Kobitek.com web sitesi, analitik ve kişiselleştirme dahil olmak üzere site işlevselliğini sağlamak ve reklam gösterimini optimize etmek için çerezler gibi verileri depolar.

Yılın başında iyi hazırlanmış bir plan vardı. Avrupa’daki iki fuara katılım netleşmiş, yeni distribütör adayları listelenmiş, ihracat hedefi büyütülmüş, satış ekibine yeni pazar sorumlulukları verilmişti. Plan, yönetim kurulundan geçmişti. İlk bakışta eksik yoktu. Sonra birkaç şey değişti. Lojistik maliyetleri arttı. Ana pazarda talep yavaşladı. Kur, bütçedeki varsayımdan farklı ilerledi. Rakiplerden biri fiyat kırdı. İçeride deneyimli bir satış yöneticisi ayrıldı. Fakat yönetim toplantılarında hâlâ aynı plan konuşuluyordu. Sapmalar tartışılıyor, aksiyonlar güncelleniyor, ekiplerden daha fazla gayret isteniyordu. Kimse basit ama rahatsız edici soruyu sormuyordu: “Bu planı geçerli kılan varsayımlar hâlâ doğru mu?” Çünkü birçok şirkette planlar başarısız olmaz, sessizce eskir.
Bir plan genellikle hedefler, faaliyetler, bütçeler ve zaman çizelgeleriyle anlatılır. Bunlar gereklidir ama planı ayakta tutan asıl şey bunlar değildir. Her planın altında çoğu zaman açıkça yazılmamış varsayımlar vardır.
Müşteri talebi aynı hızda sürecek. Tedarikçi teslim sürelerini koruyacak. Finansman maliyeti yönetilebilir kalacak. Ekipteki kilit yetkinlikler içeride kalacak. Rakipler aynı hızda hareket edecek. Teknolojik değişim mevcut iş modelini hemen zorlamayacak.
Bu varsayımlar yazılı değilse bile planın içindedir. Çünkü plan dediğimiz şey, aslında geleceğe dair bir kabuller zinciridir. Zincirin birkaç halkası koptuğunda plan hâlâ düzgün görünen ama gerçeği taşımayan bir dosyaya dönüşür.
“Stratejik planlar çoğu zaman dosyada değil, varsayımlarında eskir.”
Bu cümle plan yapmayı küçümsemez. Tam tersine, planı daha ciddiye alır. Çünkü iyi plan sadece hedef koymaz; hangi koşullarda artık aynı hedefin aynı yolla kovalanamayacağını da düşündürür.
Yöneticiler bazen plana sadık kalmayı disiplin sanır. Bütçeye bağlı kalmak, takvimi korumak, hedefleri değiştirmemek ve yıl başında verilen sözü sürdürmek profesyonel görünür. Bazen gerçekten de gerekir. Her zorlukta plan değiştiren şirket strateji yapmış olmaz, sadece tepki verir.
Ama bunun tersi de aynı ölçüde tehlikelidir. Her sinyale rağmen planı değiştirmeyen şirket disiplinli değil, kör olabilir.
Bir perakende şirketini düşünelim. Yeni mağaza açma planı yapılmış olsun. Planın altında fiziksel mağaza trafiğinin belirli bir seviyede kalacağı, müşteri segmentinin lokasyona geleceği, kira maliyetlerinin satışla dengeleneceği ve stok çevriminin makul kalacağı varsayımı vardır. Eğer altı ay içinde müşteri davranışı online kanala kayıyor, bölgede yaya trafiği düşüyor ve kira yükü artıyorsa hâlâ aynı metrekare, aynı stok modeli ve aynı satış hedefiyle ilerlemek plan sadakati değildir. Geçerliliğini kaybetmiş bir varsayımı savunmaktır.
İyi yönetim, plana körü körüne bağlı kalmak değildir. Planı geçerli kılan koşulları izlemektir.
Yönetim toplantılarında genellikle plan sapmaları konuşulur: Satış hedefin gerisinde miyiz? Bütçe aşıldı mı? Proje takvimden saptı mı? Ekip görevlerini yaptı mı? Bunlar gerekli sorular. Ama tek başına yeterli değiller. Çünkü her sapma aynı anlama gelmez.
Bazen sapma uygulama hatasıdır. Satış ekibi yeterince müşteri ziyareti yapmamıştır. Proje yönetimi zayıftır. Satın alma süreci gecikmiştir. Bu durumda yapılacak şey uygulamayı düzeltmektir.
Bazen ise sapma, planın dayandığı varsayımın bozulduğunu gösterir. Talep gerçekten değişmiştir. Müşteri ihtiyacı kaymıştır. Tedarik yapısı kalıcı biçimde zorlaşmıştır. Finansman maliyeti artık eski iş modelini taşımamaktadır. Bu durumda ekibe daha fazla baskı yapmak çözüm değildir. Çünkü sorun gayret eksikliği değil, gerçekliği yanlış okumaktır.
Bu ayrım yapılmadığında şirket yanlış ilacı verir. Pazar değiştiği halde satış eğitimine yüklenir. Müşteri davranışı değiştiği halde kampanya artırır. Tedarik zinciri kırıldığı halde operasyon ekibinden “daha iyi takip” ister.
Plan sapması ile varsayım çürümesi aynı şey değildir. Birincisi uygulama disiplinini, ikincisi yönetim cesaretini gerektirir.
Eskimiş bir planın maliyeti sadece hedef sapması değildir. Daha derinde, şirketin dikkatini yanlış yerde tutar.
Kaynaklar artık en önemli olmayan işlere bağlı kalır. Yönetim ekibi yeni gerçekliği anlamak yerine eski hedefin neden tutmadığını açıklamaya çalışır. Saha ekipleri gerçeği görür ama yukarıya anlatmakta zorlanır. Bazı çalışanlar planın artık çalışmadığını bilir, fakat bunu söylemek “negatiflik” gibi algılanacağı için susar. Bir süre sonra şirket pazarı değil, kendi eski kabullerini yönetmeye başlar.
Bu durum hızlı değişen dönemlerde daha da ağırlaşır. BCG’nin 2024 tarihli risk, uyum ve karmaşıklık değerlendirmesi, şirketlerin artan iç ve dış gereklilikler nedeniyle daha karmaşık süreçlerle uğraştığını ve bu karmaşıklığın maliyet ile çeviklik üzerinde baskı yarattığını gösteriyor.
Karmaşıklık arttıkça planların ömrü de kısalır. Fakat çoğu şirket planın eskidiğini fark edecek ritmi kurmadığı için, eski plan yeni gerçekliğin üzerine örtülür. Dışarıdan bakıldığında takip varmış gibi görünür. İçeride ise insanlar çalışır, toplantılar yapılır, raporlar hazırlanır ama şirket hâlâ eski bir kabule göre hareket eder.
Şirketler planlarına başlangıç tarihi koyar. Bütçe dönemi bellidir. Proje takvimi bellidir. Hedef tarihi bellidir. Ama çoğu planın varsayım kontrol tarihi yoktur.
Bu yüzden her önemli planın yanında küçük bir kart tutmak işe yarar: Varsayım Son Kullanma Kartı.
Bu kart uzun bir doküman olmak zorunda değildir. Bir sayfa yeterlidir. Ama şu beş soruya net cevap vermelidir.
Bu plan hangi üç varsayıma dayanıyor? Her planın altında çok sayıda kabul olabilir. Yönetim ekibi bunların içinden en kritik üç varsayımı açıkça yazmalıdır. Örneğin “talep mevcut seviyesini korur”, “ana tedarikçi teslim süresini bozmaz”, “kilit ekip yıl boyunca içeride kalır” gibi.
Bu varsayımların bozulduğunu hangi sinyaller gösterecek? Sinyal net değilse varsayım izlenemez. Talep için sipariş hızı, teklif dönüş oranı veya müşteri iptalleri izlenebilir. Tedarik için teslim gecikmeleri, fiyat güncellemeleri veya kalite sorunları erken uyarı olabilir. İnsan kaynağı için çalışan devri, kritik pozisyonlardaki yedekleme durumu veya fazla mesai baskısı takip edilebilir.
Hangi eşik aşılırsa plan yeniden masaya gelecek? “Duruma bakalım” yönetim disiplini değildir. Eşik gerekir. Örneğin teslim süresi iki ay üst üste belirli bir seviyeyi aşarsa, teklif dönüş oranı üç ay boyunca düşerse veya finansman maliyeti belirlenen sınırın üzerine çıkarsa plan yeniden değerlendirilir.
Bu varsayımı kim takip edecek? Varsayım sahipsiz kalırsa plan da sahipsiz kalır. Satış varsayımını satış, nakit varsayımını finans, kapasite varsayımını operasyon takip edebilir. Ancak bu bilgiler sadece departman raporu olarak kalmamalı, yönetim toplantısına karar verisi olarak girmelidir.
İlk kontrol tarihi ne zaman? Stratejik planlar için üç ay çoğu zaman makul bir kontrol aralığıdır. Daha hızlı değişen sektörlerde bu süre daha kısa olabilir. Ama kontrol tarihi yoksa, planın eskidiğini fark etmek genellikle tesadüfe kalır.
Yönetim toplantılarında küçük bir değişiklik büyük fark yaratabilir. Toplantıya “plan nerede saptı?” sorusuyla başlamak yerine önce şu üç soru sorulabilir:
Bu üç soru, yöneticiyi savunma refleksinden çıkarır. Mesele “kim hedefi tutturamadı?” olmaktan çıkar, “hangi kabulümüz artık çalışmıyor?” sorusuna döner.
Çoğu yönetim toplantısı uygulamayı izler. Daha iyi yönetim toplantıları gerçekliği de izler.
| Plan unsuru | Klasik soru | Daha iyi soru |
|---|---|---|
| Hedef | Hedefe ulaşıyor muyuz? | Hedef hâlâ doğru mu? |
| Bütçe | Bütçeyi aştık mı? | Bu kaynak hâlâ doğru yerde mi? |
| Pazar | Satış planı tuttu mu? | Talep varsayımı değişti mi? |
| Ekip | Görevler yapıldı mı? | Yetkinlik varsayımı hâlâ geçerli mi? |
| Zaman | Takvime uyuyor muyuz? | Zamanlama hâlâ anlamlı mı? |
İlk grup sorular uygulamayı izler. İkinci grup sorular planı ayakta tutan gerçekliği izler. İyi yönetim ikisini de yapar.
Bir üretim şirketi yeni ürün hattına yatırım yaparken sadece yatırım takvimini değil, ürünün dayandığı müşteri ihtiyacını da izlemelidir. Bir hizmet şirketi yeni bölgeye açılırken sadece satış hedefini değil, o bölgedeki karar verici davranışını da takip etmelidir. Bir teknoloji şirketi yeni platform geliştirirken sadece yazılım takvimini değil, müşterinin gerçekten hangi problemi çözmek istediğini de kontrol etmelidir.
Plan takibi, yapılacaklar listesini kontrol etmek değildir. Planı ayakta tutan gerçekliği kontrol etmektir.
Birçok yönetim ekibi plan değiştirmeyi zayıflık gibi görür. Oysa zamanında değiştirilen plan, başarısızlık göstergesi olmak zorunda değildir. Bazen en güçlü yönetim davranışı, artık geçerli olmayan bir planı savunmayı bırakmaktır.
Burada ölçü şudur: Plan panikle mi değişiyor, yoksa önceden tanımlanmış sinyaller nedeniyle mi?
Panikle değişen plan şirkete güven vermez. Ama önceden belirlenmiş sinyaller ve eşikler üzerinden güncellenen plan, organizasyona şu mesajı verir: “Biz savrulmuyoruz. Gerçeği izliyoruz.”
Bu mesaj özellikle saha ekipleri için önemlidir. Çünkü planın eskidiğini çoğu zaman ilk onlar görür. Müşteriyle konuşan satışçı, tedarikçiyle pazarlık yapan satın almacı, vardiyadaki kalite sorumlusu veya tahsilatla uğraşan finans ekibi, değişimi yönetim raporlarına girmeden önce hisseder. Ancak şirketin varsayım kontrol ritmi yoksa bu bilgi yukarıya geç gelir. Geç geldiğinde de çoğu zaman “Neden daha önce söylemediniz?” sorusuyla karşılaşır.
Asıl mesele daha önce söyleyip söylememeleri değildir. Asıl mesele, şirketin bu sinyalleri düzenli olarak duyacak bir yönetim mekanizması kurup kurmadığıdır.
“Planın son kullanma tarihi” ifadesi planı önemsizleştirmez. Tam tersine, planı daha ciddi hâle getirir. Çünkü ciddi plan, hangi koşullarda geçersizleşeceği düşünülmüş plandır.
Strateji geleceği kesin olarak bilmek değildir. Böyle bir lüks yok. Strateji, hangi varsayımlarla ilerlediğini bilmek ve o varsayımlar değiştiğinde bunu fark edecek yönetim ritmini kurmaktır.
Bu yüzden her planın sadece başlangıç tarihi, bütçesi ve hedefi olmamalı. Bir de kontrol tarihi olmalı. Hangi varsayımlarla yola çıkıldığı, hangi sinyallerin izleneceği ve hangi eşiklerde planın yeniden masaya geleceği baştan konuşulmalı.
Bir sonraki yönetim toplantısında planın ne kadar ilerlediğini sormadan önce, o planı ayakta tutan üç varsayımı masaya koyun. Çünkü eski varsayımlarla izlenen plan, disiplin değil gecikmiş bir yüzleşmedir.


1954 doğumlu olan Tufan Karaca, Kadıköy Maarif Koleji’nden mezun olduktan sonra eğitimini Virginia Polytechnic Institute and State University’de tamamlamıştır. 45yıllık profesyonel yaşamının 20 yılını dokuz farklı ülkede, uluslararası şirketlerde üst düzey yöneticilik yaparak geçirmiştir.
İş dünyasında edindiği deneyimleri eğitim alanına da taşıyarak, Yeditepe Üniversitesi ve Özyeğin Üniversitesi gibi önde gelen üniversitelerde dersler vermiştir. Halen yönetim danışmanı olarak kariyerini sürdüren Karaca, yönetim eğitimleri ve stratejik danışmanlık hizmetleri sunarak, modern iş yönetimi ilkelerini ve trendlerini kurumlara aktarmaktadır.
Yönetim alanındaki uzmanlığını kaleme aldığı “Girişimciler için Kolay ve Hızlı İş Planı Hazırlama”, “Career Management In a Disrupted World “, “Yeni Dünya Düzeninde Kariyer Yönetimi”, “Arts Entrepreneurship: How to Craft Your Creative Business Model”, “Sanatta Girişimcilik - YARATICI İŞ MODELİNİZİ NASIL GELİŞTİRİRSİNİZ? “gibi kitaplarıyla geniş bir kitleyle buluşturan Karaca, girişimcilik, stratejik esneklik ve VUCA gibi güncel yönetim konularında çalışmalarını sürdürmektedir.
Destekçilerimize Teşekkürler
Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak
Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com
KOBITEK.COM, bir
TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.
2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.
Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!