Kobitek.com web sitesi, analitik ve kişiselleştirme dahil olmak üzere site işlevselliğini sağlamak ve reklam gösterimini optimize etmek için çerezler gibi verileri depolar.

Bir önceki kitabımız, Dilek Hanım ile birlikte yazdığımız “İş Tanrıları Buyurdu: VUCA Dünyasında Prekaryanın Hikâyesi”, daha çok şunu soruyordu
“Neden bu kadar çok insan, diploması, mesleği, deneyimi olmasına rağmen kendini yine de güvencesiz, köksüz ve değersiz hissediyor?
Orada, prekaryayı anlattık:
Sürekli proje peşinde koşan, kısa kontratlara sıkışan, yarı serbest–yarı işçi bir kitle…
Kendini “sınıf” gibi hissedemeyen ama öfkesi biriken yeni tehlikeli sınıf.
“Algoritmaların Efendileri, Borçluların Dünyası” başlıklı bu dizi ise aynı soruyu, bu kez çok daha sert bir zeminde soruyor:
“Yapay zekâ çağında, bu prekarya neye dönüşecek?”
Daha adil bir düzenin ortağı mı olacağız, yoksa dijital feodalizmin borçlu serfleri mi?
Çünkü çok kısa sürede üç şey aynı anda oldu:
Artık “bir gün gelecek” değil; bugün senin yaptığın raporu, taslağı, müşteri mesajını saniyeler içinde üretebilen sistemler var.
On–on beş ŞİRKETin piyasa değeri, onlarca ülkenin milli gelirini solladı. Yani güç, hem ekonomik hem teknolojik olarak tepeye kilitleniyor.
NEET gençler, kayıt dışı çalışanlar, EYT ile bütçesi zorlanan sosyal güvenlik, BES’e yarım yamalak eklemlenmiş güvencesizler, TOKİ borcuna kitlemiş milyonlar…
“İş Tanrıları Buyurdu” bu zemini VUCA kavramı üzerinden anlattı: belirsizlik, karmaşıklık, kırılganlık…
Bu dizi, aynı hikâyeyi bu kez doğrudan “sermayenin kimde kaldığı” sorusuyla birleştiriyor.
Bu metinler seni teselli etmeye çalışmıyor.
“Merak etme, AI herkese maaş bağlayacak” masalına da inanmıyor.
Tam tersine:
Kısacası:
Bu dizi, “nasıl hissedeceğinle” değil, “bu zeminde ne yapacağını düşünmekle” ilgileniyor.
Bu metinleri üç ana grubu düşünerek yazıyorum:
“AI’yi kullanmazsam geride kalırım” baskısını hisseden ama insanı tamamen maliyet kalemi yapmanın da ŞİRKETi uzun vadede bitireceğini görenler
İyi okullara gitmiş, iyi ya da fena olmayan işlerde çalışan ama “kariyer” denen şeyin altında artık sağlam bir zemin değil, kaygan bir platform ekonomisi olduğunu fark edenler…
Sadece kendi maaş bordrosunu değil, ülkenin gençlerini, sosyal güvenlik sistemini, sermaye–emek dengesini dert edinen ve “bunun bir üst çerçevesi olması gerek” diyenler…
Bu gruplardan birine ait olduğunu hissediyorsan, bu yazı dizisi senin için – ama seni avutmak için değil, rahatsız etmek için.
Dizi baştan şu pozisyonu alıyor:
sonuç büyük ihtimalle:
Tepede birkaç dijital lord, aşağıda borç, güvencesizlik ve zayıf pazarlık gücüyle hayatta kalmaya çalışan geniş bir prekarya.
Bu dizi, “UBI/UBC/evrensel gelir” başlıklarını çöpe atmıyor; ama onları idealleştirmeyi da reddediyor.
Şöyle bakıyor:
Ama…
Eğer mülkiyet, veri, altyapı, vergi, sosyal politika ve kurumsal güven yeniden tasarlanmıyorsa, “evrensel gelir” dediğin şey, yüksek teknolojiyle cilalanmış bir sadakaya dönüşür.
Bu çerçeve, dört yazıya yayılıyor:
Yazı 1 – “Bolluk Masalı mı, Dijital Feodalizm mi?”
YZ, prekarya ve yeni sermaye düzenini masaya yatırıp, “UBC’li reformist kapitalizm mi, dijital feodalizm mi daha olası?” sorusuna açık bir cevap aramak.
Yazı 2 – “UBC, UBI ve Evrensel Yüksek Gelir: Gerçekçi Modeller ve Safsatalar”
Alaska fonu, Norveç fonu, American Equity Fund ve UBI deneylerini inceliyoruz; “Dünyadan ne alabiliriz, neyi unutmalıyız?”ı ayıklıyoruz.
Yazı 3 – “Türkiye’de YZ ve Prekarya: Kayıt Dışı, Genç İşsizlik ve Sosyal Politika Açıkları”
NEET, kayıt dışı istihdam, EYT, BES, TOKİ…
Türkiye’nin röntgenini çekip, bu zeminde AI dalgasının ne anlama geldiğini tartışıyoruz.
Yazı 4 – “ŞİRKET’ler ve Bireyler İçin Stratejik Cevaplar: Dijital Feodalizme Karşı Mikro UBC”
Devletten mucize beklemeden;
ŞİRKET’ler için ŞİRKET içi mikro UBC adımlarını, bireyler için ise beceri–gelir–itibar portföyü mantığıyla 90 günlük somut bir hareket planını ortaya koyuyoruz.
Buradan sonra senden tek bir şey bekliyorum:
Bu diziyi “ilginç fikirler” toplamı gibi değil, kendi hayatın, kariyerin ve ŞİRKETin için stres testinin kılavuzu olarak oku.
Eğer birkaç yerde rahatsız olup,
“Burada bana da dokunuyor” hissi geliyorsa, dizi işini doğru yapıyor demektir.


1954 doğumlu olan Tufan Karaca, Kadıköy Maarif Koleji’nden mezun olduktan sonra eğitimini Virginia Polytechnic Institute and State University’de tamamlamıştır. 45yıllık profesyonel yaşamının 20 yılını dokuz farklı ülkede, uluslararası şirketlerde üst düzey yöneticilik yaparak geçirmiştir.
İş dünyasında edindiği deneyimleri eğitim alanına da taşıyarak, Yeditepe Üniversitesi ve Özyeğin Üniversitesi gibi önde gelen üniversitelerde dersler vermiştir. Halen yönetim danışmanı olarak kariyerini sürdüren Karaca, yönetim eğitimleri ve stratejik danışmanlık hizmetleri sunarak, modern iş yönetimi ilkelerini ve trendlerini kurumlara aktarmaktadır.
Yönetim alanındaki uzmanlığını kaleme aldığı “Girişimciler için Kolay ve Hızlı İş Planı Hazırlama”, “Career Management In a Disrupted World “, “Yeni Dünya Düzeninde Kariyer Yönetimi”, “Arts Entrepreneurship: How to Craft Your Creative Business Model”, “Sanatta Girişimcilik - YARATICI İŞ MODELİNİZİ NASIL GELİŞTİRİRSİNİZ? “gibi kitaplarıyla geniş bir kitleyle buluşturan Karaca, girişimcilik, stratejik esneklik ve VUCA gibi güncel yönetim konularında çalışmalarını sürdürmektedir.
Destekçilerimize Teşekkürler
Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak
Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com
KOBITEK.COM, bir
TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.
2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.
Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!