Kobitek.com web sitesi, analitik ve kişiselleştirme dahil olmak üzere site işlevselliğini sağlamak ve reklam gösterimini optimize etmek için çerezler gibi verileri depolar.

İşe alım ve yetenek yönetimi üzerine her gün yeni bir podcast, makale veya kitapla karşılaşıyoruz. Bu bilgi karmaşasının ortasında, temel sorular çoğu zaman yanıtsız kalıyor. Doğru yeteneği nasıl keşfederiz? Potansiyeli nasıl anlar, parlatır ve en önemlisi, nasıl elde tutabiliriz?
Bu sorulara cevap ararken, rotamızı bu kez güncel yönetim teorilerinden değil, Türk Edebiyatı'nın en güçlü metinlerinden birine, Sabahattin Ali'nin 1937 tarihli "Ses" hikayesine çevirelim. Çünkü bu hikaye, özünde trajik bir yetenek yönetimi vaka analizidir.
Hikaye, Sivaslı Ali'nin Keşfi ve Kaybedilişini anlatıyor. Hikaye, bir grup şehirli aydının, yol kenarında mola verdikleri sırada duydukları büyüleyici bir sesle başlar. Bir yol işçisi olan Sivaslı Ali, sazının başında, daha önce hiç duymadıkları saflıkta ve güzellikte bir türkü söylemektedir.
Döndüm daldan kopan kuru yaprağa
Seher yeli, dağıt beni, kır beni
Götür tozlarımı burdan uzağa
Yarin çıplak ayağına sür beni…
Bu ses, bir "ham elmas"tır. Ali, kendi doğal ortamında, kendi enstrümanıyla, kendi bildiği türküyü söylerken muhteşem bir yeteneğe sahiptir. Ondaki bu potansiyeli gören aydınlar, "iyi niyetle" onu Ankara'ya, Konservatuvar seçmelerine götürürler.
Ancak Ankara'daki imtihan odası, Ali'nin çadırının önündeki topraklara benzemez. Burada kurallar farklıdır. Değerlendirme kriterleri, Ali'nin dünyasına tamamen yabancıdır.
Sazıyla ve doğayla bütünleştiği özgür ortamın yerini, kendisini süzen jüri üyeleriyle dolu, kapalı ve resmi bir oda alır.
Kendisinden, ömründe ilk defa gördüğü bir piyanodan çıkan sesleri tekrar etmesi istenir. Kendi müziğini değil, başkasının standardını taklit etmesi beklenir.
Rakibi, teknik olarak yetkin, "plaklardan öğrenme" şarkılar söyleyen, jürinin beklentilerini karşılamayı bilen, cilalı bir adaydır.
Sonuç kaçınılmazdır. Ali, o yabancılığın içinde "sesini bulamaz". Sesi güzeldir ama hışırtılıdır, gergindir. Piyano testinde ise tamamen başarısız olur. Jüri, teknik olarak "mükemmel" olan diğer adayı seçerken, Ali odanın bir köşesinde görünmez olur.
Hikayenin en can alıcı noktası, Ali'nin vedasıdır. Kendisini oraya getirenlere mahcup bir şekilde, tüm trajediyi özetleyen o cümleyi kurar:
"Ben o odada bir türlü sesimi bulamadım!"
Ertesi gün Ali, sazını iki liraya satıp geldiği yere geri dönmek üzere bir kamyona binip gitmiştir. Bir potansiyel, keşfedildiği kadar hızlı bir şekilde kaybedilmiştir.
Sivaslı Ali'nin hikayesi, birçok şirketin yetenek yönetimi sürecinde farkında olmadan tekrarladığı hataların bir alegorisidir. Buradan günümüz iş dünyasına şu kritik dersleri çıkarabiliriz.
Ali’nin yol kenarındaki ortamı, araçlar ve kendisinden beklentiler onun yeteneğiyle uyumluydu. Şirketler de adayları, işin gerçek bağlamından kopuk, steril mülakat odalarında veya ilgisiz testlerle değerlendirme hatasına düşüyor. Bir yazılımcının yeteneğini ezber sorularıyla değil, bir kodlama göreviyle, bir satış yöneticisini teorik sunumlarla değil, vaka analiziyle ölçmek gerekir. Adaya "kendi türküsünü söyleyebileceği" bir değerlendirme ortamı sunuyor musunuz?
Jüri, "yetiştirilmeye hazır", cilalı ve kurallara uygun adayı seçti. Ali ise işlenmesi gereken bir potansiyeldi. Pek çok işe alımcı, mevcut sistemlere hızla adapte olabilecek, "hazır" adayları tercih eder. Oysa gerçek inovasyon ve değer, Ali gibi mevcut kalıpların dışında olan ancak doğru destekle parlatılabilecek "ham elmas"larda saklıdır. İşe alım süreciniz, parlak bir özgeçmişin arkasındaki ham potansiyeli görebilecek şekilde mi tasarlandı?
Ali'den piyano seslerini tekrar etmesini istemek, bir balıktan ağaca tırmanmasını beklemekle aynı şeydir. Bu, Ali'nin yeteneksiz olduğunu değil, ölçüm aracının yanlış olduğunu gösterir. Şirketler, pozisyonun gereklilikleriyle ilgisi olmayan standart zeka testleri, kişilik envanterleri veya "beyin yakan" mülakat sorularıyla adayları değerlendirdiğinde, aslında kendi ihtiyaçlarına yabancı bir eleme süreci işletirler. Bu süreçte nice "Ali" elenir gider.
Ali'yi Ankara'ya getirenler, onu doğrudan "sınava" soktular. Oysa yapılması gereken, ona yeni ortamı tanıtmak, piyano nedir öğretmek, yani bir adaptasyon ve eğitim süreci sunmaktı. Yeteneği bulmak denklemin sadece ilk yarısıdır. Onu kurum kültürüne entegre edecek, eksiklerini giderecek ve potansiyelini performansa dönüştürecek yapılandırılmış bir oryantasyon ve gelişim programı olmadan, en parlak yetenekler bile "sesini bulamaz" ve kısa sürede şirketten ayrılır.
İş ilanı verirken, mülakat yaparken veya bir terfi kararı alırken kendimize şu soruyu sormalıyız, “Biz bir türkücü mü arıyoruz, yoksa bir tenor mu?” Eğer aradığımız türkücüyse, onu piyano başında test etmek hem adaya hem de kuruma yapılmış en büyük haksızlıktır.
Sabahattin Ali, bize 80 küsur yıl öncesinden sesleniyor, “Yarattığınız sınav odaları, yeteneklerin seslerini bulabildikleri yerler mi, yoksa kaybettikleri yerler mi?” Aksi takdirde, farkına bile varmadan nice yeteneğin, en değerli varlıkları olan "sazlarını" satıp organizasyonunuzdan sessizce ayrılıp gitmesine sebep olabilirsiniz.


Uzman Danışman - Entegre İK ve Kalite Yönetim Sistemleri
Uzman Danışman Kemal Toluk, Sosyoloji ve İnsan Kaynakları Yönetimi alanlarındaki disiplinlerarası akademik altyapısını Yönetim Danışmanlığı pratiğiyle birleştirmektedir. Kariyerine bilimsel araştırma projelerinde veri analizi ve saha çalışmalarıyla başlamış, ardından FMA Yönetim Danışmanlığı bünyesinde Uzman Danışman pozisyonunda görev almıştır.
Danışanlarına Entegre İnsan Kaynakları Sistemleri, Organizasyonel Gelişim (Şirket Check-Up'ı), Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma ve Stratejik Yönetim gibi alanlarda çözümler sunmaktadır. Sosyoloji perspektifini ve bilimsel araştırma metodolojilerindeki yetkinliğini kullanarak, kurumlara veri odaklı ve analitik çözümlerle sürdürülebilir değer katmayı hedefliyor.
Destekçilerimize Teşekkürler
Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak
Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com
KOBITEK.COM, bir
TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.
2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.
Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!