Kobitek.com web sitesi, analitik ve kişiselleştirme dahil olmak üzere site işlevselliğini sağlamak ve reklam gösterimini optimize etmek için çerezler gibi verileri depolar.

İşletmelerden kastım ne? Ya pazarlama departmanı olmayanlar, ya da olup verimsiz çalışanlar. Orta-küçük işletmeler, ya da kobiler de diyebiliriz. Büyük aile işletmeleri diye adlandırabileceğimiz Anadolu Kaplanları’ndaki sorunlar da azımsanmayacak derecede çok olsa da, büyükler bir şekilde başlarının çaresine bakıyorlar. Bu model için esnek yapılarda daha verimli yol aldığımızı söyleyebilirim. Orta-küçük işletmeler ve kobiler de büyüklere göre daha esnek haliyle.
Markalarla çalışırken bir danışman gibi değil, bir ekip üyesi mantığıyla ilerliyoruz. Zira ekip dediğin de biz bize oluyor zaten. Bürokrasi yok. Markalar için avantajı hızla sonuç alabilecek hamlelere çabuk erişebilmek. Dezavantajı ise uygulama konusundaki aksaklıklar. Zira işletme sahiplerini operasyonel yoğunluktan alıkoymak kolay olmuyor. Diğer taraftan bu engel aşıldıkça verim hızı da artıyor. Bir nevi işletmenin hızı bizim hızımız oluyor. Mümkünse her hafta, değilse iki haftada bir mutlaka görüşme organize ediyoruz. Bu görüşmeleri yüz yüze yapıyoruz. Bu sayede her geçen gün ivmemiz artıyor.
Her ne kadar süreçlerini birlikte yürütsek de, günün sonunda işletmenin pazarlamaya devamlı ihtiyacı olacağı için bir süre sonra içeride bir yapılanmayı tavsiye ediyorum genelde. Bir kişinin istihdam edilip yetiştirilmesini gerekli görüyorum. O kişiye mentörlük kapısını hep açık tutuyorum. Ya dışarıdan alım ya da hevesli ve enerjik bir ekip üyesi. Gelişime açık olması tek şart.
İlk ay işletme içinde yaptığımız check-up süreci sonrasında bir aksiyon listesi sunuyorum markalara. Bu listede bolca proje öneriyorum. Çalıştığım markalardan biri, önerilerimi ve gerekçelerini sunduğum bir toplantı sonrası “sadece ayakları yere basan bu öneri listesinin elimizin altında olması bile bize büyük fayda sağladı” demişti. Elbette bu listeyi hazırlamak bile ciddi bir altyapı gerektirse de, uygulamaya geçmeyen hiçbir aksiyonun pek bir kıymeti yok, bu bilinci markalarıma da aktarıyorum.
Markalarla liste üzerinden, kendi yetkinliklerine göre önceliklendirme yapıyoruz. En acil ihtiyaçlar, en önce olacak şekilde ilerliyoruz. Bazı aksiyon önerilerini hiç gündeme dahi almıyoruz.
Aksiyon listesi ile birlikte rekabet analizi dosyasını teslim ediyorum. Firmanın sektörüne göre rakiplerini inceliyor ve hem dijital hem de fiziksel bir değerlendirme yapıyorum. Tabii ki öznel çalışmalar oluyor bunlar. Analizleri yaparken pek çok araçtan yararlanıyorum elbet. Üzerine katılan tecrübe ile firmaya temiz bir rapor sunuyorum.
Aslında bu yapılardaki avantaj da tam olarak yaptığımız işlerin eksikliği. Bugüne kadar hiç kimse bu firmalara aksiyon listesi sunmamış. Kimse rakiplerin derli toplu bir analizini yapmamış. Kimse bir önceliklendirme önermemiş. Bu bile başlı başına bir değer katıyor markalara.
Asıl iş de ilk iki ay yapılan bu çalışmalardan sonra başlıyor: Uygulama süreci. Buradan sonra Yarı Zamanlı Pazarlama sürecinin kaldıraç etkisi oluşturduğu faz başlıyor. Çünkü neyi, niçin, nasıl, ne zaman, kim ile yapacağız sorularının hepsi çok hızlı cevaplanıyor. Burada da network ekosistemi devreye giriyor. Eğer şirket dışarıdan hizmet alacaksa sektörden iş yaptığımız, tanıdığımız ya da bildiğimiz ekiplerle görüşüyor/çalışıyoruz. Tüm süreçleri şeffaf yürütüyoruz. Şirket sahibi ya da yetkilendirdiği kişinin katılımına açık görüşmeler yapıyoruz.
Elbette özellikle gelişmeye açık yapılarda pazarlama işinin sadece pazarlama olmadığını göstermek adına tüm fonksiyonlarda söyleyecek sözümüzün olması büyük avantaj. Kullanım kılavuzu, internet sitesi, görev tanımı, kampanya, promosyon, satış, eğitim derken holistik bir bakış açısıyla pek çok güçlü kası çalıştırma fırsatımız oluyor. Tüm bunları yaparken bir ekip üyesi gibi oluyoruz haliyle. Suya sabuna bulaşmadan sadece öneren bir danışmanlık süreci gibi değil. Elimizi direkt taşın altına koyuyoruz. Bu işi yaparken sunduğum vaad bu zaten. Bazen metin yazarı oluyorum, bazen grafiker, bazen anketör, bazen yazılımcı, bazen dijitalci, bazen İK’cı. İhtiyaca göre ilk işlerin çıtasını hep bizzat koyuyorum. Ya doğru işleri yapıyor ya da doğru kişilerle çalışıyoruz. Sonra süreci işletiyoruz.
Yolculuğumuz böyle devam ediyor.
Çünkü markalara yol arkadaşlığı yapmak demek sonsuz bir oyunun parçası olmayı gerektiriyor.
Sonlu oyunun oyuncuları için sadece ‘kazanmak’ ve ‘kaybetmek’ vardır. Sonsuz oyunun oyuncuları için ise ‘kazanmak’ diye bir şey yoktur. Oyunda kalmak ve oyuna devam etmek esas meseledir.



İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi bölümünden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi’nde Pazarlama alanında Yüksek Lisans derecesini aldı.
20+ yıldır pazarlama, marka, büyüme, iletişim, kurumsallaşma, çalışan markası, satış, rekabet, reklam, strateji konularında çalışıyor, okuyor, yazıyor, eğitim ve danışmanlıklar veriyor.
Tecrübe ve fikirlerini dijital platformlarda yayınlıyor.
Destekçilerimize Teşekkürler
Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak
Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com
KOBITEK.COM, bir
TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.
2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.
Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!