Statik Stratejiler Öldü ve İhtiyacımız Olan "Stratejik Esneklik Sistemi" (SES)

Bu yazıyı paylaş
X It! LinkedIn Facebook
Statik Stratejiler Öldü ve İhtiyacımız Olan

Geleceği anlamak kıymetli, ama geleceği kullanmak asıl iş. SES, tam da bu yüzden gerekli: Öngörüyü günlük kararın içine çekiyor, değişimi panik nedeni olmaktan çıkarıp avantaja çeviriyor.

Geçen hafta Kopenhag Gelecek Çalışmaları Enstitüsü’nün (CIFS) “Using the Future” raporunu hafta sonu büyük bir ilgiyle okudum. İlginç olan şu: Son aylarda üzerinde çok durduğum Stratejik Esneklik Sistemi (SES) ile rapordaki yaklaşım arasında o kadar çok köprü kurdum ki, bir sürü not aldım

Rapor; liderlik, dayanıklılık, kurumsal öngörü ve yönetişim eksenlerinde geleceği nasıl “kullanabileceğimize” dair pratik bilgiler içeriyor ve “Akışkan Öngörü” (Liquid Foresight) adıyla prototip düzeyinde yeni bir yöntemden de bahsediyor.

Donmuş planlar, akışkan gerçeklik

Dünya artık “bir kez yaz, beş yıl uygula” tipi stratejileri anlamsız kılıyor. Planı yaptıktan üç ay sonra, varsayımlarınızın yarısı değişmiş oluyor. Müşteri davranışı, tedarik zinciri, regülasyon… hepsi akışkan. Böyle bir zeminde statik strateji siz fark etmeden kurumunuzu savunmasız bırakıyor; çünkü çevre değişirken strateji aynı kalıyor.

Ben bunu motosiklet üstünde şöyle hissediyorum: Uzun ve kör bir viraja aynı gaz-kapama ritmiyle girmek tehlikelidir. Yol, hava, asfaltın kıvamı değişir. Hayatta kalmanın anahtarı, göz–gaz–denge üçlüsünü anlık geri bildirimle kalibre etmektir. Yönetimde de aynı: SES, kurumu “yola ve sürate göre” sürekli kalibre eder.

Öngörü var, eylem yok: Asıl boşluk

Yönetim ekipleri öngörünün değerini biliyor. Trend raporları okuyor, konferanslara gidiyor, risk listeleri çıkarıyor.

Ama genelde şurada takılıyoruz: Öngörü, günlük yönetime ve karar akışlarına yeterince bağlanmıyor. Yani “biliyoruz” ama “yapıya” çeviremiyoruz.

İşte SES, bu uçurumu kapatmak için pratik bir çerçeve sunuyor: Öngörüyü, algılama - anlamlandırma - seçenek üretme - tetikleyiciye bağlama harekete geçirme döngüsüne bağlıyor.

SES’in özü: Canlı bir strateji işletim sistemi

SES’i “kapağı kapalı duran bir plan” değil, yaşayan bir işletim sistemi gibi düşünebilirsiniz. Üç basit prensip:

  1. Sürekli algılama: Zayıf sinyaller, kritik belirsizlikler, erken uyarılar.
  2. Seçenek portföyü: Tek bir “favori” yerine farklı koşullarda çalışacak seçenekler.
  3. Tetikleyiciler: Hangi eşik aşılınca hangi seçenek devreye girecek? (Yani önceden düşün, gerketiğinde hızla uygula.)

CIFS’in raporu, bu ruhu destekleyen çeşitli katkılar sunuyor: “anticipatory leadership” (öngörülü liderlik), katılımcı dayanıklılık yaklaşımları, kurumsal öngörünün iş tarafında somut değere bağlanması ve yönetişime gömülmesi gibi.

Raporun güzelliği, “geleceği konuşmak” ile “gelecek üzerinden iş yapmak” arasına köprü kurması.

“Akışkan Öngörü”

Raporun bana en çok dokunan tarafı, “Akışkan Öngörü” fikri oldu. Basitçe söyleyeyim: Öngörü çıktılarının “statik sunum ve rapor” olmaktan çıkıp, daha akışkan, erişilebilir ve güncellenebilir bir arayüze dönüşmesi hedefleniyor.

Bu da, SES’in kalbine cuk oturuyor. Çünkü SES, “dün yazılmış bir PDF” değil, yarın sabah toplantısında kararınıza yön veren canlı bir pano ister. “Akışkan Öngörü” ise tam bu canlılığı amaçlıyor.

Az jargonla, çok iş: SES’in dört pratik işlevi

Gelin, bunu günlük hayatla bağlayalım. SES’i uygularken, yöneticilerin hemen kullanabileceği dört işlev öne çıkıyor:

1) Varsayım denetimi (Assumption audit):

Her plan, görünmez varsayımlar üstüne kurulur: “Talep böyle gider”, “tedarikçi bunu yetiştirir”, “kur geçen çeyrekteki bantta kalır” gibi. SES, bu varsayımları düzenli aralıklarla masaya yatırmayı ve “hangi eşikte geçersizleşirler?” sorusunu standartlaştırmayı önerir. Bu sayede tartışmalar “kanaat”ten “kanıt ve eşik”e taşınır.

2) Rüzgâr tüneli testi (Windtunneling):

Seçeneklerinizi farklı gelecek hava durumlarında test edin. “Pazar %10 küçülürse?”, “Yeni regülasyon gelirse?”, “Rakip fiyatı kırarsa?” Her senaryoda, hangi seçeneğin ne verdiğini önceden görmek, stres anında paniği azaltır. Böylece tepki değil, tasarlanmış refleks üretirsiniz.

3) Erken uyarı ve tetikleyiciler:

Pazarda “öncü” göstergeler belirleyin: İptal oranı, kurye teslim süresi, birim hammadde fiyatı, belirli anahtar müşterilerin sipariş paterni gibi. Bu göstergelere bağlı tetikleyici kuralları netleştirin: “X eşiği aşılırsa Plan-B devreye girer.” Karar toplantılarının tansiyonu düşer; çünkü tartışma “oldu mu olmadı mı?”dan “eşik aşıldı mı?”ya iner.

4) Kurumsal hafızayı güçlendirmek

Yapılan denemeleri, alınan dersleri, “şu eşiği yanlış kalibre etmişiz” türü bulguları kayda geçirin. Bu kayıt, “geleceğin anılarını” oluşturur. Bir sonraki dalgada aynı hatayı tekrarlamaz, kurumun öğrenme eğrisini kısaltırsınız.

Dayanıklılık: Şoku em, uyum sağla, dönüştür

SES’in bir diğer güçlü tarafı, dayanıklılığı “şans”a bırakmaması. Kurumlar genelde şoka dayanırsa seviniyor; oysa hedef, şoku emmek (absorbe) kadar hızlı uyum sağlamak (adaptasyon) ve gerektiğinde yapıyı dönüştürmek (transformasyon) olmalı. SES, bu üç katmanı sistemli bir mimariye bağlıyor: Erken uyarı ile şoku yumuşat; seçenek portföyü ile uyum kanalını aç; tetikleyicilerle dönüşümü geciktirme.

Liderin rolü: Direksiyonda göz–gaz–denge

SES, lideri “her şeyi bilen kahraman” olmaktan kurtarır; kalibre eden koç yapar. Ben motosiklet benzetmesine yine geleyim ama abartmadan: Virajda güveni iki şey sağlar—önden okuyan göz ve yumuşak gaz. Kurumda da öyle: Piyasanın mikro sinyallerini okumak (göz), kararları sert aç/kapa yerine kademeli uygulamak (gaz) ve ekipler arası dengeyi korumak (denge). SES, bu üçlüyü günlük yönetime yerleştirir.

Raporla SES’in buluşma noktası

Using the Future” raporundaki katkılar—öngörülü liderliğin çerçevesi, katılımcı yöntemlerle dayanıklılık, kurumsal öngörünün ROI baskısı altında nasıl değer üreteceği ve yönetişim katmanına gömülmesi—SES’i şirketin sinir sistemine bağlama fikrini güçlendiriyor. Kısacası rapor, “gelecek konuşulsun” demiyor; “gelecek kullanılsın” diyor. Ve bunu yapmanın yolu, kurum içinde akışkan öngörü + tetikleyici temelli karar alışkanlığı oluşturmak.

Nereden başlayalım?

  • Bir sayfalık canlı pano: 8–10 gösterge, 3–4 kritik belirsizlik, 3 hazır seçenek, net tetikleyiciler.
  • Aylık varsayım turu: En riskli 5 varsayımı gözden geçir, eşikleri güncelle.
  • İki saatte rüzgâr tüneli: Bir stratejik seçenek + üç hava durumu (iyi/orta/kötü) → “ne yaparız?”ı prova et.
  • Kısa toplantı ritmi: Kararları “ölçü–eşik–eylem” üçlüsünde kapat.

Bunlar, günlük hayatı tıkamayan pratikler. Zaten niyetimiz de bu: SES’i büyük program değil, küçük ama sürekli iyileştirmelerle işletmek.

Geleceği beklemek yerine, gelecekle esnemek

Strateji artık “kalın bir klasör” değil; yola göre esneyen, karar hızını artıran, riski dağıtan bir işletim sistemi olmak zorunda.

“Using the Future” bana şunu yeniden hatırlattı:

Geleceği anlamak kıymetli, ama geleceği kullanmak asıl iş. SES, tam da bu yüzden gerekli: Öngörüyü günlük kararın içine çekiyor, değişimi panik nedeni olmaktan çıkarıp avantaja çeviriyor.

Donmuş plan dönemi bitti. Gazı yumuşak açalım, yolu iyi okuyalım, dengeyi koruyalım. Geri kalanı, SES’in ritmi zaten getirecek.

Kobitek'e ücretsiz üye olun Tufan Karaca
Tufan Karaca

1954 doğumlu olan Tufan Karaca, Kadıköy Maarif Koleji’nden mezun olduktan sonra eğitimini Virginia Polytechnic Institute and State University’de tamamlamıştır. 45yıllık profesyonel yaşamının 20 yılını dokuz farklı ülkede, uluslararası şirketlerde üst düzey yöneticilik yaparak geçirmiştir.

İş dünyasında edindiği deneyimleri eğitim alanına da taşıyarak, Yeditepe Üniversitesi ve Özyeğin Üniversitesi gibi önde gelen üniversitelerde dersler vermiştir. Halen yönetim danışmanı olarak kariyerini sürdüren Karaca, yönetim eğitimleri ve stratejik danışmanlık hizmetleri sunarak, modern iş yönetimi ilkelerini ve trendlerini kurumlara aktarmaktadır.

Yönetim alanındaki uzmanlığını kaleme aldığı “Girişimciler için Kolay ve Hızlı İş Planı Hazırlama”, “Career Management In a Disrupted World “, “Yeni Dünya Düzeninde Kariyer Yönetimi”, “Arts Entrepreneurship: How to Craft Your Creative Business Model”, “Sanatta Girişimcilik - YARATICI İŞ MODELİNİZİ NASIL GELİŞTİRİRSİNİZ? “gibi kitaplarıyla geniş bir kitleyle buluşturan Karaca, girişimcilik, stratejik esneklik ve VUCA gibi güncel yönetim konularında çalışmalarını sürdürmektedir.

Destekçilerimize Teşekkürler


Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com

KOBITEK.COM, bir TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.

2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.

Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!