Pazarlamadan insan haklarına dek her alanda karşımıza çıkan zor bir kavram: Kişisel Veriler

Bu yazıyı paylaş

Tweet It! Facebook
Kobitek Takip Servisi
Pazarlamadan insan haklarına dek her alanda karşımıza çıkan zor bir kavram: Kişisel Veriler

‘İzinli Pazarlama’ kavramının yanında sıkça telaffuz edilen ‘Kişisel Veriler’ ve bunların korunması neyi içeriyor?

Doğrudan Pazarlama İletişimcileri Derneği (DPİD) ‘İzinli Pazarlama’ kavramının yanında sıkça telaffuz edilen ‘Kişisel Veriler’ ve bunların korunması konusuna açıklık getiriyor.

Dünyanın içinde bulunduğu yüksek rekabet ortamında dev şirketlerden küçük ölçekli işletmelere ve kamu kuruluşlarına kadar her kurumda pazarlama ve satış stratejilerinin omurgasını oluşturan veri olgusunun siber çağın getirdiklerine uygun olarak metalaştırılması nedeniyle, kişisel bilgilerin hukuka aykırı kullanıma ve güvenlik ihlallerine açık hale geldiğini belirten DPİD, verilerin korunmasına dair çağdaş ve etkin hukuki düzenlemeler gerektiğinin altını çiziyor. Başlangıç noktası olarak Anayasa’ya işaret eden DPİD, mevcut hukuku değerlendirmenin yanı sıra hukuki ve cezai sorumluluk bağlamında da aydınlatıcı bir çerçeve çiziyor.

DPİD Hukuk Danışmanı Av. Emre Berk, konuyla ilgili yorumlarında, Anayasa’nın Özel Hayatın Gizliliğini ilgilendiren mevcut 20’nci maddesinde, her bireyin özel hayatına ve gizliliğine saygı gösterilmesinin ana prensip olarak konulduğunu ama bu hususta detaylı bir tanıma gidilmiş olmadığını da vurguluyor. Buna karşın, Berk’e göre, çok kısa bir süre önce açıklanan Anayasa değişikliği teklif paketinde Madde 20’ye eklenmesi düşünülen 2. fıkra ile kişisel verilerin korunmasını isteme ve bu bilgilere her an erişim talebi konusunda bireylere daha geniş haklar verilmesi düşünülüyor. Berk, söz konusu tanımlamaların özellikle veri toplama, işleme, saklama ve kullanımına dayalı faaliyet gösteren tüm sektörlere ciddi sorumluluklar yüklediğinin ve “Kişisel Veri” kavramını temelde çok hassas bir zemine oturtmakta olduğunun altını çiziyor. Söz konusu haklar temel haklar olduğundan, ancak istisnai durumlarda Kanunla ya da gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, resmi makamlar, kolluk güçleri, vb. resmi merciler tarafından ancak yine mahkeme kararına dayanarak sınırlandırılabiliyor.

İletişim sektöründe “Veri Koruma ve Gizliliği” konusunda ana sorumlu kurumun Telekomünikasyon Kurulu olarak belirlendiğine işaret eden Berk, tüm bunlara rağmen Türk hukukunda kişisel verilerin gerçek anlamda korunması ve gizliliğine dair hiçbir özel düzenlemenin henüz bulunmadığını da ifade ediyor. Kişisel Verilerin Korunmasına ilişkin yasa taslağı an itibarıyla Meclis’in ilgili komisyonunda incelenirken Ceza Kanunu, Türk Medeni Kanunu, ayrıca Bankacılık, Sermaye Piyasası Kanunu gibi diğer sektörler, özel düzenlemelere gitmiş durumda. Bununla ilişkili olarak Berk, Telekomünikasyon Sektöründe Kişisel Bilgilerin İşlenmesi ve Gizliliğinin Korunması Hakkında Yönetmelik’in üçüncü maddesindeki “Kişisel Veri” tanımın ise özellikle IP adresleri bağlamındaki yetersizliğine işaret ediyor.

Bankacılık ve Finans sektörüne düşen görevler

DPİD adına konuya açıklık getiren Berk’e göre, uluslararası kişisel veri transferi çok hassas bir husus ve temel prensiplere uygunluk açısından bankacılık ve finans sektörüne de ayrıca görevler düşüyor. DPİD Hukuk Danışmanı, konuyla ilgili olarak şu yorumu yapıyor: “Bankacılık ve finans sektörü gibi güven unsurunun had safhada olduğu alanlarda daha net tanımlar mevcuttur. ‘Banka ve Kredi Kartları Kanunu’na göre; ad soyad, adres, telefon numaraları, e-postalar ve ilgili başka finansal bilgiler gibi kişiye ait verilerin, yazılı ve imzalı rıza olmadan ifşa edilmemesi, satılmaması, değiş tokuş edilmemesi veya üçüncü kişilere aktarılmaması gerekir. Hem bankalar hem de üye işyerleri, kart sahibini herhangi bir zarardan korumak için gerekli önlemleri almakla sorumludur.”

Hukuki ve Cezai Sorumluluk

Berk, kişisel ve/veya gizli verilerin herhangi bir biçimde ifşa edilmesini kişisel haklara tecavüz ile ilişkilendiriyor ve Borçlar Hukuku’nun 49’uncu maddesinin yanı sıra Türk Medeni Kanunu’un 24’üncü maddesine atıfta bulunuyor. Cezai sorumluluk ile ilgili olarak ise Türk Ceza Kanunu’nun 135. maddesinden doğacak hapis cezasına ve 138. maddeye atıfta bulunan Berk, “Bu sorumluluk, devletçi bir anlayışın yanında diğer etkenlerle birlikte değerlendirilmelidir” sözleriyle tüketicilere farkındalık geliştirme konusunda önemli bir mesaj veriyor.

*Bu yazı, yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve herhangi bir konuda hukuki tavsiye olarak yorumlanmamalıdır.

ücretsiz hizmetlerimizden faydalanmak için üye olun
6986 kere okundu

Etiketler: gizlilik hukuk

Bu Kategorideki Diğer Yazılar

Kurumsal ve Bireysel İletişim Kazaları
İş Fikri Nasıl Bulunur? -1
Canon´un iş yerinde verimlilik araştırması
Yeni Mezunlar İş Ararken Nelere Dikkat Etmeli?
Yurtdışında İngilizce Öğrenmek Türkiye’de İngilizce Öğrenmekten Daha Ekonomik
KGF (Kredi Garanti Fonu) A.Ş.
Mercer Türkiye Araştırdı: Krizin İnsan Kaynaklarına Etkisi
Sektörel Bazlı ve Devlet Destekli Projeler Üzerine Bir Betimleme
KOBI'ler için 10 Adımda Güvenli Seyir
İnternette Pazarlamanın Anahtarı- e-CRM-
Türkiye, Avrupa’nın en “girişimci” ülkesi
Şirket Usulsüzlüklerinde 30 Yaş Üstü Erkekler Başı Çekiyor
Online Strateji Oyunu - Yüksek Lisans MBA
Günümüz İşçi Sınıfı, Bağlılık ve Yönetim
Proje Yönetimi & Sosyal Sorumluluk Projeleri (Afedersiniz Bi'şey Sorabilir miyim?)

DIŞ TİCARET

Dahilde İşleme Belgesi Nedir?

Dahilde İşleme Belgesi Nedir?

Yurt dışından getirilen ham ve yardımcı maddeler kullanılarak üretilen malların ihraç edilmesi halinde, bu malların ithalinde gümrük vergisi ile diğer mali yükümlülükler teminat karşılığı ertelenerek, ihraç edilecek malların girdi maliyetleri azaltılmaktadır.

OFİS VE İNSAN

Ergonomi nedir?

Ergonomi nedir?

Ergonomiye kısaca fiziksel çevrenin insana uyumlaştırılması süreci diyebiliriz. Günümüz endüstri çağında makine-insan arasındaki artan ilişkiler, insana uyumlu çevre, eşya, makine, ofis vs. gibi fiziksel çevre birimlerinin yaratılması çabalarını zorunlu kılıyor.

Dünyada ve Türkiye’de geleceğin iş modeli: Esnek işgücü

Dünyada ve Türkiye’de geleceğin iş modeli: Esnek işgücü

Esnek işgücü çalışma modeli, daha genel bir ifadeyle ‘talep üzerine’ (‘on demand’) devrimin iş dünyasına geçişi olarak düşünebilirsiniz. On-demand devrimi artık hayatımızın bir çok alanını etkiliyor; çalışma hayatımızı da etkilemesi kaçınılmaz.

İŞ DÜNYASI

Online Eğitimler ve Kurumsal Gelişim

Online Eğitimler ve Kurumsal Gelişim

İş dünyamızda kurumsal gelişimden bahsettiğimizde, bunun içindeki en özel yerlerden birinin de, kurumsal eğitimlere ait olduğu konusunda, hepimizin hem fikir olduğunu zannediyorum.

HUKUK / MUHASEBE

Yeni Borçlar Kanunundaki bazı değişiklikler

Yeni Borçlar Kanunundaki bazı değişiklikler

Yeni Türk Ticaret Kanununun getirdiği değişikliklere hızlı bakış

KOBİMOBİL

Krizde Satış Geliştirme

Faruk Şener ile Ekonomik Kriz Yönetimi

Tufan KARACA ile YÖNETİM VİZYONU

Tufan Karaca

ARKAM YOK MARKAM VAR