Kobitek.com web sitesi, analitik ve kişiselleştirme dahil olmak üzere site işlevselliğini sağlamak ve reklam gösterimini optimize etmek için çerezler gibi verileri depolar.

Üst yönetimin bitmeyen hedef baskısı, çalışanların artan beklentileri, krizlerin hiç eksilmeyen döngüsü ve sınırlı kaynaklarla iş üretme çabası… Bunlar birleştiğinde İK liderliği, gerçek anlamda bir “denge sanatı”na dönüşür.
Kısa vadeli hedeflerin sürekli öncelik kazanması, İK’yı uzun vadeli insan stratejisinden koparır. Organizasyonel borç artar, iyileştirme fırsatları ertelenir ve kararların yükü doğrudan İK’nın üzerine biner.
İK hem çalışanların sesi hem de yönetimin stratejik ortağıdır. İki tarafın beklentileri çatıştığında, İK görünmez bir müzakereciye dönüşür. Bu rol çoğu zaman duygusal bir yük yaratır ve İK’nın katkısı görünmezleşir.
Krizlere hızlı tepki verebilmek bir beceri olsa da, krizlerin kronik hale gelmesi İK’yı tüketir. Proaktif adımlar geri planda kalır, departman sürekli “yangın söndüren” birim gibi algılanır.
Teknoloji, analitik, eğitim ve insan kaynağına yeterli yatırım yapılmadığında sorunlar çözülmez; yalnızca ötelenir. Bu da baskı, çatışma ve krizleri yeniden üreten kısır bir döngü yaratır.
İK liderlerinin bu yük altında yıpranması, sadece bireysel bir tükenmişlik sorunu değildir.
Karar kalitesi ve tutarlılığı düşer.
Çalışan deneyimi ile yönetim dili arasında makas açılır.
Uyum ve risk maliyetleri yükselir.
İşveren markası zedelenir, yetenek çekmek zorlaşır.
İK’daki devir oranı artar; kurumsal hafıza kaybolur.
Sonuçta, kurumun en değerli kasları—lider gelişimi, kültür tasarımı, insan analitiği—göz ardı edilir.
Bir İK liderinin dayanıklılığını artırmak için bireysel çabalar kadar, yapısal destek de gerekir.
Stratejik alan açmak: Yönetim, İK için yıllık birkaç net öncelik belirlemeli ve günlük taleplerle bu alan delinmemeli.
Yetki sınırları: İK’nın kapasiteyi aşan taleplere “hayır” diyebilmesi olgun bir kurum kültürünün göstergesidir.
Kriz bağımlılığını kırmak: Acil işleri sınıflandırmak ve kronikleşen sorunlara stratejik çözümler üretmek şarttır.
Kaynak planlaması: İnsan gücü, teknoloji ve danışmanlık için net bir yol haritası hazırlanmalı.
Duygusal destek: İK ekiplerine koçluk, süpervizyon ve akran desteği sunulmalı.
Veriyle karar: Talep–kapasite dengesi analitik olarak görünür kılınmalı.
Öncelik disiplini: Gerektiğinde iptal ve erteleme kültürü normalleşmeli.
İK için İK: Kendi ekibinin deneyimini iyileştirmeyen bir İK, kurum genelinde inandırıcılık kaybeder.
Bir kurumun itibarı, reklam kampanyalarından ya da dışarıya servis edilen başarı hikâyelerinden önce, içerideki çalışanların deneyiminden şekillenir. Çünkü gerçek itibar, dışarıya “sızan” içsel atmosferin yansımasıdır. Çalışanların şirkete dair hisleri, kulaktan kulağa yayılan hikâyeleri, iş hayatındaki küçük ama sürekli deneyimleri; dışarıdan bakıldığında görülen marka algısını sessizce inşa eder.
Eğer kurum içinde denge, güven ve destek yoksa; en parlak PR çalışmaları bile uzun vadede kalıcı bir değer yaratamaz. Çalışanlar mutsuzken yapılan “mutluluk” kampanyaları, içeride kaos varken söylenen “istikrar” mesajları dışarıdan fark edilir bir yapaylık taşır. Çünkü sürdürülebilir güven, içeride samimiyet ve bütünlükle başlar.
Bu noktada İK liderlerinin rolü kritiktir. Onların tükenmesini engellemek, sadece bireysel dayanıklılıklarını artırmak anlamına gelmez; aslında kurumun geleceğini güvence altına almak demektir. Zira güçlü bir kurum kültürü, sağlam bir İK’nın omuzlarında yükselir. Kültür, politikalarla değil; değerleri sahada yaşatan, çalışanla yönetim arasındaki köprüyü ayakta tutan İK’nın enerjisiyle hayat bulur.
Unutmamak gerekir ki; bir kurumun en büyük itibar elçileri, o kurumun çalışanlarıdır. Çalışanlar kendi hikâyelerinde “güven duyduğum, destek aldığım, değer gördüğüm” diyebiliyorsa, bu dışarıya da güçlü bir marka değeri olarak yansır. Ama tam tersi durumda; çalışanlar yorgun, yalnız ve değersiz hissediyorsa, dışarıdaki algıyı yönetmek neredeyse imkânsız hale gelir.
Sonuçta, gerçek itibar; içerideki güven kültürü, sağlıklı iletişim ve İK’nın güçlü kalabilmesiyle başlar. Çünkü içeride desteklenen bir İK lideri, yalnızca insan kaynağını değil, kurumun stratejik geleceğini de taşır. Ve unutmayalım: İtibar, daima içeriden dışarıya doğru büyür.


Hülya Maç, otuz yıllık profesyonel tecrübeye sahiptir. İşletme mezunudur. İnsan Kaynakları Yönetimi ve Gelişimi alanında yüksek lisans yapmış olan Hülya Maç, liderlik ve yönetici gelişimi eğitimcisi, profesyonel (Adler) lider koçu, takım koçu, kariyer koçu, NLP Koçu ve Transaksiyonel Analiz (TAPDA) Uygulayıcısıdır.
Yönetim Danışmanları Derneği asil üyesi İK ve Yönetim danışmanıdır. Aile şirketleri başta olmak üzere farklı sektörde ve ölçekteki kurumlara İK ve Yönetim Danışmanlığı yapmaktadır.
ICF’e üye profesyonel bir koçtur. Kurumsal ve bireysel eğitmendir.
İçerik üretisicidir. Coach Magazin Türkiye dergisi başta olmak üzere çok sayıda sektörel dergide köşe yazarlığı yapmaktadır.
Kurumlara, İK, Kurumsal Koçluk, Eğitim, Personel Bulma, Oryantasyon ve Performans alanlarında destek vermektedir.
Etkili A.Ş. ve HM Ofis Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanıdır.
Aile Şirketlerinin Geleceğe Yolculuğu adlı kitabın yazarı olup kitabı yakın bir zamanda piyasada verilecektir.
SOSYAL MEDYA HESAPLARI
Youtube : Hülya Maç
Instagram: hulyamac_official
Linkedin: https://www.linkedin.com/in/hulya-mac
Destekçilerimize Teşekkürler
Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak
Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com
KOBITEK.COM, bir
TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.
2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.
Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!