Kobitek.com web sitesi, analitik ve kişiselleştirme dahil olmak üzere site işlevselliğini sağlamak ve reklam gösterimini optimize etmek için çerezler gibi verileri depolar.

Pandemi sonrası dönemde bu rakamlara ulaşmanın uzun yıllar alacağı düşünülse de, turizm sektörü tahminlerin ötesinde bir toparlanma sergilemiştir.
Gelirlerin artması, istihdam oranlarının yükselmesi ve orta sınıfın seyahat etme arzusunun yeniden güç kazanması bu iyimserliğin temel göstergeleri arasındadır.
Ancak bu olumlu tablo, karmaşık bir gerçekliği gölgede bırakmaktadır.
Küresel turizm, nicel büyümenin ötesinde, giderek daha sıcak, daha kırılgan ve öngörülmesi zor bir dünyada faaliyet göstermektedir. İklim değişikliği hız kazanmakta, jeopolitik çatışmalar süreklilik göstermekte, yüksek enflasyon seyahat bütçelerini baskılamakta ve yapay zekânın sektörü nasıl dönüştüreceği hâlâ belirsizliğini korumaktadır.
Bu nedenle başarının yalnızca ziyaretçi sayılarıyla ölçülmesi artık yetersizdir.
Günümüz itibarıyla küresel turizmde en kritik kavram dayanıklılıktır. Turizm işletmelerinin yalnızca misafirleri cezbetmesi değil, aynı zamanda onları çevresel ve ekonomik şoklara karşı koruyabilmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte, seyahat edilen destinasyonların ev sahibi toplulukları da bu süreçten zarar görmemeli; aksine sürdürülebilir kalkınmanın parçası hâline gelmelidir.
Ne var ki, çoğu zaman görmezden gelinen temel bir dönüşüm yaşanmaktadır: Gezegen ısınmaktadır. Buna rağmen sektörün bazı aktörleri, bu gerçeklikle yüzleşmek yerine, geçici çözümlerle durumu idare etmeyi tercih etmektedir. Oysa ısınan dünyada seyahat haritaları yeniden çizilmektedir.
Artık seyahat planları büyük ölçüde iklim koşullarına göre şekillenmektedir. Akdeniz havzasında yaz aylarında sıcaklıkların 40 dereceyi aşması, özellikle orta yaş üzeri bireyler ve çocuklu aileler için caydırıcı bir faktör hâline gelmiştir. Aşırı sıcaklar nedeniyle yerleşim alanları tenhalaşmakta, orman yangınları sahil beldelerini dumana boğmakta ve ekosistemler ciddi zarar görmektedir.
Bu gelişmeler, tatil mevsimlerinin yeniden tanımlanmasına yol açmıştır. Avrupa’nın güneyinde ilkbahar ve sonbahar dönemleri daha fazla tercih edilirken, yaz aylarında Kuzey Avrupa, dağlık bölgeler ve yaylalar ön plana çıkmaktadır.
Okyanuslardaki küçük adalar ve deniz seviyesindeki plaj destinasyonları, yükselen deniz seviyeleri ve artan meteorolojik riskler nedeniyle ciddi bir imaj sorunu yaşamaktadır. Bu algı, uzun yıllar boyunca bu bölgelerin ekonomik ve istihdam kaynağı olmuştur.
Buna rağmen bazı ada ve kıyı destinasyonları, vizyoner liderlik sayesinde hızla dönüşmekte ve geleceğe hazırlanmaktadır.
Deniz altı ekosistemlerini korumaya yönelik önlemler almakta, iklim dirençli mimari tasarımlar geliştirmekte ve güvenlik stratejilerini şeffaf biçimde paylaşarak rekabet avantajlarını korumaktadır.
Savaşlar ve olası çatışma riskleri, küresel seyahat rotalarını doğrudan etkilemektedir. Çatışma bölgeleri sistematik biçimde bypass edilmekte; Gazze’deki savaş İsrail, Ürdün, Filistin ve Mısır turizmini derinden sarsmaktadır.
Tur operatörleri birçok inanç turizmi rotasını programlarından çıkarmış, kültür turlarının sayısı ciddi biçimde azalmıştır.
Bu durum, güvenli olarak bilinen destinasyonların dahi yeni bir güven algısı inşa etmelerini zorunlu kılmaktadır.
2026’ya doğru şekillenen yeni turist profili, önceki dönemlerden belirgin biçimde ayrılmaktadır. Bu gezginler daha kısa tatilleri tercih etmekte, daha seçici davranmakta ve çoğunlukla evcil hayvanlarıyla seyahat etmektedir.
Orta sınıf üzerindeki ekonomik baskılar nedeniyle daha geç rezervasyon yapılmakta, fiyatlar titizlikle karşılaştırılmakta ve “daha az parayla lüks” anlayışının yerini “paranın karşılığını alma” beklentisi almaktadır.
Bu yeni alışkanlıklar, hızlı adapte olabilen işletmeler için önemli fırsatlar sunmaktadır. Evcil hayvan dostu uygulamalar, popüler kültür temelli seyahat deneyimleri ve kişiselleştirilebilir otel hizmetleri bu dönemin öne çıkan trendleri arasındadır.
Yeni turizm biçimleri artık niş olmaktan çıkmış, seyahatin ana motivasyonlarından biri hâline gelmiştir. 2026’da Londra’da Waymo robotaksilerle ulaşım sağlamak, Şanghay’da robotik restoranlarda yemek yemek veya Singapur’daki dikey çiftlikleri ziyaret etmek sıradan deneyimler hâline gelmektedir. Teknoloji, turizmi dönüştürürken, ziyaretçilerin beklentilerini de yeniden tanımlamaktadır.
2026’da başarılı olacak destinasyonlar ve işletmeler üç temel özelliği paylaşmaktadır:
Birincisi, fiyatlandırmadan altyapı yatırımlarına kadar her kararda iklim verilerini dikkate almalarıdır. İkincisi, siyasi gerilimler karşısında sessiz kalmak yerine empati ve şeffaflıkla iletişim kurmalarıdır. Üçüncüsü ise ziyaretleri anlamlı kılmaları; yerel halkın da turizmden somut fayda sağlamasını garanti altına almalarıdır.
İyi planlanmış seyahatler yalnızca ekonomik kazanç sağlamaz; kültürleri birleştirir, zor gerçekleri zarafetle anlatır ve gezginlerle ev sahipleri arasında kalıcı bağlar kurar.


Mengenli olmakla gurur duyan bir Anadolu insanıyım.
Mutfağa, Sanata, Doğaya, Hayvanlara, Estetiğe, Bilgiye, Spora tutkunum.
Darüşşafaka Lisesi’nde, insan olmak, merhamet, anlayışlı olmak, bilime inanmak, özgüven, kendini doğru ifade etmek, yaratıcılık alanlarında eğitim aldım.
Hacettepe Üniversitesinde, Türkiye’yi, Dünyayı, Bilimi, İnsanı, Sosyal Bilimleri, İşletmeciliği, Turizmi, Ağırlama sanatlarını öğrendim.
Amerika Otel ve Moteller Birliği Eğitim Enstitüsünden Otelciliğin evrensel kurallarını, inceliklerini, küresel kültürü anlamayı öğrendim.
1986 yılında otelciliğe başladım. O günden bu yana kendimi ev sahibi olarak gördüğüm otellerde, konuklarımıza mutlu tatiller yaşatmak için çabalıyorum.
Bu gün itibarıyla, çalışan ya da Üniversitelerdeki gençlere bilgimi, görgümü, deneyimlerimi ve önerilerimi sunarak, onların gelişmesine katkı sunuyorum.
Türkiye’nin en büyük Yerli Zinciri Kilit Hospitality Group’ta Kurumsal İletişim ve Eğitim Direktörü olarak dinamik çalışma hayatımı sürdürüyorum.
Bir kitabım yayınlandı; Dinozor Turizmcinin Anıları
Aşağıdaki alanlarda risk yönetimi danışmanlığı
Eğitimler
Kurumsal
Destekçilerimize Teşekkürler
Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak
Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com
KOBITEK.COM, bir
TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.
2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.
Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!