Oteller ve plastik: Artık SOS zamanıdır

Bu yazıyı paylaş

Tweet It! Facebook
Kobitek Takip Servisi
Oteller ve plastik: Artık SOS zamanıdır

Oteller klasik işlevlerinin ötesinde, aynı zamanda birer aydınlanma okuludur. Otelciler, misyonları itibarıyla toplumları dönüştüren etik yaşam rehberleridir. Otellerin oluşturduğu ekosistem, kültürleri buluşturur ve birbirlerini tanımalarını, benimsemelerini sağlar.

Tam da bu nedenle oteller toplumların dostu olmalıdır. Bunun daha somut ifadesi, insan ve çevre dostu olmaktır. Otelciler, dnalarında olan bu özelliği asla unutmamalı ve çevre dostu olmak için gereken adımları atmalıdır.

Kaldı ki, doğa dostu olmak otelciler arasında hızla yayılıyor. Zira bu sektör, geleceğinin temiz bir çevreye bağlı olduğunu görüyor.

Kaldırın artık şu plastiği ortadan

Konuyu otellerin plastik kullanımına getirmek istiyorum.

Plastik atıklar doğanın ve insanlığın geleceği için akla hayale sığmayacak bir felaket oluşturuyor. Bütün canlıların geleceği tehlikede denebilir.
Bir otel çevre dostu olmak konusunda hedeflerini belirleyebilir. Bu hedefe birlikte yol alacağı bir birlik, koalisyon ya da dernek oluşturabilir. En basit adım plastik şişeleri ve plastik pipetleri kullanımdan çıkarmak olabilir.

Bu noktadan daha ileriye gitmek isteyen oteller tedarikçilerden gelen her türlü plastiği yasaklayabilirler. Otel genelinde bütün plastik ürünlerin varlığına son verebilirler.

Bu adımlar 2018 yılında Ellen McArthur tarafından başlatılan Yeni Plastik Ekonomi Küresel Taahhüdü tarafından teşvik ediliyor.

Bu yapı, benzer adımlarla küresel plastik paketleme üretimini en az yüzde 20 oranında azaltmayı hedefliyor.

Yeni Plastik Ekonomi hedefleri arasında, problem kaynağı ya da gereksiz plastik paketlemenin kaldırılması, tek kullanımlık malzemelerin geri dönüşümlü olanlar ile değiştirilmesi var.

Kurum 2025 itibarıyla yeryüzünde üretilen tüm plastiğin kolayca ve güvenli biçimde yeniden kullanılabilir, dönüştürülebilir ve komposta çevrilebilir olmasını hedefliyor.

Benzer deklarasyonları Plastik Kirlilik Koalisyonu, Plastik Atığı Bitirme Birliği ve Yeni Dalga gibi kurumlardan da duymak mümkün.

Yaşamın sonunu getiriyoruz, farkında değil misiniz?

Dünya genelinde her yıl 300 milyon ton plastik, 500 – 600 milyar kadar da plastik poşet üretiliyor. Bunun üretimi için 300 milyon varil petrol tüketiliyor.

Plastik dokunduğu her yeri ve her şeyi zehirliyor.

Başta kanser olmak üzere, birçok ölümcül hastalığı tetikliyor.

Plastiği doğrudan yemediğimiz için bedenimize karışmadığını sanıyoruz. Buradan bir rahatlama vesilesi çıkartıyoruz.

Ne büyük bir yanılgı..

Plastik ister denizde balıklara bulaşsın, ister toprağı zehirlesin.

Son tahlilde insanoğluna zarar veriyor.

Plastik dolmuş bir denizde, balıklar bu zehirden etkilenmez mi? Arılar, plastik ile zehirlenmiş çiçeklerden bal yapıyor. Ucu insana dokunmaz mı?
Bu topraklarda yetişen sebze, meyve ölümcül olmaz mı? Bu toprağa yağan yağmur, nehirlere, denizlere zehir taşımaz mı?

Artık iyice bollaşan şekli bozuk sebzeler ve meyveler size bir SOS gibi gelmiyor mu?

Otellerde plastik kullanımı had safhada..

Bardaklar. Pipetler. Paketler. Poşetler. Oturma grupları. Çocuk kulübü oyuncakları.. Şezlonglar. Ambalajlar.

Yaşam alanlarımızda kullandığımız ve çöpe attığımız plastik sularla taşınıyor ve okyanuslara karışıyor. İşte felaket bu noktada hız kazanıyor.
Tuzlu suya karışan plastik minik organizmaları zehirliyor. Daha büyük canlıların besin kaynağı olan planktonları tüketen balıklar da zehirleniyor.
Sofranıza koyduğunuz deniz ürünleri sizin bedeninize plastik zehir taşıyor.

Sadece bu kadar mı?

Yer altı su kaynaklarımız da kirleniyor. Bu suları kullanan seralar, bahçeler de..

Bu bahçelerde yetişen sebze ve meyveler de.. Son aşamada hepsi bedenlerimize giriyor. Bizleri de zehirliyor. Korkarım insanlığın sonu plastikten olacak.

Dikkat edin, evrenin demiyorum. İnsanlığın. Doğaya ve tüm diğer canlılara verdiği zararlar ve yaptığı zulüm ile evrenden silinip gidecek.

Hava da kirleniyor.

Aşırı sıcak ya da yangınlarla eriyen plastik havaya karışıyor.

Tonlarca toksin atmosferimizi kirletiyor. Eğer bu toksinler uzun süreli olarak teneffüs edilirse, nelere yol açacağını ben buradan zikretmeyeyim.

Bakın, turizm zarar görecek demiyorum. Hayat bitiyor, hayat!

Bir bardağa koyduğunuz plastik pipet nelere yol açıyor.

Nüfus artıyor. Toprağın değeri artıyor.

Yakın bir gelecekte insanlık çöp için yer bulamayacak. Zaman içinde çöplükler kırsal alanları tamamen dolduracak. Vahşi yaşamdaki canlılara yer kalmayacak. Yer altı suları, göller, nehirler çöp istilası altında mahvolacak.

Kirlenmiş, doğallığı kalmamış, etrafı zehirleyen destinasyonlara turist gelir mi?

Plastik zehirlenmeye çözüm var mı?

  • Çevre dostu, zehirli kimyasallar içermeyen ve çevre etiketleri olan malzeme kullanımı
  • Yerel malzeme kullanımı
  • Geri dönüştürülebilir malzeme kullanımı
  • Yenilenebilir malzeme kullanımı
  • Ozon teknolojisi ile yıkama yapılması
  • Atık yönetimi politikası geliştirilerek atıkların geri dönüşümünün ve zararlı atıkların insan sağlığını tehdit etmeyecek şekilde bertaraf edilmesi
  • Müşteri ve otel çalışanları için çevresel farkındalık yaratmak için eğitimler verilmesi
  • Yeşil bina kullanıcı el kitabı oluşturularak otel müşterilerinin binayı daha iyi tanımaları ve çevreye katkılarının sağlanması
  • Doldurulabilir şampuan ve sabunlukların kullanımı ile ambalaj ve kutu kullanımının azaltılması
  • Sarf malzemelerinin mümkün olduğunca geri dönüştürülmüş malzemeden yapılanlarının tercih edilmesi
  • Plastik veya kağıt bardak yerine cam veya seramik bardak kullanımı.

ücretsiz hizmetlerimizden faydalanmak için üye olun
590 kere okundu

Adil Gürkan

1956 Bolu Mengen doğumlu olan Adil Gürkan Darüşşafaka Lisesi ve Hacettepe Üniversitesinde öğrenim gördü. 1995 yılında, Amerikan Otelcilik sektörünün önde gelen eğitim kurumu olan AH & MA Eğitim Enstitüsünden diploma aldı.

1986 yılından bu yana Turizm ve Otelcilik endüstrisinde çalışan Adil Gürkan son 20 yılda Otellerde Genel Müdür olarak görev yaptı. Son olarak 2000’lerin başında Intercontinental zincirinin Ceylan Holding ile birlikte işlettiği Simena Tatil Köyü’nün Genel Müdürlüğünü yürüttü. 2000 yılı sonrasında turizmin sağlık ve spa alanında işletmecilik yaptı. Türkiye’de sağlık turizminin gelişmesinde önemli görevler üstlendi. Gürkan bu dönemde otellere sağlık turizmi projelerinde danışmanlık hizmeti verdi.

Adil Gürkan altı yıldan bu yana Türkiye’nin en büyük yerli otel zinciri Crystal Otellerinde üst yönetimde görev yapıyor.

Grubun CRM, Dijital Pazarlama, Kurumsal İletişim ve Eğitim çalışmalarını koordine eden Gürkan, aynı zamanda turizm ve pazarlama ile ilgili makaleler yazıyor.

Alınan eğitimler ve seminerler

  • 1996 – Fed Training -Yönetim Becerilerini Geliştirme
  • 1997 – Ricardo Semler- Maverick Konferansı
  • 1998 – Intercontinental Hotels- Küresel düşün, yerel uygula
  • 1999 – Management Center Türkiye – Liderlik Eğitimi
  • 1999 – ATSO – Satış ve pazarlama becerileri
  • 2000 – Akademi Consulting Training- Eğitimcilerin Eğitimi
  • 2001 – POYD- Lexie Griffith- Satış ve pazarlamada özgünlük
  • 2002- 2005- Scola- Kişisel gelişim eğitimleri

adilgurkan@crystalhotels.com.tr
www.crystalhotels.com.tr

yazarın diğer yazıları için tıklayın

Bu Kategorideki Diğer Yazılar

İnternet ve Telefon Bankacılığı Müşterileri Bankalardan Uzaklaştırıyor
Franchising
Turizmi genç kuşak yönetiyor
Mercer Haftalık Çalışma Saatleri Analizi
Etkili Pazarlık ve Müzakere Nasıl Olur?
Patron Nasıl Yönetilir?
Gümrük Yönetmeliğindeki değişiklikler
Perakendecilik Temel Kavramları
Yurtdışında İngilizce Öğrenmek Türkiye’de İngilizce Öğrenmekten Daha Ekonomik
Pazarlama Temel Kavramları -2
Çalışan Hakları, İşçinin Korunması ve İşverenin Sorumlulukları
İşsizlik, İstihdam Sorunu ve Çözüm Yolları
Büyük Veri Analizleri ve Sektörel Farkındalık (Big Data)
Bütçe Nedir?
Kobi Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş. ile ilgili prosedürler

BİLİŞİM VE TEKNOLOJİ

DIŞ TİCARET

Demir Yumruk; Çin

Demir Yumruk; Çin

1,339,724,852 insan ve insan … Bu insanlar ne yer, içer,neyi talep eder,hangi markalara hayranlar, Batı Dünyasına nasıl bakıyorlar, iş yapışları bizlere göre son derece karmaşıkken, kulaklarını arkadan tutarken, nasıl böyle dev bir demir yumruk ile ihracat şampiyonu oluyorlar.

OFİS VE İNSAN

Çalışma Hayatında Gelecek Dijital İK ile İnşa Edilecek

Çalışma Hayatında Gelecek Dijital İK ile İnşa Edilecek

Bir önceki makalemi okuyan sevgili dostlarımın hatırlayacağı üzere, konu; iş dünyamızdaki kuşak çatışmaları ve bunun insan kaynaklarına yansıması ve de kuşaklararası hoşgörü/anlayışın, kariyer planlamasındaki önemiyle ilgili bir takım görüşlere yer vererek, kurumsallaşma ya da kurumsallaşamama üzerine, ilginç değerlendirmeler şeklindeydi.

Hayal Kurmanın Önemi, Hayal Etmenin Gücü ve Motivasyonu

Hayal Kurmanın Önemi, Hayal Etmenin Gücü ve Motivasyonu

Hayal Kurmanın Önemi, Hayal Etmenin Gücü ve Motivasyonu

İŞ DÜNYASI

Engelli çalışanlar en çok teknik serviste istihdam ediliyor

Engelli çalışanlar en çok teknik serviste istihdam ediliyor

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın açıklamasına göre kamuda engelli personel sayısı son iki yıl yılda iki kat arttı.

HUKUK / MUHASEBE

Rakibinize Karşı Dava Açmak İster misiniz?

Rakibinize Karşı Dava Açmak İster misiniz?

Faaliyet alanlarımız ve sektörlerimiz farklı olsa da, büyük çoğunluğumuz rakiplerimizin ya fiyat kırarak, ya saldırgan satış üslupları benimseyerek, ya da aldatıcı reklamlar ile piyasada öne çıkmaya çalıştığını ve serbest rekabet hakkını kötüye kullandığını düşünmekte ve bundan dolayı şikayet etmekteyiz.

KOBİMOBİL

Krizde Satış Geliştirme

Faruk Şener ile Ekonomik Kriz Yönetimi

Tufan KARACA ile YÖNETİM VİZYONU

Tufan Karaca

ARKAM YOK MARKAM VAR

  • Ey KOBİ Rekabetçi Bir Üstünlüğe Sahip misin?

    KOBİ’lerin iyi pazarlama yapması için büyük pazarlama bütçelerine sahip olması şart değildir. Pazarlamanın temel hareketlerini doğru yapmak şartı ile çoğu zaman rekabetçi bir veya birkaç üstünlüğe sahip olmak ve bunu kullanabilmek yeterlidir. Peki kaç KOBİ sahip olduğu rekabetçi avantajların farkındadır?

tümü

PATRONA TAVSİYELER

Kurumsallaşabilenlerden misiniz, Yoksa...

Kurumsallaşabilenlerden misiniz, Yoksa...

Böyle bir soru olur mu şimdi demeyin lütfen. Hem de bir Yönetim Danışmanı böyle bir soruyu sormamalı diyebilirsiniz. 23 yıllık profesyonel iş hayatımın büyük bir kısmını KOBİ'lerde “kurumsallaşma” çalışmalarına harcamış biri olarak, tüm şirketlerin ve özellikle de KOBİ'lerin öncelikle bu sorunun cevabını düşünmeleri gerektiğine inanıyorum.