Organizasyonun Raf Ömrü Var Mı?

Bu yazıyı paylaş
X It! LinkedIn Facebook
Organizasyonun Raf Ömrü Var Mı? konu resmi

Bir şirket düşünün. Beş yıl önce hazırlanan organizasyon şeması hâlâ geçerli. Departmanlar belli, yöneticiler görevlerinde, yetki ve sorumluluklar tanımlanmış. Herkes kime bağlı olduğunu biliyor.

Ancak şirket artık aynı şirket değil.

Müşteri sayısı artmış, yeni pazarlara girilmiş, satış kanalları çeşitlenmiş. Bazı işler dış kaynaklara devredilmiş. Eskiden ayda birkaç kez verilen kararlar artık her gün veriliyor. Buna karşılık organizasyon, beş yıl önceki işin ihtiyaçlarına göre çalışmaya devam ediyor.

Toplantılar uzuyor. Kararlar gecikiyor. Departmanlar birbirinden sürekli onay bekliyor. Her yeni sorunu çözmek için bir koordinatör, komite veya raporlama mekanizması ekleniyor.

Bir süre sonra organizasyonu çalıştırmak, müşteriye değer üretmek kadar zaman almaya başlıyor.

Yönetim bu tabloyu çoğunlukla insan performansı veya koordinasyon problemi olarak değerlendiriyor. Oysa insanlar değişen işi, artık o işe uygun olmayan bir organizasyon düzeni içinde yürütmeye çalışıyor.

Organizasyon eskimiştir.

Her organizasyon belirli bir dünya için tasarlanır

Bir makinenin ekonomik ömrünü, yazılımın destek süresini veya ürünün pazardaki yaşam döngüsünü konuşuyoruz. Organizasyon yapısını ise çoğunlukla kalıcı bir düzen olarak kabul ediyoruz.

Oysa her organizasyon belirli varsayımlara dayanır.

İşin hacmi, müşteri beklentileri, fonksiyonlar arasındaki bağımlılık, kararların sıklığı, yöneticilerin koordinasyon kapasitesi ve çevrenin değişme hızı bu varsayımların başında gelir.

Jay Galbraith, 1974 tarihli Organization Design: An Information Processing View çalışmasında, işin yarattığı belirsizlik ile organizasyonun bilgi işleme kapasitesi arasındaki ilişkiyi açıklamıştı. İşin belirsizliği arttığında organizasyonun bu belirsizliği karşılayacak biçimde tasarlanması gerekir. Aksi durumda gecikme, aşırı yüklenme ve performans kaybı ortaya çıkar.

Bugün bu ilişki daha da belirgin.

Bir müşterinin talebi satış, operasyon, finans, lojistik ve dış tedarikçiyi aynı anda ilgilendiriyor. Karar vermek için gereken bilgi artık tek yöneticinin veya departmanın elinde bulunmuyor. İşin değişme hızı artarken organizasyonun karar ve koordinasyon düzeni aynı kalıyor.

Çalışanlar bu uyumsuzluğu telafi etmek için mevcut yapının etrafında yeni çalışma yolları oluşturuyor. Geçici toplantılar kalıcılaşıyor, istisnai onaylar olağanlaşıyor, yöneticiler süreçlerin çözemediği sorunlara sürekli müdahale ediyor.

Böylece mevcut yapı korunuyor ama onu çalıştırmanın maliyeti artıyor.

Organizasyonun raf ömrü, kuruluşundan itibaren geçen süre değil; tasarlandığı koşullarla bugün yürüttüğü iş arasındaki uyumun sürdüğü zamandır.

Yeniden yapılanma neden hep geç başlıyor?

Şirketler stratejilerini, bütçelerini, yatırım planlarını ve finansal performanslarını belirli aralıklarla gözden geçiriyor. Organizasyon tasarımı ise çoğunlukla ciddi bir sorun ortaya çıktığında gündeme geliyor.

Büyük bir müşteri kaybediliyor. Büyüme yavaşlıyor. Kararlar kabul edilemeyecek kadar gecikiyor. Maliyetler yükseliyor veya yeni bir genel müdür göreve başlıyor.

Ardından yeniden yapılanma başlatılıyor.

Oysa organizasyonun eskidiğine ilişkin işaretler çok daha önce ortaya çıkmıştır.

McKinsey'nin 2025 yılında 2.000 yöneticiyle gerçekleştirdiği araştırmada, katılımcıların yaklaşık üçte ikisi önceki iki yılda işletim modellerinin yeniden tasarlandığını, yarısı ise gelecek iki yılda yeniden tasarım beklediğini belirtiyor. Araştırma, organizasyon tasarımını istisnai bir müdahale olarak değil, yönetimin geliştirmesi gereken sürekli bir kapasite olarak ele alıyor.

Buradan her iki yılda bir organizasyon şemasını değiştirmemiz gerektiği sonucu çıkmıyor.

Tam tersine, organizasyon tasarımının geçerliliğini düzenli değerlendirmek, büyük ve yıpratıcı yeniden yapılanmalara duyulan ihtiyacı azaltmanın yollarından biridir.

Organizasyonun eskidiğini nasıl anlarız?

Eskimeyi takvimle ölçemeyiz. Beş yıllık bir yapı hâlâ doğru çalışabilir. Altı ay önce kurulmuş bir yapı ise değişen iş karşısında yetersiz kalmış olabilir.

Belirleyici olan, organizasyonun mevcut işi ne kadar sağlıklı taşıdığıdır.

Bunun erken belirtileri vardır. Daha önce ilgili bölümde çözülen kararlar sürekli üst yönetime taşınmaya başlar. Departmanlar kendi hedeflerini gerçekleştirirken şirketin toplam performansı bozulur. Yeni müşteri veya ürün talepleri olağan süreçlerle karşılanamaz. Aynı konular farklı toplantılarda tekrar tekrar görüşülür.

Koordinasyon için yeni görevler oluşturulur ama kararlar hızlanmaz. Çalışanlar tanımlanmış sorumluluklarını yerine getirebilmek için sürekli başka yöneticilerin müdahalesine ihtiyaç duyar.

Bu belirtilerin hiçbiri tek başına yeni bir organizasyon şeması gerektirmez. Ancak birlikte ve sürekli ortaya çıkmaları, mevcut tasarımın dayandığı varsayımların yeniden incelenmesini gerektirir.

Burada önemli bir yönetim yanılgısı var: Organizasyonun sorunlarını çoğu zaman organizasyona yeni bir şey ekleyerek çözmeye çalışıyoruz.

Yeni bir yönetici, yeni bir onay, yeni bir rapor, yeni bir toplantı...

Bunların her biri kendi başına anlamlı görünebilir. Ancak zamanla organizasyonun karmaşıklığını artırarak çözmeye çalıştığımız sorunu daha da büyütürüz.

Eskimiş bir organizasyonu sürekli destek mekanizmaları ekleyerek ayakta tutmak, onu yenilemek değildir.

Yeniden tasarım, sürekli yeniden yapılanma değildir

Organizasyonun raf ömründen söz etmek, şirketlerin sürekli reorganizasyon yapması gerektiği anlamına gelmiyor.

Hatta sık sık değiştirilen organizasyon yapıları da ayrı bir sorun yaratır. Çalışanlar yeni rollerini, ilişkilerini ve çalışma düzenlerini öğrenmeden bir sonraki değişiklikle karşılaşır. Kurumsal öğrenme kesintiye uğrar, belirsizlik ve değişim yorgunluğu artar.

Bu nedenle organizasyon tasarımını gözden geçirmekle organizasyon şemasını değiştirmek arasında ayrım yapmalıyız.

Bazen belirli bir karar hakkının yerini değiştirmek yeterlidir. Bazen iki fonksiyon arasındaki koordinasyon düzeni yenilenir. Gereksiz bir onay kaldırılır veya merkezi yürütülen bir iş ilgili ekibe devredilir.

McKinsey'nin organizasyon tasarımına ilişkin araştırması da başarılı yeniden tasarımın yalnız raporlama ilişkilerini değiştirmekten ibaret olmadığını; iş süreçlerinin, karar haklarının, liderlik yaklaşımının ve çalışma biçimlerinin birlikte ele alınması gerektiğini vurguluyor.

Olgun yönetim, organizasyonu sürekli değiştirmek ile hiç değiştirmemek arasında seçim yapmaz. Neyin artık çalışmadığını teşhis eder ve gereken ölçekte müdahale eder.

Organizasyon tasarımının da periyodik bakıma ihtiyacı var

Şirketlerde finansal tabloların, yatırım portföyünün veya risklerin belirli aralıklarla incelenmesini doğal karşılıyoruz. Organizasyonun çalışma kapasitesi için de benzer bir disipline ihtiyacımız var.

Bu değerlendirme yeni bir organizasyon şeması hazırlamakla başlamamalı.

Önce işin değişip değişmediğine bakılmalı. Şirketin bugün yaptığı iş, mevcut organizasyon tasarlanırken yaptığı işle aynı mı? Kritik kararlar hâlâ doğru yerde ve kabul edilebilir sürede mi veriliyor? Fonksiyonlar arasındaki bağımlılıklar değişti mi? Organizasyon yeni iş yükünü sürekli istisnalar yaratarak mı taşıyor?

Daha önemlisi, stratejik öncelikler değiştiğinde kaynaklar, roller ve çalışma biçimi buna uyum sağlayabiliyor mu?

Bu değerlendirmeden mutlaka yapısal bir değişiklik çıkması gerekmiyor. Mevcut organizasyonun hâlâ doğru çalıştığının görülmesi de değerli bir yönetim sonucudur.

Ancak artık işe yaramayan bir tasarımı sırf alışılmış olduğu için korumak, şirketin hareket kapasitesini zamanla sınırlar.

Yönetimin görevi yalnız organizasyonu çalıştırmak değildir. Onun hangi koşullarda çalışmak üzere tasarlandığını ve bu koşulların hâlâ geçerli olup olmadığını da bilmektir.

Bir organizasyonun yıllarca başarılı çalışmış olması, bugün de doğru yapı olduğunun kanıtı değildir.

İyi yönetim, organizasyonun raf ömrünün dolduğunu kriz çıktığında değil, onu ayakta tutmak için giderek daha fazla müdahale gerektiğinde fark eder.

Kobitek'e ücretsiz üye olun
Etiketler:

Tufan Karaca
Tufan Karaca

1954 doğumlu olan Tufan Karaca, Kadıköy Maarif Koleji’nden mezun olduktan sonra eğitimini Virginia Polytechnic Institute and State University’de tamamlamıştır. 45yıllık profesyonel yaşamının 20 yılını dokuz farklı ülkede, uluslararası şirketlerde üst düzey yöneticilik yaparak geçirmiştir.

İş dünyasında edindiği deneyimleri eğitim alanına da taşıyarak, Yeditepe Üniversitesi ve Özyeğin Üniversitesi gibi önde gelen üniversitelerde dersler vermiştir. Halen yönetim danışmanı olarak kariyerini sürdüren Karaca, yönetim eğitimleri ve stratejik danışmanlık hizmetleri sunarak, modern iş yönetimi ilkelerini ve trendlerini kurumlara aktarmaktadır.

Yönetim alanındaki uzmanlığını kaleme aldığı “Girişimciler için Kolay ve Hızlı İş Planı Hazırlama”, “Career Management In a Disrupted World “, “Yeni Dünya Düzeninde Kariyer Yönetimi”, “Arts Entrepreneurship: How to Craft Your Creative Business Model”, “Sanatta Girişimcilik - YARATICI İŞ MODELİNİZİ NASIL GELİŞTİRİRSİNİZ? “gibi kitaplarıyla geniş bir kitleyle buluşturan Karaca, girişimcilik, stratejik esneklik ve VUCA gibi güncel yönetim konularında çalışmalarını sürdürmektedir.

Destekçilerimize Teşekkürler


Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com

KOBITEK.COM, bir TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.

2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.

Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!