Kredi Kartını Nasıl Kullanmalı?

Bu yazıyı paylaş

Tweet It! Facebook
Kobitek Takip Servisi
Kredi Kartını Nasıl Kullanmalı?

Gerçekten kredi kartı nedir? Bir kredi/finansman ürünü mü? Yoksa bir ödeme aracı mı?

Kredi kartları ve kullanımı günümüzde bireyin ayrılmaz bir parçası halini aldı. Peki, biz birey olarak kredi kartımızı doğru şekilde kullanıyor muyuz? İşte burada “Evet, doğru kullanıyoruz” demek oldukça güç. Kimimiz kullanımını bilmeden, kimimiz ise finansal sıkıntılardan sık sık kullanım hatalarına düşüyoruz.

Peki, gerçekten kredi kartı nedir? Bir kredi/finansman ürünü mü? Yoksa bir ödeme aracı mı?

Bu soruların cevabı; “Aslında ikisi de”. Bu ikisinin farkına varmak kredi kartının da doğru kullanımını sağlıyor.

Kredi kartına ödeme aracı olarak bakarsak, kredi kartları bize tanımlanan limitler içerisinde bugün aldığımız mal ya da hizmetin bedelini daha sonra ödememizi sağlıyor. Bu harcamaları ödeme günü geldiğinde tam olarak ödediğimizde kredi kartları tamamen bir ödeme aracı oluyor bizim için.

Kredi ürünü olarak bakarsak da, bize tanımlanan o limit içerisinde istersek bize nakit para sağlıyor, ya da yaptığımız harcamaları ödeme gününde ödeyemediğimizde finansman fırsatı sunuyor. Kredilendirme fonksiyonunu kullandığımızda ücret, faiz gibi maliyetlerimiz oluyor. Böyle bir durumda da kredi kartları kredi ürünü halini alıyor.

Kredi kartı bakiyelerimizi zamanında tam olarak ödediğimizde kredi kartlarının bizlere sonsuz faydaları var. Bunlar;

  • Alışveriş kolaylığı (alışverişlerde paranızın çalınma, kaybolma riski yok)
  • Maliyetsiz fonlama avantajı sağlaması (şimdi al, sonra öde-bir nevi enflasyondan korunma)
  • İşlem kolaylığı (tek seferde bütün ödemeleri yapma)
  • Otomatik fatura ödemelerinde kolaylık
  • Harcamalardan uçuş mili, hediye puan gibi promosyonlar kazanma
  • Kampanya harcamaları ile ilave hediye puanlar, indirimler
  • Harcamaları tek bir yerden izleyebilme
  • Araba kiralama, otel, tatil rezervasyonu gibi işlemlerde kolaylıklar.

Kredi kartlarını sadece ödeme aracı kullanırsak kredi kartlarının bize hiçbir zararı yok. Hatta yukarıda saydığımız faydaları da var. Kredi kartlarının doğru kullanımı da işte burada harcamalarımızı kredilendirmeyerek başlıyor.

Kredi kartlarını sadece “ödeme aracı” olarak kullanabilmek, harcamalarımızı kredilendirmemek ise işin zor tarafı. Peki harcamalarımızı neden kredilendirmek zorunda kalıyoruz? Bunun cevabı da basit. Bütçemizin kontrolünü yapmıyoruz, yapamıyoruz. Başka bir ifade ile harcamalarımız gelirimizden daha fazla. Bu konuya, “etkin bir bütçe yönetimi” ne bir sonraki yazımızda daha detaylı değineceğiz. Burada basit bir alışveriş kuralı olarak harcama yapmadan önce kendimize; “Bu alacağım hizmet ya da ürün İSTEK mi yoksa İHTİYAÇ mı?” diye sormak. Eğer cevabımız ‘İHTİYAÇ’ ise bunu yapmak, eğer “İSTEK” ise ikinci bir soru ile “Bütçemde bunu alacak finansal kaynağım var mı?” sorusunu sormak. Var ise, bu harcamayı gerçekleştirmek, yok ise bu harcamayı yapmamak. Bu yöntem bir bireyin gereksiz harcamalarını kontrol etmede çevremden gözlemlediğim kadarı ile oldukça etkili.

Bir önceki yazımda kredi kartlarının davranışsal finans konusu olarak harcamaları artırdığını, insanların tüketim alışkanlıklarını değiştirdiğini, bunun da harcamaları kontrol etmede bizi yanlış kararlara yönlendirdiğinden bahsetmiştim.

Kredi Kartları ile Taksitli Alışveriş

Kredi kartlarına taksitli alışverişi dünyada ilk uygulamaya sokan ülkeyiz. Finansal ürün mühendisliği alanında bir ilk olarak mağaza kartlarına taksitlendirme ile başlayan bu süreç 2000’li yılların başında kredi kartlarında da uygulamaya başlandı. Aslında kredi kartları ile taksitli alışveriş fonksiyonunu batı ülkelerinde tüketiciler tüketici finansman şirketleri aracılığı ile yerine getiriyor. Burada kredi kartı ile taksitli alışverişlerde operasyonel süreç daha kolay olduğu için gerek bankalar, gerekse de satıcılar için kredi kartlarına taksitlendirme daha pratik. Ama burada kredi kartına taksit uygulaması davranışsal olarak finansal kararları alırken tüketim odaklı davranmamızı kolaylaştırıyor.

Taksitli alışveriş kötü mü derseniz? Eğer toplam harcamayı fonlayabilecek birikimimiz ya da gelecekteki gelirimiz var ise, çok çok iyi bir şey, çünkü vade farkı yok. Ama toplam harcama bütçemizde değil ise, bu bizi borçluluğa sürükleyerek ileride finansal sıkıntılar yaratabilir.

Burada doğru finansal karar almada kanımca en önemli ölçüt, aldığınız hizmet ya da ürünün kullanım ömrü ya da süresinin, taksitlendirme süresinden uzun olması gerektiği. Bu yüzden beyaz eşya, bilgisayar, cep telefonu gibi dayanıklı tüketim mallarının finansmanı, 1 senelik spor kulübü üyelikleri gibi harcamaların taksitli yapılabileceği yönünde. Bir tatil ya da restoran harcamasının taksitle finansmanından ise uzak durulması gerektiği yönünde.

Sonuç

Aslında ülkemizde ve dünyada kredi kartı borç bakiyelerinin yükselmesinde temel sebep, bireylerin kişisel bütçeleme yapmayarak, kredi kartının sunduğu kolaylıklarla bütçeleri dışında harcama yapmaları. Türkiye Bankalar Birliği (TBB)'ne devredilen Risk Merkezi'nin açıkladığı verilere göre, 2013 yılı Ağustos ayı itibariyle kredi kartı borcunu ödemeyen kişi sayısı 469 bin 208 kişi oldu. Bu rakam, geçen yılın tamamında 433 bin 18 kişi olurken, 2011 yılında 253 bin 98 kişi, 2010 yılında 225 bin 205 kişi ve 2009 yılında 278 bin 815 kişi olmuştu.

Elbette, kredi kartları bir ekonomide kaydi paranın artmasını sağlayarak ekonominin canlanmasına sebep oluyor, yapılan harcamaların kayıt altına alınması ile devletin vergi gelirleri artırıp, kayıt dışı ekonomiyi azaltıyor. Ama kredi kartının kontrolsüz kullanımı(kontrolsüz kullanımından kasıt gelirimizden fazla harcamamız) durumunda ise stres, endişe, utanç, yükümlülükleri yerine getirememe, iş kayıpları, depresyon ve bunun ilişkilerimizi zedelemesi sonuçlarını doğuruyor.

Bu yüzden kredi kartlarını doğru kullanmak için önce bir bütçe disiplini, sonra da kredi kart bakiyelerimizi zamanında ödemeye özen göstermeye çalışmamız gerekiyor. Yok ben bu işi beceremiyorum diyeceklere de tavsiyemiz, kredi kartlarını kesip, onun yerine harcamalarını nakit ya da banka kartı ile yapmaları yönünde olacak. Ama bu durumda da kredi kartlarının avantajlarından faydalanamayacağız.

ücretsiz hizmetlerimizden faydalanmak için üye olun
2954 kere okundu

Etiketler: davranışsal finans alış-veriş kredi kartı

Yekta Nazlı

1973 doğumludur. ODTÜ İnşaat Mühendisliği lisans ve Bilkent Üniversitesi İş İdaresi(MBA) yüksek lisans derecelerine sahiptir. Halen Marmara Üniversitesi’nde Bankacılık Enstitüsü’nde tez aşamasında Bankacılık Doktorasını tamamlamak üzeredir.

1996-2005 yılları arasında bankacılık alanında fon yönetimi, projeler, şube alanında çeşitli kademelerde çalışmıştır. Bankacılık kariyerinin ardından eğitim sektörüne geçmiş, yaklaşık yedi yıldır özellikle banka ve finans kesimi çalışanlarına bankacılık ve finans konuları ile ilgili kurum içi eğitimler vermektedir. Eğitim ve danışmanlık faaliyetlerini bağımsız olarak sürdürmektedir.

ynazli@yahoo.com
twitter.com/y_nazli

yazarın diğer yazıları için tıklayın

Bu Kategorideki Diğer Yazılar

Findeks Kredi Notu
Melek Yatırımcı Kimdir? O Gerçekten bir Melek mi?
Alacak Tahsilinin Önemi ve Geri Dönmeyen Alacakların Mali Bünyedeki Etkisi
Finansçı Olmayanlar için Finans Yönetimi
Forfaiting Finansman Tekniği
Barter Sistemi
KOBİ’ler İçin Yeni Bir Finansman Kaynağı: Sat ve Geri Kirala
Şirketlerde Hilekârlık ve Hileli Finansal Raporlama
Kişisel Servet Nasıl Oluşturulur?
Kredi Kartını Nasıl Kullanmalı?
KOBİ’lerde Mali Dili Okumak 1 - Mali Analiz Ve Teknikleri
Şirketlerde Halka Arz Azlığını, Girişimcilikte Halkta Arz Fazlalılığını Yönetmek
Basel III ve Getirdikleri
Refinansman Nedir? Refinansman Nasıl Yapılır? Refinansman Yapılmalı mıdır?
BASEL II ve reel sektöre etkileri

DIŞ TİCARET

Dış Ticaret Verilerine Göre Nereye Gidiyoruz?

Dış Ticaret Verilerine Göre Nereye Gidiyoruz?

Türkiye İstatistik Kurumu ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat 2015 yılı Eylül ayında, 2014 yılının aynı ayına göre %14,2 azalarak 11 milyar 659 milyon dolar, ithalat %25,2 azalarak 15 milyar 401 milyon dolar olarak gerçekleşti.

OFİS VE İNSAN

Ev Ofis Çalışmanın Avantaj ve Dezavantajları

Ev Ofis Çalışmanın Avantaj ve Dezavantajları

Günlük koşuşturma, stress, iletişim zorlukları, trafik, türlü mobing uygulamaları, kaprisler, toplantılar, çıkar savaşları gibi bir dizi yıldırıcı portresi var iş dünyasının...

Ofis çalışma verimliliğini etkileyen faktörler

Ofis çalışma verimliliğini etkileyen faktörler

Ergonomik ofis kurulumunun, teknolojik gelişim sayesinde değişen iş yaşamı koşulları nedeniyle artık bir zorunluluk

İŞ DÜNYASI

Kurum İçi İletişim ve Motivasyon Çalıştayları

Kurum İçi İletişim ve Motivasyon Çalıştayları

İletişim deyince, aklınıza hemen "karşılıklı veya kişisel olarak sözlü, sözsüz (jestler - mimikler - beden dili), yazılı, görsel veya kitle iletişim araçlarıyla yapılan her türlü haber, bilgi, ilgi, duygu ve düşünce akışıdır" tanımlamasının geldiğini biliyorum.

HUKUK / MUHASEBE

Yeni Türk Ticaret Kanununa Genel Bakış

Yeni Türk Ticaret Kanununa Genel Bakış

1 TEMMUZ 2012 tarihi itibarı ile yürürlüğe girecek olan 1535 maddelik Türk Ticaret Kanunu (TTK) tasarısı 12 Ocak 2012 tarihli TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaşmıtır.

KOBİMOBİL

Krizde Satış Geliştirme

Faruk Şener ile Ekonomik Kriz Yönetimi

Tufan KARACA ile YÖNETİM VİZYONU

Tufan Karaca

ARKAM YOK MARKAM VAR

  • KOBİ’lerin Pazarlama Stratejisi: Asimetrik Pazarlama

    Asimetrik pazarlamayı yoğun rekabetle karşı karşıya kalan firmaların uygulayacağı stratejiler olarak tanımlıyorum. Yoğun rekabet karşısında lineer pazarlama stratejilerinin işe yaramadığı bir gerçektir. Bu nedenle onlarca farklı firma ve pazarlama gurusu bu konuda çalışarak bazı stratejileri oluşturmuşlardır.

tümü

PATRONA TAVSİYELER

İhalelerde Pazarlama Karması 4P

İhalelerde Pazarlama Karması 4P

Bjr önceki makalemde İhalenin aslında bir ‘’Kurumsal Pazarlama’’ (B2G) olduğundan bahsetmiştim. İhale pazarlaması kamu kurumlarında dönük olarak yapılan bir pazarlamadır. Pazarlama terminolojisinde B2G (goverment-kamu) olarak isimlendirilir.