Kobitek.com web sitesi, analitik ve kişiselleştirme dahil olmak üzere site işlevselliğini sağlamak ve reklam gösterimini optimize etmek için çerezler gibi verileri depolar.

Thomas Frey diyor ki:
“Sorun yapay zekâ değil. Uyum sağlayamıyor oluşumuz.
Yapay zekâ, saniyeler içinde şekil değiştiren bir hızla gelişiyor. Peki ya kurumlarımız? Yokuş yukarı akan lav gibi ilerliyorlar…
Bence burada en kritik kelime “uyum”. Çünkü yapay zekâ tek başına bir “tehdit” değil. Tehdit olan şey, bizim sistemlerimizin (devlet, şirket, okul, hastane) aynı hızda kendini yenileyememesi. Frey’in Impact Lab’deki yazısı tam olarak bunu anlatıyor: Teknoloji koşuyor, kurumlar yürümüyor bile; bazen yerinde sayıyor.
Bir yanda şunu görüyoruz (teknoloji hızı):
• Pittsburgh’ta (East Liberty) akıllı trafik ışıkları (SURTRAC), kavşak verisini kullanıp ışıkları anlık ayarlayarak pilot bölgede ortalama seyahat süresini %25’ten fazla düşürüyor (bekleme süresi de ciddi azalıyor). Yani sistem “saniyeler/dakikalar” ölçeğinde karar verip sonuç üretebiliyor.
Diğer yanda ise şu var (kurum hızı):
• Elektrik iletim hattı (yüksek gerilim) gibi kritik altyapılarda “gerekli izinler, çevresel değerlendirmeler ve kurumlar arası süreçler” yüzünden proje geliştirme ve inşa süreci 10 yılın üzerine çıkabiliyor. ABD Enerji Bakanlığı, en iyi analizlerin çevresel etki değerlendirmesinin tek başına yaklaşık 4 yıl sürebildiğini de söylüyor. Yani teknoloji hızlanırken, sistemin onay mekanizması “yıllar” ölçeğinde çalışıyor.
“Kavşaklar dakikalar içinde optimize edilebiliyor; ama aynı ülkenin enerji omurgasını güçlendirecek hatlar, izin sürecinde yıllarca bekleyebiliyor.”
Yani teknoloji tarafında “dakikalar/saniyeler”, sistem tarafında “haftalar/aylar” dünyası var. Frey’in “asıl tehdit AI değil—kurumsal felç” demesi bu yüzden.
Astro Teller’ın “o diğer çizgisi”: mesele aslında çok basit
Thomas Friedman’ın Thank You for Being Late kitabında Astro Teller’ın anlattığı çok sade bir fikir var. Teller iki çizgi çiziyor:
Teknolojinin ilerleme çizgisi: gittikçe hızlanan, yukarı fırlayan bir çizgi.
Uyum çizgisi (“o diğer çizgi”): insanların, kurumların, toplumun uyum hızı. Bu da yükseliyor ama daha yavaş.
Sonra diyor ki: Biz bu iki çizginin ayrıldığı noktadayız—teknoloji bizden hızlı gidiyor.
Bu kadar.

https://kobitek.com/degisim-ve-isimiz-isletmemiz
Ve Teller’ın bir benzetmesi var, çok sevdim: Bisiklet gibi. Duran bisiklet devrilir; dengeyi “hareket ederek” kurarsın.
Motosiklette de ne kadar yavaş giderseniz düşme riskiniz o kadar artar.
Kurumlar için de aynı şey geçerli: Denge, “donarak” değil; öğrenerek ve hareket ederek sağlanır.
Bence üç sebep var :
• Süreçler eski dünya için tasarlandı. “Onay, komite, imza, bir daha komite…” Bu düzen, yavaş bir dünyada bile zor çalışıyordu. Şimdi iyice tıkanıyor.
• Kurallar zamanla yama yama büyüdü. Her sorun için yeni bir istisna, yeni bir form, yeni bir kontrol… Sonuç: sistem şişiyor, hareket kabiliyeti azalıyor.
• Regülasyon ve yönetişim inovasyona yetişemiyor. OECD bunu açıkça “inovasyon hızı ile düzenleme hızının ayrışması” olarak anlatıyor.
Bu yüzden “daha fazla toplantı” çözüm değil. “Daha fazla toplantı” sadece daha hızlı yorulmak demek.
Burada benim yıllardır değişim anlatırken söylediğim şeye geliyoruz:
Değişim bir proje değil. Bir işletim sistemi. (https://kobitek.com/yonetim-degisim-yonetimidi)
Yani kurumlar şunu yapabilmeli:
• Küçük denemeler yapabilmeli,
• Sonucu ölçebilmeli,
• Hızla öğrenip düzeltme yapabilmeli,
• İyi olanı ölçekleyip kötü olanı kapatabilmeli.
OECD’nin “AI için sandbox” yaklaşımı da bunu hedefliyor (kontrollü bir alanda dene–ölç–öğren yaklaşımı).
WEF de benzer şekilde “daha çevik ve esnek regülasyon” araçlarını öneriyor.
Ben buna: Stratejik Esneklik Sistemi diyorum.
Hedefin sabit kalır; ama hedefe giden yol, şartlara göre sürekli güncellenir.
Gelecek, uyum refleksini güçlendirenlerin olacak.
Frey’in cümlesini ben şöyle sadeleştiriyorum:
• Yapay zekâ tehlike değil.
• Tehlike, kurumların “felç” olması.
• Teknoloji hızlanacak; buna şüphe yok.
• Soru şu: Bizim kurumlarımız öğrenmeyi ve hareket etmeyi öğrenecek mi?
Bisiklet gibi: Denge, “durmakla” değil; doğru yönde hareket etmekle sağlanıyor.


1954 doğumlu olan Tufan Karaca, Kadıköy Maarif Koleji’nden mezun olduktan sonra eğitimini Virginia Polytechnic Institute and State University’de tamamlamıştır. 45yıllık profesyonel yaşamının 20 yılını dokuz farklı ülkede, uluslararası şirketlerde üst düzey yöneticilik yaparak geçirmiştir.
İş dünyasında edindiği deneyimleri eğitim alanına da taşıyarak, Yeditepe Üniversitesi ve Özyeğin Üniversitesi gibi önde gelen üniversitelerde dersler vermiştir. Halen yönetim danışmanı olarak kariyerini sürdüren Karaca, yönetim eğitimleri ve stratejik danışmanlık hizmetleri sunarak, modern iş yönetimi ilkelerini ve trendlerini kurumlara aktarmaktadır.
Yönetim alanındaki uzmanlığını kaleme aldığı “Girişimciler için Kolay ve Hızlı İş Planı Hazırlama”, “Career Management In a Disrupted World “, “Yeni Dünya Düzeninde Kariyer Yönetimi”, “Arts Entrepreneurship: How to Craft Your Creative Business Model”, “Sanatta Girişimcilik - YARATICI İŞ MODELİNİZİ NASIL GELİŞTİRİRSİNİZ? “gibi kitaplarıyla geniş bir kitleyle buluşturan Karaca, girişimcilik, stratejik esneklik ve VUCA gibi güncel yönetim konularında çalışmalarını sürdürmektedir.
Destekçilerimize Teşekkürler
Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak
Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com
KOBITEK.COM, bir
TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.
2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.
Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!