Kobitek.com web sitesi, analitik ve kişiselleştirme dahil olmak üzere site işlevselliğini sağlamak ve reklam gösterimini optimize etmek için çerezler gibi verileri depolar.

Peaky Blinders’ı izlerken bir sahne beni etkiledi.
Thomas Shelby morgda, kız kardeşinin başında duruyor ve aşağı yukarı şunu söylüyor:
“Buraya geleceğimi biliyor. Beni öldürmeye gelecek.”
Godfather’da da benzer bir çizgi vardır. Don Corleone oğluna şu uyarıyı yapar:
“Seni toplantıya çağıran kimse, hain odur.”
Güç, tehdit, ihanet ve zamanlama aynı masaya oturduğunda, insanlar çok az şey söyler, ama çok şey anlatırlar.
Çünkü gerçek hayatta asıl mesele, olanı görmek değil; olacak olanı önceden sezebilmektir.
İş dünyasında da durum farklı değil.
Bugün birçok şirket strateji çalışması yapıyor.
Hedef koyuyor.
Büyüme alanı seçiyor.
Bütçe yapıyor.
Yol haritası çiziyor.
Ama sonra işler yine planlandığı gibi gitmiyor.
Neden?
Çünkü stratejiyi hâlâ sadece “biz ne yapacağız?” sorusuna verilen cevap sanıyoruz.
Oysa stratejinin asıl zor kısmı orada başlamıyor.
Asıl zor kısım şu soruda başlıyor:
Rakip ne yapacak?
Müşteri nasıl tepki verecek?
Tedarikçi bunu nasıl kullanacak?
Regülasyon nerede frene basacak?
Ve en önemlisi: kendi organizasyonunuz bu kararı gerçekten destekleyecek mi?
Burada birçok yönetici hata yapıyor.
Çünkü şirketleri sadece dış rekabetin zorladığını düşünüyorlar.
Oysa çoğu zaman asıl direnç içeriden geliyor.
Yeni bir sistem kuruyorsunuz, eski alışkanlıklar onu yavaşlatıyor.
Dijital dönüşüm başlatıyorsunuz, herkes sunumlarda aynı dili konuşuyor ama kimse karar mekanizmasını değiştirmek istemiyor.
Yapay zekâ projesi başlatıyorsunuz, veri dağınık, süreçler bulanık, yetkiler belirsiz; proje daha başlamadan içeride sürtünmeye takılıyor.
Kurumsallaşma diyorsunuz, ama şirketin görünmeyen güç haritası eski düzeni korumaya çalışıyor.
Sonra yönetim ekibi dönüp aynı cümleyi kuruyor:
Çünkü iş hayatında doğru fikir tek başına yetmez.
Doğru fikrin, temas ettiği sistemde nasıl bir reaksiyon zinciri yaratacağını da bilmek gerekir.
Benim için Genel Müdür 8.0 burada başlıyor.
Eski dünyanın genel müdürü büyük ölçüde plan yapan kişiydi.
Kaynak dağıtan, hedef koyan, kontrol eden, rapor alan, sapmaları düzelten kişi.
Bu kötü bir tanım değildi.
Ama artık yetersiz.
Yeni dünyanın genel müdürü sadece plan yapan değil, örüntü okuyan kişi olmak zorunda.
Sadece tabloyu okuyan değil, sessizliği de okuyan kişi.
Sadece performansı ölçen değil, yaklaşan sürtünmeyi hisseden kişi.
Sadece “ne yapacağız?” diye soran değil, “biz bu hamleyi yaptığımızda kim, neden, hangi çıkarla karşı hamle üretecek?” diye soran kişi.
Çünkü artık yönetim düz bir otoban değil.
Daha çok sisli, çok virajlı bir yol.
Viraja girerken sadece kendi motorunuza ya da arabanıza güvenemezsiniz.
Yolun zeminini, havayı, görünmeyen riski, karşıdan gelecek aracı da hesaba katmak zorundasınız.
İşletmelerde de aynısı geçerli.
Fiyat indirirsiniz, rakip daha aşağı iner.
Yeni ürün çıkarırsınız, dağıtım kanalı isteksiz davranır.
Profesyonel yönetici getirirsiniz, şirketin eski refleksleri onu yavaşça dışarı iter.
Maliyet disiplini kurarsınız, organizasyon bunu verimlilik hamlesi olarak değil, korku sinyali olarak okur.
Yeniden yapılanma başlatırsınız, insanlar bunu gelecek tasarımı gibi değil, mevzi kaybı gibi algılar.
Ve birçok kriz, yanlış karardan değil; doğru kararın yaratacağı tepkilerin yanlış okunmasından doğar.
Bu yüzden liderlik sadece vizyon koymak değildir.
Biraz insan okumaktır.
Biraz güç okumaktır.
Biraz sessizliği okumaktır.
Biraz da “kim neden böyle davranıyor?” sorusunu soğukkanlılıkla sorabilmektir.
Bazı toplantılarda masadaki en önemli şey konuşulan gündem değildir.
Kimin neyi söylemediğidir.
Bazı dönüşüm projelerinde en büyük risk eksik bütçe değildir.
Sessiz direniştir.
Bazı stratejiler pazarda değil, şirketin koridorlarında kaybeder.
O yüzden bugün stratejiyi yeniden tarif etmek gerekiyor.
Strateji sadece yön seçmek değildir.
Strateji, o yolda oluşacak tepkiyi önceden hesaplamaktır.
Strateji, niyeti değil davranışı okumaktır.
Strateji, harita çizmek kadar, pusuyu da hesaba katmaktır.
Ve bence Genel Müdür 8.0 burada ayrışıyor:
Plan yapan yöneticiyle oyunu okuyan lider arasındaki farkta.
Çünkü gelecek; en güzel sunumu yapanlara değil, erken sinyal görenlere, karşı hamleyi hesaplayanlara ve gerektiğinde rotayı vakit kaybetmeden düzeltebilenlere alan açacak.
O yüzden artık doğru soru sadece şu değil:
“Ne yapacağız?”
Asıl soru şu:
“Biz yapınca, kim ne yapacak?”
Ve belki de bütün meselenin özeti tek cümle:
“Strateji, yol çizmek değil; o yolda kimin taş koyacağını önceden bilmektir.”


1954 doğumlu olan Tufan Karaca, Kadıköy Maarif Koleji’nden mezun olduktan sonra eğitimini Virginia Polytechnic Institute and State University’de tamamlamıştır. 45yıllık profesyonel yaşamının 20 yılını dokuz farklı ülkede, uluslararası şirketlerde üst düzey yöneticilik yaparak geçirmiştir.
İş dünyasında edindiği deneyimleri eğitim alanına da taşıyarak, Yeditepe Üniversitesi ve Özyeğin Üniversitesi gibi önde gelen üniversitelerde dersler vermiştir. Halen yönetim danışmanı olarak kariyerini sürdüren Karaca, yönetim eğitimleri ve stratejik danışmanlık hizmetleri sunarak, modern iş yönetimi ilkelerini ve trendlerini kurumlara aktarmaktadır.
Yönetim alanındaki uzmanlığını kaleme aldığı “Girişimciler için Kolay ve Hızlı İş Planı Hazırlama”, “Career Management In a Disrupted World “, “Yeni Dünya Düzeninde Kariyer Yönetimi”, “Arts Entrepreneurship: How to Craft Your Creative Business Model”, “Sanatta Girişimcilik - YARATICI İŞ MODELİNİZİ NASIL GELİŞTİRİRSİNİZ? “gibi kitaplarıyla geniş bir kitleyle buluşturan Karaca, girişimcilik, stratejik esneklik ve VUCA gibi güncel yönetim konularında çalışmalarını sürdürmektedir.
Destekçilerimize Teşekkürler
Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak
Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com
KOBITEK.COM, bir
TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.
2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.
Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!