İş Dünyasında Riskler

Bu yazıyı paylaş

Tweet It! Facebook
Kobitek Takip Servisi
İş Dünyasında Riskler

Şirket yönetim kurulları şirketin karşılaşma potansiyeli olan riskler ve bu riskler için yapılan hazırlıkları da düzenli olarak gündemlerine almalı.

Çünkü şans, hazırlıklı olanlara güler. İş dünyasında karşılaşılabilecek riskleri iki ana bölümde incelemek mümkündür: (i) girdi ve üretim riskleri, ve (ii) pazar riskleri.

Örneğin, tedarikçilerde yaşanabilecek finansal, teknik veya sosyal sorunlar şirket için kritik girdilerden mahrum kalma riski oluşturabilir. Benzer bir şekilde lojistik gibi tedarik zincirinin her hangi bir halkasında oluşacak kesintiler de potansiyel risk alanları arasındadır. Bu nedenle şirketler tek bir tedarikçi ile çalışmak yerine aynı zamanda farklı tedarikçileri denemeyi ve birden çok tediakçi ile çalışmayı tercih ediyorlar. Tedarik zinciri ile ilgili olarak yaşanabilecek riskler arasında sadece her hangi bir halkadaki kesinti değil, aynı zamanda maliyet artışları da önemli riskler oluşturabilir. Örneğin, petrol fiyatlarındaki artış uzak mesaflerden taşınması gereken girdilerin maliyetini aşırı düzeyde arırtarak bazı tedarikçileri ekonomik olmaktan çıkarabilir. Bir deponun yanması ürünlerin piyasaya sunulmasını kısıtlayabilir.
Üretim ile ilgili olarak altyapı sorunları (örneğin elektrik kesintisi) veya bilgi akışındaki sorunlar önemli kesintilere neden olabilir. Kritik personelin sağlık sorunları veya şirketten ayrılması, grevler gibi konular da üretimin aksamasına neden olabilir. Şirketin çevre gibi önemli konulardaki standartlara uymasını engelleyebilecek gelişmelerde üretimin durdurulmasına neden olabilir. Örneğin, Belçika’daki bir üretim tesisindeki sorunlar Coca Cola’nın üretimi durdurmasına neden olmuştu. Kapasite yetersizliği, zamanında yapılmayan bakımlar nedeniyle oluşan ekipman sorunları da üretimin yetersiz kalmasına neden olabilir. Hırsızlık, yolsuzluk gibi riskler de varlıkların zedelenmesine ve üretimin durmasına neden olabilir. Tedarikçilere veya satış kanallarına açılan kredi riskleri belki de bilançoda takip edilebildiği için yönetim kurullarında en çok üzerinde durulan riskler arasındadır. Ancak, diğer riskleri de düzenli olarak değerlendirmek gerekir.

Pazar riskleri arasında müşterilerin konsolidasyonu, yeni teknolojilerin tercih edilmesi, farklı yetkinliklere sahip rakiplerin piyasaya girmesi gibi konular ön plana çıkıyor. Örneğin, büyük perakende zincirlerinin oluşması, tüketim malları üreticilerini zor durumda bırakabiliyor; televizyon teknolojisindeki gelişmeler, tüplü televizyon üreticilerini işsiz bırakabiliyor; büyük sermayeye sahip uluslararası bankaların piyasaya girmeleri yerel bankaların rekabet gücünü zayıflatabiliyor.
Bunun yanısıra marka değerine zarar verebilecek her hangi bir gelişme de önemli bir risk alanı oluşturuyor. Örneğin, obezitenin ABD’de önemli bir trend olarak ortaya çıkması Mc Donalds firmasının marka değerini zedeleyebiliyor. Ancak, menülerde sağlıklı yiyeceklere verilen ağırlığın artırılması gibi önlemler bu sorunun aşılabilmesini sağlıyor. Devletin düzenleyici mekanizmalar çerçevesinde aldığı kararlar da önemli risk alanları arasında yer alabiliyor. Örneğin, gaz ile çalışan özel sektör elektrik santrallerinin artan girdi maliyetlerini nihai fiyata yansıtamamaları onları zor durumda bırakabiliyor. Kurşunsuz benzinin yasaklanması belli katkı maddesi üreticilerini işsiz bırakabiliyor.

Ekonomik durgunluk, finans piyasasındaki krizler gibi konuların şirketleri ne kadar etkiliyebildiğini belki de en yakından öğrenen piyasalardan birisi Türk piyasaları oldu. Kur riski, faiz riski gibi konulardaki duyarlılığımız çok arttı.
Özetle, şirketlerin karşılaşabileceği birçok risk kategorisi var. Bunlardan bilançoda takip edilebilen krediler, alacaklar, açık pozisyon gibi konularda genellikle yönetim kurulları çok duyarlı oluyor. Ancak, bilançoya gerçekleştikten sonra yansıyabilecek birçok diğer riskin de düzenli olarak değerlendirilebilmesi için yönetim kurulu gündemlerinde öncelikli olarak yer almaları ve senaryo analizi, simülasyon gibi tekniklerle detaylı olarak değerlendirilmeleri unutulmamalıdır.


Kaynak: ARGE Danışmanlık A.Ş.
www.arge.com

ücretsiz hizmetlerimizden faydalanmak için üye olun
11305 kere okundu

Etiketler: risk yönetimi

Bu Kategorideki Diğer Yazılar

Toplam Kalite Yönetimi ve ISO 9000 Kalite Yönetim sistemi arasındaki farklar nedir?
Kapasite kullanım oranının şirketlere etkisi
Kurumsal Yönetim
Aile Şirketlerinde Kuşak Değişimi
Ne Kadar Hataya Tahammülünüz Var?
EFQM Mükemmellik Modeli ve Balanced Scorecard (Kurum Karnesi)
Performans Ölçümleme ve Balanced Scorecard (Kurum Karnesi)
İş Dünyasında Riskler
Strateji Planlanır mı?
İnsan Kaynakları Yönetimi
Başarılı ERP Uygulamaları
Çözüm Ortakları
ERP bir şirketin iş performansını nasıl arttırır?
Pazarlama Temel Kavramları -1
Tübider RoHS (Kurşunsuz Üretim) Testleri Sonuç Raporu

DIŞ TİCARET

Hangi 3 Harf? Teslim Şekli anlamında kullanılan Incoterms kısaltmaları

Hangi 3 Harf? Teslim Şekli anlamında kullanılan Incoterms kısaltmaları

Dış ticaret işlemi yapan, ister ihracat olsun, ister ithalat olsun; bu 3 harfleri patronundan, işi yapan uzmanına kadar; Satınalma, İhracat, İthalat, Gümrük gibi birimlerinde çalışan herkesin eksiksiz bilmesinde çok fayda vardır: “Teslim şekli” anlamında kullanılan “Incoterms” kısaltmaları.

OFİS VE İNSAN

Ergonomik Kullanım: Klavye ve Mouse

Ergonomik Kullanım: Klavye ve Mouse

Bilgisayar başında geçirdiğimiz zamanlar gün geçtikçe artıyor. Evde ya da ofiste çalışma sürelerimizin büyük bir kısmını (Bazı işlerde neredeyse tamamını) bilgisayar karşısında ve masa başında geçiriyoruz.

Teknolojik değişim ve yeni ofis düzeni

Teknolojik değişim ve yeni ofis düzeni

Teknolojik değişim ve gelişimin, iş yaşamının mekansal (ve yaşamsal) alanı olan ofis düzeni ve ortamını yenilediğinden bahsetmiştik. Bu yenilenme, iş ortamının daha işlevsel kullanımını ve insana uyumunu (ergonomi) ön plana çıkarmıştır.

İŞ DÜNYASI

Fazladan 40 Bin TL Aklımıza Ev Almayı Getiriyor

Fazladan 40 Bin TL Aklımıza Ev Almayı Getiriyor

MasterIndex araştırması, son dönemde Türk Halkı’nın eline geçen fazla parayı nasıl değerlendireceğini ortaya koydu

HUKUK / MUHASEBE

Şirket Ana Sözleşmelerinin Türk Ticaret Kanunu’na Uyumlu Hale Getirilmesi

Şirket Ana Sözleşmelerinin Türk Ticaret Kanunu’na Uyumlu Hale Getirilmesi

2012 yılı Temmuz ayında (yeni) Türk Ticaret Kanunu’nun (“Kanun”) yürürlüğe girmesi ile birlikte şirketlerde bir telaş başladı. Herkes kanunun getirdiği yeni yükümlülükleri ve bunları hangi süre içinde yerine getirmekle yükümlü olduğunu tartışır, avukatlarına ve mali müşavirlerine danışır oldu.

KOBİMOBİL

Krizde Satış Geliştirme

Faruk Şener ile Ekonomik Kriz Yönetimi