Liderlik ve Yöneticilikte Soru Sorma Sanatı

Bu yazıyı paylaş

Tweet It! Facebook
Kobitek Takip Servisi
Liderlik ve Yöneticilikte Soru Sorma Sanatı

Merhaba Sevgili Dostlarım,

Sadece liderlik ve yöneticilikte değil, normal bir insan olarak, şu ana kadar olan yaşantımızın; sorduğumuz sorulara - aldığımız yanıtlar neticesinde, bizim bu cevaplara verdiğimiz tepkilerle şekillendiği konusunda, aynı görüşte olduğumuzu zannediyorum. (Yaşam döngüsü şeklinde!)

Hedeflerimize ulaşmada, iş hayatında da; aynen, liderlik ve yöneticilikte olduğu gibi!..

Bu konu; HBR Harvard Business Review Türkiye de okuduğum bir makaleden sonra, aklıma geldi. Daha önce de bazı yazılarımda doğru soru sormak adına değişik yaklaşımlarım olmuştu.

Bakalım beğenecek misiniz?

Bildiğiniz gibi liderlik ve yöneticilikte “soru sormak” herhangi bir sorunu veya problemi teşhis etmenin ve çözümü bulmanın, daha sonra da karar vermenin ilk amacıdır. Kurum içi, ikili veya çoklu iletişimde; karşınızdaki kişi veya kişileri anlamanın ilk şartı da, soru sormaktır!

Bir lider veya üst düzey yönetici, zamanının önemli bir bölümünü; çalışanları ile bilgi alışverişi içinde geçirir. Ancak; az sayıda yönetici, soru sorma sanatının, önemli bir beceri olduğunu, ya da sorularına aldıkları cevapların, çalışmalarını daha verimli hale getirebileceğini düşünür.

Soru sormak, öğrenmeyi ve fikir alışverişini teşvik eder. Güzel sorulara alınan doğru cevaplar, yaratıcılığı ve performans gelişimini destekler. Grup üyeleri arasında, hedeflerle ilgili uyum ve güveni oluşturur. Öngörülemeyen negatiflikleri açığa çıkararak, riskleri minimuma indirir.

Bir lider veya yönetici olarak; karşılıklı görüşmelerde amacınıza ulaşmak için, ilk akla gelen, abartıya kaçmadan daha fazla soru sormaktır. Ancak diyaloğun kalitesi açısından, soruların; tipi, sorma şekli, sırası ve çerçevesi de, ön plana çıkmaktadır.

Çalışma hayatında “soru sormak” ile ilgili çeşitli kaynaklardan yaptığımız araştırmalarda genel olarak karşımıza; Giriş (Merhaba / Nasılsın?) + Gelişme (O konuda gelişmeler nasıl gidiyor?) + Tamamlayıcı Bilgi Talebi + Sonuç (Olumlu veya olumsuz netice?) şeklinde bir sıralama çıkıyor!

Tabii. Sonuç bölümü “olumsuz” ise karşınızdaki kişi veya kişilere, ayrıca konu ile ilgili herhangi bir çözüm önerilerinin olup olmadığını da, sormakta fayda var.

Bu sıralamada “Tamamlayıcı Bilgi Talebi” sorularının daha özel bir gücü vardır. Bu tür sorular, karşınızdaki kişi veya kişileri; dinlediğiniz, dikkat ettiğiniz, ona veya onlara önem verdiğiniz ve daha fazlasını öğrenmek istediğiniz, izlenimini verir ve de size duyulan güveni arttırır.

Soru şekillerine baktığımızda, yerlerine göre genellikle; “Kapalı (Evet / Hayır) veya Açık (Ne? Nerede? Nasıl? Ne Zaman? Neden? Kim?) Uçlu + Uzman Görüşü Destekli (Yurt dışında Yapılan Bir Araştırmaya Göre, Diye Başlayan... ;-))” Sorular ile karşılaşıyoruz.

Kapalı uçlu sorular; karşınızdakileri sadece evet ya da hayır demeye zorlar. Açık uçlu sorular ise bunun önüne geçebilir ve bilgiyi açığa çıkarmak veya yeni bir şey öğrenmek için özellikle faydalı olabilir.

Ancak, açık uçlu soruları ne zaman sormanız gerektiğini bilmekte fayda var. Bu tür sorular, her zaman için en uygun seçenek olmayabilir. Eğer, gergin bir tartışmadaysanız, açık uçlu sorularla gereğinden fazla esneklik yaratabilir ve karşınızdakileri bilerek veya bilmeyerek yanlış bilgi vermeye yönlendirebilirsiniz.

Aslında, mümkünse; sinirliyken %100 haklı olsanız bile, görüşmelerinizde sert tartışmalardan kaçının. Çünkü tartıştığınız kişi veya kişiler size bağlı yönetim kadronuzdan bile olsa, sorunuza cevap vermekten kaçınır. O an için yenilgiyi kabul etmiş görünürler, ama biraz haklılık payları varsa, ilk fırsatta acısını fazlasıyla çıkartabilirler! :-)

Tabii aynı durum, toplantı sırasında karşınızdakilerden birini eleştirmeniz veya onu ters köşe bir soru ile sıkıştırmanız içinde geçerli. Eleştiriler, mutlaka yalnız ve sandviç şeklinde olmalı!..

Ayrıca; sorularınızı sert bir dilden ziyade, normal bir tonla sorduğunuzda karşınızdakiler daha açık sözlü olurlar. Aşırı sert bir ton, insanların bilgi paylaşma isteğini, ciddi anlamda önler!

Yani, soru sorma şeklinizle; karşılıklı güveni ve bilgi paylaşımını, kolaylaştırabilirsiniz!..

Sorularınıza alacağınız cevapların avantajlarını artırmak ve riskleri en aza indirmek için; bir görüşmeden önce, paylaşmak istediğiniz bilgilerin ne olduğuna ve neyin özel / gizli kalması gerektiğine karar vermeniz de, önemli bir faktördür.

Bu çerçeveden baktığımızda, alt kadrolarınızla yaptığınız görüşmelerde, sorularınız mümkün olduğunca; net ve kısa olmalı, olumsuz yorum ve peşin hüküm içermemelidir. Bunun içinde;

  • Önce, ne öğrenmek istediğinize karar verin.
  • Konuya, sorgulama edasından ziyade sohbet havasıyla başlayın.
  • Eğer yoksa - Sorularınızla ilgili ön bilgi sahibi olmak için araştırma yapın.
  • Aldığınız yanıtlar olumlu yönde değilse, bunun alt nedenlerine inin.
  • Doğru soruyu sorduğunuzdan ve karşınızdakinin de bunu doğru anladığından emin olun.
  • Ortak akıl ve işbirliği ile hedefleriniz doğrultusunda yeni sorular planlayın.
  • Pozitif yaklaşımlı, sakin ve çok iyi bir dinleyici olun. Empatiyi de unutmayın.
  • Olumsuzluklara karşı, soru sorduğunuz kişi veya kişilerin önerilerini isteyin.
  • Söz verdiyseniz, unutmayın. Kişisel çatışmalara girmeyin. (Ya “Ben” / Ya “O” demeyin!)
  • Sorunlara karşı, mobbing başta olmak üzere, olumsuz yan faktörlere dikkat edin.
  • Rakamsal değerleri ve istatistikleri göz önünde bulundurun.
  • Elde ettiğiniz neticeleri değerlendirin ve bir sonraki görüşme için raporlayın.
  • Gerekiyorsa, yeniden yapılanmaya gidin. Çözüm ve sonuç odaklı olun.
  • Kişisel show ve çıkar peşinde olanlara da, aman dikkat edin.
  • Sorunlara yaklaşım tarzınızı, yeni sorularla geliştirin.
  • Sorunlar devam ediyorsa, dış destek almaktan kaçınmayın.
  • Büyük resmi görecek şekilde, bakış açılarınızı değiştirin.
  • Alt kadrolarınızın önündeki engelleri açın ve sizinle rahat konuşmalarını sağlayın.
  • Sonuçlar hala negatifse ve çözüm üretemiyorsanız, hatayı kendinizde arayın.
  • Her konuda gençlere fırsat vererek, iş veya sosyal yaşamınızda güzel bir “İz” bırakın.
  • Gerekli hallerde ortamı yumuşatmak ve gerginliği azaltmak için, insanların cevaplamaktan mutlu olabileceği sorular da sorun. Nelerden mutlu oluyorlar? Nelere sinir oluyorlar? Hayal kırıklıkları yaşıyorlar mı? Ve hoşunuza giden bir cevap aldığınızda da, beğeninizi ifade edin!

Soru sorma şeklinin en büyük yanlışı “ön yargılı ve bağnaz kararlı” olmaktır. Sonunda kavga çıkar. Ayrılıklar ve pişmanlıklar yaşanır. Gereksiz telafi maliyetleri de, bütçelerimizi zorlar!..

Yazının sonlarına doğru soru sorma sanatı üzerine sizinle bir sırrı paylaşmak istiyordum. Ama!

Görüşmelerin netleşmesi açısından, 1990 lı yıllardan bu yana; genellikle iş dünyası veya sivil toplum çalışmalarımda, yaptığım görüşmelerin veya yönettiğim toplantıların sonlarına doğru katılımcı veya katılımcılara; “Ya. Keşke! Bu konu ile ilgili şöyle bir soru sorsaydı / sorsaydınız da, şunları da söyleyebilseydim!..” diyebileceğiniz bir şey / söylemek istedikleriniz var mı?” diye sorardım.

Aynı soruyu; değerli iletişim uzmanı Sayın Yaprak Özer’in Youtube kanalı için yaptığı, çok özel röportajlarda kullanması, konuyu sır olmaktan çıkıp tavsiye durumuna getiriyor. Benim, işime yarıyor. Sizin de aklınızda bulunsun!.. :-)

Liderlik veya yöneticilik yaşamınızda “doğru yerde, doğru zamanda, doğru şekilde ve doğru içerikli” sorularla, yolunuza devam ederken... Daha mutlu bir gelecek için sevgiyle kalın!

ücretsiz hizmetlerimizden faydalanmak için üye olun
105 kere okundu

Ali Rıza Değer

1955 İstanbul doğumlu, evli ve 1 çocuk babasıdır. Öğrenimini Kabataş Lisesi'nden sonra İ.T.İ.A. Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Marmara Üniversitesi - Maliye Bölümleri’nde sürdürdü. 

Çalışma hayatına 1973 yılında pazarlama ve halkla İlişkiler sektörlerinden başlayıp, 1977 den 2003 yılına kadar, kendi şirketlerinde devam etti. (Ajans Ardaş Reklamcılık Limited.) 

Bu alanlarda yaklaşık 30 yıl; T.İş Bankası, Paşabahçe, Aygaz, İzocam, Lombardini, Honda, Rowenta, JVC, KİP, IBM, Pimaş, Sandoz, Kaleterasit, Kalebodur, Kalekim, Kaledekor, Kalevit, Çanakkale Seramik v.s. gibi birçok şirkete, özellikle Türkiye'nin her yerinde, KKTC de ve Almanya'da, reklamcılık ve halkla ilişkiler başta olmak üzere, çeşitli hizmetler verdikten sonra, kendi isteği ile emekli oldu. 

Yurtiçinde ve yurtdışında katıldığı eğitim çalışmaları...

ISO 9001 14001 Toplam Kalite Yönetimi, Permission Marketing, Inovasyon, Motivasyon, Performans, Network Marketing, Satış ve Pazarlama Eğitimleri ile birlikte...  KKTC Girne Amerikan Üniversitesi / 118 - Y Lions Akademisi Başkanlığı ve Chicago, Indianapolis, Newyork / Uluslararası Lions Kulüpleri Birliği Genel Yönetmenlik ve "Stratejik Liderlik Eğitimi" sonrasında ilaç, otomotiv ve kozmetik gibi sektörlerde Koordinatörlükler yaparak, Sivil Toplum Kuruluşlarında görevler aldı.

1980 den itibaren üyesi olduğu STK'lar ve aldığı görevler…

  • Marmara Yelken Kulübü. Yönetim Kurulu Üyeliği (2011)
  • Sporturist Su Sporları A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeliği (2009)
  • Caddebostan Balıkadamlar Kulübü. Üyeliği (2004)
  • Feneryolu Tenis Kulübü. As Başkanlığı ve Baş Hakemliği (1999)
  • Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü. Üyeliği (2005)
  • Veteran Tenisciler Birliği. Üyeliği (2006)
  • Beşiktaş JK Genel Kurul Üyeliği (1986)
  • Trafik Mağdurları Dayanışma Derneği. Onursal Üyeliği
  • Türk Lions Beceri Kazandırma Vakfı. Başkan Yardımcılığı (1992) *Ethemefendi Lions Kulübü. Onursal Üyeliği
  • Sahrayıcedit Lions Kulübü. Onursal Üyeliği
  • Erenkoy Lions Kulübü. Başkanlığı (1992 - 1993)
  • Lions Akademisi. Başkanlığı (1994 - 1995)
  • Uluslararası Lions 118.Y Yönetim Çevresi. Genel Yönetmenliği *Liay.Lions İstanbul Anadolu Yakası Sosyal Hizmet Vakfı. Başk.
  • Uluslararası Lions 118.Y Federasyonu. Onur Kurulu Başkanlığı
  • Uluslararası Lions Türkiye Konfederasyonu. Konsey Üyeliği
  • Yılbak + Sporturist + Day Grup - ArGe & ArdAkademi Başkanlığı

Halen; ilaç, aşı, kozmetik, gıda, temizlik ve tanıtım sektörlerinde ki 3 şirketler grubunda; danışmanlık, eğitmenlik, koordinatörlük ve yönetim kurulu üyelikleri görevleriyle birlikte... 
Sosyal Sorumluluk Projeleri, BM Küresel İlkeler Sözleşmesi & Kurumsal Sosyal Sorumluluk & Sürdürülebilirlik gibi konularda “Proje Başkanı” olarak çalışmalarına devam etmektedir.  

ar.deger@yilbak.com
www.yilbak.com

yazarın diğer yazıları için tıklayın

Bu Kategorideki Diğer Yazılar

Kobi Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş. ile ilgili prosedürler
Artık pazarlamanın 4P’si Eski 4P Değil
Mercer Türkiye Araştırdı: Krizin İnsan Kaynaklarına Etkisi
İş Dünyasında Doğru Şeyi Yapmanın Yanlış Yeri ve Zamanı
Artık Tarih Tekerrür Etmiyor, McNamara Yanılgısı
Sorularla İş Planı
Çalışan Hakları, İşçinin Korunması ve İşverenin Sorumlulukları
KGF (Kredi Garanti Fonu) A.Ş.
Sizden sonra geminin kaptanı kim olacak?
Performans değerlendirme sonucuna işçinin verdiği cevabın savunma sayılamayacağı konusu
Uluslararası Kurumsal Yönetim Standartları
İşe İyi “İÇ” Müşterileri Alın
Perakendecilik Temel Kavramları
Büyüme, Karlılık ve Nakit Akışı
Proje Yönetimi & Sosyal Sorumluluk Projeleri (Afedersiniz Bi'şey Sorabilir miyim?)

BİLİŞİM VE TEKNOLOJİ

DIŞ TİCARET

Kobiler İçin Yurtdışı Pazar Araştırması Kapsam ve Başvuru Prosedürleri

Kobiler İçin Yurtdışı Pazar Araştırması Kapsam ve Başvuru Prosedürleri

Pazar araştırma Teşviğinde, Pazar araştırmasının hangi şartları sağlaması gerektiği, kapsamı ve başvuru prosedürlerinin neler olduğu yazımızın konusudur.

OFİS VE İNSAN

Ev Ofis - Evden Çalışmak İle İlgili Sık Sorulan Sorular

Ev Ofis - Evden Çalışmak İle İlgili Sık Sorulan Sorular

Ev Ofis - Evden Çalışmak İle İlgili Sık Sorulan Sorular

İş Hayatında Pozitif Düşünce

İş Hayatında Pozitif Düşünce

Şimdiye kadar "pozitif düşünce" ve "polyannacılık" (her şeyin iyi tarafını görmek) üzerine bir çok söz söylendi, birçok makale ve kitap yazıldı. Peki pozitif düşünce nedir ve iş hayatında çalışanlara ne gibi yararlar sağlar?

İŞ DÜNYASI

Neden İş Dünyasında Kar Hep Güvendiğiniz Dağlara Yağıyor?

Neden İş Dünyasında Kar Hep Güvendiğiniz Dağlara Yağıyor?

Hiç düşündünüz mü? Mutlaka Düşünmüşsünüzdür!.. Güvendiğimiz dağlar derken - çevremizdeki çok özel dostlardan ve dostluklardan bahsettiğimi hemen anladınız değil mi?

HUKUK / MUHASEBE

Vergi İdaresindeki Değişimler (1.Bölüm)

Vergi İdaresindeki Değişimler (1.Bölüm)

Vergi İdaresindeki Değişimin Farkında mısınız?

KOBİMOBİL

Krizde Satış Geliştirme

Faruk Şener ile Ekonomik Kriz Yönetimi

Tufan KARACA ile YÖNETİM VİZYONU

Tufan Karaca

ARKAM YOK MARKAM VAR

  • Marka Bilinirliği Neden Önemlidir?

    Pazarlamanın en yaygın kullanılan kavramlarından biridir marka bilinirliği. Özellikle satış ekipleri ve bayiler satış hedeflerini neden tutturamadıklarını sayarken önde gelen bir maddedir. “Markamızı kimse bilmiyor o yüzden……..”. Ya da “ah marka bilinirliğimiz olsaydı bak nasıl olurdu satışlar”. Ancak marka bilinirliği de diğer marka kavramları gibi ülkemizde tam anlaşılamamıştır. Konuyu iki bölümde alacağız. Önce önemi sonra nasıl sağlanacağı.