Uyumsal Zekâ: Değişimi Fark Et, Öğren, Uyum Sağla

Bu yazıyı paylaş
X It! LinkedIn Facebook
Uyumsal Zekâ: Değişimi Fark Et, Öğren, Uyum Sağla konu resmi

Rüzgârı değiştiremiyorsanız, yelkenlerinizi değiştirebilirsiniz. İş dünyasında bilgi ve deneyim önemini koruyor, ancak değişen koşullarda başarı için bunlar tek başına yeterli olmuyor. Uyumsal zekâ; değişimi fark etmeyi, öğrenmeye devam etmeyi ve temel değerlerden vazgeçmeden yöntemleri yenilemeyi sağlıyor. Satıştan pazarlamaya, yöneticilikten kriz anlarına kadar farkı, yeni şartlara nasıl karşılık verdiğimiz belirliyor.

İş dünyasında uzun yıllar boyunca başarının temelinde bilgi, deneyim ve zekâ olduğu düşünüldü. İyi eğitimli olmak, işi iyi bilmek, güçlü bir hafızaya ve analitik düşünme yeteneğine sahip olmak önemli avantajlardı. Bugün bunların hiçbiri önemini kaybetmiş değil ancak artık tek başlarına yeterli de değiller. Çünkü içinde bulunduğumuz iş dünyasında ürünler değişiyor, müşterilerin beklentileri değişiyor, satış kanalları değişiyor, teknoloji değişiyor, rekabet biçim değiştiriyor. Dün doğru kabul ettiğimiz bir yöntem bugün etkisini kaybedebiliyor. Böyle bir ortamda insanın sahip olduğu bilgiden daha önemli bir soru ortaya çıkıyor: Şartlar değiştiğinde siz ne kadar hızlı değişebiliyorsunuz?

Bu noktada uyumsal zekâ (Adaptive Intelligence) devreye girmektedir.

Uyumsal zekâyı en basit ifadeyle, değişen koşulları doğru okuyabilme, eski düşünce ve davranış kalıplarını gerektiğinde değiştirebilme ve yeni koşullara uygun hareket edebilme becerisi olarak tanımlayabiliriz. Ancak burada önemli bir ayrım var. Uyum sağlamak, her koşula boyun eğmek değildir. Uyumsal zekâ; değerlerinden vazgeçmeden yöntemlerini değiştirebilmektir. Hedefi korurken hedefe ulaşma biçimini yeniden tasarlayabilmektir.

İş hayatında güçlü olan kişi her zaman en çok bilen kişi değildir. Bazen en hızlı öğrenen, gerektiğinde öğrendiğini sorgulayan, duygusal zekâsı ve empati yeteneği yüksek olan ve yeni şartlara göre davranışını değiştirebilen kişi çok daha başarılı olur.

Deneyim iş hayatının en değerli sermayelerinden biridir. Fakat deneyimin görünmeyen bir riski vardır: Geçmişte işe yarayan yöntemlerin gelecekte de işe yarayacağını düşünmektir. Çünkü deneyim bize geçmişte neyin işe yaradığını öğretir. Uyumsal zekâ ise bugün neyin değiştiğini fark etmemizi sağlar. Bu nedenle güçlü profesyoneller yalnızca deneyim biriktirmezler; deneyimlerini sürekli güncellerler. Kendilerine şu soruyu sorarlar: “Dün doğru yaptığım ama bugün değiştirmem gereken ne var?” Bu soru, gelişimin en güçlü başlangıç noktalarından biridir.

Satışta Uyumsal Zekâ

Uyumsal zekânın en net görüldüğü alanlardan biri satıştır. Çünkü hiçbir müşteri birbirinin aynısı değildir. Bir müşteri teknik detay isterken başka bir müşteri toplam maliyete bakar. Biri fiyat konusunda hassastır, diğeri teslimat süresini önemser. Bir müşteri uzun uzun konuşmak isterken diğeri birkaç dakika içinde sonuca ulaşmak ister. Böyle bir ortamda herkese aynı satış konuşmasını yapmak profesyonellik değildir.

Profesyonellik, karşınızdaki kişiyi okuyarak iletişim biçiminizi değiştirebilmektir. Empati kurabilmek ve çözüm bulabilmektir.

Ürününüz aynı olabilir, firmanız aynı olabilir, kalite anlayışınız aynı olabilir. Ama müşteriye yaklaşımınız aynı olmak zorunda değildir. Uyumsal zekâsı yüksek bir satış profesyoneli hazır ezberlerle hareket etmez. Önce gözlemler, dinler ve anlamaya çalışır.

Müşteri ne söylüyor? Ne söylemiyor?

Asıl problemi nedir? Neye karşı direnç gösteriyor?

Karar verirken hangi riski azaltmaya çalışıyor?

Bu soruların cevabını bulan satışçı artık yalnızca ürün anlatmaz; müşterinin karar verme biçimine uygun bir değer önerisi sunar.

Değişen Müşteriyi Eski Yöntemlerle Yönetemeyiz

Bugünün müşterisi geçmişten farklıdır. Müşteri artık satış temsilcisiyle görüşmeden önce araştırma yapıyor, internetten ürünleri inceliyor, alternatifleri karşılaştırıyor, fiyat araştırıyor, LinkedIn'den şirketi ve çalışanlarını kontrol edebiliyor. Dolayısıyla satış profesyonelinin görevi yalnızca bilgi vermek olmaktan çıktı, çünkü müşteri birçok bilgiye zaten kolaylıkla ulaşabiliyor.

Asıl değer artık şurada oluşuyor: Bilgiyi müşterinin problemiyle ilişkilendirebilmekte.

Pazarlamada Uyumsal Zekâ

Pazarlama dünyasında değişim çok daha hızlı gerçekleşiyor. Bir dönem katalog yeterliydi, sonra web sitesi geldi, ardından sosyal medya, içerik pazarlaması, video, dijital reklamcılık, veri analitiği ve bugün yapay zekâ destekli pazarlama araçları hayatımıza girdi. Buradaki temel mesele her yeni teknolojiyi kullanmak değildir. Asıl mesele, müşterinin dikkatinin ve karar verme davranışının nereye kaydığını görebilmektir.

Uyumsal zekâsı yüksek pazarlama ekipleri şu soruyu sürekli sorar: “Müşterimiz bugün nerede ve biz hâlâ nerede konuşuyoruz?”

Çünkü müşteri değişmiş ancak şirketin bölümlerinin müşteriyi anlama konusunda empati yeteneği değişmemişse arada bir mesafe oluşmaya başlar. Pazarlama şirketin en alt kademesinden başlayıp en üste kadar uzanan, şirketin tüm birimlerini kapsayan bir konudur. Bu nedenle tüm birimlerin hem müşteriyle hem de değişen koşullarla uyumsal zekâsı uyumlu olmalıdır.

Yöneticilikte Uyumsal Zekâ

Uyumsal zekâ yalnızca satış ve pazarlama ekiplerinin değil, yöneticilerin de temel yetkinliklerinden biridir. Çünkü değişen yalnızca pazar değildir.

İnsanlar da değişiyor. Her çalışan aynı şekilde yönetilemez. Bir çalışan net talimatlarla daha iyi çalışırken diğeri sorumluluk alanı verildiğinde yüksek performans gösterebilir. Bir kişi takdirle motive olurken başka biri gelişim fırsatlarından etkilenebilir. Bu nedenle tek tip yöneticilik modeli giderek etkisini kaybetmeye başlamıştır.

Uyumsal lider önce insanı anlamaya çalışır. Ekibinin yetkinliklerini, motivasyon kaynaklarını, güçlü ve gelişime açık yönlerini gözlemler. Gerektiğinde yönetim tarzını değiştirir. Ancak burada önemli bir sınır vardır: Yönetim tarzı değişebilir, standartlar değişmemelidir. Adalet, dürüstlük, kalite, müşteri memnuniyeti ve iş disiplini gibi temel değerler sabit kalırken, insanları bu standartlara ulaştırma yöntemleri farklılaşabilir.

Kriz Anlarında Gerçek Zekâ Ortaya Çıkar

Uyumsal zekânın gerçek sınavı işler yolunda giderken değil, planlar bozulduğunda ortaya çıkar.

Bir teslimat gecikebilir, önemli bir müşteri kaybedilebilir, rakip beklenmedik bir fiyat politikası uygulayabilir, bir müşteri hedeflerinin gerisinde kalabilir, pazar daralabilir, yeni bir teknoloji mevcut çalışma biçimini tehdit edebilir.

Bu durumlarda iki farklı yaklaşım görürüz:

Birinci yaklaşım sürekli şu soruyu sorar: “Bu neden bizim başımıza geldi?”

İkinci yaklaşım ise şunu sorar: “Mevcut şartlarda şimdi ne yapabiliriz?”

Uyumsal zekâ tam olarak ikinci soruda başlar. Çünkü ilk soru geçmişi açıklamaya çalışırken ikinci soru geleceği yönetmeye çalışır.

Uyumsal zekâ doğuştan gelen sabit bir özellik olarak görülmemelidir. Günlük çalışma alışkanlıklarıyla geliştirilebilir. Bunun için insanın düzenli olarak kendisine bazı sorular sorması gerekir:

Ne değişti?

Ben bu değişimin ne kadarını fark ettim?

Hâlâ geçmişte işe yarayan hangi alışkanlığı sürdürüyorum?

Müşterilerimin beklentilerinde ne değişiyor?

Rakipler farklı olarak ne yapıyor?

Ekibimin ihtiyaçları nasıl değişiyor?

Bugünkü bilgilerimin hangilerini güncellemem gerekiyor? Ve belki de en önemlisi:

“Bugün mesleğe yeniden başlasaydım, yine aynı şekilde mi çalışırdım?”

Bu soruya verilen samimi cevap birçok profesyonel için ciddi bir dönüşümün başlangıcı olabilir.

Gelecek En Çok Bilene Değil, Öğrenmeye Devam Edene Ait Olacaktır

İş dünyasında değişmeyen bazı değerler vardır: güven, dürüstlük, kalite, çalışkanlık, disiplin ve insan ilişkileri; ancak bu değerleri hayata geçirme biçimimiz sürekli değişmektedir. Bu nedenle geleceğin başarılı profesyonellerini yalnızca IQ'su yüksek, deneyimli veya çok bilgili kişiler olarak düşünmemek gerekir. Asıl farkı oluşturacak kişiler; öğrenebilen, öğretebilen, öğrendiğini sorgulayabilen, gerektiğinde eski alışkanlıklarından vazgeçebilen, müşteriyi ve pazarı okuyabilen, belirsizlik karşısında donup kalmak yerine yeni yollar deneyebilen kişiler olacaktır.

Çünkü artık önemli olan yalnızca “Ne kadar biliyorum?” sorusu değildir.

Asıl soru şudur: “Bildiklerim artık yeterli olmadığında ne yapıyorum?”

Uyumsal zekâ tam olarak burada başlar.

Değişimi durduramayız. Fakat değişim karşısındaki davranışımızı değiştirebiliriz. Belki de günümüz iş dünyasında en önemli rekabet avantajlarından biri budur: Koşullar değiştiğinde hedefinden vazgeçmeden yöntemini değiştirebilmek.

​

Kobitek'e ücretsiz üye olun
Etiketler:

Ayten Nayır
Ayten Nayır

1980 İstanbul doğumludur. İşletme bölümü mezunu olup fakülteyi ve bölümü ikincilikle bitirmiştir. Fakülte sonrasında İşletme yüksek lisansı yapmıştır. İyi derecede İngilizce, Orta seviyede İspanyolca bilmektedir. İspanyolca dil gelişim eğitimi devam etmektedir.

Yaklaşık 18 yıldır EMES A.Ş. firmasında çalışmakta, Pazarlama ve Satış Yöneticisi olarak görev yapmaktadır. İthalat, ihracat, pazarlama, satış ve bayi yönetimi alanlarında profesyoneldir.

ICF onaylı koçluk ünvanlıma sürecine devam etmektedir. Sosyal sorumluluk projelerinde eğitim, koçluk ve mentorluk çalışmalarına destek vermekte olup birden fazla sektörel dergide köşe yazarlığı yapmaktadır.

Destekçilerimize Teşekkürler


Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com

KOBITEK.COM, bir TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.

2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.

Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!