Kobitek.com web sitesi, analitik ve kişiselleştirme dahil olmak üzere site işlevselliğini sağlamak ve reklam gösterimini optimize etmek için çerezler gibi verileri depolar.

“Tartışacağımız acil bir konu var mı?”
Bir toplantı bu soru ile başlıyorsa, tamamen gereksizdir. Zaman kaybıdır.
İnsanların oflayıp puflayarak katıldığı ve daha ilk saniyede sıkılmaya başladığı toplantılar aslında enerjiyi sömürür. Üretkenliği törpüler.
Elbette geleneksel toplantı modelini kastediyoruz.
Gündemler belirsizdir. Hedef odaklı değildir.
Konular arasında sörf yapılır.
Süre uzadıkça uzar.
Sonuç?
Devasa bir zaman kaybı.
Çevrenizde hiç "toplantıları seviyorum" diyeni gördünüz mü?
Ama kapsayıcı, kısa ve verimli, güncel bir gündemi olan toplantılar farklıdır.
Yöneticilerin bir günü saatlik dilimlere bölünmüştür. Bu uygulama onlara koordinasyon sağlama fırsatı sağlar. Hızlı kararlar almasına yardımcı olur.
Ama üretim hattında çalışanlar için durum farklıdır. (Yazılımcı, tasarımcı, yazar vb.)
Onlar için derin odaklanma hâli şarttır.
Bu nedenle bölünmemiş blok zamanlara ihtiyaç duyarlar.
Üretici için gün ortasına planlanan bir toplantı bütün üretim akışını aksatabilir.
Açıkçası böyle bir toplantı zaman gaspıdır. Bir yöneticinin odak noktası, ekip arkadaşlarının ekran başında geçirdiği süre değil, üretilen sonuç olmalıdır.
Toplantıların verimliliği katılımcı sayısı ile ters orantılıdır.
Kişi sayısı arttıkça verimlilik düşer.
Design Sprint gibi metodolojiler katılımcı sayısını 7 kişi ile sınırlı tutar. Bunun nedeni, 5 kişiyi aşan toplantıların verimli tartışmalar için uygun olmamasıdır.
Dahası, 10 kişi ve üzeri katılımcılı toplantılarda insanların gündeme odaklanmaları neredeyse olanaksızdır. İş bitirmek için insan kalabalığı değil, özel bir görev ekibi kurun.
O hâlde neden herkes davet ediliyor?
Cevap bellidir. Ofis politikaları.
Bu politikaların neden olduğu şartlanmalar ilginçtir.
Örneğin, çalışanlar için toplantı daveti bir statü sembolüdür. Bu daveti geri çevirmek ise kabalık olarak kabul edilir.
Yöneticiler ise kimseyi dışlamış gibi algılanmak istemez.
Sonuç?
İnsanların nezaketen, ama ayaklarını sürüyerek katıldığı toplantılar.
Tam da bu noktada Abilene Paradoksu'nu araştırmanızı tavsiye ederim.
Abilene Paradoksu, bir grubun tüm üyelerinin aslında içten içe karşı olduğu veya istemediği bir karara, uyum sağlama kaygısıyla veya başkalarının bunu istediğini varsayarak onay vermesidir.
Sonuçta tüm grubun mutsuz olduğu, yanlış bir eylemin ortaklaşa gerçekleştirildiği kolektif bir iletişim hatasıdır. (Jerry B. Harvey)
Asenkron iletişimi tercih edin.
Bunun için tek bir soru yeterlidir. Bu toplantı şart mı?
Soruyu geliştirin.
"Bu konuyu yazılı çözümleyebilir miyim?"
E-postalar ya da WhatsApp mesajları çok daha etkilidir.
Bilgi paylaşım toplantıları yerine anlık iletişim daha çabuk çözüm üretir.
Klasik konu başlıkları yerine hedef odaklı sorular belirleyin. Örneğin, gündeme "Pazar payını büyütmek" yazmak yerine şunu sorun:
Bu soru herkesi katılımcı olmaya yöneltir.
Geleneksel toplantılarda akış tek taraflıdır. Genellikle yönetici konuşur.
O soru sorar. Hatta bazen cevabı da o verir.
Zira bilgeliğini ve bilgisini kanıtlamak zorunda hisseder.
Atölye çalışması herkesin katılımını gerektirir. Ama burada da açık uçlu ve uzayacak tartışmaları önlemek gerekir.
Bunun için Lightning Decision Jam gibi yapılandırılmış egzersizlere başvurmak gerekir. Bu formatta fazla konuşulmaz. Maddeler tahtaya yazılır, oylanır ve hızla aksiyona geçilir.
Katılımcı listesi hazırlarken net ve kararlı olmak gerekir. Liste hazırlarken kişilerin ne katkı vereceklerini sormak yanlış olabilir. Zira herkesin söyleyeceği bir şeyler vardır.
Asıl soru şu olmalıdır; "Bu toplantı o kişi olmadan gerçekleşebilir mi?" Yanıt hayırsa davet edin, evet ise kararları sonradan yazılı olarak iletin.
Profesyonellerin değeri katıldıkları toplantı sayısına bağlı değildir.
Önemli olan ürettikleri çıktılardır.
Eğer bireysel ve kurumsal hedeflerinize katkısı olmayacak davetler alırsanız, kibarca ama kararlılıkla reddetme cesaretini gösterin.
Zamanınız ve enerjiniz çok değerlidir.
Koruyun.
"Eğer insanlığın potansiyeline ulaşamama sebebini tek bir kelimeyle açıklamak gerekirse, o kelime 'toplantılar' olurdu." — Dave Barry


Mengenli olmakla gurur duyan bir Anadolu insanıyım.
Mutfağa, Sanata, Doğaya, Hayvanlara, Estetiğe, Bilgiye, Spora tutkunum.
Darüşşafaka Lisesi’nde, insan olmak, merhamet, anlayışlı olmak, bilime inanmak, özgüven, kendini doğru ifade etmek, yaratıcılık alanlarında eğitim aldım.
Hacettepe Üniversitesinde, Türkiye’yi, Dünyayı, Bilimi, İnsanı, Sosyal Bilimleri, İşletmeciliği, Turizmi, Ağırlama sanatlarını öğrendim.
Amerika Otel ve Moteller Birliği Eğitim Enstitüsünden Otelciliğin evrensel kurallarını, inceliklerini, küresel kültürü anlamayı öğrendim.
1986 yılında otelciliğe başladım. O günden bu yana kendimi ev sahibi olarak gördüğüm otellerde, konuklarımıza mutlu tatiller yaşatmak için çabalıyorum.
Bu gün itibarıyla, çalışan ya da Üniversitelerdeki gençlere bilgimi, görgümü, deneyimlerimi ve önerilerimi sunarak, onların gelişmesine katkı sunuyorum.
Türkiye’nin en büyük Yerli Zinciri Kilit Hospitality Group’ta Kurumsal İletişim ve Eğitim Direktörü olarak dinamik çalışma hayatımı sürdürüyorum.
Bir kitabım yayınlandı; Dinozor Turizmcinin Anıları
Aşağıdaki alanlarda risk yönetimi danışmanlığı
Eğitimler
Kurumsal
Destekçilerimize Teşekkürler
Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak
Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com
KOBITEK.COM, bir
TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.
2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.
Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!