Türkiye Markası Yaşlanıyor mu?

Bu yazıyı paylaş
X It! LinkedIn Facebook
Türkiye Markası Yaşlanıyor mu? konu resmi

Dünya ekonomi tarihine bir göz atın. Orada markalar mezarlığını göreceksiniz. Doğan, büyüyen, olgunlaşan ve ölen markalara ait, yan yana dizilmiş marka mezarları. Birçok mezardaki marka da size çok aşina gelecek. Evet! Onlar da öldü. Ruhunu, içeriğini, anlamını, mesajını güncelleyemedi. Bir anda ve küt diye gitti.

Günümüzün ışık hızındaki değişim süreci hiçbir markanın gözünün yaşına bakmıyor. Zira her yıl farklı tarz ve beklentilerle yeni kitleler pazara giriyor.

Bu yeni kuşakların lugatında markaya sadakat diye bir kavram yok.

Ülkelerin turizm sektörü için de aynı kader geçerli. Önemli olan, pazara sunulan güncel, güçlü, eğlenceli ve dinamik ürün ve hizmetler. Hatta değerler.

Ürünlerin, hizmetlerin ve değerlerin yenilenme hızı, ülke turizminin yaşam döngüsünü belirliyor. O ülkenin marka değerinin vadesini netleştiriyor.

Çağı doğru okuyan ve yeni kuşakları doğru anlayan markalar, dinamizmleri sayesinde her dem genç kalıyor ve zihinlerde yerlerini koruyor. Bunun tersi ise, olgunlaşmaktır. Bir adım ötesi yaşlanmak ve nihayet ekonomik vadesini tamamlamaktır.

Rekabet dikensiz gül bahçesi değildir

Turizmde marka olan ülkelerin tepesinde Demoklesin Kılıcı gibi sallanan bir gerçeklik var.

Yeni kuşakların hızlı değişim ve dönüşüm beklentisi.

Onlar, her yeniliği çok kısa sürede tüketiyor.

Bu uzun girişin ardından Türkiye turizmine gelelim.

Markamız taze midir?

Bayatlamakta mıdır?

Yaşlı mıdır?

Önce somut durumun somut bir analizi

Deniz.

Güneş.

Kum.

Sınırsız yemek.

24 saat içki.

Eğlence.

Bunlar Türkiye turizmini bu güne kadar taşıdı.

Sonrası?

Bu ürünler gelecekte de bu kadar revaçta olacak mı?

Meçhul.

Z kuşağına farklı bir parantez açın

1995 ve sonrasında doğan kuşak, markaları, yükseklerde konumlanmış, oradan kendisine dikey mesajlar gönderen bir kutsal olarak kabul etmiyor.

Hangi sektörde ve hangi büyüklükte olursa olsun, markalar – özellikle- bu genç kuşağa bir arkadaş gibi yaklaşmak zorundadır.

Bu kuşak, kendisini kucaklayan ve anlayan, dost markalar istiyor.

Sorun tam da bu noktadadır. Türkiye, bundan 5-10-15 yıl sonra, bambaşka tatil anlayışı olan kuşaklara hala deniz, güneş, kum paketi mi sunacaktır?

Yeni kuşaklar bu yaşlı pakete ne ölçüde ilgi duyacaklar?

Bu paket, tüketicinin kalbini ve aklını daha ne kadar ateşleyebilecek?

Şimdi bambaşka bir hikaye var

Pazarlama artık hedef kitleleri tüketici olarak tanımlamıyor. Çağdaş bakış, ürünlerin potansiyel alıcılarını aklı, kalbi ve ruhu olan insanlar olarak görüyor.

Aklı, kalbi ve ruhu olan insanlar da, ürünlere ve markalara, geçmişin tüketicilerinden çok farklı bir gözlükle bakıyor. Daha da kötüsü, çok çabuk bıkıyor.

Merak ve teknoloji kol kola giriyor ve ürünlerin sosyal meşruiyetini sorguluyor.

Yeni kuşakların tatminsizliği, markaların tepesinde Demokles’in Kılıcı gibi sallanıyor.

Markalar, bu tatminsizliği not etmelidir.

Özellikle, teknik gelişmelerin, ürünlerin yaşam çizgilerini kısalttığı, bu gelişimin hızlı olduğu elektronik gibi alanlarda sürekli yeni ürünler çıkarıldığı gözlemlenmektedir.

Teknoloji, ürünlerin yaşam sürelerini kısaltıyor. Bu süreç, yakın gelecekte tatil, wellness, eğlence gibi alanları toptan dönüştürecek. Bilesiniz ki, gençler önceki kuşaklardan çok farkı eğleniyor, dinleniyor ve geziyor.

Türkiye Yaşlı Marka olmayı geciktirebilir mi?

Bunu nasıl başarabilir?

Pazarın ana kitlesini oluşturmaya başlayan Y ve Z kuşaklarının dilini öğrenerek. Onlarla aynı dili konuşup, aynı heyecanları paylaşarak.

Bundan on yıl öncesine kadar sadece müşteri olarak görülen tüketicilerin, aklı ve ruhu ile birer insan olduklarını anlayarak. Buradan hareketle, küresel insani değerler üzerine bina edilen ürün, hizmet ve kurumsal kültürler yaratarak.

Kobitek'e ücretsiz üye olun
Etiketler:

Adil Gürkan
Adil Gürkan

Mengenli olmakla gurur duyan bir Anadolu insanıyım.

Mutfağa, Sanata, Doğaya, Hayvanlara, Estetiğe, Bilgiye, Spora tutkunum.

Darüşşafaka Lisesi’nde, insan olmak, merhamet, anlayışlı olmak, bilime inanmak, özgüven, kendini doğru ifade etmek, yaratıcılık alanlarında eğitim aldım.

Hacettepe Üniversitesinde, Türkiye’yi, Dünyayı, Bilimi, İnsanı, Sosyal Bilimleri, İşletmeciliği, Turizmi, Ağırlama sanatlarını öğrendim.

Amerika Otel ve Moteller Birliği Eğitim Enstitüsünden Otelciliğin evrensel kurallarını, inceliklerini, küresel kültürü anlamayı öğrendim.

1986 yılında otelciliğe başladım. O günden bu yana kendimi ev sahibi olarak gördüğüm otellerde, konuklarımıza mutlu tatiller yaşatmak için çabalıyorum.

Bu gün itibarıyla, çalışan ya da Üniversitelerdeki gençlere bilgimi, görgümü, deneyimlerimi ve önerilerimi sunarak, onların gelişmesine katkı sunuyorum.

Türkiye’nin en büyük Yerli Zinciri Kilit Hospitality Group’ta Kurumsal İletişim ve Eğitim Direktörü olarak dinamik çalışma hayatımı sürdürüyorum.

Bir kitabım yayınlandı; Dinozor Turizmcinin Anıları

Aşağıdaki alanlarda risk yönetimi danışmanlığı

  • Turizm ve Otelcilik Sektörünü Tehdit eden Riskler
  • Yeni kuşakların turizm sektörüne uyumlu hale getirilmesi
  • Pazarlamanın geleceği. Pazarlama 3.0, 4.0, 5.0
  • Z Kuşağı ve Yeni Kurum Kültürü
  • İşletmelerde Demokratik Yönetim.

Eğitimler

  1. Mobbing
  2. Mikro Yönetim
  3. Çalışanlar Nasıl Mutlu Olur?
  4. Özgüven – Özsaygı – İnsiyatif
  5. Turizmde Sürdürülebilirlik
  6. Hayatta ve Doğada Liderlik

Kurumsal

  1. MDY ( Müşteri Deneyimi Yönetimi )
  2. Kurumsal Tasarruf
  3. Turizmde Sürdürülebilirlik
  4. İşgücü ve Kariyer Yönetimi

Destekçilerimize Teşekkürler


Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com

KOBITEK.COM, bir TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.

2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.

Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!