuvaleti kime sorsam, bir de uzaktaysa acaba binada kaybolur muyum düşüncesiyle 6 saat sabrettiğimi hatırlıyorum.

“Aç kaldım”

Serpil (19), Stajyer: “Staja başladığım ilk günü hiç unutamıyorum. Hem ilk iş tecrübem hem de ilk defa öğrendiklerimi uygulayabileceğim bir yerdi. Çalışma ortamımız çok kalabalıktı ve herkes çok yoğundu. Daha önceki görüşmede bana öğle yemeğini yemekhanede yiyebileceğimi söylemişlerdi. Ancak o gün kimse gelip beni davet etmediğinden, öğle yemeğine gidemedim. Bütün gün heyecandan yerimden kalkamadığım için aç kaldım.”

“Haberimi yalanlamaya çalıştılar”

Selim (29), Editör: “İlk gün bir haber yaptım ve çalıştığım internet sayfasında manşet bölümünde yayına girdi. Sonra haberle ilgili diğer gazeteler bizi aradı ve haberi yalanlamaya çalıştı. İlk günüm olduğundan bayağı heyecanlanmıştım. Sonra haberin kaynağına ulaşıp teyit edince rahatlamıştım ancak stresi bana yetti.”

“Bildiğim işleri bile unuttum”

Cankoç (25), Raporlama uzmanı: “Çok heyecanlanmıştım. Büyük bir kurumda çalışmanın verdiği stres de cabası. Çok kalabalık bir çalışma ortamıydı. Benimle ilgilenecek kimse yoktu. O gün yöneticim de işe gelmemişti. Neyse verilen ufak tefek işlere başladım. Ama heyecandan, normalde tıkır tıkır yaptığım işi nasıl yapacağımı unuttum.”

İlk iş günü ne yapmalı?

Özellikle yeni mezunlara ve iş tecrübesi olmayanlara ilk iş günü hep daha zor gelir. Bu stresi azaltmak mümkün. Yenibiris.com’un özellikle yeni mezunlar için önerileri şunlar:
1) Sakın geç kalmayın: Hatta olmanız gereken saatten biraz önce gitmek işe ne kadar önem verdiğinizi gösterir.
2) Soru sorun: Yöneticinizin verdiği işi bitirirseniz “Bu işi bitirdim, başka ne yapabilirim?” gibi bir soru yöneltin ya da iş arkadaşlarınıza mutfağın, fotokopi makinesinin nerede olduğunu sorun. Bu, işe bağlanmaya çalıştığınızı gösterecektir.
3) Gülümseyin ve arkadaşça davranın: Birçok insanla tanışacaksınız. Tanışma anında yüzünüzde samimi bir gülümseme olsun. Yeni olduğunuz için sizi merak edecekler. Hakkınızda onlara daha önce ne söylendiğini bilmediğiniz için en iyisi olduğunuz gibi ve arkadaşça davranmanız.
4) Çok dinleyip, az konuşun: İş arkadaşlarınızı dikkatli dinleyerek onlar hakkında fikir edinebilirsiniz. Konuşmalarından kişilikleri ve konumları hakkında bilgi edinmeye çalışın.
5) Erken çıkmayın: İşe geç kalmamak kadar önemli. Sürekli çıkış saatini bekler gibi bir izlenim vermemek için çıkış saatini birkaç dakika geçtikten sonra çıkın. Tabi servise yetişme durumunuz yoksa. Bu, hem sıkılmadığınızı hem de işle ilgilendiğinizi gösterir.

ücretsiz hizmetlerimizden faydalanmak için üye olun
10963 kere okundu

Etiketler: ilk günü

Bu Kategorideki Diğer Yazılar

İş dünyasındaki yönetici kadınlara güven tam!
Kobi Kurumsal Kimlik Çalışmaları İçin “ Brif “ Ve Brifin Kullanılması
Patron Nasıl Yönetilir?
İşletmelerde Total Risk Yönetimi (ERM)
Taktik, Strateji ve Karar Almada Kurmay Kadronun Yetiştirilmesi
Şikayet Yönetimi
Ayna ayna kurumsal KOBİ kimliğimi söyle bana
Kriz Yönetiminde Yaratıcı Çözümler ve Proaktif Yaklaşım Yöntemi
Pazarlama Sektörüne Genç Bakış
İş Dünyasında Çatışmaları, Yapanlar Değil İsteyenler Kazanır
Krizde en büyük silahınız: Entelektüel sermayeniz
İşe İyi “İÇ” Müşterileri Alın
İç müşteri memnun mu?
Etkili İletişim Teknikleri: İletişim Becerileri ve Yapılan Hatalar
Engelli çalışanlar en çok teknik serviste istihdam ediliyor

DIŞ TİCARET

Altın Taht Krallık Ülkesi Gana

Altın Taht Krallık Ülkesi Gana

Gana ile ticaret yapmak ya da orada yatırım yapmak için bilmeniz gerekenler, Kültürel farklarımız, dikkat etmeniz gerekenler... Bölgede yıllardır iş geliştiren Didem Aydoğan yazdı.

OFİS VE İNSAN

Paylaşımlı Ofis Nedir, Ne Yarar Sağlar?

Paylaşımlı Ofis Nedir, Ne Yarar Sağlar?

Başta mâliyet unsurları olmak üzere muhtelif menfi sebeplerden ötürü salt bir firmaya ya da kuruluşa ait ofisler düzenlenemiyorsa, çare paylaşımlı ofislerde aranmalıdır.

Ofiste Ergonomi

Ofiste Ergonomi

Günümüzde ergonomi kavramı yapılan iş ve insanın çalışma gücünün maximum düzeyde dengelenmesi ve bir yandan çalışanın sağlığını korurken, bir yandan da verimliliğin artmasını da içermektedir.

İŞ DÜNYASI

KOBI'ler için Etkili Reklamın A'sı Z'si

KOBI'ler için Etkili Reklamın A'sı Z'si

İşletmenin mevcut problemlerini çözen geçici tanıtım etkinlikleri yerine belirli bir zamana ve reklam stratejilerine yaydırılmış etkinliklerinin başarıya ulaşacağı bir gerçektir.

HUKUK / MUHASEBE

Vergi İdaresindeki Değişimler (1.Bölüm)

Vergi İdaresindeki Değişimler (1.Bölüm)

Vergi İdaresindeki Değişimin Farkında mısınız?

KOBİMOBİL

Krizde Satış Geliştirme

Faruk Şener ile Ekonomik Kriz Yönetimi

Tufan KARACA ile YÖNETİM VİZYONU

Tufan Karaca

ARKAM YOK MARKAM VAR

  • KOBİ’ler için 10 adımda marka yaratma

    Türkiye’nin ilk marka danışmanı ve marka yönetiminin duayeni Güven Borça yıllar önce “Marka İnşaasının 9 Basamağı” başlıklı bir yazı yazmıştı. İlk okuduğumda çok heyecanlandığımı hatırlıyorum. Kısa ve öz bir yazıydı. Ancak hala yüzlerce şirket bu perspektiften yoksun bir şekilde iş yapıyorlar. Güven Borça’nın bu yazısının ana başlıklarını (bir başlıkta –segmentasyon- ben ekledim) son on yılda oluşan gözlem ve deneyimlerimin ışığında yorumlayarak aktarıyorum.