Aile Şirketleri için Sürdürülebilir Başarının Anahtarları

Bu yazıyı paylaş

Tweet It! Facebook
Kobitek Takip Servisi
Aile Şirketleri için Sürdürülebilir Başarının Anahtarları

Akbank’ın Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi EDU ile birlikte yürüttüğü, Türkiye’deki başarılı aile şirketlerinin iş hayatına ilişkin deneyimlerinin ve uzman görüşlerinin paylaşıldığı “Aile Şirketleri için Sürdürülebilir Başarının Anahtarları” araştırması, aile şirketlerine gelecek dönem stratejilerini belirlerken kılavuzluk edecek

Akbank’ın, aile şirketlerinin kurumsallaşma ve sürdürülebilir olma yolculuğunda yardımcı olmak amacıyla, Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi EDU, Deloitte ve TAİDER Aile İşletmeleri Derneği işbirliğiyle hazırladığı “Aile Şirketleri için Sürdürülebilir Başarının Anahtarları” araştırması, düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna açıklandı. Aile şirketlerine bir rehber niteliği taşıyan araştırmada, Sabancı Üniversitesi EDU’nun Türkiye’deki başarılı 15 aile şirketiyle yaptığı görüşmelerin sonuçları, yorumları ve uzman değerlendirmeleri yer alıyor. Deloitte’un, araştırmaya katılan aile şirketleri ile yapılan görüşmeleri derleyerek ve yorumlayarak yaptığı analizleri içeren araştırma kitap, Akbank Aile Şirketleri Akademisi’nde bir kaynak kitap olarak kullanılmaya başlanacak.

Aile şirketleri için “sürdürülebilir başarı, aile şirketlerinde yönetim kademelerinin yapılandırılması, halefiyet planları, aile şirketlerinde nepotizm” gibi konularda kılavuz kaynak niteliğindeki “Aile Şirketleri İçin Sürdürülebilir Başarının Anahtarları” araştırmasının tanıtımının yapıldığı basın toplantısında, Aile Şirketleri Akademisi’nin 5. dönem mezunlarının sertifikaları da dağıtıldı.

Akbank KOBİ Bankacılığı’ndan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Bülent Oğuz, Türkiye’de aile şirketlerinin girişimcilik habitatında çok önemli yeri bulunduğuna işaret ederek, “Geleneksel yapımız, aile şirketlerinin kurulup, gelişmesine çok uygun koşullar oluşturuyor. Ancak, yalnızca Türkiye’de değil, hemen hemen tüm dünyada genel olarak aile şirketlerinin çok uzun ömürlü olmadıkları da bir gerçek” dedi ve ekledi: “Türkiye İstatistik Kurumu ve İstanbul Ticaret Odası'nın verilerine göre, sisteme kayıtlı tüm şirketlerin yüzde 95’i aile şirketi. Bunların arasında KOBİ’lerin ise yüzde 98.8’i aile şirketi. Buna göre aile şirketlerinin ortalama ömrü 25 yıl. Bu aile şirketlerinin ise sadece yüzde 30’u ikinci kuşağa, yüzde 12’si üçüncü kuşağa geçebiliyor. Dördüncü kuşağa geçebilenlerin oranı yüzde 3'te kalıyor. Aile şirketlerinin birçok çöküş nedeni var elbette; yüzde 80 gibi çok önemli bir bölümünde bu neden ailevi konularda alınan kararlar olarak tanımlanıyor. Yalnızca yüzde 20’si ticari konular nedeniyle çöküyor.”

Konuşmasını, “Biz de Akbank olarak; ülke ekonomisi için çok önemli değerler olduklarını düşündüğümüz aile şirketlerinin, deneyimleriyle birlikte ekonomik kalkınmaya destekleri sürebilsin diye harekete geçtik” diye sürdüren Oğuz, “Sabancı Üniversitesi ile birlikte aile şirk​etlerinin yeni kuşaklarda da devam etmesini sağlamak amacıyla "Aile Şirketleri Akademisi" programını oluşturduk. Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi'nin yanı sıra Deloitte ve Pekin & Bayar'ın da katkılarıyla ilk olarak 2014 yılında düzenlediğimiz programda 5. dönem mezunlarını da verdik” dedi ve şöyle devam etti: “Eğitim programlarımız bir yandan sürerken, bir yandan da Sabancı Üniversitesi, Deloitte ve TAİDER Aile İşletmeleri Derneği ile birlikte, ‘Aile Şirketleri Araştırması’ yaptık. Her şeyden önce aile şirketlerinin sürdürülebilir olmaları konusunda başta aile şirketlerine yol gösterebilecek bir çalışma yapmak istedik. Diğer araştırma/anketlerden farklılaşması amacıyla çalışmayı uzun yıllardır faaliyette olan, başarısını kanıtlamış aile şirketleri ile yürüttük; dolayısıyla araştırmada onların görüş ve tecrübelerinin önemli bir yeri bulunuyor. Sabancı Üniversitesi EDU ve TAİDER’in gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından Deloitte görüşme sonuçlarını harmanlayıp analiz ederek çözüm önerileri getirdiği bir doküman oluşturdu.”

Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nihat Berker, “Sabancı Üniversitesi olarak eğitim hayatımıza başladığımız günden bu yana, üniversite-iş dünyası işbirliklerine büyük önem veriyoruz. Bu doğrultuda ekonominin yükselen değerinin KOBİ'ler, girişimciler ve dolayısıyla aile şirketleri olduğuna inanarak, büyük sanayi kuruluşları ile gerçekleştirdiğimiz işbirliklerinin ve eğitim çalışmalarının yanı sıra, bu yapılarla da sıkı ilişkiler içinde olmayı hedefliyoruz. Bizim için Sabancı Üniversitesi'nde üretilen, topluma, ekonomiye, bilime, kültüre katma değer sağlayacak ürün ve fikirlerin topluma ulaşmasında en önemli yol, iş dünyası ve sanayi ile yaptığımız işbirlikleri. Yine aynı şekilde girişimcilik de Sabancı Üniversitesi için vazgeçilmez konulardan biri. Biz aile şirketlerini Türkiye'yi geleceğe taşıyacak birer girişim olarak biliyoruz. Gelecek günümüzden çok farklı olacak. Aile şirketleri de geleceği hem tanımlayacak, hem ayak uyduracak. Bugün tanıtılan araştırma ve raporun aile şirketlerine Türkiye'nin geleceğinde yer alma konusunda yol haritası olacağını düşünüyorum. Son olarak, insanlarımızın gelecekte daha etkin ve mutlu olmasını diliyorsak bunun için aile şirketlerini ayakta tutmalıyız. Unutmayalım ki gelecek çok hızlı geliyor ve ancak hazır olan gelecekte ayakta kalır.” dedi.

Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi, EDU Direktörü Cüneyt Evirgen "Aile şirketlerinde nesiller boyu sürdürülebilir başarının anahtarı hem işi hem de aile ilişkilerini zamanında ve gelecek hedeflerine uygun olarak kurumsallaştırmaktan geçiyor. Akbank Aile Şirketleri Akademisi programına katılan aile şirketleri kurumsallaşma yolunda değerli bir adım atıyor. Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi, EDU olarak bu adımı “Aile Şirketleri Araştırması”yla destekleyerek aile şirketlerine gelişim yolculuklarında bir kılavuz sunmayı amaç edindik. Birlikte yaratmak ve geliştirmek misyonumuzla Türkiye ekonomisinin temelini oluşturan aile şirketlerine katkıda bulunmaktan memnuniyet duyuyoruz." şeklinde konuştu.

Basın toplantısında söz alan Deloitte Başhukuk Müşaviri Lerzan Nalbantoğlu “Sürdürülebilir büyümeyi ve kurumsallaşmayı hedefleyen aile şirketlerine yol göstermesi amacıyla yaptığımız bu çalışmada, Türkiye'deki aile şirketlerinin sürdürülebilir başarıyı yakalayabilmek adına uyguladıkları yöntemlerin ve süreçteki eksikliklerin saptanması hedeflenmiştir. Türkiye ekonomisi içerisinde milli gelirin yaklaşık %90’ını üreten aile şirketlerinin yapıları ve aile bireylerinin birbirlerine olan bağlılığı, hızlı karar alabilmeyi ve esnekliği sağlarken; aynı aile ilişkileri şirketlerin hayatının sonlanmasına sebep olacak çatışma ve krizleri de doğurabiliyor. Finansal yapı ve iç kontrol ortamının yetersizliği nedeniyle ortaya çıkan dezavantajlar, güçlü insan kaynağına ulaşmada ve elde tutmada yaşanan zorluklar, markalaşamama sorunu ve inovasyona uyum sağlayamama gibi etkenler, aile şirketlerinin önünde önemli engeller olarak karşılarına çıkıyor. Bu nedenle aile şirketlerinin, büyümeyi ve sürdürülebilir bir başarıyı yakalayabilmeleri için, aile yapılarına sadık kalarak iş yapış şekillerini ve yaklaşımlarını yeniden tanımlamaları gerekiyor. Aile şirketlerinin işleyişi ve üyelerin görev tanımlarını, sorumluluklarını ve devir süreçlerini düzenlemeye yardımcı olan aile konseyi, halefiyet planı, aile anayasası, hissedarlar sözleşmesi gibi unsurlardan faydalanmaları; kurumsallaşmaya yönelik yapı ve süreçlerin tasarlanması, iç kontrol ve iç denetim mekanizmalarının oluşturulması kritik önem taşıyor.” diye konuştu.

AİDER Aile İşletmeleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sumer Tömek Bayındır da konuşmasında, aile işletmelerinin Türkiye ekonomisindeki önemine dikkat çekerek, “Ülkemizdeki aile şirketlerinin özgün gereksinimleri ve sürdürülebilirlik arayışlarını destekleyen yönetim ilkeleri geliştirmeleri ve deneyimlerini bir güven ortamı içinde paylaşmalarına olanak sağlamak üzere TAİDER Aile İşletmeleri Derneği’ni 2012 yılında İzmir’de kurduk. Bugün farklı sektörlerden, farklı yapılara sahip aileler, İzmir merkezimiz ile İstanbul, Bursa ve Ankara temsilciliklerimizde yapılan toplantılarda fayda sağlayabilecekleri pek çok yeni bilgiye ulaşabiliyor, yapılan paylaşımlar ile kendi ailelerinde ve işletmelerinde önemli olanın ne olduğuna dair farkındalıklarını artırıyorlar. Paydaşı olmaktan memnuniyet duyduğumuz “Aile Şirketleri için Sürdürülebilir Başarının Anahtarları” araştırmasının sonuçlarının da benzer bir şekilde ailelere ve işletmelerine başarılı örneklerden öğrenme olanağı sunacağına inanıyorum.” dedi.

ücretsiz hizmetlerimizden faydalanmak için üye olun
2193 kere okundu

Bu Kategorideki Diğer Yazılar

Türklerin 2016 Hedefi Borçlarını Azaltmak
İstanbul Trafik Sıkışıklığında Dünyada İlk Sırada
Türk CFO’lar Avrupalı meslektaşlarına göre geleceğe olumlu bakıyor
CEO’ların %80’i kusursuz bir müşteri deneyimi sunduğunu düşünürken, müşterilerin sadece %8’i hemfikir
Avrupa ve Türkiye Araç Pazarı Değerlendirmesi
Türkiye İngilizceden yine sınıfta kaldı!
Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması
Türk aile şirketleri için başarı “aklın yolu” ile “kalbin sesi” arasında doğru yolu bulmaktan geçiyor
Avrupa’nın en cesur ülkesi Türkiye
Türkiye’deki Dijital Değişime CEO Bakışı
Aile Şirketleri için Sürdürülebilir Başarının Anahtarları
Lise arkadaşları üniversite arkadaşlarına tercih ediliyor
Çalışanlar Renkli Baskıyı Lüks Görüyor
Bosch Türkiye araştırdı: İlk tercih dizel araçlar
Hay Group 2016 Yılına Ait Ücret Araştırması Raporu

DIŞ TİCARET

Sektörel Dış Ticaret Şirketleri (SDŞ´ler)

Sektörel Dış Ticaret Şirketleri (SDŞ´ler)

KOBİ´lerin dış ticaret faaliyetleri açısından önemli bir konusunu oluşturan "sektörel dış ticaret şirketleri"ni, KOBİ´lerin yurtdışına açılmasını sağlayan ihracat konsorsiyumları olarak tanımlayabiliriz.

OFİS VE İNSAN

Ergonomi nedir?

Ergonomi nedir?

Ergonomiye kısaca fiziksel çevrenin insana uyumlaştırılması süreci diyebiliriz. Günümüz endüstri çağında makine-insan arasındaki artan ilişkiler, insana uyumlu çevre, eşya, makine, ofis vs. gibi fiziksel çevre birimlerinin yaratılması çabalarını zorunlu kılıyor.

Teknolojik değişim ve yeni ofis düzeni

Teknolojik değişim ve yeni ofis düzeni

Teknolojik değişim ve gelişimin, iş yaşamının mekansal (ve yaşamsal) alanı olan ofis düzeni ve ortamını yenilediğinden bahsetmiştik. Bu yenilenme, iş ortamının daha işlevsel kullanımını ve insana uyumunu (ergonomi) ön plana çıkarmıştır.

İŞ DÜNYASI

Çalışanlarınızı işten çıkartmadan önce iki kere düşünün!

Çalışanlarınızı işten çıkartmadan önce iki kere düşünün!

Çalışmada, altı yıl içinde, nüfusun sadece %20’lik bir bölümünün işlerin %60'ını yapacak duruma geleceği hatırlatılarak, kurumların yetenek yönetimine önem vermeleri gerektiği vurgulandı

HUKUK / MUHASEBE

Rakibinize Karşı Dava Açmak İster misiniz?

Rakibinize Karşı Dava Açmak İster misiniz?

Faaliyet alanlarımız ve sektörlerimiz farklı olsa da, büyük çoğunluğumuz rakiplerimizin ya fiyat kırarak, ya saldırgan satış üslupları benimseyerek, ya da aldatıcı reklamlar ile piyasada öne çıkmaya çalıştığını ve serbest rekabet hakkını kötüye kullandığını düşünmekte ve bundan dolayı şikayet etmekteyiz.

KOBİMOBİL

Krizde Satış Geliştirme

Faruk Şener ile Ekonomik Kriz Yönetimi