Herkes Masada, Peki Kararları Kim Veriyor?

Bu yazıyı paylaş
X It! LinkedIn Facebook
Herkes Masada, Peki Kararları Kim Veriyor? konu resmi

Bazı şirketlerde en güçlü kişi, toplantıda hiç konuşmayandır. Hatta bazen toplantıda bile değildir.

Bir aile şirketinin yönetim toplantısını düşünün.

Masada ikinci kuşak yöneticiler, yıllardır şirkete emek veren profesyoneller, belki ailenin üçüncü kuşağından genç bir üye var.

Önlerinde raporlar, büyüme hedefleri, yeni yatırımlar...

Her şey hazır. Konuşmalar başlıyor, fikirler ortaya atılıyor. Tam karar verilecekken biri şöyle diyor;

- Bir de babama soralım.

Bir başkası ekliyor;

- Amcam bu işe ne der acaba?

O ana kadar oldukça istekli konuşanlar birden sessizleşiyor.

Toplantı devam ediyor ama aslında karar çoktan ertelenmiş oluyor.

İlginç değil mi?

Masada herkes var ama sanki görünmeyen biri daha oturuyor. Üstelik o kişinin ne düşündüğünü herkes tahmin etmeye çalışıyor.

Şirket Büyümüş, Alışkanlıklar Aynı Kalmış…

Aile şirketlerinin kuruluş hikâyelerini dinlemeyi severim. Küçük bir dükkânda başlayan yolculuklar, sabahın ilk ışıklarından gece yarısına kadar verilen mücadeleler, alınan riskler, yoktan var edilen işler... Bu hikâyelerin içinde büyük bir emek, cesaret ve fedakârlık var.

Bir kurucunun yıllarca uğraşarak büyüttüğü şirketiyle güçlü bir bağ kurması çok doğal. Sonuçta o şirket yalnızca bir iş değil; hayatının önemli bir parçası. Ancak zaman geçiyor. Çalışan sayısı artıyor, yeni yöneticiler geliyor, çocuklar büyüyor, sorumluluklar değişiyor. Bir zamanlar her şeye tek başına karar veren kurucu, artık yetki devretmek istiyor.

En azından öyle söylüyor.

- Artık gençler yönetsin, ben biraz geri çekileyim.

Ne güzel bir cümle, değil mi? Peki gerçekten geri çekilmek bu kadar kolay mı?

Genç yönetici bir karar alıyor. Kurucu beğenmiyor ve değiştiriyor. Profesyonel yönetici yeni bir uygulama başlatıyor. Aileden biri eski düzene dönülmesini istiyor. Sonra herkes birbirine bakıyor.

Kim yetkili? Kim sorumlu? Son sözü kim söyleyecek?

İşte tam burada şirketin organizasyon şemasında görünmeyen ama herkesin hissettiği başka bir düzen ortaya çıkıyor. Kâğıt üzerinde yetkiler devredilmiş olabilir. Ama insanların zihninde hâlâ eski düzen devam ediyorsa gerçek bir devir gerçekleşmiş midir?

“Biz Bir Aileyiz” Demek Her Sorunu Çözer mi?

Aile şirketlerinde sık duyduğumuz bir cümle vardır;

- Biz burada bir aileyiz.

Aslında ne kadar güzel bir düşünce. Birbirine güvenmek, zor zamanlarda destek olmak, birlikte başarmak... Fakat aile olmakla şirket yönetmek aynı şey değil. Evde bir baba, şirkette yönetim kurulu başkanı olabilir. Evde kardeş olan iki kişi, iş yerinde birbirinin yöneticisi olabilir. Akşam yemeğinde konuşulmayan bir kırgınlık, ertesi sabah yönetim toplantısında kendini gösterebilir.

Bazen mesele yatırım kararı değildir. Yıllardır duyulmadığını düşünen bir aile üyesinin kendini kanıtlama çabasıdır. Bazen itiraz edilen şey yeni bir yönetim modeli değildir. Değişimle birlikte kaybedileceğinden korkulan otoritedir. Bazen de genç kuşağın isteği yalnızca şirketi büyütmek değildir. Bir kez olsun kendi kararına güvenildiğini görmektir.

Bunların hepsi insana dair. Ancak konuşulmadıklarında, zamanla şirketin geleceğini etkileyen sorunlara dönüşebilirler.

Koltuğu Devretmekle Güveni Devretmek Aynı Şey Değil

Bir düşünün. Yıllardır şirketin her kararında söz sahibi olmuş bir kurucuya, artık müdahale etmemesi gerektiğini söylüyorsunuz.

Kolay mı? Peki ya yıllarca kendini kanıtlamaya çalışan genç kuşağa?

O da bir gün yönetime geçiyor ama attığı her adımda kendini açıklamak zorunda hissediyor. Bir tarafta bırakmakta zorlanan bir nesil, diğer tarafta kendi yolunu çizmek isteyen başka bir nesil... İkisi de şirketin iyiliğini istiyor olabilir. Ama aynı iyiliği farklı şekillerde tanımlıyorlar.

Danışmanlık çalışmalarında önemli bulduğum konulardan biri de bu, İnsanların ne söylediğinden önce, neden öyle söylediğini anlamaya çalışmak. Çünkü her itiraz değişime direnç değildir. Her sessizlik de onay anlamına gelmez. Ve her yetki devri, karşılıklı güvenin oluştuğunu göstermez.

Bazen şirketin en önemli ihtiyacı yeni bir strateji hazırlamak değil, yıllardır ertelenen bir konuşmayı yapabilmektir.

Peki Profesyonel Yöneticiler Bu Hikâyenin Neresinde?

Aile şirketlerinde yalnızca aile üyeleri yaşamıyor bu ikilemleri. Bir de profesyonel yöneticiler var. Düşünün, yılların deneyimine sahip bir genel müdür göreve geliyor. Hedefler belirleniyor, sorumluluklar veriliyor, başarı bekleniyor.

Ama kritik bir kararda kendisine şöyle deniyor;

- Sen yine de aileye danış. Danışmak elbette yanlış değil. Sorun, danışmanın nerede bittiği ve karar yetkisinin nerede başladığının bilinmemesi.

Bir süre sonra yönetici kendi kendine şu soruyu soruyor;

- Benden şirketi yönetmem mi bekleniyor, yoksa alınmış kararları uygulamam mı?”

Bu sorunun cevabı net değilse ne olur?

İyi yöneticiler yorulur. Genç yetenekler uzaklaşır. Çalışanlar kime güveneceğini şaşırır. Ve şirket, farkında olmadan geleceğini şekillendirebilecek insanları kaybetmeye başlar.

Oysa kurumsallaşma, aileyi şirketten uzaklaştırmak değildir. Ailenin değerlerini korurken kararların kişilere bağımlı kalmadan alınabileceği bir düzen kurabilmektir.

Asıl Mesele Kimin Oturduğu Değil

Bugün aile şirketlerinde büyümeden, dijital dönüşümden, yapay zekâdan, yeni pazarlardan ve sürdürülebilirlikten söz ediyoruz.

Hepsi önemli. Ancak bir şirketin geleceğini yalnızca teknolojiye yaptığı yatırım belirlemiyor.

İnsanların birbirine ne kadar güvendiği, farklı fikirlere ne kadar alan açıldığı ve kararların nasıl alındığı da belirliyor.

Bir şirketin bilançosu güçlü olabilir. Üretimi artabilir. Yeni şubeler açabilir.

Ama aile içinde konuşulamayan meseleler, belirsiz yetkiler ve ertelenen kararlar varsa büyümenin altında görünmeyen bir kırılganlık oluşabilir.

Bana göre aile şirketlerinin en önemli sınavlarından biri tam da burada başlıyor; Geçmişin emeğine sahip çıkarken geleceğin önünü açabilmek. Kurucunun deneyimini kaybetmeden yeni kuşağa alan açmak. Aile bağlarını korurken profesyonel yönetimin gerektirdiği sınırları oluşturmak. Sevgiyle sorumluluğu, güvenle denetimi birbirine karıştırmamak.

Kolay mı? Hiç değil. Ama mümkün.

Üstelik bunun için her zaman büyük değişimlere ihtiyaç yok. Bazen doğru zamanda sorulan bir soru, yıllardır devam eden bir alışkanlığı değiştirebilir.

Şimdi Sizin Masanıza Gelelim

Bir sonraki yönetim toplantınızda etrafınıza biraz daha dikkatli bakın.

Kimler konuşuyor? Kimler konuşmak isteyip vazgeçiyor? Hangi kararlar sürekli erteleniyor? Bir fikir ortaya atıldığında gerçekten değerlendiriliyor mu, yoksa önce kimin söylediğine mi bakılıyor?

Ve en önemlisi...

Masada olmayan birinin düşüncesi, masadakilerin kararlarından daha mı etkili?

Bu soruların cevapları bazen bir şirketin finansal raporlarından çok daha fazlasını anlatabilir.

Uzun zamandır aile şirketleriyle, yöneticilerle ve farklı kuşaklarla çalışırken beni düşündüren şeylerden biri de bu görünmeyen ilişkiler oldu.

İnsanların aynı masada oturup birbirinden ne kadar farklı şeyler bekleyebildiğini, bazen söylenmeyen bir cümlenin alınan kararlardan daha etkili olabildiğini gördüm.

İşte bu gözlemler, beni yeni bir yolculuğa taşıdı. Yakında okurlarla buluşacak “Masadaki Görünmez Sandalye” adlı kitabımın çıkış noktasında da bu sorular var.

Çünkü bazı sandalyeler boş görünür. Ama aslında en çok onlar yer kaplar.

Peki sizin şirketinizin masasında, kimsenin adını koymadığı bir sandalye var mı?

​

Kobitek'e ücretsiz üye olun
Etiketler:

Hülya  Maç
Hülya  Maç

Hülya Maç, otuz yıllık profesyonel tecrübeye sahiptir. İşletme mezunudur. İnsan Kaynakları Yönetimi ve Gelişimi alanında yüksek lisans yapmış olan Hülya Maç, liderlik ve yönetici gelişimi eğitimcisi, profesyonel (Adler) lider koçu, takım koçu, kariyer koçu, NLP Koçu ve Transaksiyonel Analiz (TAPDA) Uygulayıcısıdır.

Yönetim Danışmanları Derneği asil üyesi İK ve Yönetim danışmanıdır. Aile şirketleri başta olmak üzere farklı sektörde ve ölçekteki kurumlara İK ve Yönetim Danışmanlığı yapmaktadır.

ICF’e üye profesyonel bir koçtur. Kurumsal ve bireysel eğitmendir.

İçerik üretisicidir. Coach Magazin Türkiye dergisi başta olmak üzere çok sayıda sektörel dergide köşe yazarlığı yapmaktadır.

Kurumlara, İK, Kurumsal Koçluk, Eğitim, Personel Bulma, Oryantasyon ve Performans alanlarında destek vermektedir.

Etkili A.Ş. ve HM Ofis Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanıdır.

Aile Şirketlerinin Geleceğe Yolculuğu adlı kitabın yazarı olup kitabı yakın bir zamanda piyasada verilecektir.

SOSYAL MEDYA HESAPLARI

Youtube : Hülya Maç

Instagram: hulyamac_official

Linkedin: https://www.linkedin.com/in/hulya-mac

Destekçilerimize Teşekkürler


Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com

KOBITEK.COM, bir TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.

2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.

Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!