Nanoteknoloji: Bir küçücük fıçıcık...

Bu yazıyı paylaş

Tweet It! Facebook
Kobitek Takip Servisi
Nanoteknoloji: Bir küçücük fıçıcık...

Bundan 50 yıl kadar önce üretilen ilk gelişmiş bilgisayar prototipleri oda büyüklüğünde iken, şimdi avuç içi bilgisayarlar onlar kadar işlem kapasitesine sahip ürünler olarak ortaya çıkıyor.

  Önceki yazılarımızda da değinmiştik. Uygarlığın gelişimi, teknolojinin getirdiği sistemlerin küçülmesiyle büyüyor. Yani bir ters orantı söz konusu. Otomasyon sistemleri ve teknolojik ürünler küçüldükçe teknik uygarlığımız daha da büyüyor. Bundan 50 yıl kadar önce üretilen ilk gelişmiş bilgisayar prototipleri oda büyüklüğünde iken, şimdi avuç içi bilgisayarlar onlar kadar işlem kapasitesine sahip ürünler olarak ortaya çıkıyor.

   Bu küçülme sadece gözle görebildiğimiz makro evrende değil, gözle görülemeyecek denli küçük mikro evrende de büyük bir hızla sürüyor. Mikro evrenden kastımız, atomik ve moleküler boyutta olan sonsuz bir evren. İşte nanoteknoloji de, bu gözle görülmeyen evrende gelişen, Türkçeye "moleküler üretim" olarak çevirebileceğimiz yeni bir teknolojik gelişme. Yunanca "cüce" anlamına gelen Nano, milyarlarca defa küçültülmüş birimleri ifade ediyor. Önüne geldiği terimi milyara bölen bu kavram (Örneğin nanosaniye, saniyenin milyarda birini ifade ediyor) ancak atomik boyutlarda ve elektron mikroskoplarıyla gözlemlenebilen yapıları incelemek için kullanılan bir terim.

   Moleküler boyutta yapılan teknolojik gelişmeler, maddenin yapısında temelden değişiklik yaptığı için, çok daha özellikli ve üstün ürünler elde edilebiliyor. Bu sayede çelikten kat be kat dayanıklı yapı malzemeleri üretmekten tutun, bakteri üretmeyen gıda mamulleri, ışık hızında çalışan bilgisayarlar, kendi kendini temizleyen boya malzemeleri, çok uzak mesafelere enerji iletimi, incecik ama soğuğu sıcağı geçirmeyen yalıtım malzemeleri gibi birbirinden çok farklı alanlarda yepyeni ürünler ortaya çıkmaya başladı bile. Sadece enerji, sanayi, optik ve bilişim sektörlerinde değil, örneğin sağlıkta da devrim yapacak büyük ilerlemeler de sağlanması planlanıyor. Örneğin, kanser gibi pahalı tedaviler gerektiren hastalıkları ve bu hastalıkları iyileştirmek için yapılan fakat insan bünyesini zorlayan kemoterapi ya da ışın tedavileri yerine, doğrudan kanserli hücreleri yok etmeye programlı nanorobotlar vücuda zerkedilip, çok daha ucuz ve yan etkisiz tedavi yöntemleri de oluşturulabilecek.

  Evet, ilk duyduğumuzda bol bol izlediğimiz bilim kurgu filmlerin senaryosu gibi geliyor bu teknoloji. Ama nanoyapıların bir atomun büyüklüğünde olması, o atomun yapısına katılabilmesi, ya da DNA zincirindeki bir katmana ulaşabilmesi gibi özellikleri ile sağlıktan endüstriye her alanda devrim oluşturabilecek gelişmeleri müjdeliyor ve bu bir film senaryosu da değil!

   Ayrıca petrol, kömür gibi fosil yakıtlar nedeniyle gittikçe kirlenen dünyamızda hidrojen ve benzeri atomik yapılarla tepkimeye girebilen nanoyapıların ucuz ve temiz enerji üretmeleri de mümkün olabilecek. Zaten bu yüzyıl içinde Arap yarımadasında bir damla petrol rezervinin kalmayacak olması, hem petrole dayalı ürünlerin hammadde sıkıntısına girmesine hem de daha da maliyetlerinin de yükselmesine neden olacak. Nanoteknoloji üreten endüstriler, bu beklenen gelişmeler nedeniyle, yoğun olarak enerji ve ısıtma teknolojilerine yönelik çalışıyor.

Mikro evrendeki ülkeler

  Nanoteknoloji alanında gelişmelere uzak kalmak bir çok ülke için risk içeriyor ve bu ülkemiz içinde söz konusu. Nanoteknoloji için yapılacak yatırımlar ve tüm üretim sektörlerini bu teknoloji ile tanıştırmak için yapılacak çabalar, ülke geleceğini de yakından ilgilendiriyor. TÜBİTAK´ın ve GYTE (Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü) nün bu konuda yetkin çalışmaları olmasına rağmen, nüfusumuza, ekonomik büyüme ve gelişmişliğimize oranla çok gerilerde kalan nanoteknoloji ile tanışıklığımız, ilerde nanoyapı üreten sektörleri olmayan ve nanoteknolojilerin kullanımında dışarıya bağımlı bir ülkeye dönüşmemize yol açabilir.

   Dünyaya baktığımızda ise, nanoteknoloji konusunda, diğer bir çok bilimsel ve teknolojik yeniliğin de sahibi olan ABD üstünlüğünü elinde tutuyor. Tüm dünyadaki nanoteknoloji ürünü patentlerinin % 65´inin ABD kaynaklı olması bunun bir göstergesi. Ki yaklaşık 1 milyar dolarlık bir bütçeyi nanoteknolojiye ayıran ABD´nin bu alandaki ileri düzeyi daha da dikkat çekici kılıyor. Geri kalan % 35 nanoteknoloji patentlerini ise Japonya ve Çin gibi Uzakdoğu ülkeleri, İsrail, İsviçre (CERN yüksek fizik laboratuarları nedeniyle) ve diğer ülkeler paylaşmakta.

  Bu ülkelerin ortaya çıkardıkları buluş ve patentleri örneklerle de gösterebiliriz. Örneğin İsrailli bilimadamları bir milimetreden daha küçük hacimde, saniyede milyarlarca işlem yapabilen ve sıfıra yakın enerji harcayan bir bilgi işlemci bile oluşturabildiler. Sadece bilişim alanındaki bu örnek bile nanoteknoloji ile yapılabileceklerin bir kanıtı. Ayrıca maddenin yapıtaşlarına yapılan bu müdahalelerle istenilen hammadde edilmekle kalmıyor, o hammadde ile üretilen bir ürünün doğal şartlar ve gelişim sürecine gerek kalmaksızın üretilmesi mümkün olabiliyor bu sayede. (Örneğin madencilik alanında, oluşumu milyonlarca yıl gerektiren sert karbon madenleri -elmas gibi- üretmek çok kısa sürelerde bile mümkün olabilecek)

Türkiye´de nanoteknoloji

  Ülkemizde de öncelikli olarak bu teknolojiyi kamuoyuna ve de özellikle üretici ya da sanayicilere tanıtmak için etkinlikler düzenleniyor konuyla ilgili teknoloji kurumları tarafından. Örneğin bu konuda üretici ve girişimcilere önümüzdeki aralık ayında değişik şehirlerde bir dizi seminer verilecek (www.kobitek.com portalımızda bu seminerlerin içerik ve tarihleri sık sık duyurulacak). Teknolojinin tabana yayılması, üniversitelerle yürütülen ortak Ar-Ge çalışmaları, nanoteknolojinin, yani atomik boyutlardaki imalat teknolojilerinin irili ufaklı tüm imalat sektörüne tanıtılması ve uygulamalara ve üretime geçebilmeleri açılarından büyük faydaları olacak.

    Kısaca nanoteknoloji Türkiye´de henüz ilk adımlarını atabilme durumunda. Buna rağmen bu teknolojinin ülkemizde yaygınlaşması yaşamsal önemde. Nanoteknolojiyi yakalamakta gecikilmesi durumunda üretim sektörlerimizin uzun vadede büyük sıkıntıya girmesi kaçınılmaz olacaktır.

ücretsiz hizmetlerimizden faydalanmak için üye olun
12285 kere okundu

Etiketler: teknoloji

Bu Kategorideki Diğer Yazılar

Yaşam Kalitesi İçin Yönetim Kalitesi
Kurumsal Marka Değeri
İş Dünyasında Riskler
İşyeri Güvenliği Nedir, Nasıl Sağlanır?
Yönetim Tarzları
Kurumsal Yönetişim Endeksi (ARGE Corporate Governance Index)
ERP uygulamalarının başarısızlık nedenleri
KOBİ´ler ve AQAP Belgesi
ERP Projelerinde Değişime Karşı Direnç Üzerine
Başarılı ERP Uygulamaları
Performans Ölçümleme ve Balanced Scorecard (Kurum Karnesi)
Tedarik Zinciri
Hızlı Şirket
Kalite Yönetim Prensipleri
Sosyal Sorumluluk

BİLİŞİM VE TEKNOLOJİ

DIŞ TİCARET

Demir Yumruk; Çin

Demir Yumruk; Çin

1,339,724,852 insan ve insan … Bu insanlar ne yer, içer,neyi talep eder,hangi markalara hayranlar, Batı Dünyasına nasıl bakıyorlar, iş yapışları bizlere göre son derece karmaşıkken, kulaklarını arkadan tutarken, nasıl böyle dev bir demir yumruk ile ihracat şampiyonu oluyorlar.

OFİS VE İNSAN

İş yerinde Mutlu Olmanın Yolları

İş yerinde Mutlu Olmanın Yolları

Araştırmalar iş yerinde mutlu olan çalışanların daha üretken ve kalıcı olduklarını gösteriyor. Ancak, özellikle son yıllarda işverenlerin karşılaştıkları en büyük zorluklardan biri; çalışanların iş yerinde mutlu olmalarını sağlayarak, işten çıkmaların önüne geçmek.

Doğa Dostu Yeşil Binalar

Doğa Dostu Yeşil Binalar

Soluduğumuz havanın, içtiğimiz veya kullandığımız suyun, işlediğimiz toprağın milyarlarca insanın ihtiyacını karşılayabilmesi her geçen yıl güçleşiyor. Çünkü her üçü de sürekli kirleniyor.

İŞ DÜNYASI

Çalışma hayatında Durduk Yere Çıkan Çatışmalar, Çatışma Maliyeti

Çalışma hayatında Durduk Yere Çıkan Çatışmalar, Çatışma Maliyeti

Merhaba sevgili dostlarım, Çalışma hayatınızda daha önce yaşamış olduğunuz, ama büyük - ama küçük, çeşit - çeşit çatışmalar mutlaka vardır. Yoksa ne mutlu size!.. Niye mi? İki açıdan! Ya - işinizi veya sizden istenen işleri çok çok iyi yapıyorsunuz... Ya da - ne suya - ne sabuna dokunuyorsunuz!..

HUKUK / MUHASEBE

Kişisel Verilerin Korunması Hakkındaki Kanun ile Getirilen Yükümlülükler

Kişisel Verilerin Korunması Hakkındaki Kanun ile Getirilen Yükümlülükler

Kişisel verilerin korunması konusu 80’li yıllardan itibaren uluslararası belgelerde yer almaya başlamıştır.

KOBİMOBİL