Danışmanlık Neden Daha Yüksek Bir Diskresyon Standardı Gerektirir?

Bu yazıyı paylaş
X It! LinkedIn Facebook
Danışmanlık Neden Daha Yüksek Bir Diskresyon Standardı Gerektirir? konu resmi

Bir söz vardır: Gazeteci yaptığı haberle değil, yapmadığı haberle gazeteci olur diye. Her ne kadar katı lisans mekanizmalarına sahip olmasa da, danışmanlık alanında da reklam, PR ve çıkardan önemli ilkeler vardır. Danışmanlık yalnızca analiz işi değil, aynı zamanda güven ilişkisidir. Buna rağmen özellikle LinkedIn kültürü, bazı danışmanları müşteri sırlarını kişisel marka malzemesine dönüştürmeye teşvik ediyor.

Son yıllarda özellikle LinkedIn’de belirli bir danışmanlık anlatısı giderek yaygınlaştı. Bu anlatının yapısı çoğunlukla benzer: Bir danışman şirkete kritik bir konuda uyarıda bulunur, yönetim bunu dikkate almaz ve bir süre sonra tam da öngörülen kriz gerçekleşir. Hikâyenin sonunda danışman öngörülü ve rasyonel; şirket yönetimi ise kısa vadeli, politik veya yetersiz görünür.

Bu içerikler genellikle “isim vermeden” paylaşılır. Ancak sektör, ölçek, zamanlama, organizasyon yapısı veya yaşanan problemin niteliği bir araya geldiğinde; çalışanlar, eski çalışanlar, tedarikçiler, yatırımcılar ya da sektör içindeki kişiler için şirketin kim olduğunu anlamak çoğu zaman zor değildir.

Bu durum ilk bakışta yalnızca profesyonel iletişim tarzı veya sosyal medya kültürüyle ilgiliymiş gibi görünebilir. Oysa mesele daha derindir. Çünkü danışmanlık, doğası gereği yüksek derecede güvene dayalı bir meslektir. Dolayısıyla burada tartışılan konu aslında profesyonel etik ile görünürlük ekonomisi arasındaki gerilimdir.

Danışmanlığın Temelinde Bilgi Değil Güven Vardır

Yönetim danışmanlığı çoğu zaman analitik problem çözme faaliyeti olarak tarif edilir. Ancak pratikte danışmanlığın asıl altyapısı teknik uzmanlıktan çok güven ilişkisidir.

Şirketler danışmanlarla yalnızca operasyonel verilerini paylaşmaz. Aynı zamanda:

  • yönetim çatışmalarını,
  • organizasyonel kırılganlıklarını,
  • başarısız stratejilerini,
  • finansal risklerini,
  • liderlik problemlerini,
  • kurum içindeki politik gerilimleri
    de açarlar.

Bu bilgilerin önemli kısmı kurum içinde dahi sınırlı sayıda kişinin erişebildiği türden bilgilerdir.

Bu nedenle yönetim danışmanlığı literatürü uzun süredir danışmanlığı “trust-based profession” olarak değerlendirir. Her ne kadar hukuk veya tıp gibi katı lisans mekanizmalarına sahip olmasa da, danışmanlık benzer düzeyde bilgi asimetrisi üretir. Danışman, kurum hakkında dış dünyanın erişemeyeceği ölçüde derin ve hassas bilgiye erişir.

Tam da bu nedenle uluslararası danışmanlık kuruluşlarının etik çerçevelerinde “confidentiality” merkezi bir ilkedir.

Dünya çapındaki yönetim danışmanlığı kuruluşlarının çatı organizasyonu olan ICMCI / CMC-Global, profesyonel etik ilkelerinde danışmanların:

  • müşteri bilgilerini korumasını,
  • bu bilgileri kişisel çıkar için kullanmamasını,
  • doğrudan veya dolaylı ifşaya yol açabilecek davranışlardan kaçınmasını
    açık biçimde tanımlar.

ICMCI Code of Professional Ethical Conduct

Benzer şekilde, birçok ulusal danışmanlık kuruluşunun etik metinlerinde de “public trust in the profession”, yani mesleğe duyulan kamusal güven, merkezi kavramlardan biridir.

Burada önemli olan nokta şudur: Danışmanlıkta etik yalnızca hukuki yükümlülük değildir. Mesleğin çalışabilmesi için gerekli güven altyapısıdır.

“İsim Vermedim” Savunmasının Sınırları

Modern profesyonel kültürde etik çoğu zaman dar bir hukuki çerçevede ele alınıyor. Bu nedenle birçok danışman için anonimlik, yalnızca şirket adını vermemek anlamına geliyor.

Oysa kurumsal dünyada anonimlik çok daha karmaşık bir meseledir.

Belirli bir sektörde faaliyet gösteren, belirli büyüklükteki, belirli coğrafyadaki ve belirli dönüşüm süreçlerinden geçen şirketler; o ekosistemin içindeki insanlar tarafından kolaylıkla teşhis edilebilir. Özellikle anlatı:

  • dramatik detaylar içeriyorsa,
  • zaman referansları veriyorsa,
  • yönetim davranışlarını tarif ediyorsa,
  • spesifik operasyonel örnekler kullanıyorsa.

Dolayısıyla birçok paylaşım teknik olarak anonim olsa bile fiilen anonim değildir.

Bu ayrım önemlidir çünkü profesyonel diskresyonun amacı yalnızca hukuki risk yönetimi değildir. Amaç, müşteriyle kurulan güven ilişkisinin korunmasıdır.

Danışmanlık ilişkisinde müşterinin beklentisi yalnızca “dava konusu olmayacak kadar anonimlik” değildir. Paylaştığı kırılgan bilgilerin kişisel marka inşasının parçasına dönüşmemesidir.

LinkedIn ve Görünürlük Ekonomisi

Sorunun büyümesinde sosyal medya platformlarının teşvik mekanizmalarının önemli rolü bulunuyor.

Özellikle LinkedIn, profesyonel görünürlüğü sürekli performatif hâle getiren bir platform yapısına sahip. Kullanıcılar yalnızca uzman olmakla değil, uzmanlıklarını sürekli görünür kılmakla ödüllendiriliyor. Bunun sonucu olarak deneyim ile teşhir arasındaki sınır giderek bulanıklaşıyor.

Bugün danışmanlık içeriklerinin önemli kısmı şu dramatik yapıya dayanıyor:

  • danışman gerçeği gören kişi,
  • yönetim gerçeği inkâr eden taraf,
  • kriz ise danışmanı doğrulayan final.

Bu yapı algoritmik açıdan da avantajlıdır. Çünkü:

  • çatışma içerir,
  • kişisel otorite üretir,
  • retrospektif haklılık hissi yaratır,
  • profesyonel statüyü görünür kılar.

Ancak burada ortaya çıkan etik problem şudur: Müşteri deneyimi profesyonel öğrenme amacıyla mı paylaşılıyor, yoksa danışmanın kişisel konumlanması için mi kullanılıyor?

Bu soru önemlidir çünkü danışmanlıkta bilgiye erişim simetrik değildir. Danışman konuşabilir; müşteri ise çoğu zaman cevap veremez. Özellikle anonimleştirilmiş anlatılarda kurumun kendisini savunması pratik olarak mümkün değildir.

Dolayısıyla danışmanlık anlatısı kolaylıkla tek taraflı bir moral üstünlük performansına dönüşebilir.

Profesyonel Diskresyonun Gerçek Anlamı

Diskresyon çoğu zaman yanlış biçimde “hiç konuşmamak” olarak anlaşılır. Oysa profesyonel diskresyon bilgi paylaşımını tamamen reddetmek değildir.

Akademi, hukuk, tıp ve yönetim literatürü büyük ölçüde vaka analizleri üzerinden gelişir. Gerçekten anonimleştirilmiş, soyutlanmış ve pedagojik amaç taşıyan örnekler profesyonel bilgi üretimine katkı sağlar.

Sorun, vaka analizinin kişisel statü performansına dönüşmesidir.

Özellikle şu tür anlatılar problemli hâle gelir:

  • “Ben söylemiştim.”
  • “Yönetim anlamadı.”
  • “Sonunda haklı çıktım.”
  • “Şirket aynı hatayı yaptı.”

Çünkü bu yapı müşteriyi öğrenme nesnesinden çok danışmanın kişisel hikâyesindeki başarısız karaktere dönüştürür.

Bu noktada danışman artık yalnızca uzman değildir; müşterisinin kırılganlıkları üzerinden sembolik sermaye üreten kişiye dönüşür.

Pierre Bourdieu’nün “symbolic capital” kavramı burada açıklayıcıdır. Danışman, erişebildiği özel bilgileri kullanarak kamusal alanda epistemik otorite üretir. Ancak bu otoritenin kaynağı çoğu zaman müşterinin güvenidir.

Dolayısıyla etik problem yalnızca gizlilik ihlali değil, güvenin tek taraflı değere dönüştürülmesidir.

Sessizlik Bir Profesyonel Yetkinliktir

İlginç biçimde, en hassas danışmanlık alanlarında çalışan profesyoneller genellikle en az görünür olanlardır.

Birleşme ve satın almalar, kriz yönetimi, yönetim kurulu danışmanlığı, aile şirketi dönüşümleri veya politik risk danışmanlığı gibi alanlarda güvenilirlik büyük ölçüde sessizlik kapasitesiyle ölçülür.

Çünkü kritik karar vericiler:

  • kendilerini kamusal içerik malzemesine dönüştürmeyecek,
  • yaşanan krizleri yıllar sonra kişisel marka hikâyesi olarak anlatmayacak,
  • eriştiği bilgiyi sembolik sermayeye çevirmeyecek
    kişilerle çalışmak ister.

Bu nedenle profesyonel olgunluk bazen ne söylediğinizle değil, neyi anlatmamayı tercih ettiğinizle ölçülür.

Sonuç: Güven Kaybı Mesleğin Kendisini Zayıflatır

Danışmanlık sektörünün uzun vadeli sermayesi yalnızca uzmanlık değildir. Güvendir.

Şirketler, paylaştıkları hassas bilgilerin ileride dolaylı sosyal medya içeriklerine dönüşebileceğini düşünmeye başladığında davranışlarını değiştirir:

  • daha kontrollü konuşurlar,
  • daha az açılırlar,
  • daha fazla filtre uygularlar.

Bu yalnızca etik bir problem yaratmaz. Danışmanlığın epistemik kalitesini de düşürür. Çünkü danışmanlık ancak kurumlar gerçek problemlerini gerçek açıklığıyla paylaşabildiğinde derinleşebilir.

Bu nedenle diskresyon nostaljik bir profesyonellik refleksi değil, danışmanlık mesleğinin çalışabilmesi için gerekli kurumsal altyapıdır.

Bugünün temel gerilimi tam da burada ortaya çıkıyor: Yönetim danışmanlığı tarihsel olarak güven ekonomisine dayanırken, sosyal medya profesyonelleri görünürlük ekonomisine doğru itiyor.

Ve bu iki mantık her zaman birbiriyle uyumlu değil.

Kobitek'e ücretsiz üye olun
Etiketler:

Destekçilerimize Teşekkürler


Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sokak Byofis No: 14 K:7 Kadıköy 34742 İstanbul
Telefon: 0216 906 00 42 | E-Posta: info@ kobitek.com

KOBITEK.COM, bir TEKNOART Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi projesidir.

2001 yılından beri KOBİlere ücretsiz bilgi kaynağı olma hedefi ile, alanında uzman yazarlar tarafından sunulan özgün bir iceriğe sahiptir.

Tüm yazıların telif hakları KOBITEK.COM'a aittir. Alıntı yapılabilir, referans verilebilir, ancak yazarın kişisel bloğu dışında başka yerde yayınlanamaz!!!