Satışın Psikolojisi: Alıcının Zihnine Giden Yol Kalbinden Geçer

Bu yazıyı paylaş
X It! LinkedIn Facebook
Satışın Psikolojisi: Alıcının Zihnine Giden Yol Kalbinden Geçer konu resmi

Satış psikolojisi, müşterilerin satınalma kararlarını etkileyen duygu, düşünce, tutum ve davranışların incelenmesidir. Ayrıca müşterinin zihnine yolculuk yaparak, onun ihtiyaçlarını anlamak ve karar alma süreçlerini analiz ederek, buna göre ikna süreçlerine yön vermektir.

Bu alan insanların neden satın aldığını, hangi motivasyonlarla hareket ettiğini ve hangi psikolojik faktörlerin satın alma sürecini şekillendirdiğini anlamaya çalışır. Satış psikolojik bir süreçtir. Satış artık sadece ürün bilgisiyle değil, insan psikolojisini anlamayla daha yakından ilgilidir.

Bu alanda; algı ve dikkat, güven ve ikna, motivasyonel ihtiyaçlar, karar verme süreci, duygusal bağ ve sosyal kanıt gibi faktörler başlıca unsurları oluşturur.

Satışın psikolojisini anlamak için başlıca birkaç ana konuya değinmek gerekir:

Daniel Kahneman’ın “Sistem 1 & Sistem 2” kavramlarına bu konuda önemlidir. Satışçıların müşterinin nasıl düşündüğünü anlamaları açısından çok kıymetlidir.

Bir müşteri bir ürünü neden alır? Hangi kriterlere göre karar verir?

Satışçılar için bu sorunun cevabını anlamak, satış becerisinden önce gelir.

Davranışsal psikolojiye göre insanlar kararlarını her zaman mantıkla değil, çoğu zaman hızlı ve duygusal reflekslerle verir. Bu konuda en çok bilinen teori, Nobel ödüllü psikolog Daniel Kahneman’ın ortaya koyduğu Sistem 1 & Sistem 2 modelidir.

Sistem 1 ve Sistem 2 Nedir?

Kahneman’a göre insan beyninde iki ayrı düşünme sistemi vardır:

Sistem 1: Hızlı, otomatik, sezgisel ve duygusal düşünür.
Örnek: Müşteri ürüne ilk baktığında bir ürünü “hoşuna gittiği için” beğenir.

İlk izlenim, beden dili, renkler, ambalaj, satıcının tavrı bu sistemi etkiler.

Sistem 2: Yavaş, analitik, mantıklı ve hesaplamaya dayalıdır.
Örnek: Müşteri fiyat-performans karşılaştırması yapar, alternatifleri düşünür, karar verir.

Teknik özellikler, garanti süresi, maliyet analizi bu sistemin ilgi alanıdır.

Bir satışçının görevi, önce Sistem 1’e hitap ederek duygusal bağ kurmak, sonra Sistem 2’ye geçerek mantıklı bir satın alma gerekçesi sunmaktır.

Örnek: Önce müşteriyi güler yüzle karşılayıp güven oluşturmak (Sistem 1)

Ardından ürünün sağlamlığını, garanti süresini ve referansları anlatmak (Sistem 2)

Birçok satışçı doğrudan teknik özelliklerle konuşmaya başlar. Yani önce Sistem 2’ye seslenir. Oysa müşteride henüz güven ya da istek oluşmamıştır. Burası en sık yapılan hatalardan biridir.

Güven, sempati, ilgi ve mantıklı açıklamalar şeklindeki yaklaşım, satış sürecinin çok daha sağlıklı ve doğal akmasını sağlar.

Satış, sadece bilgi vermek değil; alıcının karar verme mekanizmasını etkileyebilmektir. Bu noktada ikna psikolojisi devreye girer. Amerikalı psikolog Robert Cialdini’nin ortaya koyduğu 6 ikna prensibi, satışçılar için yol gösterici bir çerçeve sunar. Bu prensipleri sahada nasıl kullanabiliriz:

1. Karşılık (Reciprocity)

İnsanlar kendilerine bir iyilik yapıldığında karşılık verme eğilimindedir.

Müşterinize faydalı bir bilgi vermek, küçük bir jest yapmak, bedelsiz numune bırakmak gibi.

“Siz bu ürünü inceledikten sonra fiyat çalışmasını size özel olarak hazırlayacağım” gibi cümlelerle karşılıklılık hissi tetiklenebilir.

2. Kıtlık (Scarcity)

İnsanlar az bulunan ya da zamanla sınırlı şeylere daha çok değer verir.

“Bu ürün stoklarımızda son 3 adet kaldı” ya da “Kampanya bu hafta sonuna kadar geçerli” gibi ifadeler kıtlık algısını oluşturur. Gerçek dışı söylemler güveni zedeler; samimi olmak önemlidir.

3. Otorite (Authority)

İnsanlar uzmanlara ve otorite figürlerine daha çok güvenirler. Firmanızın sektör deneyimini, referans müşterilerini ve sertifikalarını vurgulamak gerekir.

“Bu ürünü X fabrikası da tercih etti” ifadesi etkili bir otorite sinyali verecektir.

4. Tutarlılık (Consistency)

İnsanlar bir karar verdikten sonra onunla tutarlı davranmak isterler.

Küçük bir “evet” aldıktan sonra, adım adım büyük karara yönlendirmek gerekir.

“Bunu sizin için uygun bulmanız ne güzel, o zaman bir teklif hazırlayayım mı?” gibi devam soruları akışı sağlayacaktır.

5. Beğenilme (Liking)

İnsanlar, sevdikleri ve yakınlık duydukları kişilerden daha kolay satın alır.

Ortak noktalar bulmak, samimi ve empat olmak, müşteriye değer verdiğinizi hissettirmek önemlidir.

Müşteri sizi sevdiyse, ürünü de sevme ihtimali artacaktır.

6. Sosyal Kanıt (Social Proof)

İnsanlar başkalarının ne yaptığını gözlemleyerek karar verir.

“Benzer firmalar bu çözümü tercih etti”, “Bu ay en çok satan modelimiz bu oldu” gibi ifadeler sosyal kanıt oluşturacaktır. Olumlu kullanıcı yorumları, referanslar ve vaka çalışmaları da bu etkiyi artırır.

Beden Dili ve Aktif Dinlemenin Gücü

Bir satış görüşmesinde yalnızca söyledikleriniz değil, nasıl göründüğünüz ve nasıl dinlediğiniz de satışın sonucunu belirler. Beden dili ve aktif dinleme, güven oluşturmanın ve ikna etmenin görünmeyen ama güçlü araçlarıdır.

İlk izlenim saniyeler içinde oluşur ve bu izlenimin %70’ten fazlası beden diliyle belirlenir. Satışçının beden dili güven vermiyorsa, en iyi teklif bile müşteride şüphe uyandırabilir.

Göz teması kurmak, dik durmak, ellerin açık olması, yüzünüzde hafif bir tebessüm beden dilinizi ifade etmede etkili olacaktır. Aktif dinleme, birçok satışçı konuşmayı ön planda tutar ama iyi satışçılar, iyi ve empatik dinleyicidir. Aktif dinleme, karşınızdaki kişinin sadece ne dediğini değil, ne demek istediğini de anlamaktır.

Konuşmak kadar doğru yerde susmak da etkili bir taktiktir. Bazı satışçılar boşluk oluşmasın diye sürekli konuşur ama bu müşterinin düşünme fırsatını elinden almak demektir.

Temsil Sistemleri

Satış psikolojisinde temsil sistemleri, müşterinin dünyayı nasıl algıladığını ve bilgileri nasıl işlediğini anlamaya yönelik son derece önemli bir araçtır. Bu sistemler, NLP (Nöro-Linguistik Programlama) kökenlidir ve müşterinin satın alma kararlarını etkileyen içsel süreçleri anlamamıza yardımcı olur.

Müşterinin görsel, işitsel, dokunsal ya da dijital odaklı olabilir. Temsil sistemlerini bilmek bir satışçının; müşteriyi daha iyi anlamasını, iletişim kurmasını kolaylaştırmasını ve ikna gücünü artırmasını sağlar.

Fiyat Algısı ve Değer Satışı

Bir ürünün ya da hizmetin fiyatı sabit olabilir, ama algılanan değeri kişiden kişiye değişir. İşte tam da bu noktada, satışçının farklılığı fiyatı savunmak değil, değeri göstermek olmalıdır.

Alıcıların büyük kısmı aslında “en ucuzu” değil, parasının karşılığını en çok aldığını düşündüğü seçeneği ister. Bu nedenle: Fiyatı hemen söylenmez. Önce ihtiyacı netleştirmek ve ürünü o ihtiyaca göre konumlandırmak gerekir. Ürününüzü benzerlerinden ayıran özgün faydalarını vurgulamak sizi avantajlı hale getirecektir. “Bu ürünün fiyatı şu” yerine “Bu ürün size şu avantajları sağlar” diyerek konuşmaya başlamak gerekir. Fiyat konuşulmadan önce değer konuşulmalıdır. Satış sürecinde yapılan en yaygın hata, ürünü anlatmadan fiyatın gündeme gelmesidir.

Doğru sıralama şöyledir:

İhtiyaç → Uyum → Faydalar → Güven → Fiyat

Eğer bu sıralama bozulursa, müşteri fiyatı tek kriter olarak görmeye başlar.

Örneğin:

“Size bu ürünü tavsiye etmemin nedeni, ürünlerin taşımalarında sık yaşanan taban deformasyonunu önlemek içindir. Sizin gibi ağır yükle çalışan firmalar bu çözüm sayesinde yılda ortalama üç set daha az tekerlek değiştiriyor. Şimdi fiyatını paylaşmak isterim……..”

Reddedilmeye Psikolojik Hazırlık ve Motivasyon

Satışta reddedilmek kaçınılmazdır. En deneyimli satışçılar bile “hayır” cevabını sık duyar. Ama fark şu: Profesyonel satışçılar, reddedilmeyi kişisel algılamaz, onu sürecin doğal bir parçası olarak görür ve bir sonraki hamle için kendini daha iyi hazırlar.

Satışçı şunu bilmelidir: “Hayır” cevabı bir son değil, bir sonraki adım için veridir.

Satış maraton gibidir. Bazen bir teklif 6 ay sonra geri döner. Kısa vadede “hayır” duyduğunuz kişi, uzun vadede en iyi müşteriniz olabilir.

Satış psikolojisini anlamak, satış yapmaktan daha değerlidir. Satış bir ürün ya da hizmet sunmak değil, insan zihninde bir yolculuk başlatmaktır. Satıcının en iyi bildiği şey ürün değil, müşteri zihni olmalıdır.

Kobitek'e ücretsiz üye olun
Etiketler:

Ayten Nayır
Ayten Nayır

1980 İstanbul doğumludur. İşletme bölümü mezunu olup fakülteyi ve bölümü ikincilikle bitirmiştir. Fakülte sonrasında İşletme yüksek lisansı yapmıştır. İyi derecede İngilizce, Orta seviyede İspanyolca bilmektedir. İspanyolca dil gelişim eğitimi devam etmektedir.

Yaklaşık 18 yıldır EMES A.Ş. firmasında çalışmakta, Pazarlama ve Satış Yöneticisi olarak görev yapmaktadır. İthalat, ihracat, pazarlama, satış ve bayi yönetimi alanlarında profesyoneldir.

ICF onaylı koçluk ünvanlıma sürecine devam etmektedir. Sosyal sorumluluk projelerinde eğitim, koçluk ve mentorluk çalışmalarına destek vermekte olup birden fazla sektörel dergide köşe yazarlığı yapmaktadır.

Destekçilerimize Teşekkürler


Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com

KOBITEK.COM, bir TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.

2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.

Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!