KOBİ’lerde Değer Üretiminin Görünmeyen Dinamikleri

Bu yazıyı paylaş
X It! LinkedIn Facebook
KOBİ’lerde Değer Üretiminin Görünmeyen Dinamikleri konu resmi

İş dünyası her zamankinden daha yüksek sesle konuşuyor. Yeni kavramlar, büyük vaatler ve hızlı çözümler havada uçuşuyor. Ancak KOBİ’lerin gerçekliği bu gürültünün biraz dışında, daha sessiz ve çok daha sert bir yerde şekilleniyor. Bugün birçok işletme çalışıyor ama ilerlemiyor. Satış var, hareket var, emek var… Buna rağmen kârlılık daralıyor, nakit sıkışıyor, yükler artıyor. Bu bir kriz değil; fark edilmesi zor bir yönetim aşınması.

İş dünyası gürültüyü sever.

Büyük kelimeler, parlak vaatler, hızlı çözümler her dönemin vitrininde yer alır. Dijitalleşme, yapay zekâ, küreselleşme, büyüme… Kavramlar değişir ama vitrin hep parlar.

Ne var ki KOBİ’lerin gerçekliği çoğu zaman bu vitrinin birkaç adım gerisinde, daha sessiz ve daha çıplak bir zeminde yaşanır. Çünkü KOBİ’ler için asıl mesele çoğu zaman yeni bir kavrama yetişmek değildir.

Asıl mesele, mevcut yapının artık yük taşıyamaz hâle gelmesidir. İşletmeler çalışır, üretir, satış yapar, insanlar gelir gider. Dışarıdan bakıldığında hayat devam ediyor gibi görünür. Ancak içeride, fark edilmesi zor bir aşınma yaşanır. Sistem yorulur, kararlar ağırlaşır, nakit daralır. Bu yorgunluk yüksek sesle konuşmaz. Şikâyet etmez. Ama sonuç üretir.

Sessiz dönemler bu yüzden tehlikelidir. Çünkü kimseyi uyandırmazlar. Krizler bağırır, sessiz dönemler sızar.

Gürültüsüz Eşikler ve Görünmeyen Kaymalar

İş dünyasında bazı eşikler vardır ki tabelası yoktur.

Ne zaman geçildiği fark edilmez.

Bir sabah her şey yerli yerinde gibi görünürken, birkaç ay sonra işletme kendini sürekli telafi hâlinde bulur. Nakit hep “bir tık sonra” rahatlayacak gibidir.

Satış vardır ama huzur yoktur. Çalışanlar meşguldür ama sonuçlar zayıftır.

Bu durum çoğu zaman dış faktörlere bağlanır. Piyasa şartları, maliyetler, rekabet, finansman… Bunların hepsi gerçektir. Ancak aynı koşullarda ayakta kalan, hatta güçlenen işletmeler de vardır. Aynı rüzgârda devrilenle yön bulan arasındaki fark, rüzgârın şiddeti değil, geminin yönetimidir.

Sessiz eşikler tam da burada ortaya çıkar. İşletme hâlâ çalışıyordur ama artık ilerlemiyordur. İlerlemediği gibi, yavaş yavaş geri çekiliyordur. Bu geri çekilme ani değildir. Rakamlar bir anda çökmez. Ama her ay biraz daha anlamını kaybeder.

Çünkü yeni dönemde asıl soru şu: İşletmeler büyüyor mu, yoksa sadece yönetilmeden çalışmaya mı devam ediyor?

Ayakta Kalma Refleksinin Tükenişi

Uzun yıllar boyunca KOBİ’ler için en büyük başarı, ayakta kalabilmekti. Krizlerden çıkmak, borçları çevirmek, çarkı döndürmek birer ustalık göstergesiydi. Bu refleks birçok işletmeyi hayatta tuttu. Pratik zekâ, sezgi ve hızlı karar alma kültürü pek çok zorlu dönemi aşmayı sağladı.

Ancak bu refleksin bir sınırı vardır. Ayakta kalmak, sağlıklı olmak değildir. Sürekli nefes nefese kalmak bir başarı değildir. Bugün birçok işletme tam olarak bu noktadadır. Çalışır, ama rahatlayamaz. Kazanır, ama birikemez. Büyür gibi görünür, ama yükü ağırlaşır.

Bu tablo, tesadüfi değildir. Bu tablo, yönetim ile gerçeklik arasındaki kopuğun sonucudur. İşletme günlük operasyonlara gömülmüş, uzun vadeli dengeyi kaybetmiştir. Karar alma süreçleri kişisel sezgilere dayanır. Sistem değil, alışkanlıklar çalışır.

Yeni dönem, refleksle yönetilen işletmelere karşı sabırsızdır. Çünkü karmaşık yapıların sezgiyle taşınması artık mümkün değildir.

Rakamların Sessiz İtirazı

Muhasebe kayıtları çoğu KOBİ’de düzenlidir. Belgeler vardır, tablolar hazırlanır, beyanlar yapılır. Ancak bu rakamlar çoğu zaman yalnızca yasal bir zorunluluğun yerine getirilmesi için kullanılır. Oysa rakamlar konuşur. Sadece dinlemeyi bilen için.

Bir işletmede rakamlar cevap değil, soru üretmelidir. Neden bu ürün daha çok satıyor ama daha az kazandırıyor? Neden bazı müşteriler yoğun emek isterken nakit akışını zorluyor? Neden ciro artarken işletme rahatlamıyor?

Bu sorular sorulmadığında rakamlar susar. Sessizce uyarı verir ama kimse duymak istemez. Oysa rakamlar, işletmenin aynasıdır. Aynaya bakmayan işletmeler zamanla yönünü kaybeder.

Kontrol, rakamlarla kurulur. Kontrol kaybolduğunda yönetim yerini tahmine bırakır. Tahminle yürüyen işletmeler ise en küçük dalgalanmada savrulur.

Stokların Psikolojisi

Stok, KOBİ dünyasında sadece bir bilanço kalemi değildir. Aynı zamanda psikolojik bir güvencedir. Depoda ürün görmek, “elimde bir şey var” hissi yaratır. Bu his uzun yıllar işletmeleri rahatlattı.

Ancak stok, aynı zamanda en sessiz yüklerden biridir. Çünkü stok beklerken para da bekler. Para beklerken fırsatlar kaçar. Esneklik azalır. İşletme ağırlaşır. Bu ağırlık bir günde fark edilmez. Yavaş yavaş çöker.

Yanlış stok, en kârlı işletmeyi bile kırılgan hâle getirebilir. Çünkü stok yönetimi sadece ne kadar ürün olduğu değil, o ürünün ne hızda, ne kârlılıkla ve ne amaçla tutulduğudur. Bu denge kurulmadığında depo dolu, kasa boş olur.

İnsan Unsurunun Sessiz Yorgunluğu

KOBİ’lerde insan kaynağı çoğu zaman “işi bilen kişiler” üzerinden değerlendirilir. Deneyim önemlidir, sadakat kıymetlidir. Ancak sistem olmadığında, en iyi insanlar bile zamanla yorulur.

Rolü net olmayan, sorumluluğu belirsiz, performansı ölçülmeyen ekipler hem kendilerini hem işletmeyi tüketir. Herkes her işi yapar gibi görünür ama kimse gerçekten sorumluluk almaz. Bu durum yöneticiyi daha da merkeze çeker. Kararlar tek elde toplanır, yük ağırlaşır.

İnsan kaynağı doğru yönetilmediğinde maliyet gibi görünür. Oysa doğru yapılandırıldığında işletmenin en güçlü kaldıraçlarından biridir. Sorun insanlarda değil, onları taşıyan sistemdedir.

Alışkanlıkların Görünmeyen Bedeli

KOBİ’lerin en dirençli tarafı çoğu zaman alışkanlıklardır. “Yıllardır böyle yapıyoruz” cümlesi bir güven cümlesi gibi söylenir. Oysa bu cümle, değişen dünyada en pahalı savunma biçimlerinden biridir.

Alışkanlıklar sorgulanmadığında, küçük sorunlar büyür. Ertelenen kararlar maliyete dönüşür. Görmezden gelinen detaylar bir gün krize dönüşür. İşletmeler çoğu zaman batmaz; yavaş yavaş yorulur.

Yeni dönem, işletmelerden radikal değil, dürüst bir yüzleşme ister. Ne çalışıyor, ne çalışmıyor? Nerede kazanılıyor, nerede kaybediliyor? Bu sorular cesaret ister ama cevapsız bırakıldığında bedeli daha ağır olur.

Son Söz

Bu dönem kimseye mucize vaat etmez.

Kimseyi tek başına kurtarmaz.

Kimseyi sebepsiz yere batırmaz.

Ama çok net bir şey yapar:

İşletmelerin gerçek yönetim kalitesini görünür kılar.

Çok çalışanları değil, doğru yönetenleri ayakta tutar.

Rakamlarla yüzleşebilenleri, sürecini bilenleri, kontrolü elinde tutanları güçlendirir.

Asıl soru artık şudur:

“Bu işletme büyür mü?” değil,

“Bu işletme gerçekten yönetiliyor mu?”

Bu soruya dürüstçe cevap verebilenler, her döneme hazır olanlardır.

Kobitek'e ücretsiz üye olun
Etiketler:

Sibel Arslan
Sibel Arslan

Ekonomist & Mali Analist

Sibel Arslan, 1965 yılında İzmir’de doğmuştur. 1986 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nden mezun olmuştur. Kariyerine 1988 yılında Milli Aydın Bankası Denizli Şubesi’nde müdür olarak başlamış, daha sonra özel sektöre geçerek bir şirketler grubunda Finansman Müdürü olarak görev yapmıştır. Bu süreçte edindiği saha deneyimi sayesinde kurumsal finans, muhasebe sistemleri ve iç denetim alanlarında uzmanlaşmıştır.

1994 yılında Türkiye'nin ilk kadın Mali Müşavirlerinden biri olarak Arslan Mali Danışmanlık’ı kurmuş, profesyonel deneyimini hem yerli hem yabancı firmalara sunarak sektörde fark yaratan danışmanlardan biri olmuştur. Özellikle İtalyan sermayeli firmalara sunduğu danışmanlık hizmetleri ile uluslararası düzeyde önemli projelere imza atmıştır.

2000’li yıllardan itibaren kurumsal yapısını genişleterek bugünkü ARSGROUP çatısı altında faaliyetlerini sürdürmeye başlamıştır.

Uzmanlık alanları arasında:
• İhracat muhasebesi ve vergi danışmanlığı
• Muhasebe revizyonu
• İç denetim sistemleri kurulumu ve denetim süreçlerinin iyileştirilmesi
• Stok ve depo yönetimi
• Kurumsal kimlik ve markalaşma stratejileri
• Dijital dönüşüm yönetimi
• Sürdürülebilir kurumsal kültür oluşturma
yer almaktadır.

Sibel Arslan, yalnızca operasyonları analiz eden değil, stratejik dönüşüm süreçlerini yöneten bir danışmandır.
“İşimizi Geleceğin Altına İmzalıyoruz.” yaklaşımıyla, her işbirliğini yalnızca bir hizmet değil; gelecek odaklı bir vizyon yatırımı olarak değerlendirmektedir.

Finansal yönetim ve iç denetim konularındaki bilgi birikimini; şirketlere sürdürülebilir büyüme, risk yönetimi ve yapısal denge kazandırma hedefiyle sunmaktadır.

Bunlara ek olarak, aktif bir köşe yazarı olan Arslan; iş dünyası, ekonomi, dijitalleşme, kurumsal dönüşüm ve kadın girişimciliği üzerine içerikler üretmekte ve bu yazılarla geniş bir okuyucu kitlesine rehberlik etmektedir.

Kadınların iş dünyasında daha güçlü temsil edilmesi gerektiğine inanan Arslan, mentorluk çalışmalarıyla kadın girişimcileri desteklemekte ve bu alanda farkındalık yaratmaya devam etmektedir.

Destekçilerimize Teşekkürler


Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com

KOBITEK.COM, bir TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.

2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.

Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!