Devreden İşverenin Yıllık İzin Ücretinden Sorumluluğu

Bu yazıyı paylaş

Tweet It! Facebook
Kobitek Takip Servisi
Devreden İşverenin Yıllık İzin Ücretinden Sorumluluğu

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2008/32890 E. ve 2008/25659 K. sayılı ilamında, işyerinin devri halinde devreden işverenin sorumluluğunun çerçevesine ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2008/32890 E. ve 2008/25659 K. sayılı ilamında, işyerinin devri halinde devreden işverenin sorumluluğunun çerçevesine ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Bu karar özellikle işyerinin devri halinde devreden ve devralanın işçilerin hak ve alacaklarından sorumluluğunu tayin noktasında son derece büyük önem arz etmektedir. Uygulamada işyerini devreden ile devralanın işçilerin hak ve alacaklarından ne şekilde sorumlu olacağı hususunda esaslı bir duraksama vardır. Bu duraksama devirden sonra yıllık izin ücretinden sorumluluğun hangi işverende olacağı noktasında belirginleşmiştir. İşte bu karar bu konudaki tüm duraksama ve ikilemleri sona erdirecek mahiyette ve açıklıktadır.

İncelemize konu Yargıtay kararına konu olayda, davacı, kıdem, ihbar, izin, fazla çalışma ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme davacı yanın talebini kısmen kabul etmiş ve hüküm altına almıştır. Karar davalı ve davacı tarafından birlikte temyiz edilmiştir. Yapılan temyiz incelemesi neticesinde karar Yargıtay’ca bozulmuş ve yerel mahkemeye gönderilmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bozma ilamında, davalılar arasında asıl işveren – alt işveren ilişkisinin 30.06.2004 tarihinde sona erdiğini, davacının işyerinde çalışmaya devam ettiğini ve iş akdinin 05.07.2004 tarihinde sona erdiğini, hal böyle olmasına rağmen yerel mahkemenin devreden işvereni yıllık izin ücretinden ve devirden sonra doğan ücret alacaklarından sorumlu kılan kararının hatalı olduğunu belirtmiştir.

Yargıtay’ın kararında da açık şekilde belirtildiği üzere, işyerinin devri halinde işçinin işçilik alacaklarından sorumluluğunun sınırı, yıllık izin ücreti alacağını ve devirden sonra doğan ücret alacaklarını kapsamayacaktır. Şu halde bu alacak kalemlerinin yegane borçlusu devralan işveren olacaktır. Bir diğer ifade ile devreden işverenin, devrettiği işyerinde çalışan işçilerin o zamana kadar kullanmadıkları yıllık izin ücreti alacaklarından sorumlu olması söz konusu olamayacaktır. Öte yandan devreden işverenin, devirden sonraki çalışılan döneme ilişkin ücretten sorumlu olmayacağı ise bilinen ve ittifakla uygulanan bir kuraldır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. maddesi işyerinin devrine ilişkindir. Kanun koyucu bu maddenin 3. fıkrasında aynen şöyle demektedir : ‘’ Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır.’’. Maddenin ifadesinden de anlaşılacağı üzere devreden işverenin devirden sonraki sorumluluğu ancak ve ancak devir sırasında doğmuş bulunan alacaklara yönelik olabilecektir. Yıllık ücretli izin uygulamasında ise izin yerine izne tekabül eden ücretin ödenmesine kanun koyucu cevaz vermemiştir. İş akdinin devamı süresince işverenin yıllık izni kurallara uygun şekilde bilfiil işçiye kullandırtması icap eder. Eğer işçinin iş akdinin sona erdiği gün itibari ile kullanamadığı yıllık izin hakları varsa, o zaman kendisine bugünlere tekabül eden ücreti en son ücreti baz alınarak hesaplanır ve ödenir. Bir diğer ifade ile iş akdinin sona erdiği tarihe kadar yıllık izine ilişkin borç bir para ödeme borcu mahiyetinde olamayacaktır. Dolayısıyla işçinin yıllık izin ücreti alacağı iş akdi sona erdiğinde doğacaktır. Bu tarihte olayda da olduğu gibi devirden önceki bir tarih değil, devirden sonraki bir tarihtir.

ücretsiz hizmetlerimizden faydalanmak için üye olun
21755 kere okundu

Etiketler: hukuk

Bu Kategorideki Diğer Yazılar

Dünya İnsan Çağı’na giriyor
Krizde en büyük silahınız: Entelektüel sermayeniz
Uluslararası Kurumsal Yönetim Standartları
Dünyanın en çok tanınan markalarından Coca-Cola'nın Dünyası
E-Ticaret’te Lojistik Etkisi
Kurumsal Denetim ve Denetim Taktikleri
Kurumsal ve Bireysel İletişim Kazaları
Kültürlü ve Uzun Ömürlü Şirketler Gerekli
Artık Büyük Balık Küçük Balığı değil, Hızlı Balık Yavaş Balığı yutuyor
SWOT Analizi
İş yaşamında E-posta ile iletişimde dikkat edilmesi gerekenler
Canon´un iş yerinde verimlilik araştırması
Marka Analiz Raporu Reklam ve Mağazacılık
KOBİ'lerde Yönetimde İnovasyon ve Yönetim Rönesansı
Factoring

BİLİŞİM VE TEKNOLOJİ

DIŞ TİCARET

İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ (No: 2012/1) yayınlandı.

İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ (No: 2012/1) yayınlandı.

10 Ocak 2012 tarihli ve 28169 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Tebliğ ile ;

OFİS VE İNSAN

Ofis aydınlatması nasıl olmalıdır?

Ofis aydınlatması nasıl olmalıdır?

Ofislerde, aydınlatma ihtiyacı, mekanda yapılan işin gerekliliğine göre farklılık gösterir. İhtiyacımız olan aydınlatma, iki yol ile sağlanır: doğal ışık ve yapay ışık. Yeşil binaların arttığı ve enerji tasarrufunun çok önemli olduğu günümüzde doğal aydınlatmanın önemi büyüktür.

Vakit Nakit midir? Vaktin Önemi Nedir?

Vakit Nakit midir? Vaktin Önemi Nedir?

Vakit nakittir derler. Oysaki vakit nakitten daha fazla bir değere ve öneme sahiptir. Nakit denilen şey, elde tutulabilen, saklanabilen, depolanabilen ve elden ele dolaşabilen bir nesne.

İŞ DÜNYASI

Kurumsal ve Bireysel İletişim Kazaları

Kurumsal ve Bireysel İletişim Kazaları

Sizlerin de çok iyi bildiği gibi “her türlü haber alışverişi ve algı yönetimi” şeklinde yorumlanan kurumsal ve bireysel iletişimin tanımları aynı olmakla birlikte, ögeleri çok farklı ve detaylıdır.

HUKUK / MUHASEBE

İşçi ve İşveren açısından İş Akdinin Feshi

İşçi ve İşveren açısından İş Akdinin Feshi

İş sözleşmesi, taraflara borç yükleyen özel hukuk anlaşmasıdır. Taraflardan birinin bu sözleşmeyi sona erdirmek için karşı tarafa irade beyanında bulunması iş sözleşmesinin feshidir. Bu fesih işlemi bazı şartlara bağlanmıştır. Bu yazımızda işçi ve işveren açısından iş akdinin feshini ayrıntılı anlatacağım.

KOBİMOBİL

Krizde Satış Geliştirme

Faruk Şener ile Ekonomik Kriz Yönetimi

Tufan KARACA ile YÖNETİM VİZYONU

Tufan Karaca

ARKAM YOK MARKAM VAR

  • Ey KOBİ Rekabetçi Bir Üstünlüğe Sahip misin?

    KOBİ’lerin iyi pazarlama yapması için büyük pazarlama bütçelerine sahip olması şart değildir. Pazarlamanın temel hareketlerini doğru yapmak şartı ile çoğu zaman rekabetçi bir veya birkaç üstünlüğe sahip olmak ve bunu kullanabilmek yeterlidir. Peki kaç KOBİ sahip olduğu rekabetçi avantajların farkındadır?