Patronunuz Sürekli Tepenizde mi? Şirketinizi İçten Çürüten Mikro Yönetim ve Kurtuluş Yolları

Bu yazıyı paylaş
X It! LinkedIn Facebook
Patronunuz Sürekli Tepenizde mi? Şirketinizi İçten Çürüten Mikro Yönetim ve Kurtuluş Yolları konu resmi

“Fikir söylesem ne olacak, yine kendi bildiğini yapacak.” Bu cümle, ofis koridorlarında, mola alanlarında veya dijital mesajlaşma gruplarında sıkça duyulan bir fısıltıdır. İlk bakışta basit bir şikayet gibi görünse de, aslında kökleri çok daha derinde olan ve "mikro yönetim" olarak bilinen kurumsal bir hastalığa işaret eder.

Bu, bir yönetim tarzı değil, verimliliği emen, motivasyonu yok eden ve en iyi yetenekleri kapı dışarı eden bir kültür erozyonudur.

Bu yazıda, mikro yönetimin şaşırtıcı ve genellikle gözden kaçan etkilerini mercek altına alacak ve bu kısır döngüden hem liderlerin hem de çalışanların nasıl çıkabileceğini inceleyeceğiz.

Mikro Yönetim Bir Kontrol Değil, Kısır Döngüdür: Sadece Kontrol Yanılsaması Yaratır

Mikro yönetim genellikle kötü niyetten doğmaz. Çoğu zaman arkasında kaliteyi garanti altına alma arzusu, geçmiş hatalardan kaynaklanan korkular, güvensizlik veya liderin "her şeyi bilen" olma algısı gibi nedenler yatar. Lider, her detaya hakim olarak işlerin yolunda gideceğine inanır. Ancak bu "kontrol" arzusu, hızla bir kısır döngüye dönüşür. Yöneticinin her adıma müdahale etmesi, çalışanın inisiyatif almaktan çekinmesine neden olur. İnisiyatif almayan çalışan, yöneticinin daha fazla müdahale etmesi gerektiği inancını pekiştirir.

Sonuç, herkes için daha fazla iş, daha az verim ve tamamen kaybolmuş bir motivasyondur. Bu durum, bir sonraki adımda göreceğimiz "Sessiz İstifa"nın da tohumlarını eker.

“Ben zaten karar veremem, patron her şeye karışıyor.”

Çalışanlar Sorumluluktan Kaçar, "Sessiz İstifa" Başlar

Sürekli kontrol edilen çalışan, sorumluluk almayı bırakır ve sadece emir bekler.

Mikro yönetim, çalışanları proaktif problem çözücülerden pasif bir "emir bekleme" moduna sokar. Her kararının sorgulanacağını, her fikrinin değiştirileceğini düşünen bir çalışan, zamanla inovasyon ve cesaretini kaybeder. Fikir üretmek anlamsızlaşır, çünkü son sözü yine yönetici söyleyecektir.

Bu durum, modern iş dünyasının en tehlikeli kavramlarından birini doğurur: "Sessiz İstifa". Çalışanlar fiziksel olarak iş yerindedir, görevlerini yerine getirirler ama ruhen ve zihnen işten tamamen kopmuşlardır. "Sahiplik" hissini tamamen kaybederler. Artık o iş, "kendi işleri" değildir; sadece maaş karşılığı yaptıkları bir görevdir. Bu durumun en tehlikeli sonucu ise kriz anlarında ortaya çıkar. Kimse elini taşın altına koymaz, sorumluluk almaz ve şirketin refleksleri ölümcül derecede yavaşlar.

En Çok Yıpranan Liderin Kendisidir

Mikro yönetim, ekibi boğarken lideri de tüketir ve sistemin darboğazı haline getirir.

Bu, çoğu zaman gözden kaçan karşı sezgisel bir gerçektir. Her e-postayı görmek, her karara dahil olmak, her detayı kontrol etmek isteyen bir lider, zamanla kendi enerjisini tüketir. Bazen bir WhatsApp mesajıyla, bazen bir e-posta ile, bazen ise operasyonel karışmalarla etkisini gösterir ve lideri organizasyonun önündeki en büyük engele dönüştürür. Tüm kararların ona gelmesi gerektiği için işler yavaşlar ve sistem bir kişiye bağımlı hale gelir.

Bir CEO veya genel müdür için asıl başarı, "kendisi sahada yokken de kararların alınabildiği, sorunların çözülebildiği bir yapı kurmak"tır. Mikro yönetim, bu idealin tam karşısında durur. Sistemin kişilere bu denli bağımlı hale gelmesinin tehlikesi büyüktür: O kilit kişi izin aldığında, hastalandığında veya şirketten ayrıldığında, işler durma noktasına gelir.

Liderin kendisi sistemin darboğazı haline geldiğinde, çözümün daha fazla kontrol mekanizması eklemek değil, tam aksine kontrolü akıllıca devretmek olduğu anlaşılır. Bu da bizi en temel çözümlere götürür.

Çözüm: Daha Fazla Kural Değil, Daha Fazla Güven ve Sistem

Mikro yönetimden çıkışın yolu, kontrolü artırmak değil, güveni inşa etmek ve sistemi güçlendirmektir. Bu sorunu çözmek için daha fazla prosedür veya daha sıkı denetim mekanizmaları kurmak, yangına benzinle gitmektir. Gerçek çözümler, kültürel ve sistemsel bir dönüşümü gerektirir.

Güven İnşa Etmek: Asıl çözüm, temel bir insani değerde yatar: güven. Güven olmadan yetki devri yapılamaz, sorumluluk verilemez ve sağlıklı bir iş kültürü oluşturulamaz. Güven, her şeyin başlangıç noktasıdır.

Yalın Liderlik Eğitimi: Şirketlerin patronlara değil, koçluk yapan liderlere ihtiyacı vardır. Lider, her soruyu cevaplayan değil, doğru soruları sorarak ekibinin potansiyelini ortaya çıkaran kişidir. Bu, yöneticilerin liderlik vasıflarını geliştirecek eğitimlerle mümkündür.

Standardizasyon ve Sistemleşme: Eğer bir işi sadece bir kişi yapabiliyorsa, bu bir yetenek değil, sistemsizlik göstergesidir. İşlerin kişilere değil, sisteme bağlı olmasını sağlayan net prosedürler, iş talimatları ve yetki matrisleri oluşturulmalıdır. Bu, liderin her detaya müdahale etme ihtiyacını ortadan kaldırır.

Stratejik Sabır: Liderlerin, çalışanların hata yapmasına izin vermesi gerekir. Hata bir kontrol kaybı değil, bir "gelişim fırsatı" olarak görülmelidir. Hata karşısında yıkıcı eleştirilerden kaçınmak ve öğrenme sürecini desteklemek, güveni pekiştirir. Yetki devri, "Senden beklentim şu, karar senin" mesajıyla net bir şekilde yapılmalıdır.

Vizyon: Lidersiz Çalışabilen Bir Sistem Kurmak

Gerçek liderlik, siz yokken de işleyen otonom bir sistem yaratmaktır.

Mikro yönetim kültürünü söküp atmak ve yerine sağlıklı bir yapı inşa etmek için hedef, kontrol değil, özerklik olmalıdır.

Kurulması gereken ideal sistem şu dört temel üzerine oturur:

  • İlham veren liderlik
  • Yetki paylaşan sistem
  • Gelişimi destekleyen kültür
  • Sahiplik duygusu oluşturan iklim

Şirketler de insanlar gibidir. Sürekli müdahale edilen bir çocuk nasıl kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenemezse, çalışanına nefes aldırmayan bir şirket de büyüyemez.

Sonuç: Lider misiniz, Karar Verici mi?

Özetle, mikro yönetim kısa vadede kontrol hissi verse de uzun vadede tükenmişlik, verimsizlik ve güvensizlik üreten zehirli bir döngüdür. Başarının sırrı, kontrole dayalı bir korku kültürü yaratmakta değil, güvene dayalı bir özerklik ve sahiplenme iklimi oluşturmaktadır.

Eğer bir yöneticiyseniz ve ekibinizden bu yazının başındaki fısıltıları duyuyorsanız, kendinize şu kritik soruyu sormanızın zamanı gelmiş olabilir.

Unutmayın: Güven olmadan disiplin, sadece korkudur.

Acaba ben liderlik mi yapıyorum, yoksa sadece karar mı veriyorum?


Bu yazı, Ümmet AYYILDIZ'ın 'Asırları Aşan Yönetim' kitabındaki fikirlerden ve metinlerden Kobitek.com için özel olarak derlenmiştir.

Kobitek'e ücretsiz üye olun
Etiketler:

Ümmet  AYYILDIZ
Ümmet  AYYILDIZ

Automotive Transformation Leader | OPEX-Oriented Industrial Strategist | Lean Systems Designer | Author | MBA | M.Sc. Eng.

İşletmelerin verimlilik elde etmeleri, ihracatlarını arttırmalarını ve bunları sürekli hale getirmeleri için kültür kurulumlarını tasarlıyor ve devreye alan çalışmalar yapıyorum.

İşletmenin analizi sonrası verimlilik problemlerini ortaya çıkarıp yok eden aksiyonları devreye alıyorum.

Süreçlerin gelişimini hızlandırıp ve tedarik zincirinin performansını arttırıyorum.

İşletmede proje startı verdiğimizde o ekibin bir parçası olurum. Birlikte süreçleri inceler ve hepimiz süreçlerin gelişimine odaklanırız. Bu birliktelikte bilgi ve tecrübelerimi ekibin kullanımlarına sunarım.

İşletmede ciddi verimlilik artışı sağlarım. Böylece daha performanslı bir süreç yönetimi yapılmasına katkı sağlayarak cirolarının, karlılıklarının artmasına, rekabetçiliklerinin güçlenmesine destek olurum.

Son projede 50 iş gününde günlük 70 adet ürün üretimini aynı imkanları kullanarak 250 adete çıkararak ciddi bir verimlilik elde ettik. Bu ve benzeri operasyonlarla sürekli gelişimi ve verimliliği odak noktası haline getiririm.

Rekabetçiliği ve ihracat performansını arttıran çok önemli teknikleri sizlerle paylaşmak isterim.

Destekçilerimize Teşekkürler


Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com

KOBITEK.COM, bir TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.

2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.

Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!