Kobitek.com web sitesi, analitik ve kişiselleştirme dahil olmak üzere site işlevselliğini sağlamak ve reklam gösterimini optimize etmek için çerezler gibi verileri depolar.

Bir yöneticinin çalışanıyla yaptığı performans görüşmesinde şöyle dediğini düşünün;
Çalışan başını sallar.
Görüşme biter. Form imzalanır. Dosya kapanır. Bir yıl sonra aynı çalışan yine karşısındadır.
Yönetici yine benzer cümleleri kurar;
Çalışan bu kez içinden şunu geçirir;
İşte performans değerlendirme sistemlerinin en büyük problemi çoğu zaman burada başlıyor.
Şirketin bir performans sistemi vardır. Formlar hazırlanmıştır. Hedefler belirlenmiştir. Puanlamalar yapılmıştır.
Ama bütün bunların sonucunda çalışan da yönetici de ne değişmesi gerektiğini bilmiyorsa, sistem var demektir ama performans yönetimi yoktur.
Performans değerlendirmesi çoğu şirkette yılda bir kez yapılan bir uygulama olarak görülüyor. Oysa performans yönetimi, yıl sonunda çalışana puan vermekten çok daha fazlasıdır.
Asıl amaç; çalışanın şirket hedeflerine ne kadar katkı sağladığını görmek, eksiklerini belirlemek ve bir sonraki dönemde daha iyi performans göstermesini sağlamaktır.
Yani performans değerlendirmesinin amacı geçmişi yargılamak değil, geleceği geliştirmektir. Bu nedenle iyi bir performans sistemi şu sorulara cevap vermelidir:
Bu soruların cevabı yoksa, yalnızca puan vermek performans yönetimi değildir.
Bir şirkette performans değerlendirme toplantısına katılan bir çalışana yöneticisi şöyle söylüyor;
Çalışan soruyor;
Yönetici düşünüyor.
Çalışan odadan çıkıyor. Elinde bir puan var. Ama ne yapacağını bilmiyor.
İşte kötü tasarlanmış performans sistemlerinin en büyük sorunlarından biri budur. Çalışana bir sonuç verir ama yol haritası vermez.
Performans değerlendirme sistemlerinde puanlama elbette kullanılabilir. Ancak puanın kendisi amaç değildir.
Örneğin bir çalışana “4” vermek tek başına hiçbir şey anlatmaz.
4 ne demek?
Beklentinin üzerinde mi?
Beklentiyi karşılıyor mu?
Hangi davranışları nedeniyle bu puanı aldı?
Bir sonraki seviyeye çıkması için ne yapması gerekiyor?
İyi bir sistem, puanın arkasındaki hikâyeyi anlatmalıdır. Çünkü çalışan açısından önemli olan yalnızca “Kaç aldım?” değil, “Neden bu puanı aldım ve daha iyi olmak için ne yapmalıyım?” sorusudur.
Performans yönetiminin önemli parçalarından biri hedeflerdir.
Ancak burada da sık yapılan bir hata var. Çalışana yılın başında hedefler veriliyor. Sonra 12 ay boyunca kimse hedefleri konuşmuyor.
Yıl sonunda toplantı yapılıyor; “Bu hedef gerçekleşmedi.”
Peki neden?
Belki piyasa değişti.
Belki şirketin stratejisi değişti.
Belki çalışanın sorumlulukları değişti.
Belki hedef baştan gerçekçi değildi.
Belki de çalışanın hedefe ulaşması için gereken kaynak verilmedi.
Bu nedenle hedefler yılın başında yazılıp yıl sonunda okunacak belgeler değildir.
Hedefler yıl boyunca takip edilmelidir.
Bir satış çalışanına yıllık 20 milyon TL satış hedefi verildiğini düşünelim.
Yıl sonunda 16 milyon TL satış yapmış.
İlk bakışta performansı düşük görünüyor.
Ama biraz daha derine bakalım.
Yıl içinde;
Bu durumda yalnızca “20 milyon hedef vardı, 16 milyon yaptı” demek adil bir performans değerlendirmesi olmayabilir.
Performans yönetimi rakamı görmek kadar, o rakamın neden oluştuğunu anlamayı da gerektirir.
Performans değerlendirmelerinde sık karşılaştığımız kavramlardan biri KPI – Key Performance Indicator (Anahtar Performans Göstergesi).
KPI, çalışanın veya departmanın hedeflerine ne ölçüde ulaştığını göstermek için kullanılan ölçülebilir göstergelerdir.
Örneğin satış çalışanı için;
ölçülebilir.
Ancak her şeyi KPI yapmak da doğru değildir.
Bir çalışanın 15 farklı hedefle yönetildiğini düşünün.
Bir süre sonra çalışan neye odaklanacağını şaşırabilir.
İyi performans sistemi çok sayıda hedef koymaz; doğru hedefleri belirler.
Hayır. Ve aslında ölçemediğimiz bazı şeyler, performans açısından çok değerlidir.
Örneğin bir yöneticinin;
her zaman kolayca rakama dönüşmeyebilir.
Bu nedenle performans sistemi yalnızca sonuçları değil, davranışları ve yetkinlikleri de değerlendirmelidir. Çünkü bazen hedefini tutturmuş bir yönetici, arkasında mutsuz ve tükenmiş bir ekip bırakmış olabilir.
Bu gerçekten yüksek performans mıdır? Bence tartışılması gereken nokta tam olarak budur.
Bir satış yöneticisi hedefini yüzde 120 gerçekleştirmiş olsun.
Kâğıt üzerinde mükemmel. Ama aynı dönemde ekibindeki 8 kişiden 5'i istifa etmiş. Müşteri şikâyetleri artmış. Ekip içindeki iletişim bozulmuş. Yeni çalışan yetişmemiş.
Şimdi bu yöneticinin performansına yalnızca satış rakamından bakabilir miyiz?
İşte bu nedenle modern performans yönetiminde yalnızca “Ne başardı?” değil, “Nasıl başardı?” sorusu da önemlidir. Sonuç kadar yöntem de önemlidir.
Performans değerlendirmelerinin en büyük problemlerinden biri de geri bildirimin çok geç verilmesidir.
Bir çalışan mart ayında hata yaptı. Yönetici hiçbir şey söylemedi. Haziranda başka bir hata oldu. Yine konuşulmadı.
Aralık ayında performans görüşmesinde yönetici şöyle dedi; “Bu yıl birkaç kez aynı konuda problem yaşadık.”
Çalışan şaşırdı; “Neden o zaman söylemediniz?”
İşte iyi geri bildirimin temel şartlarından biri zamanında verilmesidir.
Bir davranışın üzerinden aylar geçtikten sonra konuşmak, davranışı değiştirmek açısından çok daha zor olabilir.
Bu nedenle performans yönetimi yıl sonunda yapılan bir toplantı değil, yıl boyunca devam eden bir iletişim süreci olmalıdır.
Bazen bir çalışanın performansı düşüktür. Ama hemen çalışanı suçlamak yerine şu soruları da sormak gerekir;
Hedefi net miydi?
Beklentiyi biliyor muydu?
Gerekli kaynaklara sahip miydi?
Eğitim aldı mı?
Yöneticisi düzenli geri bildirim verdi mi?
İş yükü makul müydü?
Yetkisi ile sorumluluğu birbirine denk miydi?
Çünkü bir çalışandan sonuç bekleyip ona sonucu yaratacak yetkiyi, kaynağı veya desteği vermemek adil bir performans sistemi değildir.
Performans görüşmelerinin atmosferi çok önemlidir. Çalışan odaya girdiğinde kendisini yargılanacakmış gibi hissediyorsa, gerçek bir görüşme yapmak zorlaşır.
Oysa iyi bir performans görüşmesinde yönetici de konuşmalı, çalışan da konuşmalıdır.
Örneğin;
Bu sorular, yalnızca performansı değil, çalışanın şirketteki deneyimini de anlamaya yardımcı olur.
Bazı şirketlerde performans değerlendirmesi neredeyse tamamen ücret artışı dönemine dönüşüyor.
Çalışan görüşmeye giriyor ve aklındaki tek soru;
Yönetici de puanı buna göre değerlendiriyor. Böyle olduğunda performans sisteminin gelişim boyutu geri planda kalıyor. Oysa ücret elbette önemli.
Fakat performans görüşmesi aynı zamanda çalışanın;
konuşabileceği bir fırsat olmalı. Performans görüşmesinden sadece zam oranıyla çıkıyorsak, aslında büyük bir fırsatı kaçırıyoruz.
Bence iyi bir performans sisteminin çok karmaşık olması gerekmiyor.
Öncelikle herkes şunu bilmeli;
Ve en önemlisi; yönetici ile çalışan arasında açık bir iletişim kurulmalı.
Performans sistemlerinin amacı çalışanları;
1 numara,
2 numara,
3 numara
diye sıralamak olmamalıdır. Asıl amaç organizasyonun toplam performansını yükseltmektir. Bir çalışan bugün beklenen seviyede olabilir. Ancak doğru eğitim, doğru yönetici desteği ve doğru hedeflerle bir yıl sonra çok daha yüksek bir performans gösterebilir. İşte performans yönetiminin gerçek değeri burada ortaya çıkar.
Performans değerlendirmek geçmişi ölçer. Performans yönetmek geleceği geliştirir.
Şirketinizde performans değerlendirme sistemi varsa, bugün kendinize şu soruları sorun;
Çalışanlarımız hedeflerini gerçekten biliyor mu?
Yöneticilerimiz düzenli geri bildirim veriyor mu?
Performans görüşmeleri açık ve dürüst bir iletişim ortamı yaratıyor mu?
Değerlendirme sonuçları gelişim planlarına dönüşüyor mu?
Performans sonuçları şirket hedefleriyle bağlantılı mı?
Ve belki de en önemli soru;
Çalışanlarımız performans görüşmesinden çıktığında neyi daha iyi yapacağını biliyor mu?
Eğer cevabınız “Hayır” ise, elinizde bir performans değerlendirme sistemi olabilir.
Ama henüz gerçek anlamda bir performans yönetim sisteminiz olmayabilir. Çünkü iyi bir performans görüşmesinin sonunda çalışan sadece “Benden memnunlar mı?” sorusunun cevabını almamalı.
Şunu da bilmelidir;
“Benden ne bekleniyor, ben neredeyim ve bir sonraki adımım ne?”
İşte o zaman yılda bir kez yapılan bir değerlendirme, şirketin ve çalışanın birlikte geliştiği bir yönetim aracına dönüşür.


Hülya Maç, otuz yıllık profesyonel tecrübeye sahiptir. İşletme mezunudur. İnsan Kaynakları Yönetimi ve Gelişimi alanında yüksek lisans yapmış olan Hülya Maç, liderlik ve yönetici gelişimi eğitimcisi, profesyonel (Adler) lider koçu, takım koçu, kariyer koçu, NLP Koçu ve Transaksiyonel Analiz (TAPDA) Uygulayıcısıdır.
Yönetim Danışmanları Derneği asil üyesi İK ve Yönetim danışmanıdır. Aile şirketleri başta olmak üzere farklı sektörde ve ölçekteki kurumlara İK ve Yönetim Danışmanlığı yapmaktadır.
ICF’e üye profesyonel bir koçtur. Kurumsal ve bireysel eğitmendir.
İçerik üretisicidir. Coach Magazin Türkiye dergisi başta olmak üzere çok sayıda sektörel dergide köşe yazarlığı yapmaktadır.
Kurumlara, İK, Kurumsal Koçluk, Eğitim, Personel Bulma, Oryantasyon ve Performans alanlarında destek vermektedir.
Etkili A.Ş. ve HM Ofis Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanıdır.
Aile Şirketlerinin Geleceğe Yolculuğu adlı kitabın yazarı olup kitabı yakın bir zamanda piyasada verilecektir.
SOSYAL MEDYA HESAPLARI
Youtube : Hülya Maç
Instagram: hulyamac_official
Linkedin: https://www.linkedin.com/in/hulya-mac
Destekçilerimize Teşekkürler
Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak
Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com
KOBITEK.COM, bir
TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.
2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.
Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!