İş Dünyasında Zor İnsanlar ve Zor Şirketler

Bu yazıyı paylaş

Tweet It! Facebook
Kobitek Takip Servisi
İş Dünyasında Zor İnsanlar ve Zor Şirketler

Çalışma hayatınızda arkadaşlarınızla ilgili kişisel bir problem yaşamadan, şirketinizden de çalışmalarınızın ve beklentilerinizin karşılığını alabiliyorsanız, çok şanslısınız demektir. Sakın ola ki, bir yere kımıldamayın ve de aynı şekilde yaşantınıza devam edin!..

Sayıları parmakla gösterilecek kadar az olduğu bilinen bu tür çalışma arkadaşlıklarını ve şirketleri bir tarafa bırakıp, yazının başlığındaki konumuza dönersek (ki başlık, size de ilginç geldiği için bu makalede birlikte olduğumuzu tahmin ediyorum.), "Zor İnsanlar ve Zor Şirketler" var olduğu sürece, onlara karşı bilgili ve tedbirli olmanın yaraları, yadsınamaz...

Özellikle sizin şirketinizde olmasa bile, iş hayatınızda olumsuz insan tiplemeleri mutlaka dikkatinizi çekmiştir. Genellikle iletişim kurmakta zorluk çeken ve benzer noktaları - hırs, inat, kompleks ve kapris v.s. yapmak şeklinde olan, ve de "Zor İnsanlar" olarak adlandırılan bu özel arkadaşlarımızla ilgili, niteliklerine göre internette bir araştırma yaptığınızda konunun uzmanı doktor ve psikologlar tarafından saptanan, bu kişilerle ilgili ilginç sıfatların, çok değişik isimlerle karşımıza çıktığını görmekteyiz. Şimdi isterseniz; aşağıdaki sıfatların tarafımdan uydurulduğunu belirterek, bu tiplemelere biraz daha yakından bakalım.

Egonomanlar

Genellikle hiç tatmin olmayan ego problemleri sayesinde, toplum içinde narsist olarak da adlandırılan "Egonomani" müptelaları, hemen hemen her ortamda bulunur.

Aslında, tüm insanlar beğenilmek ve takdir edilmek ister. Ancak, Egonomanlarda bu özellik tavan yapar ve hep orada kalır. Sloganları "Önce can - Sonra canan"dır. Abartılmış bir kibirleri vardır ve dikkat çekmeye bayılırlar. Tehlikelidirler, çünkü empatiden yoksundurlar ve empati yapmayı da hiç akıllarına getirmezler. Cümlelerinin neredeyse tamamı "Ben" diye başlar. Birlikte çalıştıkları kişileri göstermelik olarak onurlandırmak adına "Biz" diye başladıkları cümleleri bile, "Ben" diyerek bitirirler. Bilgileri olmasa da, her konuda fikirleri olmazsa olmaz. Bulundukları kalabalık ortamlarda sürekli onlar konuşur. Söylediklerini tekrarlamaktan, aynı şeyleri farklı farklı biçimlerde kendilerini de inandırarak, ifade etmekten asla sıkılmazlar.

Denetleme Baronları

Özellikle bu tür kişiler, bir takıntı halinde etraflarını kontrol etmeye ve nasıl olmaları ile neler hissetmeleri gerektiği konusunu, insanlara dikte ettirmeye bayılırlar. Her şey hakkında, kendilerine göre doğru (zaten, aksi mümkün değil...) mutlaka bir fikirleri vardır. Eğer davranışlarınız onların engin düşüncelerine uygun değilse, duygularınızı ve içinde bulunduğunuz durumları geçersiz kılarak sizi kontrol etmeye çalışırlar. Çoğu zaman "Aslında senin neye ihtiyacın var, biliyor musun?" diye cümleye başlarlar. Sonunda; kendinizi, ezilmiş ve değersizleştirilmiş hissedersiniz. Netice de moraliniz bozulur ve bitap düşersiniz.

Dramacılar

Bu tipler de genellikle "Zavallı Ben" tavrıyla sinirlerinizi harap ederler. Özel hayat ve iş çevrelerindeki insanlar, her zaman onların karşısındadır ve bu da mutsuzluklarının ana sebebidir. Sorunlarına bir çözüm önerdiğinizde de, her zaman lafı "Evet. Ama," diye ağzınıza tıkarlar. Bir arkadaş olarak yardım etmek isteyebilirsiniz, ama hüzün dolu öyküleri sizi yorar...

Hepimizin etrafında bulunabilecek ve yukarıda bahsettiğim özel niteliklere ilave olarak kendi özel araştırmalarınızla yeni kategorilerde ekleyebileceğiniz bu sevimli :-) insanlarla baş etmek için, aşağıdaki yöntemleri yararlı olabilir diye sizlerle paylaşmak istiyorum.

Egonomanlara karşı beklentilerinizi gerçekçi tutun. Bu tür insanlar duygusal anlamda kısıtlı insanlardır. Böyle kişilerle çok yakınlık kurmamaya çalışın. Hiç bir zaman sizin insani değeriniz onlara bağlıymış gibi düşünmeyin ve onlarla çok gizli sırlarınızı paylaşmayın. Onlarla birlikte olmak ve onlara katlanmak zorundaysanız, sorunlarını kendi sorununuz haline getirmeyin.

Denetleme Baronlarına karşı başarının sırrı, onlara hiç bulaşmamak ve onları kontrol etmeye çalışmamaktır. Sağlıklı bir şekilde ilişkilerinize ve çalışmalarınıza devam ederken... onlara ne yapmanız gerektiğini sormayın. Ama, onlar her şey’den haberdardırlar ve gelir size bulaşırlar. Onlara "Önerilerine değer veriyorum ama, bunu gerçekten benim kendi kendime halletmem gerekiyor." deyin. (Bu noktada Hadormen & Hadorwomen Yönetimi çok işinize yarayacaktır.)

Dramacılara karşı da; konu olumsuz bir yöne doğru gidiyorsa, hemen inisiyatifi ele alın ve konuyu değiştirin. Sorunları değil çözümleri konuşmaya çalışın. Hala aynı şekilde sızlanmaya devam edipte sizi sinir ediyorlarsa onları geride bırakın. Hayatta bazen, işimize yaramayan şeylerden uzaklaşmak ve kurtulmak gerekebilir.

Eğer zorunlu değilse bu can sıkıcı kifayetsiz muhterislerle fazla muhatap olmamak en iyisidir, ama eğer ilişki kaçınılmazsa, bu yöntemleri denemekte fayda var diye düşünüyorum.

İlişkilerinizi geliştirmek ve sosyal motivasyonunuzu yükseltmek için, hayatınızda kimlerin sizi negatif etkilediği ve kimlerin de sizi pozitif etkilediği konusunda bir araştırma yapmanızı hatta bir çetele veya karne tutmanızı önermekteyim. Yaşam kalitenizi ve hayat standartı'nızı arttırmak için size iyi gelen insanlarla daha çok vakit geçirin ve sizi olumsuz duygularla baş başa bırakan kişilere karşı, sağlıklı sınırlar koyun. Faydasını göreceksiniz!..

Etrafınızdaki insanları bu kategorileri dikkate alarak incelediğinizde "bazı normal ve standart kişiler dışında, özellikle egolarıyla başı dertte olan, ancak bunun pek farkında olmayan bir çok kişi ile karşılaşacağınızı söyleyebilirim" diyecektim ama, daha sözüm bitmeden sizin hemen çevrenizdeki insanları, gerekli yerlere yerleştirdiğinizi hissediyorum. Yanılıyor muyum? ;-)

Şimdi de isterseniz bir de "Zor Şirketler"e bir bakalım...

Zor Şirketler de; genellikle kurum kültürü oluşmamış, organizasyon şeması ve görev tanımları netleşmemiş, problemlerin kişilere bağlı olarak patronların veya yöneticilerin ruhsal dengesi ile çözülmeye çalışıldığı, çalışanlarının aidiyet duymakta güçlük çektiği, küçük - orta (Kobi) ve büyük :-) boy işletmelerdir.

Bu tür şirketlerde genellikle görev ve yetki karmaşası yaşanır. Çalışanlar arasında gereksiz bir rekabet ve çıkar çatışması, göze çarpar. Yönetim ve pazarlama stratejileriyle ilgili "Geri Bildirimler ve Yeni Hedefler" açısından, düzenli toplantılar yapılmaz. Yerlerini koruma çabasındaki üst düzey yöneticiler tarafından, çalışanlardan sadece söyleneni yapması istenir. Raporlama ve istatistikler göstermelik yapılır. Kurumsal eğitimler onlar için önemsizdir. İnsan kaynakları ve performans yönetimi ile pek alakaları yoktur. Aileden değilseniz, kariyer yapma imkanı da bulamazsınız. Sosyal yaşamdaki aktiflik ve personel arasındaki iş dışı beraber zaman geçirme (Eğlence v.s.) bu tür şirketleri çok rahatsız eder.

Eğer bu tür bir şirkette çalışıyorsanız ve çalışmaya da devam etmek zorunda iseniz, Frank Adoranti’nin şu önerileri de aklınızda bulunsun... (Valla ben söylemiyorum. O söylüyor :-)

İnsan Kaynaklarındaki gelişmeleri görmezden gelerek, sadece satışa, kısacası sayısal verilere odaklanan bu tür şirketlerde, en gözde elemanlardan biri olmak için mümkün olduğu kadar; mesai saatlerini aksatmayın, yorgun ve meşgul gözükün, ofiste elinizde dosyalarla dolaşın, masanız derli toplu olmasın, işleri hemen bitirmeyin, eve giderken de elinizde bir - iki dosya bulunsun, garip saatlerde e-posta gönderin, çok fazla göze batmayın ve ağzınızı kapalı tutun, yağ yapma sanatını iyi öğrenin (Özellikle Egonoman yöneticilere karşı...), müşterilerle ahbap olmaya çalışın ve kendinizi sağlama alın, Adoranti'nin tavsiyeleri bu şekilde sürüp gidiyor...

Her ne kadar "Yiğitler zoru sever." deseler de ;-), gönlümüz hiç bir zaman, zor insanlarla ve zor şirketlerde çalışmak istemiyor. Ancak onlar da iş hayatının bir gerçeği.

Zor insanlarla - güzel bir şirkette çalışmak ile güzel insanlarla - zor bir şirkete çalışmak da bir nebze olsun su götürür ama, en büyük dileğim... gönlünüze göre, size yakışan çok güzel bir şirkette çalışmanız. Hatta, önünüz kasten kesilmeden kariyer yapmanız ve ekibinize önderlik ederek üst düzey yönetim kadrolarında yer almanız. Hatta hatta o şirketin ortakları arasına katılmanız!..

Ayrıca ilginizi çektiyse...

"Egonomani (Tatminsiz Ego Problemi)" CEO ve Üst Düzey Yönetici Adayları ve "Hadormen ve Hadorwomen Yönetimi" (X & Y Kuşağı Çatışmasına Yönelik) makalelerime bakınız.

ücretsiz hizmetlerimizden faydalanmak için üye olun
4288 kere okundu

Etiketler: zor yönetici kurumsal insan ego

Ali Rıza Değer

1955 İstanbul doğumlu, evli ve 1 çocuk babasıdır. Öğrenimini Kabataş Lisesi'nden sonra İ.T.İ.A. Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Marmara Üniversitesi - Maliye Bölümleri’nde sürdürdü. 

Çalışma hayatına 1973 yılında pazarlama ve halkla İlişkiler sektörlerinden başlayıp, 1977 den 2003 yılına kadar, kendi şirketlerinde devam etti. (Ajans Ardaş Reklamcılık Limited.) 

Bu alanlarda yaklaşık 30 yıl; T.İş Bankası, Paşabahçe, Aygaz, İzocam, Lombardini, Honda, Rowenta, JVC, KİP, IBM, Pimaş, Sandoz, Kaleterasit, Kalebodur, Kalekim, Kaledekor, Kalevit, Çanakkale Seramik v.s. gibi birçok şirkete, özellikle Türkiye'nin her yerinde, KKTC de ve Almanya'da, reklamcılık ve halkla ilişkiler başta olmak üzere, çeşitli hizmetler verdikten sonra, kendi isteği ile emekli oldu. 

Yurtiçinde ve yurtdışında katıldığı eğitim çalışmaları...

ISO 9001 14001 Toplam Kalite Yönetimi, Permission Marketing, Inovasyon, Motivasyon, Performans, Network Marketing, Satış ve Pazarlama Eğitimleri ile birlikte...  KKTC Girne Amerikan Üniversitesi / 118 - Y Lions Akademisi Başkanlığı ve Chicago, Indianapolis, Newyork / Uluslararası Lions Kulüpleri Birliği Genel Yönetmenlik ve "Stratejik Liderlik Eğitimi" sonrasında ilaç, otomotiv ve kozmetik gibi sektörlerde Koordinatörlükler yaparak, Sivil Toplum Kuruluşlarında görevler aldı.

1980 den itibaren üyesi olduğu STK'lar ve aldığı görevler…

  • Marmara Yelken Kulübü. Yönetim Kurulu Üyeliği (2011)
  • Sporturist Su Sporları A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeliği (2009)
  • Caddebostan Balıkadamlar Kulübü. Üyeliği (2004)
  • Feneryolu Tenis Kulübü. As Başkanlığı ve Baş Hakemliği (1999)
  • Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü. Üyeliği (2005)
  • Veteran Tenisciler Birliği. Üyeliği (2006)
  • Beşiktaş JK Genel Kurul Üyeliği (1986)
  • Trafik Mağdurları Dayanışma Derneği. Onursal Üyeliği
  • Türk Lions Beceri Kazandırma Vakfı. Başkan Yardımcılığı (1992) *Ethemefendi Lions Kulübü. Onursal Üyeliği
  • Sahrayıcedit Lions Kulübü. Onursal Üyeliği
  • Erenkoy Lions Kulübü. Başkanlığı (1992 - 1993)
  • Lions Akademisi. Başkanlığı (1994 - 1995)
  • Uluslararası Lions 118.Y Yönetim Çevresi. Genel Yönetmenliği *Liay.Lions İstanbul Anadolu Yakası Sosyal Hizmet Vakfı. Başk.
  • Uluslararası Lions 118.Y Federasyonu. Onur Kurulu Başkanlığı
  • Uluslararası Lions Türkiye Konfederasyonu. Konsey Üyeliği
  • Yılbak + Sporturist + Day Grup - ArGe & ArdAkademi Başkanlığı

Halen; ilaç, aşı, kozmetik, gıda, temizlik ve tanıtım sektörlerinde ki 3 şirketler grubunda; danışmanlık, eğitmenlik, koordinatörlük ve yönetim kurulu üyelikleri görevleriyle birlikte... 
Sosyal Sorumluluk Projeleri, BM Küresel İlkeler Sözleşmesi & Kurumsal Sosyal Sorumluluk & Sürdürülebilirlik gibi konularda “Proje Başkanı” olarak çalışmalarına devam etmektedir.  

ar.deger@yilbak.com
www.yilbak.com

yazarın diğer yazıları için tıklayın

Bu Kategorideki Diğer Yazılar

Kültürlü ve Uzun Ömürlü Şirketler Gerekli
İş Fikri Nasıl Bulunur? -1
KOBİ Nedir?
E-lojistik Nedir? E-lojistikçi Kime Denir?
Güvenin ama kontrol edin!
Online Strateji Oyunu - Yüksek Lisans MBA
Ayna ayna kurumsal KOBİ kimliğimi söyle bana
İçgirişimcilik: İnovasyonun Kalbi
İş Dünyasında Zor İnsanlar ve Zor Şirketler
KOBI'ler için Etkili Reklamın A'sı Z'si
Outsourcing (Dış kaynak kullanımı)
Riskler ve Fırsatların Işığında Verginin Püf Noktaları
Taktik, Strateji ve Karar Almada Kurmay Kadronun Yetiştirilmesi
Kobi Kurumsal Kimlik Çalışmaları İçin “ Brif “ Ve Brifin Kullanılması
Turistin vazgeçmediği ülke Türkiye, oda-konaklama gelirlerinde sinyal veriyor

BİLİŞİM VE TEKNOLOJİ

DIŞ TİCARET

Nasıl ihracat yapabiliriz ?

Nasıl ihracat yapabiliriz ?

6.1.1996 tarih ve 22515 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan İhracat Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin (e) bendine göre, ihraç edeceği mala göre ilgili ihracatçı birliğine üye olan, gerçek usulde vergiye tabi (tek vergi numarası sahibi) gerçek ve tüzel kişi tacirler, esnaf ve sanatkar odalarına kayıtlı olup üretim faaliyetiyle iştigal eden esnaf ve sanatkarlar ile joint-venture ve konsorsiyumlar ihracatçı olarak tanımlanmıştır.

OFİS VE İNSAN

Hedef Belirleme ve Hedeflerinizi Hayata Geçirmenin 8 Adımı

Hedef Belirleme ve Hedeflerinizi Hayata Geçirmenin 8 Adımı

Hedef Belirleme ve Hedeflerinizi Hayata Geçirmenin 8 Adımı

Vakit Nakit midir? Vaktin Önemi Nedir?

Vakit Nakit midir? Vaktin Önemi Nedir?

Vakit nakittir derler. Oysaki vakit nakitten daha fazla bir değere ve öneme sahiptir. Nakit denilen şey, elde tutulabilen, saklanabilen, depolanabilen ve elden ele dolaşabilen bir nesne.

İŞ DÜNYASI

Kültürlü ve Uzun Ömürlü Şirketler Gerekli

Kültürlü ve Uzun Ömürlü Şirketler Gerekli

Günümüz iş dünyasında, birçok zorlu koşula rağmen ticari hayatını başarıyla devam ettiren birçok şirket mevcuttur.

HUKUK / MUHASEBE

E-Fatura Nedir?

E-Fatura Nedir?

Belli ciroların üzerindeki, ya da belirlenen sektörlerdeki firmalar faturalarını elektronik ortamda düzenlemek ve kabul etmek zorundadır

KOBİMOBİL

Krizde Satış Geliştirme

Faruk Şener ile Ekonomik Kriz Yönetimi

Tufan KARACA ile YÖNETİM VİZYONU

Tufan Karaca

ARKAM YOK MARKAM VAR

tümü

PATRONA TAVSİYELER

Bayi Prim Sistemi

Bayi Prim Sistemi

Bayilere prim vermek satış yönetiminin en önemli kararlarından biridir. Prim nasıl verilecek, ne kadar verilecek, nasıl ödenecek, ne zaman ödenecek gibi sorular bu kararın içinde cevaplanmalıdır. Bayi priminde amaç bayiyi teşvik etmektir. Bu amacın gerçekleşmesi için prim sistemi iyi tasarlanmalıdır.