Kobitek.com web sitesi, analitik ve kişiselleştirme dahil olmak üzere site işlevselliğini sağlamak ve reklam gösterimini optimize etmek için çerezler gibi verileri depolar.

Üstelik itiraf edilecek bir şey daha var: O evrene bazen ben de kapılıyorum. “Şunu yaparsan böyle olur” diye yazmak, insanın içini rahatlatıyor. Belirsizliğe karşı küçük bir zafer hissi… Algoritma da sever zaten: net başlık, keskin öneri, iddialı kapanış. Biraz alkış, biraz “harika tespit”, biraz da “bunu not aldım”.
Sonra gerçek hayat geliyor. Kapıyı çalmıyor; kapıyı söküp giriyor. Ve özellikle memlekette, “diğer şartlar sabitken” diye başlayan cümlelerin raf ömrü bazen bir kahve bitene kadar bile sürmüyor. Sabit kalan tek şey, şartların sabit kalmaması.
Ortaokul–lise fizik/kimya derslerinden tanıdık bir ifade hep aklıma: “normal sıcaklık ve basınç altında.” Laboratuvarın o steril huzuru… Koşullar standardize ediliyor, değişkenler kontrol ediliyor, sonra ölçüm yapılıyor. Sosyal bilimlerde bunun en yakın akrabası da meşhur Latince ifade: ceteris paribus — “diğer şartlar sabit kalmak kaydıyla.”
Bu ifade aslında kötü niyetli değil. Hatta oldukça zekice. Çünkü sosyal bilimlerde her şeyi aynı anda kontrol etmek mümkün değil. O yüzden bazen “şimdilik şunları sabit varsayalım” deniyor; görmek istenen ilişkiye bir spot ışığı tutuluyor. Ceteris paribus, gerçeği inkâr etmek değil; gerçeğin içinden geçici bir “deney tüpü” çıkarmak.
Sorun, o geçici tüpün büyüyüp hayatın kendisinin yerine geçmesi. “Şimdilik” diye başlayan varsayım, fark edilmeden “hep”e dönüşüyor. Sonra da VUCA diye adlandırılan gerçeklik, o rahatlatıcı kesinlik duygusunu tek hamlede dağıtıyor.
Çoğu kişi VUCA’yı sadece belirsizlik ve karmaşıklık anlamına gelen bir kavram olarak kullanıyor. Bu doğru ama VUCA’nın temel anlamı, bir karar verildiğinde bile o kararın dayandığı koşulların sürekli değişiyor olmasıdır.
Değişkenler yerinde durmuyor; üstelik sadece değişmiyor, birbirlerini de değiştiriyor. İlişkiler doğrusal değil; küçük bir oynamanın hiç etkisi olmayabiliyor, bazen de görünmez bir eşiği geçince her şey bir anda başka bir faza geçiyor. Dış şoklar “istisna” olmaktan çıkıp gündelik akışın parçası gibi davranıyor. Zaman gecikmeleri yüzünden bugün atılan adımın sonucu aylar sonra görülüyor; ama o aylar sonra sahne zaten başka bir sahne oluyor. Ve insan denen faktör, sabit parametre gibi davranmıyor: müşteri öğreniyor, rakip uyumlanıyor, çalışan savunmaya geçiyor, tedarikçi pozisyon alıyor. Sistem anlaşılmaya çalışılırken sistem de karşı hamle yapıyor.
Bu yüzden VUCA ortamında ceteris paribus “çöker” denince, ceteris paribus’un yanlış ilan edilmesi gerekmiyor. Buradaki ilişki kavga değil; hiyerarşi.
VUCA, üst katman: bağlam, atmosfer, iklim. Ceteris paribus ise alt katman: o iklimin içinde kısa süreli ve yerel bir “modelleme penceresi.” İklim var diye modelleme yapılmıyor değil; yapılıyor ama daha mütevazı yapılıyor. “Şu koşullar altında, şu zaman aralığında, şu sınırlar içinde…” diye.
Böyle bakınca LinkedIn’deki o “kesin konuşma” cazibesi de yerinden oynuyor. Çünkü VUCA dünyasında iyi yönetim cümlesi, süslü bir “tek doğru” cümlesi değil. Daha az havalı ama daha dürüst bir cümle: “Bu öneri, şu koşullarda çalışır. Koşullar bozulursa, başka bir yola geçilir.”
İşte ceteris paribus’un VUCA’ya uyarlanmasının en basit tercümesi: “Diğer şartlar sabitken” değil; “diğer şartlar şu kadar süre ve şu aralıkta kalırsa…” Bu küçük ek, her şeyi değiştiriyor. Çünkü VUCA’da mesele “doğru tahmin” değil; “doğru hazırlık.” Hazırlık da tek bir gelecek varsaymakla değil, birkaç olasılığa aynı anda dayanabilecek bir düzen kurmakla yapılıyor.
Bu arada “senaryo” kelimesi bazen gereksiz bir ciddiyet çağrıştırıyor: kalın dosyalar, uzun sunumlar, duvarda post-it’ler… Oysa senaryo çoğu zaman son derece gündelik bir zihinsel disiplin: “Bu kararın çalışması için hangi koşulların devam etmesi gerekiyor? Bu koşullardan hangileri kırılgan? Kırılgan olan kırılırsa ne devreye girecek?” Bu soruların kendisi bile ceteris paribus’un rahatlığını azaltıp VUCA’nın gerçekliğini görünür kılıyor.
Bir de şunu unutmamak gerekiyor: VUCA’da planın ömrü kısadır. Bu plansızlık değil; planın “duvara asılan tablo” olmaktan çıkıp “her gün bakılan gösterge paneli” haline gelmesi demek. Burada da ikinci bir tuzak var: yüz tane göstergeyle boğulmak. Asıl ihtiyaç, birkaç erken işaretle gerçeği yakalayabilmek. Çünkü VUCA’da asıl mesele, sürprizi sıfırlamak değil; sürprizi erken fark edebilmek.
Bu tabloyu anlatmanın bence en canlı yolu, motosiklet sürüşünü gözünüzde canlandırmaktır. Garajda motorun üstünde her şey kusursuz görünebilir: lastik basıncı ideal, zincir ayarlı, hava filtreleri temiz… Laboratuvarda her şey “ceteris paribus.” Ama yola çıkınca VUCA başlar: yan rüzgâr, asfaltın bir anda değişmesi, öndeki sürücünün anlamsız freni, kamyonun yanından geçerken oluşturduğu vakum… Bu, bakımın gereksiz olduğu anlamına gelmez; bakımın sahayı garanti etmediğini hatırlatır. Sürüş, sürekli ayar ister. Yönetim de öyle: modelleme gereklidir ama sahada sürekli kalibrasyon gerekir.
Buradan LinkedIn’e dönünce: Platformda parlayan fikirlerin bir kısmı, gerçek hayatta ilk virajda yatıyor. Çünkü virajda “diğer şartlar sabitken” diye tabela yok. Virajda sadece yol var; yolun üstünde de sürekli değişen şartlar.
O yüzden bugün işe yarayan yaklaşım, “tek doğru” aramak değil; opsiyon üreten, geri dönüşü mümkün kararlar alan ve hızlı uyarlanan bir düzen kurmak. Ben buna “Stratejik Esneklik Sistemi” diyprum. VUCA’da esneklik bir karakter özelliği değil; sistem tasarımı.
LinkedIn’de iyi görünen cümleler, çoğu zaman “ceteris paribus” makyajıyla parlıyor. Hayatta işe yarayan cümleler ise daha sade, daha dürüst: “Bu, şu koşullarda çalışır; koşullar değişirse yön değişir.”


1954 doğumlu olan Tufan Karaca, Kadıköy Maarif Koleji’nden mezun olduktan sonra eğitimini Virginia Polytechnic Institute and State University’de tamamlamıştır. 45yıllık profesyonel yaşamının 20 yılını dokuz farklı ülkede, uluslararası şirketlerde üst düzey yöneticilik yaparak geçirmiştir.
İş dünyasında edindiği deneyimleri eğitim alanına da taşıyarak, Yeditepe Üniversitesi ve Özyeğin Üniversitesi gibi önde gelen üniversitelerde dersler vermiştir. Halen yönetim danışmanı olarak kariyerini sürdüren Karaca, yönetim eğitimleri ve stratejik danışmanlık hizmetleri sunarak, modern iş yönetimi ilkelerini ve trendlerini kurumlara aktarmaktadır.
Yönetim alanındaki uzmanlığını kaleme aldığı “Girişimciler için Kolay ve Hızlı İş Planı Hazırlama”, “Career Management In a Disrupted World “, “Yeni Dünya Düzeninde Kariyer Yönetimi”, “Arts Entrepreneurship: How to Craft Your Creative Business Model”, “Sanatta Girişimcilik - YARATICI İŞ MODELİNİZİ NASIL GELİŞTİRİRSİNİZ? “gibi kitaplarıyla geniş bir kitleyle buluşturan Karaca, girişimcilik, stratejik esneklik ve VUCA gibi güncel yönetim konularında çalışmalarını sürdürmektedir.
Destekçilerimize Teşekkürler
Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak
Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com
KOBITEK.COM, bir
TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.
2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.
Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!