İş Dünyasında Çatışmaları, Yapanlar Değil İsteyenler Kazanır

Bu yazıyı paylaş

Tweet It! Facebook
Kobitek Takip Servisi
İş Dünyasında Çatışmaları, Yapanlar Değil İsteyenler Kazanır

Çalışma hayatında, anlaşmazlık, ters düşme, atışma, çatışma, kavga gibi kavramların hiç hoş olmadığı konusunda hepimizin mutabık olduğunu zannediyorum.

Hatta bu durum sadece iş hayatımız için değil tüm yaşantımız için de geçerli. Ama hiç istememekle beraber, bazen bu gibi olayların içinde yer almak kaçınılmaz olabiliyor. Özellikle de ego problemi (Egonomani) yaşayan narsistlerle birlikte çalışıyor veya yaşıyorsanız. Daha önceden, toplum tarafından bunların cinsiyetlerine göre Hadormen / Hadorwomen olarak adlandırıldığını da zaten biliyorsunuz.

(Egonomani + Hadormen & Hadorwomen ile ilgili e-makalelere internetten ulaşabilirsiniz...)

Eğer, çalışma hayatınızda ekip çalışması yaptığınız insanlarla, kişisel ve özel bir probleminiz yoksa, bu çatışmaların en önemli nedenleri arasında;

  • Amacı olmayan işler...
  • Yarım kalan projeler...
  • Empati yoksunu yöneticiler...
  • Takdir edilmemek...
  • Fikirlerinize değer verilmemesi...
  • Bir makine gibi algılanmanız...
  • Yöneticilerin sürekli kontrol baskısı ve agresif yaklaşımı...

v.s. yer alır.

Bu tür problemler çoğu zaman insanı, umutsuzluğa ve çaresizliğe yönlendirerek çatışmaların içine sokar. Eğer işinizden memnunsanız, bu gibi durumlarda yapmanız gereken en önemli şey'in de direkt olarak çatışmalardan kaçınıp, olayların derinine inmek ve esas nedenlerini araştırmak olmalıdır!.. diye düşünüyorum.

Tüm çatışmalarda en az iki taraf vardır. Bu taraflar, bir kişi de olabilir veya bir kaç kişiden de oluşabilir. Ancak, bir de çatışmaların görünmeyen tarafları mevcuttur. Pek fazla bilinmemekle birlikte, bazı çatışmalarda bir veya birden fazla "Görünmeyen Taraf" olabilir.

Yazının başlığındaki "İsteyenler" tabiri ile de, bunları kastediyorum...

Bunlar, genellikle; özel ve kişisel çıkarlarını her zaman ön planda tutan, ortalarda pek fazla gözükmeyen ama hiç bir dedikoduyu da kaçırmayan, taşın altına elini sokmayan, her zaman akıl vermeyi seven, olaylara çoğu zaman olumsuz yaklaşan, tiplerdir!..

Özellikle sizin şirketinizde olmasa bile, iş hayatınızdaki olumsuz insan tiplemeleri mutlaka dikkatinizi çekmiştir. Genellikle iletişim kurmakta zorluk çeken ve en benzer noktaları; hırs, inat, kompleks ve kapris vs. yapmak şeklinde olan bu özel arkadaşlarımızla ilgili, niteliklerine göre internette bir araştırma yaptığınızda, konunun uzmanı doktor ve psikologlar tarafından saptanan, bu kişilerle ilgili ilginç sıfatların... çok değişik isimlerle (Narsis, Egoist, Haris vs.) karşımıza çıktığını da, zaten biliyoruz.

Bunların içinde en tehlikelileri ise, kendi kişisel çıkarları için sizi harcamaktan çekinmeyen, gözlerine kestirdikleri kişilere karşı sizi öne süren, arkanızdaymış gibi davranıp en küçük bir olayda ortadan kaybolan... içten pazarlıklı ve bencil olanlardır!..

Şimdi daha önce iş ve sosyal hayatınızda yaşadığınız ciddi tartışmaları ve çatışmaları bir düşünün. Kazandığınız veya kaybettiğiniz kanısında olduğunuz bu kavgalardan, aklınızda kalan izler mutlaka vardır.

Eğer hiç bir etki altında kalmadan çatışmaları siz çıkartıyorsanız söyleyecek bir sözüm yok!..

Ancak başkaları tarafından işin içine çekiliyorsanız dikkat edin. Bu durumlarda siz kazandığınızı veya kaybettiğinizi zannederken... bu durumdan kazançlı çıkanlar; ortalarda gözükmeyip... sizi bu çatışmaların içine sokan dostlarınız (!) olacaktır, demek istiyorum.

Hepimiz, böyle durumlarda yapılacak en iyi hareketin; o çatışmaya hiç girmemek... olduğu konusunda, hemfikiriz diye düşünüyorum. Ama eğer istemeden girmişsek, kazanmak için devam etmek yerine, o çatışmadan çıkmak gerekir. Yani zararın neresinden dönersek dönelim kardayız demektir!..

Bu noktada; konumuzla ilgili "Horozlar ve Tilki"nin hikayesini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Ünlü Üniversitelerimizden birinde; "Yönetim Stratejileri" ile ilgili bir dersin öncesinde öğrenciler hocayı beklerken ışıklar kapanmış ve bir çizgi film gösterilmeye başlanmış!

Ormanın kenarında büyük bir bahçe ve bahçenin köşesinde de bir kümes var. Kümeste bir çok tavuk ile genç ve küçük horozlar, bir de kümesin yaşlı ve büyük horozu yaşıyor.

Orman tarafında, kümesin etrafında da bir tilki dolaşıyor. Yaşlı ve büyük horoz, tilki içeri girmesin diye kümesin kapısını sıkı sıkıya kapatmış, genç horozları ve tavukları dışarı bırakmıyor. Tabii dışarı çıkamadıkları için, doğru dürüst beslenemeyen genç horozlarla tavuklar, zayıf ve küçük kalıyorlar.

Yaşlı ve büyük horoz ise, dışarı bırakmadığı horozlara ve tavuklara, ölmeyecekleri kadar mısır tanesi dağıtarak, yaşamalarını sağlıyor.

Kümese giremeyen tilki bunun üzerine kümesin tellerinde bir delik açarak, küçük ve genç bir horoza sesleniyor ve de ona biraz mısır veriyor. Mısırı yiyen küçük ve genç horoz, her gün gelip tilkiden biraz daha mısır alıyor.

Bir süre sonra tilki küçük ve genç horoza tek başına yiyebileceğinden fazla mısır verince, genç horoz hem kendisi yiyor, hem de diğer genç horoz ve tavuklara mısır dağıtıyor.

Böylece yavaş yavaş yaşlı ve büyük horozun kümesteki gücü kırılıyor. Büyük horozun etrafındaki genç horoz ve tavuklar giderek azalmaya başlıyor.

Artık, popüler olan genç ve irileşen horozun etrafında ise diğer horoz ve tavuklar toplanıyor. Bu aşamada, tilki her gün kümesin kapısının önüne mısır bırakmaya devam ediyor...

Ve bir gün, kümeste bir tartışma çıkıyor. Kapıyı "açalım mı? açmayalım mı?" diye!

Sonunda korkarak kapıyı açıyorlar ve kafalarını dışarı uzatıp yemlenip hemen geri çekiyorlar.

Durum bir süre de böyle devam ediyor... Hiçbir şey olmuyor. Kümesteki genç horozlar ve tavuklar rahatlıyor. Korkuları azalıyor.

Nihayet bir gece tilki kümesin önündeki alana bol miktarda mısır döküyor. Artık korkusuz olan tavuklar genç ve artık güçlü horozun öncülüğünde dışarı çıkıyor ve rahat rahat yemleniyorlar. Kümesteki her horoz ve tavuk semiriyor.

Tilki bir süre sonra da, bir gece kümesin kapısından kendi mağarasına doğru mısır tanelerini küçük öbekler halinde döküyor. Sabah kümesten çıkan ve korkusuzca yemlenen horozlar ve tavuklar yemlene yemlene mağaraya kadar gidiyorlar. Sonra da mağaraya giriyorlar...

Onları içeride bekleyen tilki, bütün kümes mağaraya girince mağaranın kapısını kapatıyor!..

Çizgi film burada bitmiş ve ışıklar yanmış!.. Ve de dersin hocası kürsüye çıkarak... "İşte çıkarcı yönetim stratejilerinde insanlar böyle yönetilir" diyerek derse başlamış!..

Ve de her çatışmada kendimize sormamız gereken, şu sorular ortaya çıkmış.

  • İş ve sosyal dünyanızdaki kümesler nerelerde?
  • Yaşlı ve büyük horoz kim?
  • Genç horozlar ve tavuklar kimler?
  • Ve en önemlisi... Tilki kim?

Bu hikayeye göre, içinde bulunduğumuz çatışma durumlarını sorgularsak; açık olarak bir çok soruyu, sorunu, yorumu ve çözümü ortaya koyabiliriz, diye düşünüyorum. Gerisi size kalmış!

Unutmaması gereken... Dost zannettiğiniz bazı insanların, özellikle de çaktırmadan sizi bu tür çatışma ortamlarına çekmek isteyenlerin, dostları yoktur... Sadece kendi çıkarları vardır!..

Daha mutlu bir gelecek için... Sevgiyle kalın

ücretsiz hizmetlerimizden faydalanmak için üye olun
2403 kere okundu

Ali Rıza Değer

1955 İstanbul doğumlu, evli ve 1 çocuk babasıdır. Öğrenimini Kabataş Lisesi'nden sonra İ.T.İ.A. Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Marmara Üniversitesi - Maliye Bölümleri’nde sürdürdü. 

Çalışma hayatına 1973 yılında pazarlama ve halkla İlişkiler sektörlerinden başlayıp, 1977 den 2003 yılına kadar, kendi şirketlerinde devam etti. (Ajans Ardaş Reklamcılık Limited.) 

Bu alanlarda yaklaşık 30 yıl; T.İş Bankası, Paşabahçe, Aygaz, İzocam, Lombardini, Honda, Rowenta, JVC, KİP, IBM, Pimaş, Sandoz, Kaleterasit, Kalebodur, Kalekim, Kaledekor, Kalevit, Çanakkale Seramik v.s. gibi birçok şirkete, özellikle Türkiye'nin her yerinde, KKTC de ve Almanya'da, reklamcılık ve halkla ilişkiler başta olmak üzere, çeşitli hizmetler verdikten sonra, kendi isteği ile emekli oldu. 

Yurtiçinde ve yurtdışında katıldığı eğitim çalışmaları...

ISO 9001 14001 Toplam Kalite Yönetimi, Permission Marketing, Inovasyon, Motivasyon, Performans, Network Marketing, Satış ve Pazarlama Eğitimleri ile birlikte...  KKTC Girne Amerikan Üniversitesi / 118 - Y Lions Akademisi Başkanlığı ve Chicago, Indianapolis, Newyork / Uluslararası Lions Kulüpleri Birliği Genel Yönetmenlik ve "Stratejik Liderlik Eğitimi" sonrasında ilaç, otomotiv ve kozmetik gibi sektörlerde Koordinatörlükler yaparak, Sivil Toplum Kuruluşlarında görevler aldı.

1980 den itibaren üyesi olduğu STK'lar ve aldığı görevler…

  • Marmara Yelken Kulübü. Yönetim Kurulu Üyeliği (2011)
  • Sporturist Su Sporları A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeliği (2009)
  • Caddebostan Balıkadamlar Kulübü. Üyeliği (2004)
  • Feneryolu Tenis Kulübü. As Başkanlığı ve Baş Hakemliği (1999)
  • Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü. Üyeliği (2005)
  • Veteran Tenisciler Birliği. Üyeliği (2006)
  • Beşiktaş JK Genel Kurul Üyeliği (1986)
  • Trafik Mağdurları Dayanışma Derneği. Onursal Üyeliği
  • Türk Lions Beceri Kazandırma Vakfı. Başkan Yardımcılığı (1992) *Ethemefendi Lions Kulübü. Onursal Üyeliği
  • Sahrayıcedit Lions Kulübü. Onursal Üyeliği
  • Erenkoy Lions Kulübü. Başkanlığı (1992 - 1993)
  • Lions Akademisi. Başkanlığı (1994 - 1995)
  • Uluslararası Lions 118.Y Yönetim Çevresi. Genel Yönetmenliği *Liay.Lions İstanbul Anadolu Yakası Sosyal Hizmet Vakfı. Başk.
  • Uluslararası Lions 118.Y Federasyonu. Onur Kurulu Başkanlığı
  • Uluslararası Lions Türkiye Konfederasyonu. Konsey Üyeliği
  • Yılbak + Sporturist + Day Grup - ArGe & ArdAkademi Başkanlığı

Halen; ilaç, aşı, kozmetik, gıda, temizlik ve tanıtım sektörlerinde ki 3 şirketler grubunda; danışmanlık, eğitmenlik, koordinatörlük ve yönetim kurulu üyelikleri görevleriyle birlikte... 
Sosyal Sorumluluk Projeleri, BM Küresel İlkeler Sözleşmesi & Kurumsal Sosyal Sorumluluk & Sürdürülebilirlik gibi konularda “Proje Başkanı” olarak çalışmalarına devam etmektedir.  

ar.deger@yilbak.com
www.yilbak.com

yazarın diğer yazıları için tıklayın

Bu Kategorideki Diğer Yazılar

İnternette Pazarlamanın Anahtarı- e-CRM-
Proje Yönetimi & Sosyal Sorumluluk Projeleri (Afedersiniz Bi'şey Sorabilir miyim?)
İç müşteri memnun mu?
Metal Sanayiinde Neler Oluyor?
Fazladan 40 Bin TL Aklımıza Ev Almayı Getiriyor
Hayal Kurmak Güzeldir, Ama Plan…
Yeni KOBİ Tanımı: KOBİ Nedir?
Kurumsal Gelişimde Arama Konferansları ve Stratejik Planlama Çalıştayları
İş Dünyasında Çatışmaları, Yapanlar Değil İsteyenler Kazanır
Gizli Müşteri Çalışması ile İşinize Müşterinin Gözünden Bakın
Bu yıl Alman turist gelecek mi?
Sektörel Derneklerde Proje Yönetimi & “TURKEY Discover the Potential”
Ölçek Ekonomisi ve Kapsam Ekonomisi
Yükselen Sermaye Bulma Modeli; Private Equity, Yani Girişim Sermayesi (Özel Sermaye)
Fuar Standı Nasıl Olmalı?

BİLİŞİM VE TEKNOLOJİ

DIŞ TİCARET

İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ (No: 2012/1) yayınlandı.

İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ (No: 2012/1) yayınlandı.

10 Ocak 2012 tarihli ve 28169 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Tebliğ ile ;

OFİS VE İNSAN

Ayaküstü Sohbet Etme Sanatı

Ayaküstü Sohbet Etme Sanatı

İş hayatında bazen bir toplantı öncesinde, bazen de asansörde ya da koridorda karşılaştığımız insanlarla yapabileceğiniz küçük sohbetler size hiç beklemediğiniz değerler kazandırabilir.

Kağıtsız ofise geçiş: Elektronik Doküman Yönetimi

Kağıtsız ofise geçiş: Elektronik Doküman Yönetimi

Ofis içi iş akışının en önemli unsurlarından biri, yaratılan ya da elde edilen belge ve dokümanlardır. Bir bakıma faaliyetlerinizin somut göstergesi, iş akışı hacminizin, hızının ve çeşitliliğinin birer delilidir bunlar.

İŞ DÜNYASI

Çalışanların sabah ilk işi e-posta kontrolü

Çalışanların sabah ilk işi e-posta kontrolü

İş dünyası (yüzde 61,7) sabah ilk iş olarak e-posta kutularını kontrol ediyor

HUKUK / MUHASEBE

Freelance Yaptırılan İşlerin Muhasebeleştirilmesi

Freelance Yaptırılan İşlerin Muhasebeleştirilmesi

Son dönemlerde pek çok farklı işletme, bünyesinde yapılması gereken çeşitli işleri freelance çalışan kişilere yaptırmaya başladı.

KOBİMOBİL

Krizde Satış Geliştirme

Faruk Şener ile Ekonomik Kriz Yönetimi

Tufan KARACA ile YÖNETİM VİZYONU

Tufan Karaca

ARKAM YOK MARKAM VAR

  • Ey KOBİ Rekabetçi Bir Üstünlüğe Sahip misin?

    KOBİ’lerin iyi pazarlama yapması için büyük pazarlama bütçelerine sahip olması şart değildir. Pazarlamanın temel hareketlerini doğru yapmak şartı ile çoğu zaman rekabetçi bir veya birkaç üstünlüğe sahip olmak ve bunu kullanabilmek yeterlidir. Peki kaç KOBİ sahip olduğu rekabetçi avantajların farkındadır?