Kobitek.com web sitesi, analitik ve kişiselleştirme dahil olmak üzere site işlevselliğini sağlamak ve reklam gösterimini optimize etmek için çerezler gibi verileri depolar.

Sorun sadece hız değil. Sorun sadece rekabet de değil. Teknoloji elbette bu dönüşümün bir parçası, ama meselenin özü daha derinde. Asıl sorun, zeminin değişmiş olması. Dünya artık eski anlamıyla “katı” bir dünya değil.
Zygmunt Bauman bu dönüşümü yıllar önce “Liquid Modernity” kavramıyla tarif etti. Türkçeye akışkan modernite diye çevrilen bu çerçeve, modern hayatın temel niteliğinin artık sabitlik değil, akışkanlık olduğunu söyler. Kimlikler, kariyerler, ilişkiler ve kurumlar eskiye göre çok daha geçici, çok daha hareketli, çok daha değişken hale gelmiştir. İnsanlar hayatlarını bir kez kurup uzun süre aynı çerçevede sürdüremiyor. Şirketler de bir kez şekillenip yıllarca aynı mantıkla ilerleyemiyor. Sürekli yeniden konumlanmak, yeniden ayarlanmak, yeniden düşünmek gerekiyor.
Bu mesele ilk bakışta sosyolojik görünebilir. Ama yönetim açısından karşılığı son derece somuttur. Çünkü birçok şirket hâlâ eski bir varsayımla yönetiliyor: Düzen kurarsak işler yolunda gider. Oysa bugün asıl mesele düzen kurmak değil, kurduğun düzenin ne kadar sürede bozulacağını bilerek yönetmek. Pazar değişiyor, müşteri değişiyor, çalışan beklentileri değişiyor, teknoloji değişiyor, rekabetin biçimi değişiyor. Üstelik bu değişim artık aralıklı değil; sürekli.
Tam bu noktada klasik yönetim refleksi devreye giriyor. Daha fazla kontrol, daha fazla prosedür, daha fazla rapor, daha fazla toplantı. Fakat çoğu zaman bu refleks şirketi güçlendirmiyor; sadece ağırlaştırıyor. Ortaya çıkan şey daha fazla netlik değil, daha fazla yavaşlık oluyor. Daha fazla uyum değil, daha fazla hararet oluyor.
Buradaki asıl kırılma şu: Şirketin işini hâlâ sadece operasyon sanıyoruz. Oysa bugün şirketlerin ana işi giderek operasyon olmaktan çıkıyor, değişim işi haline geliyor. Operasyon elbette sürüyor; faturalar kesiliyor, müşteriler hizmet bekliyor, üretim devam ediyor. Ama şirketin geleceğini belirleyen asıl yük başka yerde birikiyor. Yeni ürünler proje. Yeni pazar arayışları proje. Dijital dönüşüm proje. Organizasyonel yeniden yapılanma proje. Krize yanıt verme biçimi bile çoğu durumda proje mantığıyla ilerliyor.
Bu yüzden birçok şirket fiilen proje bazlı bir gerçekliğe geçmiş durumda; ama zihnen hâlâ süreç bazlı bir dünyada yaşıyor. Kopuş burada başlıyor.
Dış dünya akışkanlaştıkça, katı yapıların çatırdaması kaçınılmaz hale geliyor. Bugün birçok organizasyonda gördüğümüz sıkışmanın arkasında bu var. Aynı anda çok fazla işin başlatılması, ama çok az işin gerçekten bitirilmesi. Sürekli değişen öncelikler. Yorulmuş ekipler. Ölçülemeyen sonuçlar. Yoğun bir faaliyet görüntüsü ama zayıf etki. Şirket çalışıyor gibi görünüyor, ama aslında ilerlemiyor.
Genel Müdür 8.0 bu noktada devreye giriyor. Çünkü burada ihtiyaç duyulan şey birkaç yönetim tekniği daha öğrenmek değil. Mesele teknik eksiklik değil; model eksikliği. Dünya değişmişken yönetim modelinin aynı kalacağını varsaymak artık gerçekçi değil. Eğer dış dünya akışkansa, yönetimin ana dili de sadece süreç olamaz.
Buradan Genel Müdür 8.0’ın temel tezine geliyoruz: Genel müdürün işi artık yalnızca işi işletmek değil, değişimi yönlendirmektir. Bu da beraberinde farklı bir yönetim mantığı getirir. Süreç yönetimi elbette önemini korur, ama tek başına yetmez. Onun yanına proje portföy disiplini, öncelik seçimi, kapasite kaydırma ve ritim yönetimi eklenmek zorundadır.
Burada kritik olan nokta, “daha fazla proje” çağrısı yapmak değildir. Hatta tam tersidir. Akışkan bir dünyada yapılması gereken şey, her fırsata atlamak değil; seçici olmaktır. O yüzden Genel Müdür 8.0’ın dili aynı anda daha çok iş başlatmak değil, daha az ama daha doğru işe odaklanmaktır. Başlatma kadar durdurma disiplinidir. Öncelik kadar vazgeçme cesaretidir. Aynı anda yürüyen iş sayısına sınır koymaktır.
Bu nedenle akışkanlığı yönetmenin yolu dağılmak değildir. Katı kalırsan kırılırsın; tamamen akışkan hale gelirsen de çözülürsün. Şirketin ihtiyacı olan şey bu ikisinin ortasında duran bir yönetim kabiliyetidir: esnek ama kontrolsüz değil, hareketli ama savrulan değil, uyumlu ama kimliğini kaybetmeyen bir yapı.
Bizim Genel Müdür 8.0’da söylediğimiz bu. Stratejik Esneklik Sistemi gibi çerçeveler de bu yüzden önem kazanıyor. Çünkü bunlar değişimi romantize etmiyor; yönetilebilir hale getirmeye çalışıyor. Neyi yapacağını seçmek, neyi yapmayacağını netleştirmek, kapasiteyi bilinçli biçimde kaydırmak ve sonuçlardan öğrenmek… Bugün yönetim dediğimiz iş giderek daha fazla bu kaslara dayanıyor.
Bauman dünyayı anlattı. Biz ise o dünyanın içinde şirket yönetiyoruz. Mesele teorik değil. Mesele, hâlâ eski dünyanın refleksleriyle direksiyonda olmamız. Dünya akışkansa, yönetim de akışkan olmak zorunda. Ama dağınık bir akışkanlıkla değil. Seçici, ritmi olan, yön verebilen bir esneklikle.
Genel Müdür 8.0’ın söylediği şey budur.


1954 doğumlu olan Tufan Karaca, Kadıköy Maarif Koleji’nden mezun olduktan sonra eğitimini Virginia Polytechnic Institute and State University’de tamamlamıştır. 45yıllık profesyonel yaşamının 20 yılını dokuz farklı ülkede, uluslararası şirketlerde üst düzey yöneticilik yaparak geçirmiştir.
İş dünyasında edindiği deneyimleri eğitim alanına da taşıyarak, Yeditepe Üniversitesi ve Özyeğin Üniversitesi gibi önde gelen üniversitelerde dersler vermiştir. Halen yönetim danışmanı olarak kariyerini sürdüren Karaca, yönetim eğitimleri ve stratejik danışmanlık hizmetleri sunarak, modern iş yönetimi ilkelerini ve trendlerini kurumlara aktarmaktadır.
Yönetim alanındaki uzmanlığını kaleme aldığı “Girişimciler için Kolay ve Hızlı İş Planı Hazırlama”, “Career Management In a Disrupted World “, “Yeni Dünya Düzeninde Kariyer Yönetimi”, “Arts Entrepreneurship: How to Craft Your Creative Business Model”, “Sanatta Girişimcilik - YARATICI İŞ MODELİNİZİ NASIL GELİŞTİRİRSİNİZ? “gibi kitaplarıyla geniş bir kitleyle buluşturan Karaca, girişimcilik, stratejik esneklik ve VUCA gibi güncel yönetim konularında çalışmalarını sürdürmektedir.
Destekçilerimize Teşekkürler
Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak
Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com
KOBITEK.COM, bir
TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.
2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.
Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!