Kobitek.com web sitesi, analitik ve kişiselleştirme dahil olmak üzere site işlevselliğini sağlamak ve reklam gösterimini optimize etmek için çerezler gibi verileri depolar.

Not: Bu yazıda, sosyoloji, ekonomi, kitlesel psikoloji, çevre krizleri gibi konu başlıklarında yapay zekâdan kaynak araştırması için yararlandım. Ana fikir, gelecekteki tehlikeler ve çözüm tavsiyeleri tamamen bana aittir.
Avrupa’da ve Meksika’da sokaklar öfkeye ve ateşlere teslim olmuş durumda. Bu patlamalar, küresel bir huzursuzluk dalgasının habercisi gibi duruyor.
Ekonomilerin tekelleşmesi ve eşitsizlik, iklim krizinin patlattığı kıtlık dalgası, düzensiz göçler, dijitalleşmenin vardığı aşırı gözetim baskısı, toplulukları sokaklara itiyor.
Avrupa’da yükselen enflasyon ya da Latin Amerika’daki kronik yoksulluk ortak bir paydadan beslenmektedir. Bu da sistemsel tükenmişliktir.
Milyarlarca insan geleceğe güvenememe ortak noktasında buluşmakta ve meşru siyasetten sokaklara kaymaktadır.
Ekonomik, kültürel ve dijital bağlantısallık sayesinde, bir sokaktaki eylem birkaç dakika içinde dünyanın her tarafına yayılmaktadır.
10 ile 20 yıla dönük projeksiyonlar oldukça fırtınalı zamanları işaret ediyor. Gerek çevresel ve gerekse toplumsal ölçekte ortaya konan öngörüler arasında şunlar var;
İklimlere bağlı mültecilik. Azalan kaynaklar için kapışmalar. Su paylaşımındaki riskler,
Bütün bunlar milyonlarca insanı vatanlarından koparacak
Gelişmiş merkezlere yönelecek göçler, sınır güvenliği önlemlerini sertleştirecek. Yerleşikler ile göçmenler arasında çatışmalar patlayabilecektir.
Yapay zekânın hızlandıracağı istihdam krizi bütün meslekleri tehdit ediyor.
Sosyal güvenliğin zayıfladığı bir düzende, geniş kitleler hayatta kalma içgüdüsü ile sokaklara taşabilecek ve zaman zaman şiddete başvuracaklardır.
Orta sınıflar eriyor. En alt sınıflar gittikçe kalabalıklaşıyor.
Demokratik kurumlara saygı azalıyor.
Geçmişte, kalabalıklar genellikle reform talepleri ile sokağa çıkardı.
Gelecekte bu talepler aşırı uçlara savrulabilir. Gösteriler kimlik değiştirebilir.
Yerel ve küresel kurumların işlevselliğinin kaybolması, kitlelerin barışçıl müzakereye olan inancını tüketebilir.
Kamunun, artan kitlesel öfkeye karşı, yapay zekâ destekli gözetim sistemlerini devreye sokması ve şiddet temelinde önlemler alması, eylemcilerin daha da radikalleşmesine neden olabilir. Şiddet karşılıklı bir sarmala dönüşebilir.
Avrupa’da ve Meksika’daki ayaklanma benzeri gösteriler münferit olaylar mıdır?
Böyle bir teşhis riskleri hafife almak olur. Zira bu gürültü küresel sistemin çatırtısıdır.
İnsanlık, 10 ile 20 yıl arasında daha kitlesel, daha sert gösterilerin patlamasına hazır olmak zorundadır. Şiddet bütün dünyayı sarabilir.
Bu kaçınılmaz bir son mudur? Asla. Bu tablo mutlak bir kader değildir.
Şiddetin önü alınabilir.
Öncelikle küresel servetin, ülkelere ve insanlara daha adil dağıtıldığı bir model geliştirilmeli ve tartışmasız biçimde uygulanmalıdır.
İklim krizine karşı cesur adımlar şimdiden atılmalıdır.
Katılımcı ve doğrudan demokrasi mekanizmaları inşa edilmelidir.
Bu kriz sarmalına karşı bireysel ölçekte adımlar atılmalıdır.
Günlük tüketim alışkanlıklarında radikal değişimler şarttır.
Çevreye bıraktığımız zararlı ayak izleri küçültülmelidir.
Dayanışma ağları yaygınlaştırılmalıdır.
Yalnızlaşma duygusuna karşı yerel topluluklara katılmak, komşuluk ilişkilerini canlandırmak ve sivil inisiyatiflerde yer almak somut adımlardır.
Eleştirel düşünceyi benimsemek, kutuplaştırıcı dilleri terk etmek ve yerel üretim kooperatiflerini desteklemek toplumsal direnci artıran adımlardır.
Bu yapılar, kamu ile dezavantajlı kitleler arasında barış ve güven köprüleri kurabilir ve hayati bir tampon görevi üstlenebilir.
Yasal hakları savunma bağlamında iklim adaleti, gelir eşitsizliği, dijital gözetlemeler gibi alanlarda çözüm üretebilir.
Yoksulların eğitime, sağlığa, besine ve temel kaynaklara erişebilmesi için projeler geliştirip kamu ve toplum ile paylaşabilir.
Kutuplaşmanın derinleştiği zamanlarda, arabulucu olarak devreye girebilirler. Böylece STK’lar barışçıl diyalog kanallarını açık tutabilirler.
Kitlelerin öfkesi yapıcı bir hukuksal ve demokratik mücadeleye dönüştürülebilir.
Yoksa…


Mengenli olmakla gurur duyan bir Anadolu insanıyım.
Mutfağa, Sanata, Doğaya, Hayvanlara, Estetiğe, Bilgiye, Spora tutkunum.
Darüşşafaka Lisesi’nde, insan olmak, merhamet, anlayışlı olmak, bilime inanmak, özgüven, kendini doğru ifade etmek, yaratıcılık alanlarında eğitim aldım.
Hacettepe Üniversitesinde, Türkiye’yi, Dünyayı, Bilimi, İnsanı, Sosyal Bilimleri, İşletmeciliği, Turizmi, Ağırlama sanatlarını öğrendim.
Amerika Otel ve Moteller Birliği Eğitim Enstitüsünden Otelciliğin evrensel kurallarını, inceliklerini, küresel kültürü anlamayı öğrendim.
1986 yılında otelciliğe başladım. O günden bu yana kendimi ev sahibi olarak gördüğüm otellerde, konuklarımıza mutlu tatiller yaşatmak için çabalıyorum.
Bu gün itibarıyla, çalışan ya da Üniversitelerdeki gençlere bilgimi, görgümü, deneyimlerimi ve önerilerimi sunarak, onların gelişmesine katkı sunuyorum.
Türkiye’nin en büyük Yerli Zinciri Kilit Hospitality Group’ta Kurumsal İletişim ve Eğitim Direktörü olarak dinamik çalışma hayatımı sürdürüyorum.
Bir kitabım yayınlandı; Dinozor Turizmcinin Anıları
Aşağıdaki alanlarda risk yönetimi danışmanlığı
Eğitimler
Kurumsal
Destekçilerimize Teşekkürler
Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak
Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com
KOBITEK.COM, bir
TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.
2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.
Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!