Algoritmaların Efendileri, Borçluların Dünyası

Bu yazıyı paylaş
X It! LinkedIn Facebook
Algoritmaların Efendileri, Borçluların Dünyası konu resmi

Muhtemelen bu satırları okurken, hayatında şu cümlelerden en az birini kurmuş durumdasın: • “İyi bir diplomam var ama güvenli bir gelecek görmüyorum.” • “ŞİRKET kâr açıklıyor ama benim hayatımda değişen pek bir şey yok.” • “Çalışıyorum, borç ödüyorum, eve gelince hâlâ telefonda ek iş kovalıyorum.” Ve bir yandan da ekranın her yerinde aynı sözler dönüyor: “Yapay zekâ devrimi”, “işlerin sonu”, “herkese evrensel gelir”, “AI zenginliği.” Bu yazı dizisi, tam bu gerilimin ortasında duruyor.

Bir önceki kitabımız, Dilek Hanım ile birlikte yazdığımız “İş Tanrıları Buyurdu: VUCA Dünyasında Prekaryanın Hikâyesi”, daha çok şunu soruyordu

“Neden bu kadar çok insan, diploması, mesleği, deneyimi olmasına rağmen kendini yine de güvencesiz, köksüz ve değersiz hissediyor?

Orada, prekaryayı anlattık:

Sürekli proje peşinde koşan, kısa kontratlara sıkışan, yarı serbest–yarı işçi bir kitle…

Kendini “sınıf” gibi hissedemeyen ama öfkesi biriken yeni tehlikeli sınıf.

Algoritmaların Efendileri, Borçluların Dünyası” başlıklı bu dizi ise aynı soruyu, bu kez çok daha sert bir zeminde soruyor:

Yapay zekâ çağında, bu prekarya neye dönüşecek?”

Daha adil bir düzenin ortağı mı olacağız, yoksa dijital feodalizmin borçlu serfleri mi?

Neden böyle bir yazı dizisine ihtiyaç duydum?

Çünkü çok kısa sürede üç şey aynı anda oldu:

1- YZ, masal olmaktan çıktı, maliyet kalemine girdi.

Artık “bir gün gelecek” değil; bugün senin yaptığın raporu, taslağı, müşteri mesajını saniyeler içinde üretebilen sistemler var.

2- Servet, tarihte görülmemiş hızla dar bir elde toplanıyor.

On–on beş ŞİRKETin piyasa değeri, onlarca ülkenin milli gelirini solladı. Yani güç, hem ekonomik hem teknolojik olarak tepeye kilitleniyor.

3- Türkiye bu dalgaya zaten kırılgan bir zeminde yakalandı

NEET gençler, kayıt dışı çalışanlar, EYT ile bütçesi zorlanan sosyal güvenlik, BES’e yarım yamalak eklemlenmiş güvencesizler, TOKİ borcuna kitlemiş milyonlar…

“İş Tanrıları Buyurdu” bu zemini VUCA kavramı üzerinden anlattı: belirsizlik, karmaşıklık, kırılganlık…

Bu dizi, aynı hikâyeyi bu kez doğrudan “sermayenin kimde kaldığı” sorusuyla birleştiriyor.

Bu yazı dizisi ne yapmaya çalışıyor?

Bu metinler seni teselli etmeye çalışmıyor.

“Merak etme, AI herkese maaş bağlayacak” masalına da inanmıyor.

Tam tersine:

  • YZ’nin ürettiği servetin kimlerin elinde yoğunlaştığını,
  • “Herkese temel gelir / sermaye / yüksek gelir” gibi fikirlerin nerede gerçekçi, nerede safsata olduğunu,
  • Türkiye’nin NEET, kayıt dışı, EYT, BES, TOKİ düzeniyle bu dalgaya nasıl kırılgan girdiğini,
  • Ve bütün bunlara rağmen ŞİRKET’lerin ve bireylerin elinde hâlâ hangi manevra alanlarının kaldığını açık açık masaya yatırmak istiyor.

Kısacası:

Bu dizi, “nasıl hissedeceğinle” değil, “bu zeminde ne yapacağını düşünmekle” ilgileniyor.

Bu yazı dizisi kimler için?

Bu metinleri üç ana grubu düşünerek yazıyorum:

ŞİRKET sahipleri ve yöneticiler

“AI’yi kullanmazsam geride kalırım” baskısını hisseden ama insanı tamamen maliyet kalemi yapmanın da ŞİRKETi uzun vadede bitireceğini görenler

Genç profesyoneller ve girişimciler

İyi okullara gitmiş, iyi ya da fena olmayan işlerde çalışan ama “kariyer” denen şeyin altında artık sağlam bir zemin değil, kaygan bir platform ekonomisi olduğunu fark edenler…

Ekonomi–politika meraklısı okur

Sadece kendi maaş bordrosunu değil, ülkenin gençlerini, sosyal güvenlik sistemini, sermaye–emek dengesini dert edinen ve “bunun bir üst çerçevesi olması gerek” diyenler…

Bu gruplardan birine ait olduğunu hissediyorsan, bu yazı dizisi senin için – ama seni avutmak için değil, rahatsız etmek için.

Ne söylüyor, pozisyonu ne?

Dizi baştan şu pozisyonu alıyor:

  • Eğer siyasal ve kurumsal dengeler radikal biçimde değişmezse, AI sonrası dünyada en olası senaryo “UBC’yle yumuşatılmış adil bir kapitalizm” değil, “dijital feodalizmdir.”
  • Yani Sam Altman’ın “herkese sermaye payı”, Elon Musk’ın “evrensel yüksek gelir”, think–tank raporlarının “AI zenginliğini yayalım” söylemleri, bugünkü güç dağılımı içinde hayata geçerse,

sonuç büyük ihtimalle:

Tepede birkaç dijital lord, aşağıda borç, güvencesizlik ve zayıf pazarlık gücüyle hayatta kalmaya çalışan geniş bir prekarya.

Bu dizi, “UBI/UBC/evrensel gelir” başlıklarını çöpe atmıyor; ama onları idealleştirmeyi da reddediyor.

Şöyle bakıyor:

  • Evet, iyi tasarlanmış bir UBC, AI rantının bir kısmını topluma geri döndürmenin güçlü aracı olabilir.
  • Evet, belirli bir temel gelir, güvencesiz kitleleri nefessiz kalmaktan kurtarabilir.

Ama…

  • Hayır, bunların hiçbiri tek başına dijital feodalizmi engelleyemez.

Eğer mülkiyet, veri, altyapı, vergi, sosyal politika ve kurumsal güven yeniden tasarlanmıyorsa, “evrensel gelir” dediğin şey, yüksek teknolojiyle cilalanmış bir sadakaya dönüşür.

Yazı dizisi nasıl planlandı?

Bu çerçeve, dört yazıya yayılıyor:

Yazı 1 – “Bolluk Masalı mı, Dijital Feodalizm mi?”

YZ, prekarya ve yeni sermaye düzenini masaya yatırıp, “UBC’li reformist kapitalizm mi, dijital feodalizm mi daha olası?” sorusuna açık bir cevap aramak.

Yazı 2 – “UBC, UBI ve Evrensel Yüksek Gelir: Gerçekçi Modeller ve Safsatalar”

Alaska fonu, Norveç fonu, American Equity Fund ve UBI deneylerini inceliyoruz; “Dünyadan ne alabiliriz, neyi unutmalıyız?”ı ayıklıyoruz.

Yazı 3 – “Türkiye’de YZ ve Prekarya: Kayıt Dışı, Genç İşsizlik ve Sosyal Politika Açıkları”

NEET, kayıt dışı istihdam, EYT, BES, TOKİ…

Türkiye’nin röntgenini çekip, bu zeminde AI dalgasının ne anlama geldiğini tartışıyoruz.

Yazı 4 – “ŞİRKET’ler ve Bireyler İçin Stratejik Cevaplar: Dijital Feodalizme Karşı Mikro UBC”

Devletten mucize beklemeden;

ŞİRKET’ler için ŞİRKET içi mikro UBC adımlarını, bireyler için ise beceri–gelir–itibar portföyü mantığıyla 90 günlük somut bir hareket planını ortaya koyuyoruz.

Buradan sonra senden tek bir şey bekliyorum:

Bu diziyi “ilginç fikirler” toplamı gibi değil, kendi hayatın, kariyerin ve ŞİRKETin için stres testinin kılavuzu olarak oku.

Eğer birkaç yerde rahatsız olup,

“Burada bana da dokunuyor” hissi geliyorsa, dizi işini doğru yapıyor demektir.

Kobitek'e ücretsiz üye olun
Etiketler:

Tufan Karaca
Tufan Karaca

1954 doğumlu olan Tufan Karaca, Kadıköy Maarif Koleji’nden mezun olduktan sonra eğitimini Virginia Polytechnic Institute and State University’de tamamlamıştır. 45yıllık profesyonel yaşamının 20 yılını dokuz farklı ülkede, uluslararası şirketlerde üst düzey yöneticilik yaparak geçirmiştir.

İş dünyasında edindiği deneyimleri eğitim alanına da taşıyarak, Yeditepe Üniversitesi ve Özyeğin Üniversitesi gibi önde gelen üniversitelerde dersler vermiştir. Halen yönetim danışmanı olarak kariyerini sürdüren Karaca, yönetim eğitimleri ve stratejik danışmanlık hizmetleri sunarak, modern iş yönetimi ilkelerini ve trendlerini kurumlara aktarmaktadır.

Yönetim alanındaki uzmanlığını kaleme aldığı “Girişimciler için Kolay ve Hızlı İş Planı Hazırlama”, “Career Management In a Disrupted World “, “Yeni Dünya Düzeninde Kariyer Yönetimi”, “Arts Entrepreneurship: How to Craft Your Creative Business Model”, “Sanatta Girişimcilik - YARATICI İŞ MODELİNİZİ NASIL GELİŞTİRİRSİNİZ? “gibi kitaplarıyla geniş bir kitleyle buluşturan Karaca, girişimcilik, stratejik esneklik ve VUCA gibi güncel yönetim konularında çalışmalarını sürdürmektedir.

Destekçilerimize Teşekkürler


Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com

KOBITEK.COM, bir TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.

2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.

Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!