Türkiye’de YZ ve Prekarya: Kayıt Dışı, Genç İşsizlik ve Sosyal Politika Açıkları

Bu yazıyı paylaş
X It! LinkedIn Facebook
Türkiye’de YZ ve Prekarya: Kayıt Dışı, Genç İşsizlik ve Sosyal Politika Açıkları konu resmi

İlk bölümde, AI sonrası dünya için “UBC’li makyajlı kapitalizm mi, dijital feodalizm mi?” sorusunu koyduk ve gidişatın ikincisine daha yakın olduğunu söyledim. İkinci bölümde, dünyadaki UBI/UBC modellerini (Alaska fonu, Norveç fonu, American Equity Fund vb.) ayıklayıp neyin gerçek, neyin masal olduğunu konuştuk. Şimdi mazeret yok: Bu tabloyu Türkiye’ye oturtacağız.

Genç işsizlik,
NEET oranı,
Kayıt dışı istihdam,
EYT, BES, TOKİ gibi araçlar…

Bunların hepsini, “YZ dalgası gelirken zeminimiz ne kadar sağlam?” sorusu üzerinden okuyacağız.

Hoşuna gitmeyen yerler olacak.
Bu iyi haber – çünkü rahatsız olmuyorsan, tabloyu ya eksik görüyorsun ya da kendine yalan söylüyorsun.

1. Türkiye’nin kırılgan zemini: NEET, genç işsizlik, kayıt dışı

1.1 NEET: Sistemin dışına düşen gençler

Son veriler şunu söylüyor:

  • 18–24 yaş aralığındaki gençlerin yaklaşık %32’si, ne eğitimde ne istihdamda ne de stajda (NEET). Bu, 15–29 yaş grubu için Eurostat’ın verdiği %25,9’luk oranın, daha dar genç yaş kesitinde çok daha yüksek seyrettiğini gösteriyor (2).

  • Genç kadınlarda bu oran %42’ye çıkıyor.

  • Türkiye, OECD içinde NEET oranında ilk sıralarda; Avrupa’da da en yüksek oranlardan biri (2).

Bu şu anlama geliyor:

YZ dalgası başlamışken, her üç gençten biri sistemin dışında.

Sen AI, UBC, UBI konuşurken; bu gençlerin önemli kısmı:

  • Ne düzgün eğitim alabiliyor,

  • Ne stabil bir işe girebiliyor,

  • Ne de becerilerini geliştirebileceği bir platform bulabiliyor.

Bu tabloyla AI çağına girmek, ralliye lastiksiz çıkmak gibi.

1.2 Genç işsizlik: Oran düşüyor ama risk yapısı bozuluyor

TÜİK’e göre 15–24 yaş genç işsizlik oranı 2023’te %17,4 (1).

2025 sonbaharında mevsimsel dalgalanmayla birlikte oran %14–15 bandında görünse de, bu düşüş “her şey yolunda” anlamına gelmiyor (3), (4).

Çünkü:

  • NEET oranı hâlâ çok yüksek.

  • Çalışan gençlerin önemli kısmı düşük ücretli, güvencesiz, kayıt dışı işlerde.

  • Üniversite mezunları için bile işsizlik oranı, genel işsizlikten yüksek; Türkiye, yeni mezun istihdamında Avrupa’nın sonuncusu (2).

Yani “işsizlik oranı düşüyor” hikâyesi, gençler için kaliteli işin arttığı anlamına gelmiyor; daha çok düşük ücretli, güvencesiz işlere razı olma anlamına geliyor.

1.3 Kayıt dışı istihdam: Dijital serfliğin hazır altyapısı

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 2025 sunumuna göre:

  • Toplam kayıt dışı istihdam oranı 2014’te %34,5 iken 2025’in ikinci çeyreğinde %22,5 civarına gerilemiş durumda.

  • Tarım dışı kayıt dışı oranı ise %16–17 bandında (3).

IZA ve WIEGO çalışmalarına göre:

  • 2021–2024 arasında Türkiye’de 7,5–8 milyon kişi kayıt dışı çalışıyor (5), (6).

Bu ne demek?

  • YZ’den bağımsız olarak, milyonlarca insan emeklilik hakkı biriktirmeden, düşük ücretle, sendikasız, sigortasız çalışıyor.

  • Bu kitle, AI sonrası dönemde ilk gözden çıkarılacak grup.

“Dijital feodalizm” dediğim yapı için altyapı hazır:

Lordlar değişecek (platformlar, veri sahipleri), ama serfler zaten ortalıkta.

2. YZ ve otomasyon: Türkiye’de riskin dağılımı

Çok net: Türkiye, AI dalgasına “işgücü kalitesi ve sosyal koruma” açısından avantajlı bir ülkede değil.

  • OECD çalışmaları, genel olarak OECD’de işlerin yaklaşık %14’ünün tamamen otomasyona açık, %30’unun ciddi dönüşüm riskinde olduğunu söylüyor (7).

  • Türkiye üzerine yapılan bölgesel bir çalışma, çalışanların %54’ünün dijital dönüşüm nedeniyle yüksek iş kaybı riski altında olduğunu buluyor; özellikle sanayi ağırlıklı bölgeler riskli (8).

  • McKinsey raporu, Türkiye’de işlerin sadece %2’sinin tamamen otomasyona uygun, ama işlerin yaklaşık %60’ının görevlerinin önemli kısmının otomasyona açık olduğunu; buna rağmen verimlilik ve yeni sektörler sayesinde 2030’a kadar net 3,1 milyon ek istihdam yaratılabileceğini öngörüyor (9).

Tablo karışık:

  • Evet, yeni iş alanları açılabilir.

  • Ama yapısal zayıflığı olan ülkelerde, bu geçiş adil olmazsa, kazananlarla kaybedenler arasındaki mesafe sertleşir.

Türkiye’nin bugün:

  • Yüksek NEET oranı,

  • Kayıt dışı yoğunluğu,

  • Eğitim–istihdam uyumsuzluğu,

  • Düşük sendikalaşma oranı (10)

varken, AI dalgası dijital feodalizmi hızlandırma potansiyeline sahip.

Bunu görmek için sosyal politika araçlarımıza bakalım: EYT, BES, TOKİ…

3. EYT: Kuşaklar arası adalet mi, geleceğe fatura mı?

2023’te yürürlüğe giren EYT düzenlemesi (Kanun No: 7438), 8 Eylül 1999’dan önce sigortalı olanlara yaş şartı olmadan emeklilik imkânı verdi. Kadınlar için 20, erkekler için 25 yıl prim ve belirli prim günü şartlarını sağlayanlar, yaştan bağımsız emekli olabiliyor (11), (12).

Rakamlar:

  • İlk aşamada yaklaşık 2,3 milyon kişi hemen emekli oldu; toplamda 6 milyona yakın kişinin yararlanması bekleniyor (11), (13).

  • Hazine ve Maliye Bakanı’na göre, bu düzenleme SGK sisteminde yaklaşık 1,5 trilyon TL’lik açık yaratıyor; 2024 bütçesine yükü 742 milyar TL, 2025’te 1,2 trilyon TL olarak hesaplanıyor (13).

Bu ne anlama geliyor?

  • EYT’liler açısından bakarsan: Yıllardır haksız bir yaş şartı nedeniyle mağdur edilen bir kuşağın nefes alması.

  • Makro düzeyde bakarsan: Yaşlanan bir emeklilik sistemine, AI çağının arifesinde dev bir ek yük.

Daha kritik olan şu:

  • EBRD’nin ülke diagnostik raporuna göre, EYT’lilerin önemli kısmı emekli olduktan sonra kayıt dışı çalışmaya devam ediyor; bu da:

    • Emeklilik sistemine ek yük,

    • İşverenler için kayıt dışı emek kullanma teşviki,

    • Gençler için kayıtlı iş bulmayı zorlaştıran haksız rekabet anlamına geliyor (13).

Yani EYT:

Geçmişteki bir adaletsizliği düzeltirken, geleceğin sosyal güvenlik sistemine ve genç kuşaklara fatura çıkaran bir karar.

YZ sonrası dünyada, emeklilik sisteminin zaten zorlanacağı ortadayken,
Türkiye bu alanı popülist baskıyla esnetmiş durumda.

4. BES ve Otomatik Katılım: Mikro UBC mi, zorunlu tasarruf mu?

Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve Otomatik Katılım Sistemi (OKS/AES), kâğıt üzerinde “herkesi biraz sermayedar yapma” iddiasına en yakın araçlarımız.

2024 sonu itibarıyla:

  • Gönüllü BES’te yaklaşık 9,5 milyon katılımcı, 1,14 trilyon TL fon büyüklüğü var.

  • Otomatik katılım sistemi, 7,6 milyon çalışanı kapsıyor; 87,2 milyar TL civarında varlık biriktirmiş durumda (14).

Otomatik katılım:

  • 2017’den itibaren 45 yaş altı çalışanlar için devreye giriyor;

  • Çalışan sisteme otomatik alınıyor, isterse çıkıyor (15), (16).

2024’te getirilen bir düzenleme ile, BES hesaplarından evlilik, konut alımı, afet ve eğitim gibi durumlar için kontrollü erken çekiş imkânı verildi (17).

Peki bütün bunlar, AI sonrası dünyada mikro UBC sayılır mı?

Artıları:

  • İnsanları –en azından formal çalışanları– uzun vadeli tasarrufa zorluyor.

  • Devlet katkısı ve vergi avantajı, kâğıt üzerinde getiriyi güçlendiriyor.

  • Fon büyüklüğü, ülke içinde uzun vadeli sermaye havuzu oluşturuyor.

Eksileri:

  • Gerçek kapsayıcılık zayıf.
    Çalışma hayatı parçalı ve düzensiz olanlar, düşük gelirli ve kayıt dışı çalışanlar sistemin dışında. NEET ve prekarya bu havuzdan doğrudan pay alamıyor.

  • Biriken sermaye, bireysel ölçekte çoğu zaman yetersiz.
    Düşük katkı tutarları ve yüksek enflasyon, özellikle alt gelir grupları için BES birikimlerini gelecekte anlamlı bir “AI çağı güvenlik yastığı” olmaktan uzak tutuyor.

  • Finansal ürün mantığı baskın.
    Sistem, çoğu insanın gözünde “devlet katkılı yatırım ürünü” – sosyal zenginlik fonu değil.
    Strateji “AI rantını toplumsal olarak paylaşmak” değil, “hane halkı tasarruf oranını yükseltmek”.

Özetle:

BES/OKS, bugünkü hâliyle mikro UBC potansiyeli taşıyan ama vizyonu oraya gitmeyen bir araç.

YZ sonrası dünyanın risklerini yönetmek için, BES’in:

  • AI ve otomasyonla kaybolan meslekler için tamamlayıcı gelir,

  • Uzun vadeli yeniden eğitim fonu,

  • Gençler için beceri bursu

gibi amaçlarla yeniden kurgulanması gerekiyor. Şu an oradan oldukça uzağız.

5. TOKİ ve sosyal konut: Barınma mı, borç üzerinden disiplin mi?

TOKİ, 20 yılı aşkın sürede 1,7 milyonun üzerinde konut üretmiş durumda; resmî verilere göre 2025 ortası itibarıyla 1,7 milyonun üzerinde konutun inşasına başlanmış, 1,55 milyonu teslim edilmiş (18), (19), (20).

2025’te açıklanan yeni kampanyalarla:

  • 500 bin yeni konut,

  • İlk kez kiralık sosyal konut programları,

  • Özellikle deprem bölgesine ve büyük şehirlere yeni projeler

planlanıyor (20).

Ama manzara sadece “sosyal devlet” değil:

  • Le Monde’un Hatay ve çevresine dair haberi, deprem sonrası bazı köylerde TOKİ projeleri için yapılan kamulaştırmaların nasıl ciddi gerilim yarattığını anlatıyor; insanlar, arazilerinin hızlı ve şeffaf olmayan biçimde alınıp TOKİ konutlarına dönüştürülmesinden şikâyetçi (21).

  • Yüksek enflasyon ortamında, uzun vadeli TOKİ taksitleri bile ciddi bir borç yükü anlamına geliyor; birçok hane, konutu kaybetmemek için düşük ücretli işlere razı olmak zorunda kalıyor.

  • Konut fiyatları, yıllık bazda %50’nin üzerinde artarken, TOKİ projeleri bir yandan “fiyatları frenleyecek” söylemiyle, diğer yandan inşaat odaklı büyüme modelinin devamı olarak konumlanıyor (20).

YZ ve prekarya açısından bakarsan:

  • TOKİ, barınma sorununu kısmen çözebilir;

  • Ama aynı zamanda borç üzerinden emek disiplini yaratan bir araç haline gelebilir.

Gelir güvencesi olmayan, kayıt dışı çalışan veya NEET statüsündeki biri için TOKİ taksiti,

“kötü koşullarda bile işi bırakmama zorunluluğu” demek.

6. Bu üçlü (EYT–BES–TOKİ) YZ çağını yönetmeye yeter mi?

Acı cevap: Hayır.

Bu üç politika seti:

  • EYT - Geçmişin adaletsizliğini düzeltmeye çalışırken, geleceğin yükünü arttırıyor.

  • BES/OKS - Tasarrufu artırıyor ama AI sonrası riskleri sistematik bölüşüm aracı haline gelemiyor.

  • TOKİ - Barınma sağlıyor ama insanları uzun vadeli borca ve mekânsal bağımlılığa kilitliyor.

Hepsinin ortak özelliği:

  • AI’dan doğacak yeni zenginliği nasıl yakalayacağımız sorusunu sormuyor,

  • Prekarya’yı nasıl güçlendireceğimizi değil, nasıl idare edeceğimizi düşünüyor,

  • Gençleri sistemin merkezine değil, tali bir yere koyuyor.

Üstüne bir de NEET, kayıt dışı, eğitim–istihdam uyumsuzluğu ve düşük sendikalaşma eklenince,

Türkiye’nin AI çağına girişi şu cümleyle özetlenebilir:

“Sosyal politika araçları geçmişe dönük ve borç merkezli,
eğitim sistemi kırılgan,
gençler sistemden kopuk,
sermaye sahipliği dar;
biz bu zeminde AI dalgasına yakalanıyoruz.”

Bu zeminle, UBC tipi adil bir model kurma ihtimali var mı?
Var, ama önce şu açıkları dürüstçe kabul etmek gerekiyor.

7. Açıklar: Türkiye’nin AI–prekarya denklemini felç eden beş eksik

  1. AI rantını yakalayan bir sosyal zenginlik fonu yok.
    Ne Norveç’teki gibi güçlü, bağımsız bir fonumuz var; ne de AI ŞİRKETlerinden pay alan bir vergi mimarimiz. BES fonları var ama “AI zenginliğini topluma dağıtma” gibi bir misyonları yok (4), (14), (18).

  2. Gençler için “gelir + beceri” paketleri eksik.
    NEET oranı yüksek, işsizlik göreli olarak yüksek, eğitim kalitesi tartışmalı. Eurostat ve OECD verileri, Türkiye’nin genç mezun istihdamında Avrupa’nın en zayıfı olduğunu, NEET oranında zirveye yakın olduğunu gösteriyor (1), (2), (7).

  3. Kayıt dışı için yapısal çözüm yok; tam tersine bazı adımlar teşvik ediyor.
    EYT sonrası, erken emekli olup kayıt dışı çalışanların artması bekleniyor; bu, hem gençlerin önünü kesiyor, hem sosyal güvenlik açığını büyütüyor (3), (5), (13).

  4. Sosyal politikanın odağında hâlâ inşaat ve borç var.
    TOKİ projeleri, barınma sorununa kısmî çare getirirken, insanların hayatlarını borçlu konutlara bağlayarak esnek ve riskli işlere razı olmalarını kolaylaştırıyor (18), (20), (21).

  5. AI’nin getirdiği iş dönüşümüne yönelik aktif emek politikaları çok zayıf.
    OECD, ILO ve McKinsey raporları, AI ve otomasyonun iş içeriğini radikal biçimde değiştireceğini; uyum için ciddi eğitim, beceri dönüşümü ve sosyal diyalog gerektiğini açıkça yazıyor (7), (9), (10), (22), (23).
    Türkiye’de bu konuda parça parça programlar var ama ulusal ölçekte, AI odaklı, ciddi fonlanmış bir “beceri dönüşümü stratejisi” henüz yok.

8. Acı ama dürüst sonuç: Dijital feodalizme doğru sürükleniyoruz

Şimdi toplu resmi söyleyeyim, yuvarlamadan:

  • Bir tarafta yüksek NEET, kayıt dışı, düşen sendikalaşma ve kırılgan eğitim sistemi var.

  • Diğer tarafta, AI ve otomasyonun işlerin yarısını ciddi dönüşüm riski altına soktuğu bir gelecek geliyor (7), (8), (22), (23).

  • Sosyal politikamızın ana araçları ise:

    • Geçmişe dönük bir emeklilik düzeltmesi (EYT),

    • Limitli kapsayıcılığa sahip bir bireysel emeklilik sistemi (BES),

    • Borç merkezli bir sosyal konut modeli (TOKİ).

Bu üçlü, AI sonrası dünyada:

  • Prekarya’yı güçlendiren,

  • AI rantını toplumsallaştıran,

  • Gençleri hakiki anlamda özne yapan bir çerçeve kurmuyor.

Tam tersi:

YZ’nin ürettiği değeri yukarıda yoğunlaştırıp,
aşağıda borç ve güvencesizlikle kontrol edilen geniş bir kitle yaratma riskini büyütüyor.

Bu, tam olarak dijital feodalizm tarifidir.

9. Bir sonraki adım: Ne yapmalı?

Bu bölüm “politik reçete” değil, durum tespiti.

Dördüncü bölümde, artık “ne yapılabilir?” kısmına gireceğiz:

  • Ulusal düzeyde AI Zenginlik Fonu mümkün mü, nasıl tasarlanabilir?

  • BES, TOKİ, EYT gibi araçları mikro UBC mantığına yaklaştırmanın yolları neler?

  • ŞİRKET’ler ve bireyler düzeyinde, dijital feodalizme karşı hangi pratik stratejiler uygulanabilir?

Ama oraya geçmeden önce, bu bölümün sende bırakmasını istediğim tek duygu şu:

Bugünkü sosyal politika setiyle,
“AI bizi kurtaracak” demek kendini kandırmaktır.

Kurtaracak olan şey;
AI’nin ürettiği değeri kimlerin, nasıl, hangi araçlarla paylaştığına dair yeni bir toplumsal sözleşme kurabilmemiz.


Kaynaklar

[1] TurkStat, “Youth in Statistics, 2023,” Turkish Statistical Institute, May 2024.
[2] “Turkey faces risk of losing an entire generation of its youth,” Le Monde, Nov. 2025.
[3] Republic of Türkiye Ministry of Treasury and Finance, “Turkish Economy Presentation 2025 (ENG),” Oct. 2025.
[4] H. Tekgüç, “The labor market in Turkey, 2000–2024,” IZA World of Labor, 2025.
[5] N. Yonzan, “Evidence from Turkey’s Informal Labor Market,” Journal Article, 2024.
[6] WIEGO, “Workers in Informal Employment in Türkiye: A Statistical Profile 2019–2023,” Statistical Brief No. 42, Jun. 2025.
[7] OECD, Employment Outlook 2019: The Future of Work, OECD Publishing, 2019.
[8] Ö. B. Kaya, “Automation Risk of Jobs for NUTS II and NUTS III Regions in Türkiye,” Journal of Regional Development Studies, 2024.
[9] McKinsey & Company, “Future of Work: Turkey’s Talent Transformation,” 2019.
[10] ILO, “Global Employment Trends for Youth 2024,” International Labour Organization, 2024.
[11] KPMG, “Turkey – Changes to Minimum Retirement Age Requirement (EYT Law No. 7438),” GMS Flash Alert 2023-121, 2023.
[12] “Turkey: Easing of retirement eligibility for EYT employees,” Willis Towers Watson, Jan. 2023.
[13] EBRD, “Türkiye – Private Sector Diagnostic,” European Bank for Reconstruction and Development, 2024.
[14] SEDDK, “Annual Report 2024,” Insurance and Private Pension Regulation and Supervision Agency, 2025.
[15] “What is the Individual Pension System (IPS)?,” Bilgilendirici Broşür, 2024.
[16] “AUTO–ENROLLMENT INTO STATE SUBSIDIZED INDIVIDUAL PENSION SYSTEM,” Sözercizmeci Law Firm, Jul. 2025.
[17] U.S. Social Security Administration, “Turkey Adds Early Withdrawal Options to Private Pension System,” International Update, Sep. 2024.
[18] TOKİ, “Housing Programs,” Housing Development Administration of Türkiye, accessed Nov. 2025.
[19] “TOKİ Has Built Over 1.3 Million Buildings in 20 Years,” Barnes International, Jun. 2024.
[20] “Türkiye launches its biggest social housing project,” Daily Sabah, Oct. 2025.
[21] “Two years after the earthquake, villages in southern Turkey face expropriation,” Le Monde, Feb. 2025.
[22] ILO, “Working in the Age of AI: Skills and Social Dialogue,” Policy Brief, 2024.
[23] OECD, “Job Creation and Local Economic Development 2024: Preparing for the Future of Work,” OECD Publishing, 2024.

Kobitek'e ücretsiz üye olun
Etiketler:

Tufan Karaca
Tufan Karaca

1954 doğumlu olan Tufan Karaca, Kadıköy Maarif Koleji’nden mezun olduktan sonra eğitimini Virginia Polytechnic Institute and State University’de tamamlamıştır. 45yıllık profesyonel yaşamının 20 yılını dokuz farklı ülkede, uluslararası şirketlerde üst düzey yöneticilik yaparak geçirmiştir.

İş dünyasında edindiği deneyimleri eğitim alanına da taşıyarak, Yeditepe Üniversitesi ve Özyeğin Üniversitesi gibi önde gelen üniversitelerde dersler vermiştir. Halen yönetim danışmanı olarak kariyerini sürdüren Karaca, yönetim eğitimleri ve stratejik danışmanlık hizmetleri sunarak, modern iş yönetimi ilkelerini ve trendlerini kurumlara aktarmaktadır.

Yönetim alanındaki uzmanlığını kaleme aldığı “Girişimciler için Kolay ve Hızlı İş Planı Hazırlama”, “Career Management In a Disrupted World “, “Yeni Dünya Düzeninde Kariyer Yönetimi”, “Arts Entrepreneurship: How to Craft Your Creative Business Model”, “Sanatta Girişimcilik - YARATICI İŞ MODELİNİZİ NASIL GELİŞTİRİRSİNİZ? “gibi kitaplarıyla geniş bir kitleyle buluşturan Karaca, girişimcilik, stratejik esneklik ve VUCA gibi güncel yönetim konularında çalışmalarını sürdürmektedir.

Destekçilerimize Teşekkürler


Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com

KOBITEK.COM, bir TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.

2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.

Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!