Kobitek.com web sitesi, analitik ve kişiselleştirme dahil olmak üzere site işlevselliğini sağlamak ve reklam gösterimini optimize etmek için çerezler gibi verileri depolar.

Peki, sizin şirketinizdeki "uyum" gerçekten de ortak hedeflere adanmışlığın ve bağlılığın bir göstergesi mi, yoksa görmezden gelinen daha derin sorunların bir belirtisi mi? Bu makalede, Ümmet AYYILDIZ olarak 25 yıllık deneyimlerimle harmanladığım "Kurumsal Vicdan" adlı eserimden yola çıkarak kurumsal uyum hakkındaki dört şaşırtıcı psikolojik gerçeği ve bu gerçeklerin şirketinizin geleceği için ne anlama geldiğini kobitek.com için aktarmaya çalışacağım.
Psikolojide Normatif Uyumluluk (Normative Conformity) olarak adlandırılan bir kavram vardır. Bu, çalışanların sosyal kabul görmek ve gruptan dışlanmamak için, kendi inançlarına aykırı olsa bile, grup normlarına uyma eğilimidir. Yüzeyde masum bir "uyum sağlama" çabası gibi görünse de, 25 yıllık deneyimime dayanarak bunun inovasyon ve performans için kesinlikle olumsuz bir durum olduğunu kişisel bir görüş olarak vurgulamak isterim.
Bu tür bir uyum gösteren çalışanlar şirketlerde daha uzun süre kalma eğilimindedir. Ancak bu durum, şirketin sürdürülebilirliğinden değil, çalışanın elde ettiği bireysel konforun sürdürülebilirliğinden kaynaklanır. Bu konfor arayışı, şirketin sürekli olarak potansiyelinin altında, "küçük viteste kalmasına neden olur." Yani bu "sürdürülebilirlik", şirketin sağlığına değil, çalışanın kişisel rahatlığına hizmet eder.
Buradaki temel psikolojik çıkarım nettir: Zorunlu bir uygunluk yerine, çalışanlara duyulan samimi sevgi, saygı ve verilen değerle beslenen gerçek Aidiyet Duygusu, hem çalışan hem de şirket için çok daha sağlıklı ve uzun vadeli bir alternatiftir.
Çalışanlarınızın fikirlerini belirtmekten sistematik olarak kaçındığı bir ortam, ilk bakışta tam bir uyum tablosu çizebilir. Ancak Organizasyonel Sessizlik (Organizational Silence) olarak bilinen bu durum, aslında psikolojik kopuşun en temel göstergelerinden biridir.
"sistemlerin sesi susar ama uyumsuzluk asla susmaz"
Bu güçlü ifademde vurguladığım gibi, bastırılan fikirler ve dile getirilmeyen sorunlar yok olmaz; sadece şekil değiştirir. Bu sessizliğin kökenindeki temel neden daima güvendir! Çalışanlar kendilerini güvende hissetmediğinde, değerli bulunmadıklarında veya bulundukları ortama inanmadıklarında seslerini çıkarmayı bırakırlar. Sessizliği tercih ederler.
Bu durumun uzun vadedeki sonuçları ise yıkıcıdır. Sessizlik, zamanla daha büyük uyumsuzlukları tetikler; önce "sessiz istifa" (quiet quitting) ve ardından "sessiz umursamazlık" (quiet indifference) başlar. Bu, şirketin para, çalışanın ise en değerli varlığı olan zamanını kaybettiği, iki tarafın da kaybettiği bir senaryodur.
Uyum, sadece kurallara boyun eğmek veya kabullenmek değil; değerleri içselleştirerek davranışta süreklilik göstermek olarak ele alınmalıdır.
Liderler için en kritik sorulardan biri şudur bence : “Seni seven çok mu, sana uyan çok mu?” Bu soru, popülerlik arayışı ile gerçek liderlik arasındaki temel farkı ortaya koyar ve bizi doğrudan Psikolojik Güvenlik (Psychological Safety) kavramına götürür.
Google’ın ünlü Project Aristotle araştırmasının da kanıtladığı gibi, yüksek performanslı ekipleri diğerlerinden ayıran en önemli tek faktör psikolojik güvenliktir. Peki bu pratikte ne anlama gelir? Bu, ekip üyelerinin "saçma" sorular sormaktan çekinmediği, yapıcı geri bildirim vermekten veya istemekten korkmadığı ve başarısız olsalar bile dışlanmayacaklarını bildikleri bir ortamdır.
Bu bölümden alınacak en güçlü ders, uyumun sevgi söylemleriyle değil, somut eylemlerle inşa edilen güvenle sağlandığıdır.
Gerçek uyum, liderin kurduğu güven ortamında ortaya çıkar. Sevgi söylemiyle değil, güvenlik hissiyle köklenir.
"Çalışanlarımız şirketlerini çok seviyor ama süreçlere bir türlü uymuyorlar" cümlesi size tanıdık geliyor mu? Psikoloji, bu durumu Bilişsel Çelişki (Cognitive Dissonance) olarak tanımlar. Bu teoriye göre insanlar, eylemleri ile inançları veya söylemleri arasında bir tutarsızlık olduğunda yoğun bir psikolojik rahatsızlık hissederler.
Buradaki kilit nokta şudur: Çalışanlar liderlerin ne söylediğine değil, ne yaptığına güvenirler. Güven ortamını liderlerin sözleri değil, davranışsal tutarlılıkları belirler. Bir lider sürekli olarak "şeffaflıktan" bahsederken kararları kapalı kapılar ardında alıyorsa, bu durum çalışanlarda ciddi bir bilişsel çelişki yaratır.
Bu tutarsızlığın sonucu tehlikelidir: İçsel bir çatışma yaşayan yetkin ve ilkeli çalışanlar bu duruma dayanamaz ve bu kültür yüzünden yetkin ve iyi olarak nitelenen çalışanların işletmeden kaçırılmasına neden olunur. Geriye ise bu tutarsızlıkla yaşamayı sorun etmeyenler kalır. Peki kim tutarsızlıklarını kabul edecek kadar cesur ve işletmesini seviyor?
"Dinde buna münafıklık alameti denir ! Söylediği ile yaptığı bir olmama."
Sonuç: Uyum Bir Son Değil, Bir Sonuçtur
Görüldüğü gibi, gerçek ve sürdürülebilir kurumsal uyum, sessiz bir itaat veya kurallara körü körüne bağlılık değildir. Aksine uyum, liderliğin davranışsal tutarlılığı, inşa edilen psikolojik güvenlik ve karşılıklı güven üzerine kurulmuş sağlıklı bir şirket kültürünün doğal bir sonucudur.
1. Güveni Ölçülebilir Kılın: Düzenli olarak psikolojik güvenlik anketleri yapın ve çıkan sonuçları stratejik planlarınıza dahil ederek güven ortamını sistematik olarak geliştirin.
2. Liderliği Donatın: Liderlerinize empatik liderlik ve grup içi uyumsuzlukla baş etme eğitimleri sağlayarak onları, güveni inşa edecek ve koruyacak yetkinliklerle donatın.
3. Değerleri Eyleme Dökün: Organizasyonel değerlerin, çalışan davranışlarıyla tutarlı hale getirilmesini sağlayın. Aksi halde kurumsal yabancılaşma kaçınılmaz olur. Bu noktada anahtar kelimeniz tutarlılık olmalıdır.
Uyum sağlamalarını beklemek yerine, çalışanların gönülden katılmak isteyeceği bir ortam yaratmak, liderlerin asıl görevidir.
Liderlerinizle birlikte sağlıklı , huzurlu , tutarlı ve başarılı bir iş yaşamı dilerim.


Automotive Transformation Leader | OPEX-Oriented Industrial Strategist | Lean Systems Designer | Author | MBA | M.Sc. Eng.
İşletmelerin verimlilik elde etmeleri, ihracatlarını arttırmalarını ve bunları sürekli hale getirmeleri için kültür kurulumlarını tasarlıyor ve devreye alan çalışmalar yapıyorum.
İşletmenin analizi sonrası verimlilik problemlerini ortaya çıkarıp yok eden aksiyonları devreye alıyorum.
Süreçlerin gelişimini hızlandırıp ve tedarik zincirinin performansını arttırıyorum.
İşletmede proje startı verdiğimizde o ekibin bir parçası olurum. Birlikte süreçleri inceler ve hepimiz süreçlerin gelişimine odaklanırız. Bu birliktelikte bilgi ve tecrübelerimi ekibin kullanımlarına sunarım.
İşletmede ciddi verimlilik artışı sağlarım. Böylece daha performanslı bir süreç yönetimi yapılmasına katkı sağlayarak cirolarının, karlılıklarının artmasına, rekabetçiliklerinin güçlenmesine destek olurum.
Son projede 50 iş gününde günlük 70 adet ürün üretimini aynı imkanları kullanarak 250 adete çıkararak ciddi bir verimlilik elde ettik. Bu ve benzeri operasyonlarla sürekli gelişimi ve verimliliği odak noktası haline getiririm.
Rekabetçiliği ve ihracat performansını arttıran çok önemli teknikleri sizlerle paylaşmak isterim.
Destekçilerimize Teşekkürler
Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak
Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com
KOBITEK.COM, bir
TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.
2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.
Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!