Panik Değil Protokol: İtfaiyecilerin Sırrı, SES’in Kodu

Bu yazıyı paylaş
X It! LinkedIn Facebook
Panik Değil Protokol: İtfaiyecilerin Sırrı, SES’in Kodu konu resmi

MIT Sloan’da okuduğum “itfaiyeci” yazısındaki o küçücük kilit yuvası detayı, şirket krizlerinin neden büyüdüğünü çıplak gösterdi. Kahramanlık değil; doğru anahtar + doğru an + doğru alışkanlık. Peki sizin anahtar nerede?

Bu sabah MIT Sloan Management Review’de Melissa Swift’in “Handle the Corporate Heat Like an Actual Firefighter” başlıklı yazısını okurken, satır aralarından sürekli Stratejik Esneklik Sistemi (SES) aklıma geldi. Yazı basit bir gerçeği hatırlatıyor: Şirketlerde “yangın söndürme” dediğimiz anlar aslında düzensiz panik değil, tıpkı itfaiyecilerde olduğu gibi düzenli bir disiplin gerektirir. Swift, New York’lu bir itfaiyeciyle görüşmesine dayanarak, iş dünyasının kriz anlarında itfaiyecilerden öğrenebileceği dört net ilkeyi paylaşıyor; okurken “Bu zaten SES’in günlüğü” dedim.

Kısaca hatırlatayım: SES, iş planını raflardan indirip sahaya taşıyan pratik bir çalışma düzeni. Beş-yedi kritik göstergeyi (KPI) haftalık izlersiniz; Sarı/Kırmızı eşikler bozulmayı “erken” görmenizi sağlar; tetikleyiciler devreye girince beklemeden A/B/C seçenek planlarına geçersiniz; her hafta kısa bir karar ritmiyle üç somut görevi sahipleriyle kapatır, ay sonunda minik deneylerden öğrendiklerinizi sisteme eklersiniz. Yani iş planı “nereye gidiyoruz?” sorusunu, SES ise “yol bozulursa hemen ne yapıyoruz?” sorusunu cevaplar.

Swift’in vurguladığı ilk ilke, daha çok senaryo planlama. İtfaiyeciler olay yerine giderken bile akıllarından “Hangi kat? Rüzgâr ne tarafa? Engel nerede?” diye seçenekler geçiriyor. İş dünyasında ise “vaktimiz yok” deyip düşünmeyi erteliyoruz. Oysa senaryo düşüncesi, SES’in kalbinde var: Göstergelerin sarıya dönme ihtimalinde A Planı; kırmızıya geçtiğinde B/C Planı hazır. Önceden yazılmış ilk iki adım (ör. “kritik müşteriyi ara / rotayı değiştir”) panik anında nefes oluyor. Planı değiştirmek, acizlik değil; tam tersine profesyonel refleks.

İkinci ilke, rol netliği. Gerçek bir yangında “herkes hortumu tutsun” diye bir şey yok; biri gerer, biri ipi tutar. Çakışan roller hayatî risktir. Bizde ise kriz anında iyi niyetle herkes aynı işe atlayıp boşluklar yaratabiliyor: “Kararı kim veriyor?”, “Müşteriyi kim arıyor?” SES bu noktada çok somut: Haftalık ritimde RACI/SLA gibi basit araçlarla “Kim sorumlu? Kim onaylayacak? Kime haber verilecek? Hangi taahhüt süresi?” netleşir. Bu şeffaflık tartışmayı azaltır, hız kazandırır.

Üçüncü ilke, araçları gerçekten bilmek. Swift’in anlattığı asansör anekdotu çarpıcı: Elektrik kesiliyor, birisi asansörde kalıyor. Biz büyük bir mekanik operasyon beklerken itfaiyeciler kapıdaki küçük kilit deliğine uygun anahtarla işi dakikalar içinde çözebiliyor. Biz ise günlük yazılımları “idare eder” düzeyinde kullanıp kriz anında aslında elimizde olan basit çözümleri göremeyebiliyoruz. SES’in erken uyarı panosu burada devreye giriyor: Tek ekranda net göstergeler, tek tıkla dağıtılan görevler, “ölçüm standardı” gibi basit ama işleyen rutinler. Araçları çoklaştırmak değil, iyi seçmek ve iyi kullanmak mesele.

Dördüncü ilke, fazla iletişim ve pozitif enerji. Profesyonel itfaiyeci ekibi sürekli yüksek sesle koordine olur: “Şunu yaptım, sıradaki ne? Devam.” Aynı anda birbirlerini motive ederler; olumsuz dille değil, enerji yükselten bir tonda. Kurumsal hayatta ise “aciliyet yaratmak” adına sertleşen mesajlar ekibi düşürüyor. SES’in haftalık/aylık ritmi bunu tersine çevirir: Kısa toplantı, net gündem, “3 aksiyon + sahip + tarih” ve bir sonraki hafta kapanış. İlerleme görünür oldukça, ekipte moral ve öz güven yükselir.

Bu dört ilke —senaryo, rol, araç, iletişim— SES’in sütunları gibi. Hepsinin ortak noktası şu: Karmaşayı azaltmak için önceden konuşup yazmak. Bugünün iş dünyası “VUCA” diye özetlenen (değişken, belirsiz, karmaşık, muğlak) bir akışta ilerliyor. Böyle bir akışta “iyi liderlik” artık tek başına vizyon cümlesi değil; erken gör, tetikle, seçenek sun, ritim tut disiplini. Bu disiplin küçük ve orta ölçekli işletmeler için özellikle kıymetli; çünkü KOBİ’nin avantajı hızdır — hız ise hazırlık + netlik ister.

Swift’in yazısından kalan cümle zihnimde yankılanıyor: Gerçek itfaiyecilik düzensiz kahramanlık değil, düzenli bir sistem. Şirketlerde “yangın söndürmeyi romantize etmek yerine, yangın çıkmadan senaryoları konuşmak; çıktığında da kimin neyi, ne zaman, nasıl yapacağını bilmesi gerekiyor. SES tam bunu sağlıyor: Planı yaşayan hale getiriyor, paniği protokole çeviriyor. Ve en güzeli, büyük yatırım istemiyor; başlangıç için bir sayfa, bir ekip, bir ritim yetiyor.

Not: Swift’in yazısı 9 Ekim 2025 tarihli ve dört temel ilkeyi net biçimde anlatıyor. Benim için en değerli tarafı, “itfaiyeci gibi düşün” benzetmesini romantik değil operasyonel bir yere oturtmasıydı — bu da SES’in ruhuyla birebir örtüşüyor.

Kobitek'e ücretsiz üye olun
Etiketler:

Tufan Karaca
Tufan Karaca

1954 doğumlu olan Tufan Karaca, Kadıköy Maarif Koleji’nden mezun olduktan sonra eğitimini Virginia Polytechnic Institute and State University’de tamamlamıştır. 45yıllık profesyonel yaşamının 20 yılını dokuz farklı ülkede, uluslararası şirketlerde üst düzey yöneticilik yaparak geçirmiştir.

İş dünyasında edindiği deneyimleri eğitim alanına da taşıyarak, Yeditepe Üniversitesi ve Özyeğin Üniversitesi gibi önde gelen üniversitelerde dersler vermiştir. Halen yönetim danışmanı olarak kariyerini sürdüren Karaca, yönetim eğitimleri ve stratejik danışmanlık hizmetleri sunarak, modern iş yönetimi ilkelerini ve trendlerini kurumlara aktarmaktadır.

Yönetim alanındaki uzmanlığını kaleme aldığı “Girişimciler için Kolay ve Hızlı İş Planı Hazırlama”, “Career Management In a Disrupted World “, “Yeni Dünya Düzeninde Kariyer Yönetimi”, “Arts Entrepreneurship: How to Craft Your Creative Business Model”, “Sanatta Girişimcilik - YARATICI İŞ MODELİNİZİ NASIL GELİŞTİRİRSİNİZ? “gibi kitaplarıyla geniş bir kitleyle buluşturan Karaca, girişimcilik, stratejik esneklik ve VUCA gibi güncel yönetim konularında çalışmalarını sürdürmektedir.

Destekçilerimize Teşekkürler


Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com

KOBITEK.COM, bir TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.

2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.

Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!