GENEL MÜDÜR 8.0 : Gelecek Neden Proje Bazlı Yönetimde ve Oraya Nasıl Varırız?

Bu yazıyı paylaş
X It! LinkedIn Facebook
GENEL MÜDÜR 8.0 : Gelecek Neden Proje Bazlı Yönetimde ve Oraya Nasıl Varırız? konu resmi

Genel Müdür 7.0 kitabında, bugünün yönetim anlayışını; yani stratejiyi, icrayı ve yetenek yönetimini aynı masada buluşturan pratik bir çerçeve olarak anlatmıştık. O kitap, “mevcut düzeni” daha iyi işletmenin kitabıydı. Ama bugün başka bir eşiğe geldik: Zaman, baş döndürücü bir hızla akıyor ve bu hızda “rutin işler” gittikçe makinelerin, yazılımların ve otonom sistemlerin alanına kayıyor.

Biz insanlara kalan kısım ise tanımı gereği “tek seferlik”, “sınırları belirsiz”, “çok-disiplinli” işler: Yani projeler. Harvard Business Review’ın yıllar önce işaret ettiği “Project Economy” (Proje Ekonomisi) artık istisna değil, ana akım. Kurumların değer üretimi giderek hat (operasyon) yerine proje akışlarıyla şekilleniyor.

Benim kişisel görüşüm açık: Gelecek “proje bazlı yönetim” olacak.

Neden “Proje Bazlı Yönetim”?

1) Otomasyon ve yapay zekâ rutin işleri süpürüyor.

Robotik ve dijital otonomi, pilot çalışmalardan ölçeğe geçiyor. Otonom sistemler ve dijital ajanlar artık sadece görev yürütmüyor; öğreniyor, uyarlanıyor, birlikte çalışıyor. Rutinler makinelere aktıkça, kurumların insana bıraktığı değer yaratma alanı “tekil hedefli girişimler”, yani projeler oluyor.

2) VUCA yeni normal: Hızlı değişim tek seferlik müdahaleler gerektiriyor.

Piyasa, teknoloji, regülasyon ve jeopolitik dalgalar “süreklilik” yanılsamasını bozdu. Şirketlerin çevik kalması; fırsatları yakalamak ve riskleri sınırlamak için kısa döngülü, net sonuç odaklı projeler başlatmasını zorunlu kılıyor. McKinsey’nin “işletim modelini güncelle” çağrısı da burada: Strateji–performans arasındaki makası kapatmak için organizasyonlar proje-temelli çalışmayı artırmak zorundasınız diyor.

3) İş gücü yapısı değişiyor: Beceriler projede anlam kazanıyor.

Dünya Ekonomik Forumu’nun raporları, önümüzdeki yıllarda işlerin önemli bölümünün dönüşeceğini ve “analitik/yaratıcı düşünme + yapay zekâ okuryazarlığı” gibi becerilerin öne çıkacağını gösteriyor. Bu beceriler en çok proje ortamında değer yaratıyor; çünkü proje, öğrenmeyi ve çapraz iş birliğini doğal olarak tetikliyor.

4) Müşteri beklentisi “ürün + deneyim + hız” üçlemesine kaydı.

Yeni değer teklifleri denenmeden olgunlaşmıyor. Denemenin en sağlıklı birimi ise “proje.” Hızlı iterasyon, MVP mantığı ve ölçülebilir fayda peşinden gitmek; proje portföyü disipliniyle mümkün.

5) Ekosistemlerle çalışma “geçici ortaklıklar” gerektiriyor.

Tedarikçiler, startuplar, üniversitelerle kurulan konsorsiyumlar; belirli hedefe odaklanan, süreli ve sonuç odaklı projeler halinde organize oluyor. (Bu fikri blogumda sıkça tartıştım; örn. vizyon ve iş birlikleri yazılarım.)

6) Organizasyon tasarımı projeye doğru dönüyor.

Liderlerin, “80 kişi süreçte/20 kişi projede” olan oranı tersine çevirip projeleri merkeze alması gerektiği artık açıkça konuşuluyor. Pek çok kurum bu yönde yapısal adımlar attı bile. (McKinsey & Company)

7) Sonuç odaklılık yükseliyor.

Pek çok sektörde olduğu gibi danışmanlıkta da sonuç/çıktı temelli sözleşmeler yaygınlaşıyor. Bu, kurumsal zihniyeti “aktifleri işletmekten” çok “net iş çıktısı üretmeye” itiyor; yani projeyi merkeze alıyor. (Genel trendi yansıtan güncel haber/analizler bu kaymayı doğruluyor.))

8) Proje yetkinliği = iş değeri.

PMI’ın 2025 Pulse raporu, projenin başarısını “zaman–bütçe–kapsam” üçgeninden çıkarıp doğrudan iş etkisine bağlayan bir akla işaret ediyor. Yani projeler, stratejik değer yaratmanın ana aracı.

Peki, Genel Müdür 8.0’a Nasıl Ulaşacağız?

Bu yolculukta en önemli aracımız Stratejik Yönetim Sistemi. Ben buna yıllardır “Stratejik Esneklik Sistemi” de diyorum; çünkü amaç, şirketi katı planlardan kurtarıp strateji–icra arasında akış kurmak. (Bu çizgiyi önceki yazılarımda da detaylandırmıştım.

Stratejik Yönetim Sistemi, bir belge değil; yaşayan bir işletim sistemi. Basitçe şöyle çalışır:

  1. Tek cümlelik yön duygusu: Vizyon - 12–18 aylık odak alanları - ölçülebilir hedefler.
  2. Strateji–portföy bağını görünür kılma: Her stratejik iddia, bir proje/program ile somutlanır. Aksi halde “niyet” olarak kalır.
  3. Üç ritim, tek akış:
    • Aylık: Portföy ve kapasite gözden geçirme (kaynaklar nereye akıyor?).
    • Çeyreklik: Stratejik hipotez testi (ne öğrendik, neyi bırakıyoruz?).
    • Yıllık: Büyük telafi/yeniden dengeleme (hangi pilot çalışmaları büyütüp hangilerini kapatıyoruz?).
  4. Hafif ama net yönetişim: “Checkpoint” mantığı; kararlar veriye, öğrenmeye ve fayda gerçekleşimine dayanır.
  5. Kaynakların akışkanlığı: İnsan, bütçe ve teknoloji; proje önceliğine göre hızla yer değiştirir.
  6. Öğrenme döngüleri: Her proje biterken bir “minimum öğrenme paketi” bırakır: Neyi denedik, ne oldu, tekrar yapsak nasıl yaparız?
  7. İkili işletim sistemi (Dual Operating System): Günlük hiyerarşi işleri düzenli yürütürken; stratejiyi tasarlayıp uygulayan çevik bir ağ yapısı paralel çalışır. Bu model hem hızı hem de disiplini birlikte mümkün kılar.
  8. Bu sistem, “proje bazlı yönetimi” sadece metodoloji olmaktan çıkarıp kurumsal refleks haline getirir. Strateji tek sayfalık bir poster değil; akış içinde karar verdiğimiz, vazgeçtiğimiz, yeniden odaklandığımız bir döngüye dönüşür.​

Genel Müdür 7.0’dan 8.0’a: Zihniyet Güncellemesi

  • Kontrol yerine netlik. Artık “her şeyi kontrol” etmeye değil; yönü, önceliği ve sınırları netleştirip takımlara oyun alanı açmaya ihtiyacımız var.
  • Plan yerine portföy. Tek bir büyük plan değil; paralel yürüyen, birbirini besleyen projeler portföyü.
  • Ritüel yerine ritim. Gösterişli toplantılar yerine kısa, düzenli, veri temelli ritimler.
  • Birimler yerine görev gücü. Fonksiyonel duvarları aşan, hedefe kilitli çapraz ekipler.
  • KPI yerine fayda. “Tamamlandı” kutusundan çok, müşteriye ve işletmeye dokunan çıktı/fayda.

Bu geçişi anlatırken motosiklet analojisini severim: Düz yolda hız göstergesine bakarsınız; ama viraja girerken denge–görüş–gaz–fren dörtgeni bir anda devreye girer. Proje bazlı yönetim, şirketi virajda ayakta tutan o dörtgen gibidir: Denge (portföy), görüş (vizyon & veri), gaz (kaynak ve hız), fren (kontrol noktaları). Doğru çizgide, doğru hızla ve güvenle çıkarsınız.

Genel Müdür 8.0, “düzeni daha iyi çalıştıran” bir versiyon güncellemesi değil; oyunu projeler üzerinden oynayan bir zihin değişimi. Rutinleri makineler üstlenirken, biz; vizyonu projeye, projeyi faydaya, faydayı sürdürülebilir büyümeye bağlayan bir Stratejik Yönetim (Stratejik Esneklik) Sistemi kurmak zorundayız. Bunu yaptığımızda, VUCA’nın kaosu tehdit olmaktan çıkıp avantaja dönüşür.

Benim yıllardır yazdıklarım da bu yönde: Yönetimin fonksiyonlarının evrimi, proje bazlı planlama ve esnek strateji yaklaşımı, hep aynı yere işaret ediyor.

Şimdi “Genel Müdür 8.0” ile bu resmi tamamlamanın zamanı.

Kobitek'e ücretsiz üye olun
Etiketler:

Tufan Karaca
Tufan Karaca

1954 doğumlu olan Tufan Karaca, Kadıköy Maarif Koleji’nden mezun olduktan sonra eğitimini Virginia Polytechnic Institute and State University’de tamamlamıştır. 45yıllık profesyonel yaşamının 20 yılını dokuz farklı ülkede, uluslararası şirketlerde üst düzey yöneticilik yaparak geçirmiştir.

İş dünyasında edindiği deneyimleri eğitim alanına da taşıyarak, Yeditepe Üniversitesi ve Özyeğin Üniversitesi gibi önde gelen üniversitelerde dersler vermiştir. Halen yönetim danışmanı olarak kariyerini sürdüren Karaca, yönetim eğitimleri ve stratejik danışmanlık hizmetleri sunarak, modern iş yönetimi ilkelerini ve trendlerini kurumlara aktarmaktadır.

Yönetim alanındaki uzmanlığını kaleme aldığı “Girişimciler için Kolay ve Hızlı İş Planı Hazırlama”, “Career Management In a Disrupted World “, “Yeni Dünya Düzeninde Kariyer Yönetimi”, “Arts Entrepreneurship: How to Craft Your Creative Business Model”, “Sanatta Girişimcilik - YARATICI İŞ MODELİNİZİ NASIL GELİŞTİRİRSİNİZ? “gibi kitaplarıyla geniş bir kitleyle buluşturan Karaca, girişimcilik, stratejik esneklik ve VUCA gibi güncel yönetim konularında çalışmalarını sürdürmektedir.

Destekçilerimize Teşekkürler


Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com

KOBITEK.COM, bir TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.

2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.

Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!